ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 04-12-2007, 14:16   #21
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Cennetteki Yiyeceklerden Örnekler:

Hurma:


Bir hadiste hurma ile ilgili olarak şöyle rivayet edilmiştir:

Bir kişi, "Ya Resulullah cennetin içinde hurma var mıdır? Çünkü ben hurmayı seviyorum" diye sordu. Resulullah:

"Evet vardır. ... cennet hurmalarının altından dalları vardır. Budaklarının başları altındandır. Altından budakları vardır. Alemlerden herhangi bir kimsenin görmekte olduğu elbiselerin en güzeli gibi yaprakları vardır. Altından hurma salkımları vardır. Hurma salkımlarının çöpü de altındandır. Altından hurma tanesinin dibinde yapışık pul gibi şeyler vardır. Büyük küpler gibi meyveler var ki (onlar) köpükten yumuşak, baldan tatlıdır." [Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/522]

Hurmanın tarif edildiği bir başka hadis de şöyledir:

Cennetteki hurma ağacının dalları kırmızı altındır. Sapları yeşil zümrüttür. Yaprakları ipek gibidir. Meyvesi kule gibi iri taneli, kaymaktan yumuşak ve çekirdeksizdir. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 451/4]

Dikkat edilecek olursa cennetteki her detay bizim tanıdığımız, bildiğimiz en gözalıcı ve kıymetli şeylerle kıyas edilerek görünümleri ve lezzetleri ile ne kadar değerli birer nimet oldukları vurgulanmaktadır. Örneğin cennetteki hurma ağacının dalları altına, yaprakları çok güzel ve değerli bir kumaş olan ipeğe benzetilmiştir.

Cennetteki hurma tanelerinin büyüklüğüne dikkat çekilen bir başka hadis ise şöyledir:

Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir. Cennet hurmasının meyvesi büyük testiler ve kovalar gibidir. Sütten daha beyaz, baldan tatlı, köpükten yumuşaktır. İçinde de çekirdek yoktur. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 314]

Yukarıdaki hadiste mücevherlerle tarif edilen hurmanın, görünümün yanı sıra lezzetinin de Allah'ın dilemesiyle çok mükemmel olacağı vurgulanmaktadır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 14:28   #22
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

İncir:

Bir rivayete göre Peygamber Efendimiz (sav) incirle ilgili şunları bildirmiştir:

Peygamber Efendimiz (sav) bir tabak incir hediye edilip ondan yedi ve sahabelerine: "Bundan yeyiniz. Eğer ben bir meyvenin cennetten indiğini söylersem işte cennetten inen meyve bu incirdir." buyurdu. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)

İncir Kuran'da ismi geçen ve dikkat çekilen meyvelerden biridir. (Tin Suresi, 1) Meyveler arasında en yüksek mineral kaynaklarından biri olan incir, enerji veren bir yiyecek olması bakımından da özel bir yere sahiptir.

Karpuz:

Peygamberimiz (sav)'in bir hadisinde karpuz hakkında şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Karpuzdan faydalanınız ve ona ta'zim (saygı) ediniz. Çünkü onun suyu cennetten, tadı da cennet tadındandır... karpuz cennet (meyvelerin)dendir. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 313)

... Allah, onlardan razı oldu, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük 'kurtuluş ve mutluluk' budur.
(Maide Suresi, 119)


Muz:

Hadislerde geçen bir cennet meyvesi de muzdur:

Dünyada cennet meyvesine benzeyen şey ancak muzdur. Çünkü Allah Teala (cennetin yemişi hakkında), "Onun yemişleri devamlıdır", buyurmuştur. Sen ise muzu, yaz ve kış senenin her mevsiminde bulabilmektesin. (Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 312-313)

Nitekim cennet tasvirlerinin yapıldığı ayetlerde, Allah bu meyveden şöyle bahsetmektedir:

Yüklü dalları bükülmüş kiraz (ağaçları). Üst üste dizili meyveleri sarkmış muz ağaçları. Yayılıp-uzanmış gölgeler. Durmaksızın akan su(lar). Ve (daha) birçok meyveler arasında. Kesilip-eksilmeyen ve yasaklanmayan (meyveler). (Vakıa Suresi, 28-33)

Muz kendine has aromasıyla, benzersiz lezzeti ve sayısız faydasıyla pek çok kişinin sevdiği bir nimettir. Fakat kuşkusuz cennetteki muz da diğer tüm nimetler gibi, dünyadakinden çok daha kusursuz, çok daha lezzetli ve güzel kokulu olacaktır. En doğrusunu Allah bilir.

Et:

Ayet ve hadislerde meyve dışında bahsi geçen nimetlerden biri de ettir. Allah bir ayetinde "Onlara, istek duyup-arzuladıkları meyvelerden ve etten bol bol verdik." (Tur Suresi, 22) buyurarak etin bir cennet nimeti olduğunu haber vermektedir.

Peygamberimiz (sav) de bir hadiste et hakkında şöyle buyurmuştur:

Cennet halkının ekmek katığının en faziletlisi, en nefisi ettir. Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 363/654]

Kuran'da ve hadislerde özellikle dikkat çekilen et çeşidi ise kuş etidir. Kuran'da "canlarının çektiği kuş eti" ayetiyle haber verilen (Vakıa Suresi, 21) kuş eti bir hadiste şöyle vurgulanmıştır:

Cennette senin canın kuş isteyecek. Hemen kızartılmış olarak önüne getirilip konacaktır. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 414/10123]

Et türleri arasında Kuran'da bahsi geçenlerden özellikle "bıldırcın eti" makbul bir yiyecektir. Bu nimet cennette bolca bulunacak, Müslümanlara en güzel şekilde sunulacaktır. (En doğrusunu Allah bilir.)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 15:40   #23
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 2,414
Varsayılan

Allah cc. ebeden raz olsun ablacim,ne kadar güzel bir konu paylaşimi!devami da sürekli olursa inşallah buraya kadar olani ile birlikte yazi dizisi halinde çikartmayi düşünüyorum,yanimda bulunmasi açisindan
Insan okurken bile öyle mest oluyor ki,Rabbimiz bize bu nimetleri orada lütfetse (tabii önce bizi kendisine layik kul edip rahmetiyle de bu nimetleri ve daha fazlasini bahşetse inşallahû teâlâ) nasil müferreh olurduk kimbilir?
"inşallah nasip olur cümlemize" temennisinde bulunarak,tekrar emegin için Allah razi olsun ve inşallah zayi olmasin bu emegin duasinda bulunuyor,devamini bekliyoruz inşallah...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-12-2007, 16:12   #24
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi beydanur Mesajı Göster
Allah cc. ebeden raz olsun ablacim,ne kadar güzel bir konu paylaşimi!devami da sürekli olursa inşallah buraya kadar olani ile birlikte yazi dizisi halinde çikartmayi düşünüyorum,yanimda bulunmasi açisindan
Insan okurken bile öyle mest oluyor ki,Rabbimiz bize bu nimetleri orada lütfetse (tabii önce bizi kendisine layik kul edip rahmetiyle de bu nimetleri ve daha fazlasini bahşetse inşallahû teâlâ) nasil müferreh olurduk kimbilir?
"inşallah nasip olur cümlemize" temennisinde bulunarak,tekrar emegin için Allah razi olsun ve inşallah zayi olmasin bu emegin duasinda bulunuyor,devamini bekliyoruz inşallah...
Ecmain olsun canim ...
Gercekten cok guzel bir konu .
Yazi biraz uzun insaAllah hergun eklemeye calisiyom insaAllah..
Sizlerde okuyunca inanin cok memnun oluyorum...
Rabbimin bize vermis oldugu bu guzel nimetleri okumak dogrusu benide mest ediyor..Yaziyi okumus olmama ragmen eklerken bir daha okuyorum ve rabbime binlerce sukrediyorum..
Faydalananlardan olalim insaAllah...
Yazinin devami var insaAllah sabirla takip edelim....
selam ve dua ile...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 00:04   #25
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Birinci Bölüm:

PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN DİLİNDEN CENNET


CENNETTE İNSAN GÜZELLİĞİ


Dünyadaki en büyük nimetlerden biri de insan güzelliğidir. İnsan en güzel evlere sahip olsa, en güzel yiyecekleri yese ve mükemmel yerlerde gezse de yapayalnız olduğu sürece bunlardan aldığı zevk sınırlı olacaktır. Çünkü tüm bu nimetler kişinin çevresindeki yakınları ve dostları ile birlikte olduğu takdirde bir anlam kazanır. Allah'ın ruhundan üflediği bir varlık olan insan, kişiliği, takvası ve güzel ahlakı ile çok değerlidir. Bir de bu özelliklerinin kusursuz bir fiziksel güzellikle biraraya gelmesi kuşkusuz herkesin sahip olmak isteyeceği büyük bir nimettir.

Cennetteki insan güzelliğinin tarif edildiği hadislerden biri şöyledir:

Cennetteki huriler yakut ve mercan gibidirler. Adam onlardan birinin yüzüne bakar da, kendini onun yanağında, aynada gördüğünden daha berrak görür. Onların incilerinin en ednası (en küçük, en önemsiz) şark ile garbi ışıklandırır. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 337/7]


Cennetteki hurilerin güzelliği yakut gibi nadide bir mücevhere, mercan gibi özel bir görünüme sahip doğal bir güzelliğe benzetilmiştir. Ayrıca bakan kişinin kendisini aynadan daha net gördüğü benzetmesiyle ciltlerinin pürüzsüz güzellikte olmasına ve yüzlerindeki berraklığa, aydınlığa dikkat çekilmiştir.

Dünya şartlarında cildin gerginliği, duruluğu çok kısa bir dönem sürer. Küçük yaşlardaki cilt pürüzsüzlüğü ve güzelliği yaş ilerledikçe birtakım cilt problemleri, yıpranma ve kırışma ile bozulmaya uğrar. Dolayısıyla bu güzellik dünya şartlarında kalıcı değildir. Ancak Allah razı olduğu kullarına cennette bu güzelliklerin kusursuzunu ve sonsuz olanını vaat eder. Peygamberimiz (sav) de bir hadiste cennetteki güzelliğin ve gençliğin sürekliliğinden şöyle söz eder:


Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz (tükenmez), elbiseleri eskimez. [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6]

Cennet ehli cennete, otuz ya da otuz üç yaşında sakalsız, kılsız ve gözleri sürmeli olarak girecekler. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 411/10109]

... Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz. Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz. [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6]

Hadislerde cennet ehlinin gözlerinin yaratılıştan sürmeli olduğundan da bahsedilmektedir. Sürme, göz rengini ve şeklini ön plana çıkaran bir süstür. Dünya şartlarında yapay olarak elde edilmeye çalışılan, fakat yine de mükemmel olmayan bu güzellik, ahirette müminlerin doğal hallerinde mevcut olacaktır.

Peygamber Efendimiz (sav)'in, cennetteki insan güzelliği ile ilgili kendisine sorulan sorulara şöyle cevap verdiği rivayet olunmuştur:

"Ya Resulullah! Allah Teala'nın: 'İri gözlü hurilerdir' (Vakıa Suresi, 22) sözünü bana anlat" dedim.

"Onlar beyaz tenli, iri gözlü, kara kuşun kanatları gibi sürmelidir" dedi.

"Ya Resulullah! Allah'ın: 'sanki o kadınlar birer yakut ve mercandır' (Rahman Suresi, 58) ayetini anlat" dedim.

"Onlar el değmemiş sedefteki inci gibi güzeldirler" dedi.

"Ya Resulullah! Allah'ın: 'O cennetlerde iyi ahlaklı güzel kadınlar vardır' (Rahman Suresi, 70) ayetini anlat" dedim.

"Onlar çok güzel huylu ve güzel yüzlüdürler" buyurdu.

"Ya Resulullah! Allah'ın: 'Onlar, toz konmamış yumurta gibidirler' (Saffat Suresi, 49) ayetini anlat" dedim.

"Onlar yumurtanın zarı gibi beyaz ve naziktirler" dedi.

"Ya Resulullah! Allah'ın: 'Kocalarına sevimli ve birbirlerinin akranıdırlar' (Vakıa Suresi, 37) ayetini söyle" dedim.

"Onlar dünyada ihtiyar, gözleri çapaklı, saçları ağarmış ve zayıf olarak ölmüşken, Allah onları cennette bakire, kocalarına sevimli, aşık ve bağlı, birbirlerinin akranı kılacak" buyurdu.

"Ya Resulullah! Dünya kadınları mı üstündür, yoksa iri gözlü huriler mi?" dedim.

"Elbisenin yüzü astarından kıymetli olduğu gibi, dünya kadınları da hurilerden üstündürler" dedi.


"Neden ya Resulullah?" dedim, şöyle açıkladı:

"Namazları, oruçları ve Allah'a ibadetleri sebebiyle Allah onların yüzlerini nurlandırır, kendilerine ipek elbiseler giydirir. Onların tenleri beyaz, elbiseleri yeşil, ziynetleri sarı, buhurdanlıkları (tütsülükleri) inci ve tarakları altındır. Onlar şöyle söylerler:

"Biz burada ebedi kalacağız. Biz sevimli ve mutluyuz. Asla üzülüp sıkılmayız. Başka aleme göçmeden hep burada kalacağız. Biz bu halimizden memnunuz ve herşeye razıyız. Hiç kimseye kızmaz ve öfkelenmeyiz. Ne mutlu kendilerine eş olduğumuz ve bize eş olan kimselere." [Gençlik ve Ölüm, s. 422-423]

Dikkat edilecek olursa Kuran'da (Rahman Suresi, 70) ve hadislerde cennet kadınlarının güzel huylu olmalarına da dikkat çekilmiştir. Bir başka hadiste ise cennetteki insanların ve bulundukları ortamın güzelliği şöyle tarif edilmiştir:

Orada huyları güzel, yüzleri güzel kadınlar vardır. (Rahman Suresi, 70)

Bir başka hadiste ise cennetteki insan güzelliği şöyle tarif edilmiştir:

... Hurilerden her kadının üzerinde yetmiş kat elbise vardır ki birinin rengi diğerinde yoktur. Keza kendisine diğerinde bulunmayan yetmiş çeşit renkli koku verilir. Hurilerden her kadın için, inci ile süslenmiş kırmızı yakuttan yetmiş taht, her taht üstünde yetmiş döşek, her döşek üzerinde koltuk vardır. Hurilerden her kadın için ihtiyacı ve hizmeti için yetmiş bin hizmetçi kız ve yetmiş bin hizmetçi erkek vardır. Her hizmetçinin beraberinde, içinde çeşitli yemek bulunan altından tepsiler vardır ki müminlerden biri öbüründe önceki kapta bulamadığı tadı, lezzeti bulur... [Tezkireti'l Kurtubi, s. 333/591]

Pek çok hadiste ise cennet ehlinin özellikle yüz güzelliğine dikkat çekilmiş, hatta bu güzelliklerinin sürekli arttığı haber verilmiştir:

Cennet ehlinin bir çarşısı vardır. Her Cuma oraya gelirler. Derken kuzey rüzgarı eser, elbiselerini ve yüzünü okşar. Bunun tesiriyle hüsün (güzellik) ve cemalleri (yüz güzelliği) artar. Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler. Hanımları:

"Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!" derler. Erkekler de:

"Sizler de Allah'a kasem (yemin) olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz." derler. [(Müslim), Kütüb-i Sitte-14, s. 433/16]

Cennet ehli kadınlarının nurlu güzelliklerinden bir başka hadiste de şöyle bahsedilir:

... Eğer cennet ehli kadınlarından bir kadın yer ehline görünseydi, dünyayı ve içindekileri aydınlığa boğar ve ikisinin arasını da güzel koku ile doldururdu... [(Tirmizi), Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 409/10095]

Ünlü İslam alimi Bediüzzaman Hazretleri ise kendisine hadislerde tarif edilen bu güzelliğin nasıl olduğu sorulduğunda şöyle cevap vermiştir:

Manası pek güzeldir ve güzelliği pek şirindir. Şöyle ki: Şu çirkin, ölü, camid (donuk, cansız) ve çoğu kışır (kabuk, dış görünüş) olan dünyada; hüsün (güzellik) ve cemal (yüz güzelliği), yalnız göze güzel görünüp ülfete (alışkanlık) mani olmazsa yeter. Halbuki güzel, hayattar (canlı), revnakdar (göz alıcı güzellik), bütün kışırsız (kabuksuz), lüb (öz) ve kabuksuz iç olan cennette; göz gibi bütün insanın duyguları, latifeleri (hoş sözleri) cins-i latif (yumuşak, hoş) olan hurilerden ve huriler gibi ve daha güzel, dünyadan gelme cennetteki nisa-ı dünyeviyeden (dünya kadınlarından), ayrı ayrı hissi-i zevklerini, çeşit çeşit lezzetlerini almak isterler... Demek huriler cennetin aksamı (bölümleri) ziynetinden yetmiş tarzını, bir tek cinsten olmadığından birbirini setretmeyecek (örtmeyecek, kapatmayacak) surette giydikleri gibi; kendi vücutlarından ve nefis ve cisimlerinden, belki yetmiş mertebeden ziyade ayrı ayrı hüsün (güzellik) ve cemalin (yüz güzelliği) aksamını (bölümlerini) gösteriyorlar. [Sözler, s. 469-470]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 00:06   #26
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Giyeceklerin Güzelliği ve Çeşitliliği:

Kaliteli kumaşlardan yapılmış rahat ve güzel kıyafetler giymek herkesin hoşuna gider. Cennetteki çeşitli renk ve güzellikteki kıyafetler de insanın bu yöndeki zevkine hitap edecektir. Dünya şartlarında kıyafetler ne kadar güzel olurlarsa olsunlar hep bir eksiklik söz konusudur. Tüm giysiler zaman içinde eskir, renkleri solar, kişide ilk giydiği zamanlardaki beğeniyi uyandırmamaya başlar. Bir kişinin dünyada çok sayıda giysiye sahip olması da bir önem taşımaz, çünkü bu giyimlerden alınan zevk kişinin ömrü ile sınırlıdır. Ölümle birlikte diğer tüm eşyalar gibi bunlar da geride bırakılır. Oysa cennet giysileri hem kusursuz güzellik ve çeşitlilikte hem de sonsuza kadar kalıcıdırlar. Peygamber Efendimiz (sav)'in cennet giysilerinin bu özelliklerine dikkat çektiği bir hadisleri şöyledir:

... Orada muazzam köşkler, geniş nehirler, bol ve olgun meyveler, güzel ve dilber zevceler (kadın, eş), ebedi pek çok ve renkli güzel elbiseler vardır. Orası yüksek, güzel ve selim yurtlardan parlak hayat sürülen bir yerdir... [Ramuz el-Ehadis-1, s. 170/1]

Ayrıca bu kıyafetler öylesine boldur ki, kimse bir eksiklik ve ihtiyaç hissetmeyecektir. Bir hadiste bu duruma şöyle dikkat çekilmiştir:

... Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerinde gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür... [Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563]

Cennet ehlinin giyecekleri de en rahat edecekleri şekilde yaratılmıştır. Giyilen kıyafetler, cennetteki kusursuzluk ve güzellik içinde hiçbir rahatsızlığa sebep olmaz. Dünyaya ait eksiklikler -kıyafetin solması, kırışması, kirlenmesi, eskimesi vs.- de cennette yoktur. Ayrıca cennette kıyafetlerin kumaşlarının dokunması, dikilmesi gibi hazırlık aşamaları da söz konusu değildir. Cennette Allah'tan bir nimet olarak herşey her zaman en mükemmel şekliyle hazırdır. Cennetteki müminlerin kıyafetleri ile ilgili haber verilen diğer detaylar şöyledir

... Cennetin giyecekleri dokunmaz. Cennetin meyveleri yarılır da ondan elbise çıkar... [Tezkire-i Kurtubi-1, s. 21]

Cennette hurma ağaçlarının dalları yeşil zümrüttür. Budakları kırmızı altındır. Yaprakları cennet ahalisi için giyecek kıyafetleridir. Onun bir kısmı kısa (iç) elbiseleri, bir kısmı da içi astarlı dış elbiseleridir... [Tezkireti'l Kurtubi, s. 314]

... Üzerinde yetmiş kat elbisesi olur. En aşağısı Tuba ağacından yapılmış, gelincik çiçeği gibi... [Ramuz el-Ehadis-1, s. 99/8]

Ayetlerde de cennetteki elbiselerin ipekten ve süslemeli oldukları şöyle haber verilmiştir:

Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır... (İnsan Suresi, 21)

Hiç şüphesiz Allah, iman edenleri ve salih amellerde bulunanları altından ırmaklar akan cennetlere sokar, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler; oradaki elbiseleri ipek(ten)dir. (Hac Suresi, 23)
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 10:28   #27
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 73
Varsayılan

Allah razi olsun abla,çok guzel bir konu!henuz son iki kismi okudum ama insallah hepsini de okuyacagim,çunku okurken hiç yorulmadan zevkle okuyor insan insallah o nimetleri gozumuzle gormek,içinde olmakta nasip olur bizlere!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 21:55   #28
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi zisan27 Mesajı Göster
Allah razi olsun abla,çok guzel bir konu!henuz son iki kismi okudum ama insallah hepsini de okuyacagim,çunku okurken hiç yorulmadan zevkle okuyor insan insallah o nimetleri gozumuzle gormek,içinde olmakta nasip olur bizlere!
Amin insaAllah...
Rabbim cumlemizden razi olsun....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 22:33   #29
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,980
Varsayılan

Cennet Ağaçları:

Ağaçlık mekanlar insanların, içinde bulunmaktan ruhen zevk aldıkları yerlerdendir. İnsanlar her ne kadar binaların yoğunlukta olduğu şehir merkezlerinde yaşasalar da, genellikle ağaçlık, yeşillik mekanlarda bulunmak isterler. Ağaçlık bir yere ait bir görüntü izlemek ya da böyle bir fotoğrafa hatta tabloya bakmak dahi insanlar için bir zevktir. Dünyada pek çok faydasıyla yaratılmış olan ağaçlar, Rabbimiz'in insanlara sunduğu nimetlerdendir. Görkemli görünümleri, benzersiz türleri, çeşitli renkleri, serinletici gölgelikleri ile ağaçlar, insanlara zevk verecek şekilde yaratılmışlardır. Allah'ın "Boyları birbiriyle yarışan ve içiçe girmiş ağaçlı bahçeler" (Abese Suresi, 30) ayetiyle bildirdiği ağaçlar, ahirette cennete has üstün özellikleriyle yaratılmıştır. Solmadan, kurumadan, yaprakları dökülmeden, ihtişamlı görünümleri ile, ağaçlar da cennetteki kusursuzluk içinde yaratılmışlardır. Aşağıdaki hadislerde ise ağaçların özellikle gölgesinden bir cennet nimeti olarak sıkça bahsedilir:

Cennette öyle bir ağaç var ki bir süvari gölgesinde yetmiş yahut da yüz sene gider (de bitiremez). O huld -ebedilik- ağacıdır... Cennette bir ağaç var ki, bir kimse dört yaşına girmiş bir dişi deve yavrusuna yahut da beş yaşına girmiş olan bir dişi deveye binmiş olsa da sonra ağacın dip tarafındaki gövdesini dönmeye başlasa hareket ettiği yere ulaşmadan deve ihtiyarlayarak düşer... Onun taze dalları cennet surlarının ötesindekilere ulaşmaktadır. Cennetteki her ırmak muhakkak o ağacın dibinden çıkmaktadır... [Tezkireti'l Kurtubi, s. 311/513]

Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüzyıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İsterseniz şu ayeti okuyun: "Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar." [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/9]

Kuran'da "gölge içinde olmak"tan bir cennet nimeti olarak şöyle bahsedilir:

İman edip salih amellerde bulunanları, altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Onda onlar için tertemiz kılınmış eşler vardır. Ve onları, 'ne sıcak-ne soğuk, tam kararında gölgeliğe' sokacağız. (Nisa Suresi, 57)

Takva sahiplerine vaat edilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir. (Rad Suresi, 35)

Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. (Yasin Suresi, 56)

Şüphesiz muttaki olanlar, gölgeliklerde ve pınar-başlarındadır; (Mürselat Suresi, 41)

Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler. (İnsan Suresi, 13)

Muharref İncil'de de cennetten bahsedilirken, Kuran'daki tariflerle mutabık "... Ne güneş ne de kavurucu bir sıcaklık onları çarpacak." ifadesi yer almaktadır. (Yuhanna'ya Gelen Esinleme, 7. bölüm, 16)

Cennetteki doğal güzelliklerin tarif edildiği pek çok hadiste Tuba ağacından ve onun özelliklerinden bahsedilir. Bu ağaç hakkında Peygamberimiz (sav)'in tarifleri şöyledir:

... Tuba cennette bir ağaçtır. Büyüklüğü yüz yıllık yer tutar. Ve cennet elbiseleri de onun tomurcuklarından yapılır. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 313/7]

Tuba ağacı benzersiz özelliklere ve görülmemiş bir genişliğe sahiptir. Bunun yanı sıra dünyadaki sebeplerin geçerli olmadığı cennet ortamında cennet elbiselerinin de bu ağaçtan yapıldığı ifade edilmektedir. Başka hadislerde de Peygamberimiz (sav)'in cennetteki ağaçlarla ilgili tarifleri ise şöyledir:

... Cennet ağaçlarının dip gövdesi inci ve altın, yukarısı da meyvedir. [Tezkireti'l Kurtubi, s. 315/523]

Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın. [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 427/10]

Cennette Allah'ın benzersiz, sonsuz yaratmasına şahit olacağımız için herşey mümkün olabilir. Örneğin cennet ağaçlarının meyveleri yakut, elmas, safir gibi değerli taşlar şeklinde görünüp, ele alındığında yenecek hale geliyor olabilir.

Cennetteki ağaçların mahiyetini soran bir sahabeye Peygamberimiz (sav)'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir:

Bu ağaçların dalları kurumaz, yaprakları dökülmez, suyu kaybolmaz, meyvesi tükenmez. [İlahi Dinlerde Cennet İnancı, s. 54]
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-12-2007, 23:01   #30
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Aug 2007
Mesajlar: 837
Varsayılan

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi beydanur Mesajı Göster
Allah cc. ebeden raz olsun ablacim,ne kadar güzel bir konu paylaşimi!devami da sürekli olursa inşallah buraya kadar olani ile birlikte yazi dizisi halinde çikartmayi düşünüyorum,yanimda bulunmasi açisindan
Insan okurken bile öyle mest oluyor ki,Rabbimiz bize bu nimetleri orada lütfetse (tabii önce bizi kendisine layik kul edip rahmetiyle de bu nimetleri ve daha fazlasini bahşetse inşallahû teâlâ) nasil müferreh olurduk kimbilir?
"inşallah nasip olur cümlemize" temennisinde bulunarak,tekrar emegin için Allah razi olsun ve inşallah zayi olmasin bu emegin duasinda bulunuyor,devamini bekliyoruz inşallah...
aynı temenileri baydayla paylaşıyorum yazılarını zevkle takip ettiğimi bilmenizi isterim ...allah razı olsun
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 13:41


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats