![]() |
| | #31 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| kardeşlik benim gözlerimde mi bir durum var yoksa bu yazılar okumakta güçlük çekilecek kadar çok mu küçük |
| |
| | #32 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| İSLAM, ALLAH KATINDA GEÇERLİ OLAN DİNDİR Din akıl sahibi, şuurlu insanları hür irade ve istekleriyle iyi ve güzel olan şeylere sevk eden ilahi mesajlar bütünüdür. Din, insanın yaratıcısı olan Allah, insanlar ve beraber yaşadığı diğer canlılarla olan ilişkilerini düzenleyen ilahi bir rehberdir. İnsanoğluna değişik zaman ve mekanlarda peygamberler vasıtası ile tebliğ edilen bu ilahi nizam, insanın yaratıcısına ve diğer yaratılanlara karşı görevlerini, yaratılış gayesini, hangi işlerin iyi ve hayırlı, hangi işlerin de kötü ve zararlı olduğunu öğretir. Tarih içerisinde insanlar, zaman zaman ilahi vahyin öğretisinin dışına çıkarak dinin getirdiği inanç, akide ve ahlaki saflığı bozmuşlardır. Yüce Yaratıcı, bozulan akideyi yeniden hatırlatmak ve tahrip olan ahlak anlayışını insana yakışır hale getirmek için değişik dönemlerde Peygamberler göndermiştir. Allah (cc) din gönderirken insanı, onun imkanlarını, sosyal ve kültürel çevresini ve yaşamını sürdürebilecek ihtiyaçlarını dikkate almıştır. Allah tarafından gönderilen dinler arasında dil, coğrafya ve tarihi süreç farklılıkları olmakla birlikte inanç esasları ve ibadet, adalet, ahlak, doğruluk, sevgi ve yardımlaşma gibi iyiliği emreden kavramlar hep aynı olmuştur. Bu kabullere uymayan davranışlar ise yasaklanmıştır. Bu bağlamda ele alındığında, ilahi dinlerin iyilikleri tavsiye ettikleri, kötülüklerden de sakındırdıkları hususu müşterek özellikler olarak ortaya çıkmaktadır. Yüce Rabbimizin âlemlere rahmet olarak gönderdiği son Resul Hz. Muhammed (sav) değişmeyecek/değiştirilemeyecek son ilahi mesaj olan İslam’ı karanlıklar içerisinde yüzen insanlığa tebliğ etmiştir. Allah u Teala’nın “Oku, Yaratan Rabbinin adıyla oku”1mesajıyla başlayan ilahi vahyi öğrenme süreci, “Bugün dininizi sizin için kemale erdirdim, size verdiğim nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim.”2Ayetinin inzal olmasıyla tamamlanmıştır. Allah-u Teala, Al-i İmran Suresinin 19. Ayetinde “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır…” ve yine aynı surenin 35. Ayetinde “Kim İslam’dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” ifadeleri ile ilahi vahyin son halkası gerçek ve geçerli hak dinin İslam olduğunu insanlığa bildirmiştir. Bu gerçek kısa sürede bütün dünyada insanların gönüllerinde yer etmiştir. Öyle ki, bir kişinin tebliği ile başlayan İslam kısa zamanda dünyanın en hızlı yayılan, insanları sevgiye ve hoşgörüye, gerçek eşitliğe, temel hak ve hürriyetleri korumaya, ismi gereği barışa ve huzura, adaleti tesis etmeye, fakiri ve yetimi gözetip kollamaya çağıran bir din olarak bugünlere gelmiş ve kıyamete kadar da böyle devam edecektir. Bu vesile ile Müslüman olma şerefini bizlere bahşeden Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükürde bulunalım. Allah katında tek din olan İslam’ın yüce ve kutlu elçisine, Sevgili Peygamberimize ümmet olma sevincini her an içimizde yaşatalım. Ümmeti olduğumuz Hz. Muhammed (sav)’in hatırasını her zaman canlı ve diri tutalım. 1 Alak Suresi, 96/1 2 Maide Suresi 5/3 |
| |
| | #33 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,038
| Bu vesile ile Müslüman olma şerefini bizlere bahşeden Yüce Rabbimize sonsuz hamd ve şükürde bulunalım.Allah ŞÜKÜR. |
| |
| | #34 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| İBADETLERİN ORTAK ÖZELLİKLERİ İHLÂS Cenab-ı Hak insanı en güzel bir şekilde yaratmış, değişik meziyet ve özelliklerle donatmıştır Burada bize düşen görev ise; hakkıyla Allah (c c) ya kulluk ve ibadet edebilmektir. Çünkü Cenab-ı Hak;”Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” buyur maktadır. Bu nedenle ibadet ve kulluk bütün dinlerde, o dinin esaslarından biri olarak mev-cuttur. İbadetsiz din yoktur. Nitekim Kur’an-ıKerim de ”Ant olsun ki biz, Allah’a kulluk edin İbadetinizi yapın ve şeytanlardan sakının diye her ümmete bir Peygamber gönderdik” buyrulmuştur. Allah (c c ) ‘a karşı görevimiz; ona layık bir kul olmak, ibadetlerimizi de en güzel bir şekil de yerine getirmektir. Çünkü Müslüman; namaz kılarken Cenab-ı Allah’a yaklaştığını, oruç tutarken yüceldiğini, Hac ederken mahşer günü-nü yaşadığını, ihtiyaç sahibine yardım ederken, kendisine verilen zenginliğin Allah tarafından Kendisine verildiğini bilir ve hisseder. Ancak bunu bütün ibadetlerini samimi ve şuurlu bir şekilde yaparsa hisseder. Bu neden ile bütün ibadetlerin özü samimi olmaktan, ihlâslı olmaktan geçer. İhlas ise; riya, göşteriş, şirk ve reklamcılıktan kaçınmak demektir. Peygamber Efendimiz ”Şüphesiz ki Allah Teala, sadece kendisi için ve sırf kendisinin rızası gözetilerek yapılan amelden başkasını kabul etmez.” buyurmaktadır. İbadetlerimizi yaparken gösterişten, riyadan Allah’a şirk koşmaktan uzak durmalıyız. Takdir görmek ve menfaat için yapmaktan kaçınmalıyız. Her ibadeti Allah’ın rızasını gözeterek İhlâslı ve samimi duygularla yapmalıyız. Aksi takdir de yaptığımızı ve yerine getirdiğimizi düşündüğümüz amellerimizin kıyamet günü boşa çıktığını, Allah katın da hiçbir değerinin olmadığını görürüz. Allah (cc) hepimizin bildiği ve namazlarımızda okuduğumuz Maun suresinde “Yazık o namaz kılanların haline ki, onlar kıldıkları namazdan gafildirler. Onlar gösteriş yaparlar” buyurmaktadır. İşte Allah bu şekilde, ibadetteki riya ve gösterişin tehlikesine işaret etmekte, bütün ibadetlerin özünde ihlâslı olmayı tavsiye etmektedir. Acaba Müslüman riyadan nasıl korunabilir? Riyadan korunmanın yolu; niyetlerimizin bir muhasebesini yapıp, gösteriş korkusu taşıyanlardan hemen vaz geçmektir. İkinci bir yol ise hayır ve hasenatı imkân nispetin de gizli yapmak, asla reklâm etmemektir. Bir Hadiste Sevgili Peygamberimiz (SAV) Allah’ın kıyamet gününde özel olarak ödüllendireceği yedi sınıf insandan bahsederken bunlardan birinin de;”Sağ elinin verdiğini sol eli fark etmeyecek derecede gizlice sadaka veren kimselerdir.” buyurmuştur. İbadetlerimizi Allah’ın rızasını gözeterek, ihlâslı ve samimi bir şekilde yapalım. Riyadan, şirkten uzak duralım. Dünyada yapmış olduğumuz ibadetlerimizin kıyamet günü boşa çıkmaması için, ibadetlerin özü olan İhlâs duygusundan ayrılmayalım Hutbemi bir ayet-i kerimenin meali ile bitiriyorum Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor;”Rabbinin rızasını kazanmak isteyen kimse, iyi iş yapsın ve ibadet ederken hiçbir şeyi Rabbine ortak koşmasın.” |
| |
| | #35 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| PEYGAMBERİMİZ'İN VEDA HUTBESİNDEKİ EVRENSEL MESAJLAR Rahmet Peygamberi olan sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) dünyaya veda etmeden kısa bir süre önce, mü'minlere ve bütün insanlık alemine çok önemli tavsiyelerde bulunmuştur. Tarihe veda hutbesi adıyla geçen bu tavsiyeler, bizlere hayatımızda ölçü olarak almamız gereken temel ahlak esaslarını ve insani değerleri anlatmaktadır. Sevgili Peygamberimiz(sav); Veda Hutbesinde Ey İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mukaddes bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir ve her türlü tecavüzden korunmuştur buyurarak insanlığın modern zamanda kavrayabildiği gerçekleri bundan 14 asır önce ortaya koymuştur. Bu tavsiyelerle O bütün insanlığa huzur ve barış içinde yaşamanın yolunu göstermiştir. Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) var olmamızın anlamını net olarak şöyle ifade ediyor. Ey insanlar Rabbiniz birdir,babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın arap olmayana, Arap olmayanın da araba bir üstünlüğü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır, sözleriyle insanlar arasındaki eşitliği, kardeşliği, birbirine üstünlük taslamamayı ve Allahtan sakınmanın ona saygının asıl üstünlük olduğunu ifade eder. Sevgili Peygamberimiz kadın haklarının korunması ve gözetilmesi ile ilgili de bizlere şu tavsiyeyi yapmıştır. Ey insanlar siz kadınları Allah'ın emaneti olarak aldınız, onları Allah adına söz vererek helal edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, onlarında sizin üzerinde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerinizdeki hakkınız namusunuzu korumaları, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evinize almamalarıdır. Kadınların hakları ise, uygun şekilde onları rızıklandırmanız ve giydirmenizdir. Peygamberimiz (sav) veda hutbesiyle hepimizi iyiye, güzele, doğruya, birlik ve barış içinde yaşamaya çağırmaktadır. Gerçek kardeşliği bize açıklarken de şöyle buyuruyor. "Ey Mü'minler! sözümü iyi dinleyiniz. Müslüman müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştir. Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız o da sizi yaptıklarınızdan dolayı hesaba çekecektir. Sakın bizden sonra eski hatalarınıza dönmeyin. Peygamberimiz (sav)’i tanımaya anlamaya ve onun ahlakını örnek almaya bu gün daha çok ihtiyacımız var. Yüce Peygamberimiz insanlığın selameti için bizleri şöyle uyarıyor "Ey insanlar dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayınız: Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana kıymayın, zina etmeyin, hırsızlık yapmayın. Yüce Nebi fani aleme veda ederken bize rehber edineceğimiz temel esasları da şöyle açıklamıştır. "Ey mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız o emanetler Allah'ın kitabı Kur'an-ı kerim ve Peygamberin sünnetidir. Hep beraber Peygamberimizin bu tavsiyelerine kulak verelim. Dürüst, samimi, ahlaklı, çevremizdeki faydalı insanlar olmaya çalışalım. Hutbemi şu ayet meali ile bitiriyorum. "Peygamber size ne verdiyse onu alın. Neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten kaçının. Şüphesiz Allah'ın azabı çetindir." (1) 1- Haşr Sûresi Ayet 7 |
| |
| | #36 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,038
| Allah Razi Olsun... Bu Cumada Çok DeĞerlİ Bİ Konuyu Hatirlattin.veda Hutbesİnden Çok Şey Çikarabİlİrİz... |
| |
| | #37 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| ZARARLI ALIŞKANLIKLAR İslam dini aklı, canı, nesli, malı ve dini korumayı esas almış, bunları güzelce değerlendirmeyi farz kılmış, bu değerlere herhangi bir şekilde zarar verilmesini de şiddetle yasaklamıştır. Bunun için dinimiz insanlara yararlı ve temiz olan şeyleri helal, zararlı ve temiz olmayan şeyleri de haram kılmıştır. Bu nedenle dinimiz insan vücuduna zarar veren sarhoş edici maddeleri ve her türlü uyuşturucu kullanmayı yasaklamıştır. Günümüzde tüm insanlığı ve bil hassa gençliğimizi ciddi anlamda etkileyen, tehdit eden alkol uyuşturucu, kumar sığara batıl inanç ve zararlı akınlar çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği ile ilgili endişelere yol açmaktadır. Zararlı alışkanlıklar, bazen özenti, bazen taklit ve kötü çevre, bazen de merak ve kişilik zafiyeti sebebiyle oluşmaktadır. Bundan dolayı gençlerin eğitim, yetişme çevreden etkilenme dönemlerinde anne ve babaların çok dikkatli olmaları gerekir. Ne yazı ki; içki ve uyuşturucu kullanmak insanın akli dengesini, beden sağlığını bozup sinir sistemini altüst etmektedir. İçki ve uyuşturucu bağımlıları Allahın en büyük lütfü olan iradelerini kullanamaz kendilerine sahip olamazlar. Dolayısıyla onun ailevi sosyal ve mesleki hayatını olumsuz yönde etkiler. Gençliğimiz ve tüm insanlarımızı yardımlaşarak ve tehlikeden korumaya çalışmalıyız. Aklı gideren ve insanları uyuşturan maddelerden korunmak için onlara dini ve ahlaki telkinlerde bulunmalıyız. Cenabı Hak Kuranı Kerimde şöyle buyurmaktadır. “Ey İman edenler, içki, kumar, putlar ve fal okları şeytanın işinden birer pisliktir. Bunlardan kaçınızın ki; kurtuluşa eresiniz. Şeytan içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah’ı anmaktan namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık hepiniz vaz geçtiniz değimli?”( Maide:90) Peygamberimiz s.a.v de: “Sarhoşluk veren şeylerden sakının. Çünkü sarhoşluk veren şeyler bütün kötülüklerin anasıdır.” Bir diğer hadisi şerif de peygamberimiz “Kumar oynayan kimse muhakkak surette Allaha ve Resulüne isyan etmiştir.” Sonuç olarak toplum, inançlı, ruhen ve bedenen sıhhatli ve dinamik gençlerle ayakta durur. Fikren ve bedenen olgun bir nesil bir milletin en sağlam dayanağıdır. Beyni uyuşturulmuş zararlı akımları içine terk edilmiş böylece enerji ve gençlik heyecanını hizmet gayrete ve azmini yitirmiş bir nesil bir milletin yok olması demektir. Bu nedenle; milletçe el ele verip üzerimize düşen görevi yapmalıyız. Zamanında gereken tedbirleri almalıyız. |
| |
| | #38 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| abdullah esad kardeş.... bence bu kon u takip ediliyor hayırlı bir işi yarıda kesmeyiniz... bir kişi bile bakacak olsa sizin sevabınızdır selamlar |
| |
| | #39 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 1,038
| tabiki takip ediyorum.ALLAH razı olsun . |
| |
| | #40 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Oct 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 101
| İBADETLERDE İHLASLI OLMAK Muhterem Müslümanlar ! Allah Teala, Hz. Adem'den itibaren Hz. Muhammed Mustafa (sav) 'e gelinceye kadar pek çok Peygamber göndermiştir. Bu Peygamberler, Allah'ın mesajını insanlara iletmişler ve O Yüce Yaratıcıya nasıl ibadet edileceğini bildirmişlerdir. İbadet, Allah'a saygı ile boyun eğmek, lütfettiği sayısız nimetlere ve akıl gibi üstün yeteneklere karşılık O'na şükretmektir. Peygamberimizin, geceleri yoruluncaya kadar namaz kıldığını gören Hz. Aişe'nin: "Ey Allah'ın Resulü! Geçmiş ve gelecek hatalarınız bağışlanmış olduğu halde, kendinizi bu kadar niçin yoruyorsunuz?" demesi üzerine Peygamberimizin: "Ya Aişe! Allah'a şükredici bir kul olmayayım mı?" diye cevap vermesi, ibadet etmenin nedenini en güzel şekilde açıklamaktadır. İbadet, yalnız Allah'a yapılır ve ancak ibadete layık O'dur. Allah'tan başkasına ibadet yapılmayacağı gibi, Allah rızası dışında başka bir amaçla da ibadet yapılmaz. Allah'a yapılan ibadete, başkasını ortak etmek, daha açık bir ifade ile; Allah'a yapılan ibadetle dünyevî bir çıkar sağlamak, toplum nezdinde itibar kazanmak gibi; ibadetin ruhuna aykırı niyet ve amaçlarla ibadet etmek, büyük günah kabul edilmiştir. Bu şekilde yapılan ibadetleri Allah kabul etmeyeceği gibi, değer de vermez. Değerli Mü'minler! Dinin herhangi bir çıkar için kullanılması ve ibadetlerin gösteriş için yapılması çok yanlıştır. Hatta, Kur'an okumak sevap olduğu halde, islam alimleri; bir tüccarın ticarî eşyasını sergilerken, müşteriye gösterirken Kur'an okumasını, uygun bulmamıştır. Her iş, yalnız Allah rızası için yapılmalı, başka bir amaca yer verilmemelidir. Hutbemi bir ayet-i kerimenin meali ile bitiriyorum: "...Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın." (Kehf, 110) |
| |
| Konu Araçları | |
| |