![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| O vadi nere Bu vadi nere! Ebu Said el-Hudri radiyallahu anh rivayet ediyor: Bir bedevi Peygamber aleyhisselama gelip alacağını istediİleri geri konuşmaya başladı. “Almadan gitmem” dedi.Ashab-ı kiram adamı azarladı. “yazık sana,kiminle konuştuğunu biliyormusun?”dediler ona.Oda: “Ben hakkımı istiyorum” dedi.Peygamber aleyhisselam: “Hak sahibinden yana olsanıza!”dedi.Sonrada Havle binti Kays’a haber gönderip “Bizimkiler gelinceye kadar bize borç hurma verirmisin?” dedi.Oda : “Elbette veririm ya Resulullah!Sana anam babam feda olsun.” Diye cevab gönderdi. Borç aldığı şeylerden bedevinin borcunu verdi.Birde ona yemek ikram etti.Adam: “Bana hakkımı verdin.Allah da sana versin” dedi.Peygamber aleyhisselam şöyle buyurdu: “Bunlar insanların iyileridir. Zavallıların,zorluk çekmeden haklarını alamadığı bir ümmet mübarek değildir.”İbni Mace Mükemmel Değiliz Tek başına kalınca aklımız bize yetmiyor; diğer insanların aklından yararlanmaya mecbur kalıyoruz. Bizden öncekilerin birikiminin üzerinde akıl yürütüyoruz. Bedenimiz kaldırmak istediğimiz her yükü kaldıramıyor; başka bedenlerin desteğine ihtiyaç duyuyor. Mala olan ihtiyacımızı da istediğimiz zamanda ve istediğimiz kadar karşılayamıyoruz. İhtiyaçlarımızı yok sayıp ezilmekle, dışımızdakilerin desteğini alarak ayakta kalma arasında tercih yapma durumunda hissediyoruz kendimizi. Baskalarından akıl almak kimi zaman kolaydır. Kaldıramadığımız ağırlığı da kaldırmaya yardım eden kâh bulunur kâh bulunmaz. Ama kimseden mal almak mümkün değildir. Mal her doğup yaşayan insanın canının yongasıdır. İnsanlardaki mal bağımlılığını aşmaya çoğu durumlarda evlatlık ebeveynlik ilişkisi bile yetmez. Ne evlat babaya ne de baba evlada, hesapsız kitapsız durabilir. İstisnası vardır şüphesiz; ama nerede? Mal ne atılır, ne alınır. Olmasa olmaz, olsa rahat komaz. Mal, kendinden baska bir değerle alınıp verilmiyor.İnsan ise muhtaç! Olanı da olmayanı da!Elde olmayana, iradeyi kullanarak ve yüzsuyu dökmeden meşru yolla sahip olmanın tek yolu borçtur. Borç, bu yüzden insan kadar eski ve köklüdür. İnsan nerede ise borcun şu veya bu çeşidi de orada demektir. Adının borç olarak telaffuz edilmemesi, kredi olması, destek olması bir şey değiştirmez. Borcun bir de din tarafı vardır İnsanı başıbos bırakmayan, gece ve gündüz hayatının tamamını irşat eden İslam’ın, borç konusunda şeriatsız, kendi iradesi doğrultusunda bırakması da düşünülemez. Aksine borç alıp vermeyi Kur’an’ın konuları arasında zikretmiştir. Kur’an’ın en uzun ayeti borçlar hakkındadır.Peygamber aleyhisselam efendimizin hayatında önemli bir yer tutmuş, borç hakkındaki sözleri, kendisinin alıp verdiği borçlar bize kadar ulaşmıştır. Tabii olarak, Müslüman için bir borç ahlakı ve fıkhı oluşmuştur. Hayatın ayrılmaz bir gereği olan borcu, hayatı şemsiyesi altına almış bulunan İslam’a göre uygulamak hem beşeri bir ihtiyacı tatmin etmek, hem de din dairesinde iş görüldüğü için ahiret kazancı elde etmektir.Ters taraftan bakıldığında, İslam’ın kurallarına itibar etmeden alınıp verilen bir borç, ne dünyevi menfaati ne de uhrevi mesuliyeti temin edilememiş bir eyleme dönüşür.İslam’a göre olmak her durumda kazanmaktır.Bir an ondan kopmak ise kaybetmektir.Özellikle ekonomik konularda, asr-ı saadetten uzaklaşıldıkça takva da zayıflamakta ve haram helallikten ziyade menfaate uygunluğa itibar edilmektedir. Kul hakkının örtülüp unutturulabilir olarak görülmesi ve bu görüşün git gide derinleşmesi oldukça düşündürücüdür. Borç alıp vermenin getirdiği en önemli hukuki boyut kul hakkı boyutudur. Yarın kul hakkından sorumlu olacağını hatta o haktan sıyrılamayanların amellerini bir bir hak sahiplerinin helalliğine feda edeceklerini bilmeleri çok önemli bir bilgi olarak dikkat çekmektedir. Borçtan türeyen sorun -Abdullah bin Ömer radıyallahu anh, Resulullah sallallahu aleyhive sellemin söyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “İnsanların Allah katındaki en sevgilisi onlara en yararlı olanıdır. Allah’ın en çok sevdiği iş, Müslüman’a verdiğin bir sevinç, onun bir sıkıntısını gidermen, borcunu ödemen, açlığını gidermendir.Müslüman kardeşimin bir işini görmem için yürümem,mescitte bir ay itikâfa girmemden daha çok hoşuma gider.” |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Borç Kul Hakkıdır Kul hakkı, kullar gibi Allah’ın himayesindedirKul hakkının hesabı, Allah’ın hakkının hesabından zordur. Allah’ın hakkındaki müsamaha kul hakkında gösterilmez. Allah’ın hakkı tevbe ile kapanabilir, kul hakkı ise ancak ödeme ile kapanır. Yapılan ibadetler bu dünya hayatında kul haklarına karşı hesaptan düşülmüyor. Ama kıyamet gününde o ibadetlerden kul hakları ödenecek ve ibadetleriyle mahşere gelen eli boşkalacaktır. Allah, kullarının haklarını kendi himayesine almıştır. Peygamber aleyhisselam efendimiz buyurdular ki: “Müslüman bir insanın malı, ancak kendi rızası ile başkasına helal olabilir.” İbni Hibban,Hakim “Sana emanet verenin emanetini geri ver. Sana hıyanet edene hıyanet etme.” Ebu Davud,Tirmizi “Kimin, birisinde şerefiyle veya baska bir şeyle ilgili bir hakkı varsa, altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden bugün onunla helalleşsin. O zaman, salih amellerinden hakkı kadar alınıp öbürüne verilecektir. Eğer salih ameli yoksa diğerinin günahlarından ona yüklenecektir.” Buhari Allah, iyi niyetli kuluna yardım eder. Niyetlerin iyi mi kötü mü olduğunu ise sadece O bilir.Müminin Allah’ın yardımına ermesi ile o büyük yardımdan mahrum kalması arasında ne büyük fark vardır! O’nun yardımını görenin işi yürür,sıkıntılar önünde eriyip gitmez. Duası kabule dilir. Kendisi ve malı afetlerden korunur. Az kazanır, çok bereket görür. Evinde, işinde huzurlu olur. Malı başına bela olmaz. Peygamber aleyhisselam efendimiz buyurdularki: “Ödemek niyetiyle insanlardan mal alana Allah geri vermede yardım eder. Kim de harcamak niyetiyle alırsa Allah da onu harcar.”Buhari “Allah borçluyla beraberdir. Yeter ki borcu Allah’ın hoşlanmadığı bir şeyde olmasın.” İbniMace, Hakim Bu iyi niyeti başka bir açıdan örneklendiren bir hadis-i şerif şöyledir: “Bir erkek bir kadınla, -aslında içinden ödemeye niyeti olmadığı halde- şu kadar veya bu kadar bir mehir söz verip de kadının hakkını ödemeden ölürse, kıyamet günü Allah’a zinacı olarak kavuşur. Kim de ödemeye niyeti olmadığı bir borca girerek mal sahibini aldatır ve ödemeden ölürse Allah’a hırsız olarak kavuşur.” Taberanî Müslümanların birbirlerine karsı güvensiz olmaları sonucunu doğuran borca vefasızlık, emanete hıyanet, başkalarının malını kendi malın gibi rahat kullanma basit bir ferdi suç değildir. Müslümanlığı sadece camide namaz kılmak olarak görmek yerine, yaşadığımız sürece islamı hayata hâkim kılma anlayışında olmalıyız. Zira camide cenazesi kılınacak bir Müslüman’ın ancak mahallesindeki insanlara borcu olmadan musallaya getirilmesinin istendiğini görüyoruz. Malla namazı ayıran anlayış başka, malı namazla, namazı da malla iç içe koyan anlayış başka. Herkes bilsin: Borçlu, ölse bile kurtulmuyor! Cabir radıyallahu anh anlatıyor:Bir adam ölmüştü. Onu yıkayıp kefenledik.Namazını kılması için onu Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme getirdik. ‘Kılacakmısınız?’ dedik. İki adım ilerledi.‘Borcu var mıydı?’ dedi. ‘İki dinar borcu vardı.’ dedik. Namazını kılmadı. EbuKatade: ‘İki dinar borcunu üstleniyorum ya Resulellah.’ dedi. O da namazını kıldırdı.Ondan sonra Resulullah sallallahu aleyhive sellem Ebu Katade’yi gördüğünde: ‘İki dinar ne oldu?’ diye sordu. O da: ‘Daha yeni öldü.’ diye cevap verdi.Bir defasında görünce yine sormuştu. EbuKatade: ‘İki dinarı ödedim.’ dedi. O zaman Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurdu: ‘Şimdi derisi soğudu. |
| |
| | #3 |
| Albay Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 5,196
| şimdi çıkıyorum sonra okumak için sabitliyeyim... kısmetse bilahare okuyacağım inş. |
| |
| | #4 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,275
| Ben okudum...a r o kardeşş Bilmemiz gereken konular bunlar..... |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| |
| |
| Konu Araçları | |
| |