![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,690
| İslam, Arap yarımadasında yayılmakta olan kabileye, daha doğrusu aşirete, aileye bağnazca bağlanmaktan, yeryüzünde yayılmakta olan ülkeye, vatana, rengi, ırka bağlılıktan... O zaman insanlığın bildiği bütün bu tür bağnazlıklardan insanları kurtararak, tek bir insanlık, tek bir atadan gelmiş ve tek bir ilaha yönlecek bir insanlık anlayışı getirmiştir.Irkların, renklerin, bölge ve ülkerin, soy ve kuşakların ayrı oluşu, insanların birbirlerindenayrılmaları, boğuşmaları, ayrı yerlerde toplanmaları ve birbirinden uzakta durmaları için değil; tanışmaları ve birbirlerini sevmeleri, kendilerine verilen halifelik ödevini aralarında yaklaşıp yerine getirmeleri ve kıyamet gününde, kendilerini yaratan ve halife yapan Allah’a bir birlik olarak dönmeleri içindir. Allah Kur’an’da şöyle söylemiştir: “Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabileler haline koyduk ki, birbirinizi kolayca tanıyasınız. Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, ona karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bilendir. haberdardır.” (Hucurat: 49/13) “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan eşini var eden ve ikisinden pek çok erkek ve kadın meydana getiren Rabbinize hürmetsizlikten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’ın ve akrabanın haklarına riayet ediniz. Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.” (Nisa: 4/1) “Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin eğişik olması O’nun varlığının belgelerindendir. doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır” (Rum:30/22) Bunlar teorik ilkeler değil, pratikte uygulanan ve yaşanan gerçeklerdir. Aşağı yukarı bütün ırkları ve renkleri kapsayan bir bölgede islam dini yayılmış ve bütün bu farklılıkları kendi potasında eritmiştir. Kardeş gibi yaşamaya, renk, ırk, sınıf soy gibi ayırımlar engel olamamıştır. Bu ayırımlar, insanın doğal haklarına ulaşmasını, yeteneklerine ve çabasına uygun düzeye erişmesini engelleyememiştir. |
| |
| Konu Araçları | |
| |