ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 20-07-2007, 12:44   #1
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 94
Varsayılan Bir Kutlu Mevsime Selam

Bir kutlu mevsime selam!: Ahmet Taşgetiren

Siyasetin çamurlama eylemi bütün hızıyla devam ederken, bir anlık durup nefeslenmeye ne dersiniz?

Siyaset için yükselen sesler ortalığı o kadar kapladı ki, İslam'ın kutlu mevsimi üç aylar, sesini duyurabilir mi bilmiyorum. Bilmiyorum insanlar, Regaib kandilinin ışığına gönüllerini açabilecekler mi?

İslam, gıybeti yasaklamış.


Gıybet, bir mü'min kardeşini yüreğinde öldürüp, sonra da etini ağzında çiğnemek gibi anlatılmış Kur'an-ı Kerim'de... Sonra da hükmü koymuş Yaratıcı:

-Bakın nasıl tiksindiniz!

Acaba diyorum, şu siyaset anaforunda birbirimize söylediklerimiz bir kardeşimizi öldürmek ve etini çiğnemek anlamına gelir mi?

Acaba diyorum, bir başka seviyeden bakıldığında, ağızlarımızdan ölü kardeş etini çiğnemekten hasıl olan kanlar süzülmekte midir?

Belki de üç aylar, Regaib'le başlayan kandiller, Miraclar, Beraatlar, Kadirler... ancak duyabilenlerin duyacağı bir sesle bizlere hitap etmektedir:

-Heeyyy, nereye gidiyorsunuz?

İçinde bir ürperti oluşana ne mutlu...

O, içinde hala bir duyarlılık tohumu saklayabilen insan demektir.


***

Pazartesi Recep ayının 1'i idi...

Üç ayların başlangıcı...

Bu mevsim oruçla taçlanır, Ramazan Bayramı ile noktalanır...

Ucu bayrama, Müslümanlığın sevinç günlerine çıkan bir mevsime başlamış bulunuyoruz.

Sevgili peygamberimiz, bu ayın başından itibaren duaya başlardı:

“-Ey Yüce Allahım, Recep ve Şaban aylarını bizim için bereketlerle doldur. Bizi Ramazan'a kavuştur.”
Bereket arayışı ile yola koyulma mevsimiydi bu mevsim.

Ramazan ise, insanın elinden tutup, Cennete götüren bir kutlu yoldaştı.

Peygamber aleyhisselam, Ramazan'ın hakkını verenler için cennet kapılarının açılacağını bildirmişti.

İş, her işin hakkını vermekte toplanmaktaydı.

Namazın hakkını vermek, orucun, haccın, zekatın hakkını vermek...

Ve zamanın hakkını vermek...

Ömrün harcamak için değil, bir ebediyyet kazanma iradesiyle biriktirmek için ikram edildiğinin farkında olmak...

İslam, insana bir vakit disiplini kazandırmak için çırpınır dense yeridir.

Her saniyenin bir ebediyyet karşılığı var, olmalı...

Yaşadığımız zamanın içine hüsranı da sığdırabiliriz, ebedi saadeti de...

Üç aylar, ya da üç ayların içine serpiştirilmiş kutlu geceler, bir zaman terbiyesi veriyor insana...

Kadir Gecesi, bir geceye bin aylık zamanın, yani bir ömrün sığdırılabileceğini anlatıyor bize...

Mirac, bir gecede aklı aşan yüceliklere tırmanılabileceğini anlatıyor...

Berat, her türlü yıkılıştan sonra bile, dualara sığınabilirsek, Rabbimizin yolunu bulabilirsek, bir kurtuluş ümidinin var olduğunu anlatıyor... Her yıl gel ve dur bu durakta: Yüreğini yokla, temizliğin, kirlenmenin envanterini çıkar ve yönel Rabbine... Tevbe et, arınma dile... Yeniden yola çık...

Regaib ile selamla dualı günleri, bereketli günleri, arınma günlerini... İlahi rahmetin sağanak sağanak yağacağı günleri...

İslam, arınmanın yollarını hep açık tutmuş.

Dua ve tevbenin kapıları hep açık.

İçine girdiğimiz mevsim, açık kapılar mevsimi...

Dostlar,

Yaptığımız her işin, Yaratıcının nezdinde bir karşılığı var.

İslam, bunun hesabını kitabını bildiren bir inanç, düşünce, hayat çerçevesi...

Bir yerde hep durup bakmak gerekiyor, yaptığımız işin Yaratıcı nezdindeki karşılığına...

Hayat defterimize ne yazdırdığımıza bakmamız gerekiyor.

“Her insan, geleceğe ne gönderdiğine baksın” diyor Halik-ı zülcelal...
Bir şey daha diyor:

“Her insan, geleceğe ne göndermiş, geride ne bırakmış o gün görecek.”

Bunları sadece içinde yaşadığımız günler için söylemiyorum, yaşadığımız, yaşayacağımız her gün için söylüyorum.

Dil kirlenmesi, el kirlenmesi, göz kirlenmesi, ağız kirlenmesi, kalb kirlenmesi, dimağ kirlenmesi...

Evet, her şey kirlenme riskine tabi...

Hiç olmazsa, arınma mevsimlerinin farkında olmak önemli...

Ya o da kaybedilmişse...

Zaman akmış gitmiş, biz hiçbir şeyin farkında olamamışsak...

Gönül arınması için küçücük bir hamle yapamamışsak...

Yazık olmaz mı?

Yunus Emre

“Ah nice bir uyursun, uyanmaz mısın? Göçtü kervan, kaldık dağlar başında” diyerek bir hasreti, bir yürek yangınını dile getiriyor.
Bir gün zaman geçer, bizler eli boş kalabiliriz.

Kalmamalıyız.

Receb, Şaban, Ramazan, Regaib, Mirac, Berat ve Leyle-i Kadir...oradan sesleniyor:

-Biz buradayız, heyyy, siz neredesiniz?




Değerli üyemiz formumuzda başlıklarda ve konu içerisinde büyük harf kullanmak yasaktır,
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 29-07-2007, 11:16   #2
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Yaş: 30
Mesajlar: 1,129
Varsayılan Ynt: Bir Kutlu Mevsime Selam

teşekkürler çok güzel
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-12-2007, 12:42   #3
Er
 
Katılım Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 1
Varsayılan

teşekkürler emeğine sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 02:25


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats