![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,660
| Mübârek sözcüğü "bârake"nin ism-i mef'ulü olup, hayır ve bereket verilmiş demektir. Bir terim olarak Cenab-ı Hakk'ın başka gecelerden üstün kıldığı geceleri ifade eder. İslam dininde ibadetler kamerî aylara göre emredilmiştir. Kamerî takvime göre günün, önce gecesi, sonra gündüzü gelir. Mesela cuma gecesi dendiği zaman perşembeyi cumaya bağlayan gece kastedilir. Allah Teâlâ bu geceleri, diğer gecelerden daha faziletli (üstün) yaratmış ve bu gecelerde yapılan ibadetlere daha çok mükâfat vermiştir. Aynı zamanda önemli bazı işleri de bu gecelerde yaratır. Bunun için bu gecelere mübarek geceler denir. Mübârek geceler yedi tane olup şunlardır: 1) Cuma gecesi:Her hafta perşembeyi cumaya bağlayan gecedir. 2) Ramazan bayramı gecesi:Bu, Ramazanın son gününü, ramazan bayramına bağlayan gecedir. 3) Kurban bayramı gecesi: Zilhicce ayının 10. gecesidir. Yukarıdaki üç geceye ait her hangi bir ibadet yoktur. Ancak bu gecelerde yapılan ibadet, dua ve iyilikler Allah Teâlâ tarafından, fazlası ile mükâfatlandırılır. Bu gecelerde yapılan dua hakkında Rasûlûllah (s.a.s) şöyle buyurur: "Beş gece vardır ki, o gecelerde yapılan dualar geri çevrilmez: 1- Receb'in ilk cuma gecesi (Regâib gecesi) 2- Şabanın onbeşinci gecesi (Beraat gecesi) 3- Cuma gecesi 4- Ramazan bayramı gecesi 5- Kurban bayramı gecesi ". 4) Kadir gecesi: Ramazan ayının 27. gecesidir. Fakat başka gecelerde olduğu da rivayet edilmiştir. Bu konuda Râsulullah (s.a.s)'den bir kaç hadis rivayet edilmiştir. Bunların birinde şöyle buyurur. "Kadir,gecesini Ramazan'ın son on gününün tek sayılı (21, 23, 25, 27; 29) gecelerinde arayınız" (en-Nevevi, Riyâzü's-Salihin, II, H. No: 1197). Ancak İslâm alimlerince kuvvetli ihtimal 27. gecesidir. Şanı Yüce ve kadri büyük olduğu için bu geceye "Kadir gecesi" denmiştir. Bu konuda Kadir Suresi'nde Allah Teâlâ şöyle buyurur: "Şüphesiz Biz, Kur'an-ı, Kadir gecesi indirdik. Sen o Kadir gecesinin ne olduğunu bildin mi? Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır. O gece melekler ve ruh (Cebrail) Rablerinin izni ile, bütün emirlerle inerler. O gece, şafak atıncaya kadar emniyetli ve selametli bir gecedir" (el-Kadr, 97/1-5). Bu sûreye göre Kadir gecesinin bir kaç üstün özellikleri vardır: a) Kur'an-ı Kerim Ramazan ayında bu geceden itibaren inmeye başlamış ve yirmiiki yıl sürmüştür. b) Kadir; takdir anlamındadır. Yani bu gece, Allah'ın, ezelde takdir ettiği kaderi uygulamak için meleklere emir verdiği gecedir. Bunun için melekler bu gecede yer yüzüne iner. c) Kadir gecesi içinde o kadar büyük iyilik ve hayır vardır ki bu hayır insanlık tarihinde bin yılda yapılmamıştır. İşte Kadir gecesi bunun için bin yıldan daha hayırlıdır. Kadir gecesinin ihyasına gelince: Bu geceyi varsa kaza namazlarını kılarak, ibadet ve dua ile ihya etmeye çalışmalı. Çünkü Rasûlûllah (s.a.s) "Kadir gecesini iman ederek ve mükafatını umarak ibadetle geçirenin geçmiş günahları affolur" buyurur. Rasûlullah (s.a.s) bu gece de şu duayı okumayı tavsiye buyurmuştur. "Yarabbî, şüphesiz sen affedicisin ve affı seversin; beni de affet " (Riyazü's-Salihin, H. No: 1194). 5) Regâib gecesi: (gecesi)- Şaban ayının onbeşinci gecesidir. Aslı "Berâet''tir. Regâib, regibe kelimesinin çoğulu olup, sözlükte; itibar edilen şey ve bol ihsan demektir. Bu gece de Rasulû Ekrem (s.a.s)'in, Allah Teâlâ tarafından manevi iyiliklere ve ihsanlara nail olduğu için, buna şükrane olarak oniki rekat nafile namaz kıldığı rivayet olunmaktadır. Ancak bu namaz hakkındaki rivayet kuvvetli değildir. Nafile olduğu için kılınsa sevabı bol, kılınmazsa günahı yoktur. Ancak bu gecelerde kılınan bütün nafileler ferdî kılınır. Önemli olan bu geceyi ibadetle, dua ve niyazla ihya etmektir (bk. "Regâib" mad.). 6) Beraat kandili (gecesi)- Şaban ayının onbeşinci gecesidir. Aslı "Berâet''tir. Beraat sözlükte; bir zorluktan kurtarmak ve beri olmak demektir. Allah Teâlâ bu gece af kapılarını açar; bu gecede mü'minler affa uğrarlar ve günahlarından tevbe ettikleri taktirde temizlenirler. Bu gecede, bir yıl içinde olacak bütün işler hükme bağlanıp, ifası için Cenab-ı Hak tarafından meleklere verilir. Bu geceye has bir ibadet yoktur. Gecesini ibadet ve dua ile, gündüzünü oruçlu geçirmek güzeldir. Kur'an-ı Kerim'de Beraat gecesiyle ilgili görülen âyetler şunlardır: "(Helâl, haram ve diğer hükümleri) açıkça bildiren bu Kitab'a yemin ederim ki, şüphesiz, biz onu mübârek bir gecede indirdik. Gerçekten biz. sonuçta karşılaşılacak tehlikeleri haber vericileriz. O (öyle bir gecedir ki) her hikmetli iş, nezdimizden sadır olan bir emir ile o zaman ayrılır" (ed-Duhân, 44/2-6). Alimlerin çoğunluğu bunun "Kadir" gecesi İkrime ile bir grup bilgin de "Beraat" gecesi olduğunu söylemişlerdir. Çoğunluk şu delillere dayanmıştır: Cenab-ı Hak, Kadir sûresinde, Kur'an'ı Kadir gecesinde, bu âyette ise mübârek bir gecede indirdiğini beyan etmiştir. Eğer bu iki geceden kastedilen tek bir gece olmasaydı, çelişki doğardı. Allah Teâlâ, içinde Kur'an indirilen ayın Ramazan ayı olduğunu başka bir âyette de bildirmiştir (el-Bakara, 2/185). Buna göre mübarek gecenin Şaban gecelerinden değil, ramazanın gecelerinden biri olması gerekir. Cenab-ı Hak, mübarek geceyi; "Onda her hikmetli iş ayrılır" diye nitelemiş, Kadir gecesi hakkında da; "Melekler ve Ruh'un bir emirden dolayı, Rablerinin izniyle. inmekte olduklarını" bildirmiştir (bk. el-Kadr, 97/4). Bu "emir", o yıldan gelecek yıla kadar olan amel, rızık, hayat, ölüm gibi Allah'ın kazasıdır. İbn Abbas (r.anh) şöyle der: "Cenab-ı Hakk'ın bütün kazaları Şa'ban'ın yarı gecesinde görevli meleklere teslim edilir". Bazılarına göre, Beraat gecesinde, emirlerin Levh-ı Mahfuzdan alınmasına başlanır. Bu gecede gelecek yıla rastlayan aynı geceye kadar olan olaylar takdir edilir ve bu "kadir" gecesi bitirilir. Rızıklara ait olan takdirler Mikâil (â.s)'a; savaş; zelzele, yıldırım ve musîbetlere ait olanlar da Azrail (a.s)'a bildirilir. Diğer yandan, Beraat gecesine ait beş haslet şunlardır: 1) Her önemli iş bu gecede ayırdedilir. 2) O gecedeki ibadetin fazileti büyüktür. 3) İlâhi rahmet yayılır. 4) Mağfiret gecesidir. 5) O gece, Rasûlüllah (s.a.s)'a şefaat hakkının tamamı verilmiştir. Çünkü, Hz. Muhammed (s.a.s), Şaban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat istemiş, bu şefaatin üçte biri verilmiş, ondördüncü gecesi yine istemiş, üçte biri daha verilmiş, onbeşinci gece yine talep etmiş, bu gece şefaatın tamamı ihsan edilmiştir. Bu şefaatten mahrum olanlar, devenin ürküp kaçtığı gibi Allah'tan kaçanlardır (bk. er-Râzî ve Ebussuud Efendi Tefsirleri, ed-Duhân Sûresi 3. ve 4. âyetlerin tefsiri; Hasan Basri Çantay, Kur'ân-ı Hakim ve Meâl-i Kerim, İstanbul 1959, III, 904, 905). Beraat gecesi hakkında Allah elçisi şöyle buyurmuştur: "Şaban ayının onbeşinci gecesi olduğu zaman, gecesinde ibadete kalkın. Ve o gecenin gündüzünü (I5. günü) oruç tutunuz. Çünkü o gece güneş batınca Allah Teâlâ (Keyfiyeti bizce meçhul bir halde) dünyaya en yakın göğe inerek (o andan) fecir oluncaya kadar: Benden mağfiret dileyen yok mu, onu mağfiret edeyim. Benden rızık isteyen yok mu, onu rızıklandırayım. (Bir bela ile) mübtela olan yok mu, ona kurtuluş vereyim. Şöyle olan yokmu? Böyle olan yok mu? Buyurur (İbn Mâce, H. no: 1388). Diğer bir hadiste de şöyle buyuruyor: "Şüphesiz Allah Teâlâ Şaban ayının onbeşinci gecesi dünyaya en yakın olan semaya (keyfiyyeti bizce meçhul bir şekilde) iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısından daha çok günahları (veya günah sahiplerini) bağışlar" (İbn Mâce, H. no: 1389). 7) Mirac gecesi: Recep ayının 27'nci gecesine rastlayan geceye "Mirac gecesi" denir. Mirac mucizesi, hicretten bir buçuk yıl önce, 621 M. yılı başlarında vuku bulmuştur. Bu gecede Hz. Muhammed (s.a.s), Mekke'den Kudüs'e oradan semalara yükseltilerek, melekût âlemini seyretmiş ve Cenab-ı Hak ile aracısız mükâlemede bulunmuştur. Kur'an-ı Kerim'de mirac olayına şu şekilde kısaca yer verilir: "Kulu (Muhammed'i) gecenin az bir bölümünde kendisine bir kısım âyetlerimizi göstermek için, Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya götüren Allah bütün noksanlıklardan münezzehtir. İşiten ve gören O'dur" (el-İsrâ, 17/1). Hz. Muhammed'in, gecenin az bir bölümünde Mescid-i Haram'dan, Mescid-i Aksa'ya kadar olan yolculuğuna "İsrâ", Mescid-i Aksâ'dan göklere yükselip, madde âlemini aşmasına da "mirac" denir. İsrâ; gece yolculuğu yapmak, demektir. Mirac gecesinin önemi, o gecede Cenab-ı Hak'tan getirilen emir, yasak ve haberlerin öneminden gelmektedir. Mirac gecesi getirilen esasları birkaç maddede toplayabiliriz: 1) İslâm'ı saran tehlike çemberinin, etkisini kaybettiği haber veriliyor. 2) Daha önceki dinlerin yürürlükten kaldırıldığı ilân ediliyor. 3) Hz. Muhammed'in ilâhi gücün tecelli ettiği Sidretü'l-Müntehâ'ya yükselmesi, beşer ilminin sürekli ilerleyeceğine delâlet ediyor. 4) İnsanla Rabbı arasında en önemli iletişim aracı olan beş vakit namaz bu gecede farz kılınmıştır. 5) el-Bakara Suresinin son iki âyeti İslâm ümmetine hediye olarak gelmiştir. "Amenerrasûlü" diye başlayan bu âyetlerde önemli akide konuları yanında, son âyette özlü duâ örnekleri verilmektedir. 6) Allah'a ortak koşmayan mü'minlerin bağışlanacağı müjdesi veriliyor. İşte bu kadar önemli hükümlerin bir arada bildirildiği Mirac gecesi, önemini bunlardan almaktadır. Mirac gecesinde on iki rek'at nâfile namaz kılınması müstahsen görülmüştür. Bu namazın her rekatında Fâtiha ile başka bir sûre okuyarak, iki rekatta bir selâm vermeli, sonra yüz defa "Sübhânellahi ve'l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illâllahü vallahû ekber" demeli, daha sonra yüz defa istiğfar ederek, yüz defa da salâtü selâm okumalıdır. Gündüzün de oruçlu bulunulmalıdır. Böyle bir gecede yapılacak duanın Cenab-ı Hak tarafından geri çevrilmeyeceği umulur. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| [font=Comic Sans Ms] [size=11pt][b] Mübarek Günler ve Geceler Sevgili Peygamberimizin (s.a.), vazifesini yerine getirmek için gerekli bulunan hürriyeti elde edeceği Medine (daha önceki adı Yesrib) şehrine hicretinden (göçmesinden) günümüze kadar1422 yıl geçti, 1-Muharrem'de 1423. yıla girmiş olduk. Muharrem ayının dinî ve tarihî yönlerden özellikleri var, bu sebeple oruçlar tutuluyor, anma toplantıları ve başkaca merasimler yapılıyor. Yapılanların dinde yerinin bulunup bulunmadığı konusu da hep tartışılıyor. Bu yazımızda yalnızca Muharrem ayının belli günlerini değil, özel olarak ibadet ve merasim yapılan diğer mübarek gün ve geceleri (bu arada kandilleri) ele almak, incelemek, dindeki yerlerini ortaya koymakistiyoruz. Din yalnızca kurallardan ibaret değildir; onu yaşayan, hayatına uygulayan insan ferdi ve toplumunun anlayışı, duyguları, âdetleri ve bunların sosyal ve kültürel hayata yansımaları ile din hayatı canlılık ve zenginlik kazanmakta, ancak bu arada bazı bid'atlar da oluşmaktadır. Bid'at, "inanç, ibadet ve kural olarak dinde olmayan bir şeyi uydurmak ve ona yamamak, dinde varmış gibi bilmek, inanmak ve yapmaktır". Mesela bir kimse, Berat gecesinde şu kadar namaz kılmak gerekir, bu geceye mahsus şöyle bir ibadet vardır" derse ve bunu yaparsa bid'at gerçekleşmiş olur. "Bid'at'ın ne zararı var, yapılan meşru ve faydalı bir şey ise varsın yapılsın!" denemez. Çünkü din, Allah tarafından tamamlanmış, Peygamberimiz tarafından da tam olarak tebliğ edilmiş, insanlara bildirilmiştir. Onda olmayan bir inanç, ibadet veya kuralı ona eklemek dini bozmak ve değiştirmek demektir ve bu caiz olmaz. Bir kimse Allah rızası için -yasaklanan yerler ve zamanlar dışında- istediği kadar namaz kılabilir, oruç tutabilir, zikir yapabilir, sadaka verebilir... ama bunlardan birini "Şu yerde, şu zamanda, şunu yapmak farzdır, vacibdir, sünnettir, sevaptır, gereklidir..." diyerek, bilerek, bildirerek yaparsa bid'at işlemiş, dinde olmayanı ona eklemiş olur ve bu caiz değildir. Belli gecelere mahsusnafile/sünnet namazlar var mıdır? Ramazan'da, yatsıdan sonra kılınan teravih namazı vardı, sünnettir, Peygamberimiz kılmış, ümmeti de bu sünneti devam ettirmiştir. Bunun dışında belli bir geceye mahsus namaz yoktur. Beş vakit farz ve sünnet, bu namazlardan önce ve sonra kılınsın diye Peygamberimiz tarafındantavsiye edilmiş namazların dışında gecenin yarısından sonra kılınan teheccüd namazı vardır; ancak bu namaz belli bir geceye ait değildir. Şu halde Berat, Reğâib, Mi'rac, Kadir gecelerine mahsus belli bir namaz yoktur. Gerek bu gecelerde ve gerekse başka gün ve gecelerde insanlar nafile olarak istedikleri kadar namaz kılabilirler. Belli günlere ait oruçlar var mıdır? Ramazan'da tutulan ve farz olan oruç dışında Peygamberimizin tuttuğu ve tavsiye ettiği başlıca oruçlar şunlardır: Ramazan'ı takip eden Şevval ayı içinde altı günlük oruç Zilhicce ayının on gününde tutulan oruç. Hac edenler Arafe günü oruç tutmazlar. İki bayram günü ile -kurban bayramında içinde tekbir getirlen- teşrik günleri de oruç tutulmaz. Muharrem ayının dokuz, on ve onbirinci günlerinde tutulan oruç. Peygamberimiz Muharrem'in onuncu günü aile reisinin evde ziyafet vermesini de tavsiye etmiştir. Şaban ayının çoğunu oruçlu geçirmek. Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Receb'den ibaret olan "haram aylarda" çokça oruç tutmak. Her pazartesi ve Perşembe günleri tutulan oruç. Her ayın "ak günler" diye anılanonüç, ondört ve onbeşinci günlerinde tutulan oruç. Devamlı olarak bir gün tutmayıp bir gün tutulan (gün aşırı) oruç. Farz ve vacib namazlar ile yukarıda sıralanan nafile namaz ve oruçlardan başka -belli zaman ve mekanlara bağlanmış, Hz. Peygamber tarafından tavsiye edilmiş- bir oruç ve namaz yoktur. Kandil ve diğer mübarek günlere bu açıdan baktığımızda doğru ve yanlış olanları şöylece özetlemek mümkündür: Rabîulevvel ayının onikinci gecesi Sevgili Peygamberimiz'in doğum gecesi (mevlid) olarak kutlanmaktadır. Bu gün ve gecede bir kutlama, ibadet ve merasim yapılacağına dair âyet ve hadis yoktur. Bu vesile ile Peygamberimizi anmak, onun örnek hayatını ve üstün meziyetlerini hatırlamak ve hatırlatmak faydalıdır. Ancak "mevlid gecesi sebebiyle yapılanları" dine katmak, "bu sünnettir, tanımlanmış ibadettir" demek bid'at olur. Muharrem ayının başı aynı zamanda müslümanların takvim yılbaşıdır. Hz. Peygamber'in (s.a.) Mekke'den Medine'ye göçmesi olayı bu takvime başlangıç kılınmıştır. Bu sebeple O'nun mücadelesini, hayatını, tebliğ ettiği dinin (İsam'ın) özelliklerini bu vesile ile dile getiren kutlamalar, toplantılar, anmalar yapılabilir. Bunlar özel mânada ibadet değildir, Muharrem'in 9-11. günleri tutulacak oruç dışında tavsiye edilmiş bir ibadet yoktur. Berat gecesi belli değildir. Bunun Kadir gecesi olduğunu söyleyenlerin delilleri daha kuvvetlidir. Bu gece olduğu söylenen Şaban'ın ortasının gecesi hakkında rivayet edilmiş hadisler vardır; ancak bu hadislerin sıhhati tartışmalı olduğu gibi sağlamca olanların içlerinde "berat" kelimesi de geçmemektedir. Hz. Peygamber ve sahabe devirlerinden sonra bazı alimler ve halk bu geceyi ibadetle geçirme şeklinde bir davranış içine girmişlerdir. Bunlara göre de o geceye mahsus belli bir ibadet yoktur. Receb ayının ilk Cuma gecesi kutlanan Reğaib gecesi hakkında sağlam bir rivayet (hadis) yoktur. Kadir gecesi hakkında âyetler ve hadisler vardır; bu gecenin bin aydan daha hayırlı olduğu bilinmektedir. Ancak Kadir Gecesi'nin hangi gece olduğu kesin olarak bildirilmemiştir. Ramazangecelerinin tamamı Kadir olabilir. Kadir gecesine ait de bir namaz veya başka bir belli ibadet yoktur. Mi'rac Hz. Peygamber'e büyük bir ihsan, eşsiz bir armağandır; ümmetinin de bundan büyük bir nasibi vardır. Mi'rac gecesi Hz. Peygamber'i, başta mirac olmak üzere genellikle mucizeleri, o gece armağan edilen namaz ibadetinin önemini, İsra sûresini ve orada geçen dini, ahlaki hükümleri anmak, anlatmak, temsil etmek elbette yararlıdır ve yapılmalıdır. Ancak gerek bunları ve gerekse başka meşru şeyleri yapmak "miraç gecesine mahsus" bir sünnet, bir ibadet değildir; böyle anlaşılırsa dine ekleme yapılmış olur. Hayrettin Karaman [font=Comic Sans Ms] [size=11pt][b] |
| |
| Konu Araçları | |
| |