![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| ![]() Haramlardan uzak olur, emr-i İlâhî’ye uyarsak yakîn sırrına; kesin inanç ve, saf kalbe doğan nûra, Hakk Teâlâ’dan inen hikmet sırrına ereriz. Ahlâk-i Muhammediyye’ye bürünür, Kur’an-ı Kerim’in edebiyle edeplenirsek, daha dünyada iken Rabbimizin huzurunda oluruz. Yaşantısı bozuk olanlar, ehlullah ile kalben alaka kurmayanlar bu nimetten mahrum kalırlar. Milyonlarca şehidin kanıyla açılan bu yol, Efendimiz (s.a.v.)’in, Ashâb-ı Kiram’ı rûhen olgunlaştırdığı bu cadde, Mevlâ’mıza kavuşmamız için açılmıştır. Bu yol, Fetih Sûresi’nin birinci ve ikinci âyetine nail olanlara, amel defterine günah düşürmeyen, af ve mağfirete mazhar olanlara mahsustur. “Biz sana doğrusu apaçık bir fetih ihsan ettik. Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar. Sana olan nimetini tamamlar ve seni doğru bir yola iletir.” (Fetih, 48/1-2) Görülmeyenlerin görülür hale geldiği bu devlete, gaybe iman sırrını yakalayan; muttaki, salih kullarla düşüp-kalkanlar erer. Bu yolun belli bir cefası vardır. Bu yol, âdeta zehirle pişen aşı yemektir. Çünkü Sallallâhu Aleyhi ve Sellem, karnına taş basarak; hısım, akrabadan eza görerek, her taraftan gelen zulme sabrederek, canına kastedenleri bile affederek Fahru’l-Mürselîn oldu. Yolunu takip eden ulema, âşık, sâdık kullar da; bu çileye katlanarak, kefenle hil’ati, gülle dikeni birbirinden ayırmayacak bir olgunluğa erişince, ârifan-ı İlâhi olurlar. Mürşid-i Kâmillerle münasebeti kavî olanlar, çok geçmeden Rasûlullah (s.a.v.)’ı bulurlar. Yer, gök, dağ, taş, kuru bir yaprak dâhi emr-i İlâhi’ye uyup, yaratılışının dışına çıkmazken, biz neden Kerim Mevlâ’mıza karşı uygunsuz davranıyoruz. Çevremize dikkat edip, nefsimizin kötülüklerinden tamamen uzaklaşıp, mutmainne ehlinin dışındakilerle zaruret miktarı konuşalım. Âlemlerin Fahri (s.a.v.), “Kişi arkadaşının dini, huyu üzeredir.” buyurur. Belli gün ve gecelerdeki nimet, gündüz yaşantımızla çok alakalıdır. Üç aylar ve içindeki mübarek geceler, mânevî atıyyelerin, ikramların verildiği anlardır. Furkan sûresinde, gündüz, cahillere sataşmayıp, mütevâzı hareket edenlerin, gece kıyam ve secdelerde haz duyacağı anlatılır. “Ve Rahman'ın kulları: O kimseler ki, yeryüzünde tevazu ile yürürler ve cahiller kendilerine laf attıkları zaman “Selametle!” derler. Ve onlar ki, Rablerine secdeler, kıyamlar ederek yatarlar.” (Furkan, 25/63-64) Mü’minûn Sûresi’nde anlatılan güzel evsafı yaşamakla, anlattığımız hakikatlere ereriz. 1. Namazlarda, derin bir huşû, Azamet-i İlâhî’den titreme. 2. Boş söz ve işlerden uzak olma. 3. Zekâtı ehline verme. 4. Namusu koruma. 5. Emanetleri, âzâları, çoluk-çocuğu, komşuyu, bütün insanlığı koruyup, Hakk Teâlâ’ya yönelme. 6. Verilen sözde durma, ruhlar âleminde Rabbimizin sözüne sâdık kalma. Her hâl ü kârda Allah Teâlâ’ya teslim olma. 7. Namazları muhafaza, edep ve erkânına riayet etme. |
| |
| Konu Araçları | |
| |