ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 06-08-2007, 13:32   #1
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 94
Varsayılan allah için sevmek

Dünya hayatındaki tek amaçları Allah’ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanmak olan ve Allah’a gönülden teslim olan müminler tüm hayatlarını Allah için yaşarlar. Kuran’ın “De ki: “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Enam Suresi, 162) ayetiyle bildirildiği gibi, yaptıkları her işte, gösterdikleri her tavırda Allah’ın rızasını kazanmayı hedeflerler. Sahip oldukları herşeyi Allah’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmaya adayan müminlerin sevgileri de yine ancak Allah içindir. Allah’ı tüm sıfatlarıyla tanıyan, O’nun gücüne ve büyüklüğüne her an şahit olan, Rabbimiz’in rahmetini, sevgisini ve şefkatini tüm yaşamı boyunca her an hisseden bir müminin Allah sevgisi, hiçbir sevgiyle kıyaslanmayacak kadar güçlüdür. Allah Bakara Suresi’nde müminlerin Kendisi’ne olan güçlü sevgileri ile, müşriklerin çarpık sevgi anlayışları arasındaki farkı şöyle bildirmektedir:

İnsanlar içinde, Allah’tan başkasını ‘eş ve ortak’ tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah’ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah’a olan sevgileri daha güçlüdür... (Bakara Suresi, 165)

Ayette bildirildiği gibi, insanların bir kısmı Allah’a ortak koşmakta ve diğer varlıkları Allah’ı severcesine sevmektedirler (Allah’ı tenzih ederiz). Müminler ise, hiçbir insanın, maddenin ya da canlının gerçekte kendine ait bir gücü ya da güzelliği olmadığını bilirler. Bunların hepsini, sahip oldukları tüm özelliklerle birlikte yoktan yaratan ancak Allah’tır. Hiçbir canlı kendi güzelliğini tasarlayıp meydana getiremez. Bir insanın yüzündeki güzelliği ya da bir hayvanın sahip olduğu sevimliliği belli bir ömürle yaratan ve ecelleri geldiğinde hepsini yok edecek olan Allah’tır; her güzellik yalnızca Allah’ın hakimiyetindedir. İşte bu nedenle mümin, karşılaştığı tüm güzellikleri, insanları, hayvanları, doğayı Allah’ın yarattığını bilerek sever. Dolayısıyla asıl sevgisi, tüm bu güzellikleri ona veren ve herşeyin sahibi olan Allah’a yöneliktir.

Peygamber Efendimiz de müminlere, birbirlerine duydukları sevginin Allah rızası için olması gerektiğini hatırlatmıştır:

Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.” 10

“İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgi, Allah için nefrettir.”11

Allah’a ortak koşan biri ise, bir insanın güzelliğini överken, bu güzelliğin o kişiye ait olduğunu sanır. Bu, bir resim sergisini gezen ve beğendiği bir tablonun güzelliğinin o tabloya ait olduğunu sanarak, o tabloyu öven insanın durumuna benzer. Oysa, asıl övülmesi gereken tabloyu yapan ressamdır. Dolayısıyla, bir insan beğendiği bir güzellikle karşılaştığında, hoşuna giden bir ses duyduğunda, bir yiyecekten zevk aldığında, hemen bu güzellikleri yaratan Rabbimiz’i düşünmeli; sevgisini, hoşnutluğunu ve şükrünü O’na yöneltmelidir. Allah’a şirk koşmadan iman edenler, sahip oldukları herşeyi Allah’a borçlu olduklarını bildikleri için Allah’a çok güçlü bir sevgiyle bağlıdırlar.

__________________
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-08-2007, 18:16   #2
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 831
Varsayılan Ynt: Allah için sevmek

Hz. Ebû Zerr (radıyallâhu anh) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek, Allah için buğzetmektir.” 10

“İman bağlarının en sağlamı Allah için dostluk, Allah için düşmanlık, Allah için sevgi, Allah için nefrettir.”11




emeğine sağlık kardeş!...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-01-2008, 20:37   #3
cengiz hacılar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Sevgi kalplerin canı, ruhların gıdasıdır. Sevmeyen kalp ölüdür.

Bütün sevgiler, o duyguyu var edene, onu kalbimize koyanadır.

Kendini yaratanı sevmeyen kalp, ruhunu yitiren bedenden daha soğuktur.

Mü’min sevdiğini ALLAH için sevmelidir; bu onun en belirgin özelliklerinden biridir.

Sevdiğini ALLAH rızâsı için sevmek, esasen Allah’ı sevmektir.

Hatta Peygamber aleyhisselâm’a duyulan muhabbetin kaynağı da ALLAH sevgisidir.

İnsan sevdiği kimseyi akrabası olduğu için, aralarında iş ve menfaat bağı bulunduğu için değil, Müslüman olduğu için sevmelidir.

ALLAH rızâsı için sevdiği kardeşinin din ve dünyasının mükemmel olmasını arzu etmeli, başına bir sıkıntı gelmemesini dilemelidir.

Böylece din kardeşine karşı kalbinde doğabilecek kötü duygulara fırsat vermemelidir.

Müslümanlar Kardeştir

İmanın zevkine varabilmenin önemli şartlarından biri, sevdiği kimseyi ALLAH için sevmektir. (Buhârî, Îmân 9, 14)

Sevmediği kimseyi, başka bir sebeple değil, sırf ALLAH rızâsı için sevmemek de Cenâb-ı Hakk’ın değer verdiği erdemli bir davranıştır. (Ebû Dâvûd, Sünnet 3)

Demek ki sevgi de, nefret de dünyevî bir maksat için değil, sadece ALLAH rızâsı için gösterilmelidir.

Maddî bir çıkar, bedenî bir haz ümidiyle birini sevmenin veya menfaatine engel olduğu için birinden nefret etmenin ALLAH katında hiç önemi yoktur.

ALLAH için beslenen sevgi, sevilenin bir iyiliği sebebiyle artmayacağı gibi, verdiği bir sıkıntı yüzünden de azalmaz.

Peygamber Efendimiz’in anlattığı şu canlı sevgi örneğini dinleyelim:

Vaktiyle adamın biri, bir başka köydeki din kardeşini ziyâret etmek için yola çıktı. ALLAH Teâlâ, onu gözetlemek ve kendisiyle konuşmak için bir meleği görevlendirdi.

Melek, adamın geçeceği yol üzerinde onu beklemeye başladı. Yanına gelince:

“Nereye gidiyorsun, kardeş?” diye sordu.

“Şu ilerideki köyde bir din kardeşim var, onu ziyârete gidiyorum.”

“O senin akraban mı?”

“Hayır.”

“Ondan elde etmek istediğin bir menfaatin mi var?”

“Hayır. Ben onu sırf ALLAH rızâsı için seviyorum; ziyâretine de bu sebeple gidiyorum.”

O zaman melek şunları söyledi:

“Sen onu nasıl seviyorsan ALLAH da seni öyle seviyor.

Ben, bu müjdeyi vermek için ALLAH Teâlâ’nın sana gönderdiği elçisiyim.” (Müslim, Birr 38; Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 462, 50

Gördüğünüz gibi, ALLAH için beslenen sevginin karşılığı, ALLAH tarafından sevilmektir.

Allah’a gönül veren kimse bütün mü’minleri sever; onların kendi kardeşi olduğunu düşünür. Müslümanları Cenâb-ı Hakk’ın da sevip kendi yoluna ilettiğini ve İslâmiyet’le şereflendirdiğini bilir.

İyi bir mü’min, bütün Müslümanlara değer verir. Onların dokunulmaz haklarına saygı gösterir; kendilerine dua eder; iyiliklerini ister; kusurlarını örtmeye çalışır.

Dünyada Müslümanlara kin beslemek, haset etmek, kötülüklerini istemek bir mânevî hastalıktır. ALLAH Teâlâ onları cennete koyunca, gönüllerindeki bu tür marazî duyguları tamamen yok edecektir. (A’râf 7/43; Hicr 15/47)

Bunu böyle bilmeli ve gönül hastalıklarından kurtulmaya çalışmalıdır.

Sevdiğini Söylemek

Müslüman; din kardeşlerine muhabbet beslemeli, hele ahbap ve arkadaşlarını daha çok sevmelidir. Peygamber Efendimiz’in Mekke’den göç eden muhâcirler ile Medineli ensârı birbirine kardeş yaptığını dikkate almalı, gönül dostlarını has kardeşleri kabul etmeli, onlara olan muhabbetini ziyadeleştirmelidir.

Muhabbeti büyütüp geliştiren sebeplerden biri, sevgiyi dillendirmektir. Bunu bize sevgili Efendimiz öğretmiştir.

Bir gün Efendimiz’in yanında oturan bir adam, yoldan geçen şahsı Kâinâtın Efendisi’ne gösterdi:

“Yâ Resûlallah! Ben şu adamı çok seviyorum” dedi.

Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selem:

“Onu sevdiğini kendisine söyledin mi?” diye sordu.

“Hayır, söylemedim” deyince:

“Hemen git ve ona kendisini sevdiğini söyle!” buyurdu.

Sahâbî yerinden kalktı; o zâtın arkasından yetişti ve:

“Ben seni ALLAH rızâsı için seviyorum” dedi.

O da ona şu nefis cevabı verdi:

“Beni rızâsı için sevdiğin ALLAH da seni sevsin.” (Ebû Dâvûd, Edeb 112, 113; Ahmed b. Hanbel, Müsned, I, 140-141, 150)

Peygamberler Sultanı, sevgiyi dile getirmeye işte böyle önem verirdi. “Bir kimse din kardeşini sevdiği zaman, bunu ona söylesin” buyururdu. (Ebû Dâvûd, Edeb 112, 113; Tirmizî, Zühd 54; Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 130)

Şunu iyi bilmelidir: Kıyamet gününde, hiçbir gölgenin bulunmayacağı o korkunç mahşer yerinde, Cenâb-ı Hak yedi grup insana arşının gölgesini ikrâm edecektir. Bu bahtiyarlardan biri ALLAH rızâsı için birbirini sevenlerdir. (Buhâri, Ezan 36, Zekât 16, Rikak 24; Müslim, Zekât 91)
__________________
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 02:26


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats