ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 31-01-2008, 23:46   #1
cengiz hacılar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Gözlerimizi Haramdan Koruyormuyuz_?, _?_

Mü’min erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini korusunlar.
Bu onların arınmasını daha iyi sağlar.
Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar...” [nur suresi 30-31]

Resul-i Ekrem Efendimizden (a.s.m.) Hz. Ali’ye şöyle buyurmuşlardır:

“Yâ Ali, arka arkaya bakma! Birinci bakış hakkındır, fakat ikinci bakışta hakkın yoktur.” [Ebû Davud, Nikâh: 43; Tirmizi, Edeb: 28]

Kendisini haramdan muhafazaya çalışan Müslümanın durumunu da Peygamber Efendimiz şöyle anlatmaktadır:

“Bir kadının güzelliği bir Müslümanın gözüne çarpar da ondan gözünü çevirirse, Cenab-ı Hak o Müslümana lezzetini kalbinde duyacağı bir ibadet bahşeder.” [Müsned, 5: 264.]





Çok yanlış anlaşılan atasözlerimizden birisi de şudur. Güzele bakmak sevap!

Evet, güzele ve güzelliklere tefekkür için bakmak, tabii ki sevaptır.

Ancak asrımızın bir çeşit fitnesi gereği, buradaki ‘GÜZEL’ kelimesini, namahrem anlamına gelen, açık-saçık ve üryan gezenlere bakmak şeklinde söylendiği zaman, cevap da elbette değişir. O zaman Sevap değil günah olur.

Bu gibi namahremlere bakmak, bakış şekline ve sebebine göre anlam kazanır.

1. Yolda yürürken aniden, dekolte bir mahrem gözümüze çarpsa, yüce yaratıcımızın “Gözlerinizi haramdan sakının!” ayetinin tesiri ve tedbiri ile gözlerimizi başka tarafa çevirip, Allah korkusuyla irkilsek ve tövbe etsek, bu bakış sonrası titizlik, kişiyi günahtan koruduğu gibi, sevap da kazandırır.

2. Aynı namahreme ilk, yani gayri iradî bakış mubahtır.

3. Daha sonraki kasdi bakışlar ise haramdır. Çünkü bu bakışlar, ‘gözlerini haramdan sakının’ ayetinin aksine bir davranıştır.

4. Ayrıca kişiyi tanıma maksadıyla zorunlu bakışlar vardır ki, bu bakışlar da yukarıdaki ayet hatırda tutularak minimum düzeyde kalırsa, mubah olabilir.

Batılı iyice tasvir (batıl işleri detaylı tasarlama, biçim ve şekillendirerek tarif etmek), safi zihinleri idlâldir”, (temiz zihinleri saptırır.) vecizesine dayanarak, fetva ve fıkıh yönünü konu uzmanlarına bırakıp, tefekkür için bakmak cümlesini biraz açacağız.

“Güzel” denilince aklımıza, tabii ve meşru güzellikler gelmelidir. Namahremler değil…

Tefekkür, bu güzelliklerin arka planındaki anlamları, gizli manaları ve mesajları hesaplayarak düşünmek, o eser veya olay üzerindeki Esma’ül Hüsna tecellilerini irdelemektir.

Bu güzelliklerden bazıları:

• Gül güzeldir, menekşe güzeldir, karanfil, nergis, sümbül, zambak, manolya ve saymakla bitiremeyeceğimiz tüm çiçekler güzeldir.

• Bahar güzeldir, ağaçlar güzeldir, dağlar, ırmaklar, çaylar, şelâleler, denizler, göller ormanlar ve tüm manzaralar güzeldir.

• Hayat güzeldir, sağlık güzeldir, eş, evlat, torun, aile, semtimiz, memleketimiz güzeldir, gece yıldızlar, ay, güneş ve gezgenler ve tüm yaratılmışlar güzeldir.

• Bülbül güzeldir, papağan, kanarya, tavus ve tüm kuşlar güzeldir. Tavşan güzeldir, sincap, kedi, kaplan, penguen, zürafa, ceylan, kelebek, arı, uğur böceği ve tüm hayvanlar güzeldir.

• Kiraz güzeldir, portakal, çilek, karpuz, kayısı, şeftali ve tüm meyveler güzeldir.

• İlâhî nameler güzeldir, Kur’ân, vaaz, nasihat ve sohbet dinlemek güzeldir. Kuş sesleri, şırıl şırıl su ve çağlayan sesleri güzeldir.

• Makro ve mikro âlemler güzeldir, Samanyolu, nebulalar ve tüm kâinat güzeldir.

Atom ve atom altı parçacıklar güzeldir, moleküller, elementler, maddeler, hücreler, dokular, organlar ve tüm insanlar mükemmel yaratılışlarıyla güzeldir…

• Saymak ile bitiremeyeceğimiz bunca güzellik varken, niçin nefsanî güzelliklere takılıyoruz ki? Bunca güzelliklerin üzerindeki, Esma’ül Hüsna tecellilerini sadece bir saat düşünmek, bizlere bir sene boyunca (nafile namaz, oruç, zikir v.s.) ibadet etmiş gibi sevap kazandırırken, nefsanî, malayani, fuzuli güzelliklerle ilgilenmek akıl karı değildir?


*******


Gerçek boyutundan [ 468 x 60 ] 85% oranında küçültüldü - Tam boy görmek için tıklayınız
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-01-2008, 23:47   #2
cengiz hacılar
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan

Allah, gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.” (Mümin, 19)

“Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biliriz ve biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf, 16)

İnsan düşünüyor, müminler gaflete düşerek bu haramları nasıl işler ki?
Bizi ve kainatı yaratan Allah (c.c.) görüyor, melekler görüyor ve yazıyor.
Toprak titreyerek Allah’tan haya ediyor.

O toprak ki günahkar insan oğluna ağzını açarken şöyle söylüyor:

Enes bin Malik der ki: “Yer her gün insana seslenir: Ey Ademoğlu, üzerimde türlü günah işlersin; halbuki içimde azap göreceksin. Üzerimde gülüp eğlenirsin; halbuki içimde ağlayacaksın. Üzerimde haram yersin; halbuki içimde kurtlar seni yiyecek.”
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 00:26


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats