![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,662
| Kur'ân-ı Kerîm gıybeti, ölmüş kardeşinin etini yemeye benzetiyor. Yüce Yaratıcı'nın bu ikazına rağmen, Müslümanlar bu büyük günaha ara vermeden devam ediyorlar. Gıybet, hakkında konuştuğumuz kişinin duyduğunda hoşlanmayacağı sözlerdir. Başkalarını, yanımızda bulunmayanları , gıyaplarında çekiştirmektir. Çoğu kişi söylenenler doğru olursa, gıybet sayılmayacağını sanıyor. Oysa söylenen doğruysa, gıybettir. Eğer söylenen doğru değilse, o zaman çifte günah imleniyor demektir. Çünkü birine yapmadığı bir kötülük isnat edilirse, bu işin adı iftiradır. Benim başıma sıkça gelmektedir. Gıybete başlayan birini ikaz ettiğim zaman, çoğu defa feveran ediyor ve diyor ki: -Yemin ederim anlattıklarım tamamen doğrudur. Gözlerimle gördüm! İşte budur gıybet... Doğru da olsa, anlattığın yerde bulunmayan kişinin duyunca hoşlanmayacağı şeylerdir... Beni bir dernek lokalinde sohbet için davet etmişlerdi. Sohbetin konusunu gıybet olarak tespit etmiştik. Bir saatlik konuşmanın sonunda, dinleyicilerimden nüktedan bir zat dedi ki: -İyi de efendi, biz şimdi burada sabah akşam ne konuşacağız? Bu arif kişi çok doğru söylüyordu. Birçok sohbet mekânında, gerçekten gıybet yapılmasa, söz öylesine azalır ki... Bakıyorsunuz, kahvede, lokalde, çayhanede, ev toplantılarında hep gıybet var. Ya bir siyasînin, ya bir komşunun, ya bir sanatçının, ya bir akrabanın gıybeti yapılıyor. Yani Kur'ân'ın deyimiyle, ölmüşünün eti yeniliyor. Oysa bu türlü konuşmaların hiçbir faydası yoktur. Üstelik insanın içini karartır, ümitsizleştirir ve toplumdaki güven duygularını yok eder. Hem zaman israf edilmiş, hem de durduk yere günaha girilmiş olur... Gıybet, yapanın içini karartır, kendine olan saygısını kaybettirir. Hep başkalarıyla uğraşan, kendisinin değersizliğini kabul ediyor demektir. Bahsedeceği şeyi bilmeyen, kültürsüz, fikirsiz insan hep konuşur. En kolay sohbet mevzuu olan gıybete kayar. Çünkü kendi değerleriyle kendini kabul ettiremeyenler, başkalarının eksikliklerini söyleyerek bir varlık göstermek isterler. Ötekini batırarak kendini yüceltmeyse şerefli insanlara yakışmayan kötü bir haslettir. Gıybet, yapısını, fıtratını bozduğu insanların meydana getirdiği toplumları da zehirler. Kimse kimseden emin olamaz. Gıybet, içinde taşıdığı sû-i zan, zarar verme, kıskançlık gibi birçok kötü duygular sebebiyle toplum hayatını çürütüyor. İnsan kendi nefsiyle kendi hata ve günahlarıyla uğraşacağı yerde hep başlarınınkiyle meşgul olmayı iş ediniyor. Başkalarının hatalarıyla uğraşansa, kendine dönüp bakma fırsatını bulamıyor. Gıybet ağızdan ağza dolanırken şekil ve muhteva değiştiriyor. İşin içine yalanlar karışıyor. Yani günah adedi artıyor. Bazı gıybet konuları da ağızdan ağza eğrilerek dolaşıyor ve hakikatinden ayrılıyor. Bu türlü gıybetlerin ne dinleyicisi, ne de taşıyıcısı olalım. Çünkü hem insanlığa, hem de Müslümanlığa ters bir durumdur. İmam-ı Şafii hâzretleri buyuruyor ki: "Süt dolu bir tasın etrafında dolaşan ağzı süt bulaşığı bir kedi görseniz, kedinin o tastan süt içtiğine şahitlik etmeyin…" Çünkü kedinin o tastan süt içtiğini söyleyebilmeniz için, kediyi süt içerken bizzat görmeniz gerekir. Hasan Basrî Hazretleri, gıybetini yapan kişilere değerli hediyeler gönderirmiş... Sebebini soranlara da dermiş ki: - Onlar benim gıybetimi yapmak suretiyle, iyiliklerinin ve ibadetlerinin sevabını bana hediye ediyorlar… Onların bana verdiklerinin yanında, benim onlara verdiğimin hiçbir kıymeti yoktur... Gıybet iki kişiyle yapılır: 1) Söyleyen, 2) Dinleyen. Dolayısıyla gıybet edenle, gıybete kulak veren, suç ortağıdır. Çünkü dinlemek söyleneni paylaşmaktır. Hele bu gıybet çirkinliğini basın yoluyla yapanlar, bir anda bir gıybeti binlerce, milyonlarca kişiyle paylaşmış ve çoğaltmış oluyorlar… İnsanların özel hallerine, mahrem mekanlarına, şahsi sırlarına ulaşmak ve bunları söze, sohbete konu yapmak, hangi yolla, kim tarafından ve kim için yapılırsa yapılsın gıybettir… Bir toplantıda, hepsi de benden küçük yaşta bulunan insanlar gıybete başlayınca kalkmış ve demiştim ki: -Beyler, ben dışarıya çıkıyorum. Gıybetiniz bitince haber verin, hemen dönerim... Beni özür dileyerek oturttular. Sonra da toplantıya başkanlık eden genç işadamı dedi ki: -Arkadaşlar, hocam doğru düşünüyor... Gıybet etmeyelim, arkadaşlarımızı çekiştirmeyelim. Çünkü biz de onları çekiştirirsek, onarın durumuna düşmüş oluruz… Toplumumuz Öylesine bir gıybet bataklığına dönüşmüş ki, "gıybet etmeyelim" derken de gıybet ettiriyor. Böyle bozulmuş bir ortamda bile bana güzel gönüllü insanlar rastlar. Derler ki: -Hakkınızı helâl ediniz ve bizi bağışlayınız... Biz sizi böyle bilmiyorduk, çok gıybetinizi yaptık geçmişte… Acaba bildikleri gibi olsam, gıybet yapmaya hakları olacak mıydı? Ama hiç olmazsa helallik alıp bir kul hakkından kurtulmuş oluyorlar. Bu şekilde helallik isteyenlere yumuşak ve dostça davranalım ki, sayıları çoğalsın... Biz de gıybetini ettiklerimize korkusuzca başvurup af isteyelim… -Sizden biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemeyi sever mi? diyerek gıybeti, hem aklen, hem kalben, hem insaniyetten, hem vicdanen, hem fıtraten ve hem de milliyeten kötüleyen ve yasaklayan Kur'ân-ı Kerîm'dir. Bu sebeple, Müslümanlar gıybeti de artık büyük günahlar arasına almalı, uygulamalıdırlar. Gıybet düşmanlığı iş edinenlerin, kıskançların ve inatçıların en çok kullandıkları alçakça bir silahtır. "İzzet-i nefis sahibi, bu pis silaha tenezzül edip kullanmaz. Nasıl meşhur bir zat demiş: -Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü gıybet, zayıf, zelil ve aşağıların silahıdır." Büyüklerden öğrendiğimize göre, gıybet ancak bazı özel hallerde yapılabilir: 1) Hakkını yiyen bir adamın, ilgili makama şikayet suretinde yapılan gıybeti gıybet değildir. 2) Bir kötülüğü, bir yolsuzluğu, bir günahı önlemek amacıyla, belli yerlere be makamlara anlatmak… 3) Kendisiyle meşveret eden birine, başka biri hakkında fikir söylemek de gıybet değildir. Mesela kendisiyle ortaklık yapılacak olan biri soruluyorsa, gerektiğinde, "Onunla ortaklık etme zarar görürsün!" denilebilir. 4) Tahkir ve teşhir amacı taşımadan, sırf tanıtmak için biri hakkında konuşulabilir. İcabında tuhaf ve saçma da olsa lâkabı söylenebilir. 5) Günahı açıktan işleyen, fenalıktan sıkılmayan, hatta onunla da yetinmeyip işlediği günahla iftihar edeni zulmünden lezzetlenen kişiler için de gıybet söz konusu değildir. Çünkü bunlar zaten kötülüğü açıktan yapan, mütecahir fasıktırlar. Başka bir art niyet taşımaksızın, sırf Hak rızası ve iyilik olsun diye, bu konularda konuşulanlar gıybet sayılmamıştır. Aksi halde, işin içine başka niyetler karışırsa, Efendimiz'in (SAV) diliyle, "Ateşin odunu yiyip bitirdiği gibi, gıybet de Salih amelleri yer bitirir." .: VEHBİ VAKKASOĞLU |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 831
| Allah affetsin bizi!... çenemizi tutamamanın cezasını çekeceğiz sonunda!... |
| |
| | #3 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 79
| ya muhammed kardeş sana bir sualim var.mesela seçimleri yeni atlattık şimdi biz işyerinde konuşuyoruz tayyip şöyle icraatlarda bulundu böle yanlış yaptı.hani biribirimizi bilgilendirmek maksadıyla.örnek: (karsımdaki insan bana tayyibin ne yaptıgını sordugunda.. yani bu icraatını bilmiyor) ben dedimki tayyip yıllardır ders kitaplarını bedava dagıtıyor.anladıgım kadarıyla bu da gıybet oluyor ama bilmeyen insanları bilgilendirmek için nasıl bir yola basvurmalıyız ki gıybet olmasın yoksa bize soru soran insanı git arastır kendin bul deyip basımızdan savmak mı lasım ![]() |
| |
| | #4 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 79
| ayrıca bu konuyu buraya tasıdıgın için allah senden razı olsun (ok) |
| |
| | #5 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
| Konu ile alakalı olan Ayet ve hadislerden bazıları; AYETLER *Nisa/148: Allah, zulme uğrayanların dışında, çirkin sözün açıkça söylenmesinden hoşlanmaz. Allah her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir. *Hucurat/ 12: Ey iman edenler! Zannın bir çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin. Biriniz, ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz. O halde Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, tevbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir. *Hümeze/ 1: Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline! HADİSLER * - İbnu Mes'ud radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Bana kimse, ashabımın birinden (canımı sıkacak bir) şey getirmesin. Zira ben, sizin karşınıza, içimde hiç bir şey olmadığı halde çıkmak istiyorum." * - Hz. Cabir ve Hz. Ebu Hüreyre radıyAllahu anhüma anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücâhir olan hariç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur." * - Hz. Enes radıyAllahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı. "Ey Cebrail! Bunlar da kim?" diye sordum. "Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir." * Bir gün boyu kısa bir kadın bazı meseleler sormak üzere peygamberimize gelir. Müşkillerini öğrenerek çıkıp gittikten sonra Hz. Aişe: -Ne kısa boylu bir kadın! Diye söylenir. Bunun üzerine efendimiz: Gıybet ettin ya Aişe der. * Yine Allah resulü buyururlar: Gıybetten sakının ! çünkü onda üç afet vardır: 1. Gıybet edenin duası kabul olunmaz. 2. Yaptığı hayrat kabul edilmez. 3. Gıybet edenin üzerinde günahlar birikir. |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
| GIYBETİN TÜRLERİ Gıybet dört türlüdür: *Birinci türlüsü küfürdür. Gıybetin bu türlüsü şöyledir. Kişi, bir Müslümanı çekiştirmeye başlar. Kendisine “gıybet etme” denince de “ bu sözler gıybet değildir, çünkü doğru söylüyorum” diye cevap verir. Böylece Allah’ın haram kıldığı şeyi helal saymaya kalkmış olur ki, Allah’ın haram kıldığı şeyi helal sayan kimse, Allah korusun, kafir olur. *İkinci türlüsü münafıklıktır. Gıybetin bu şekli de şöyledir. Kişi, isim vermeksizin birini arkadan çekiştirir. Fakat sözünü dinleyenler onun kim olduğunu anlamaktadırlar. Adam da böyle yapınca gıybet etmiş olmanın günahından sıyrılabileceğini sanmaktadır. *Üçüncü türlüsü günahtır. Gıybetin bu şekline gelince kişi, isim vererek birini arkadan çekiştirmekte ve yaptığı işin günah olduğunu bilmektedir. Bu durumda o kimse bir günahkardır ve tevbe etmesi gerekir. *Dördüncü şekli de mubah hatta sevap kazandırıcıdır. Gıybetin bu şekli kişinin, açıkça günah işleyen bir kimsenin veya bidatçının aleyhinde konuşmasıdır. Kişi bu konuşması yüzünden sevap kazanır. Çünkü onun bu açıklamaları sayesinde söz konusu fasıkı veya bidatçıyı tanıyarak şerrinden sakınırlar. Nitekim Efendimiz (s.a.s.) “ Kötünün kötülüğünü anlatınız ki, insanlar ondan sakınsın” buyurmuştur. |
| |
| | #7 | |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,662
| Alıntı:
Selametle. | |
| |
| | #8 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 746
| Evet sonuçta söz konusu siyaset olduğu için ve toplumu ilgilendirdiği için her kesim konuşuyor, kişinin aleyhinde olumsuz konuşmadıkça gıybete grmez diye biliyorum...Dua ile... |
| |
| | #9 | |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 79
| Alıntı:
| |
| |
| | #10 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
| Alıntı:
| |
| |
| Konu Araçları | |
| |