ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 14-02-2008, 20:31   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 1,981
Varsayılan Pişmanlık...


Yaşamak, evet yaşamak nedir? Sadece zevk ve eğlenceden ibaret bir kavram mı? Yoksa bir amacı, bir mesajı mı var bizlere? Neden geldik acaba bu dünyaya?

Bazılarımız sanıyoruz ki biz bu dünyaya eğlenmeye, zevk ve sefa içinde yaşamaya geldik. Ölüm bizim için bir anlam ifade etmiyor. Hani alışılmış bir söz vardır; "Ölen öldü gitti". Peki o ölen insanda bizim için Allah Teâlâ bir mesaj, bir uyarı vermiyor mu? "İşte bakın, ibret alın, içinizden biri daha öldü. Siz de aynı sona doğru gidiyorsunuz. Benim apaçık mesajımı görmüyor musunuz?" der gibi.

Fakat nefsimiz ve şeytan gözlerimizi kör etmiş. Bu apaçık ibret tablosunu göremiyoruz. Ömrümüz nefsin emri altında tükenip gidiyor. Hepimiz renk körlüğü hastalığına tutulmuş, akı kara, karayı ak görüyoruz. Nereye kadar, nereye kadar böyle devam edebilir? Bir gün bizim de şakaklarımıza karlar yağacak. İlkbaharda sonbaharın o solgun yüzüne terk edeceğiz kendimizi. Bahar ayında biz sonbaharın son deminde olacağız. Gençlik bir saat ibresinde yok olup gidecek. O geçmek bilmeyen zaman bir anda kara kışa teslim edecek bizi.

Pişmanlıklar bürüyecek gönlümüzü. Gençliğimizde yaşlılığa ertelediğimiz namazlarımıza, oruçlarımıza ve diğer ibadetlerimize yanacağız. Hani hep derdin: "Yaşlanınca yaparım ibadetlerimi. Şimdi hayatımı yaşamak istiyorum. Gezip tozacağım, onlara ayıracak vaktim yok." Şimdi ise belin bükülmüş, bastonlara bırakmışsın vücudunu. O olmasa düşeceksin. Oysa sen yükseklerden uçardın. Şimdi ise bir ağaç parçasının yardımına muhtaçsın.

Gün gelecek ölüm çalacak kapını, saklanacak yer arayacaksın. Bütün çırpınmaların boşa olacak. O keskin bir bıçak gibi saplanacak boğazına. Nerede olursan ol kaçamayacaksın. Erteleyemeyeceksin onu ibadetlerin gibi. Azrail yapışacak yakana. Ölümün buz gibi sesini işiteceksin tüm vücudunda. Vücuduna dikenler batırırcasına, belki de kapkara bir hayaletçesine Azrail canını ayıracak bedeninden hiçbir şey söylemene fırsat verilmeden. Daha sonra beyaz bir kefene saracaklar seni. Son yolculuğuna uğurlayacak akrabaların omuzlarında. Hiç biri seninle gelmeyecek. Seni bir mezar çukuruna koyup üzerine toprak atacaklar. Daha sonra hepsi çekip gidecek, yine aynı hatalar çukuruna dönecekler. Senin ölmen onlara bir ders olmayacak. Daha sonra sorgu melekleri gelecek mezarına. Mezar sualleri başlayacak. Sen belki de bilemeyeceksin. Mezarın cehennemden bir çukur olacak. Yılanlar, çıyanlar istila edecek o soğuk diye abdest aldırmaya kıyamadığın vücudunu. Sesini bile çıkaramayacaksın ben suçsuzum diye. Minderin yılan, yorganın akrep olup sokacaklar seni her yanından.

Neden inanmadın ki sana anlatılanlara? Boşuna mı başını örtüyordu Fatma ana, boşuna mı camiye gidiyordu Ali amca. Neydi acaba onlara bunları yaptıran? Mecbur muydular? Onlar da senin gibi hayatlarını zevk ve eğlence içinde yaşarlardı. Dünyanın her türlü zevkinden tadarlardı. Hiçbir şeye karşı sorumlu olmazlardı. Güçsüzü ezer, içki içer, kumar oynarlardı. Tıpkı senin ve senin gibiler yaptığı gibi...

Ama onlar bunları yapmadılar. Onlar bir olan Allah'a inanıyorlardı. Kendilerine ve O'na karşı sorumluydular. Onlar Allah'ın kitabı olan Kur'ân'a ve peygamberi olan Muhammed'e inanıyorlardı. Hayatlarını bunlara göre düzenlemişlerdi. Yaratıcılarının helal kıldığı şeyleri yapıyorlar, haramlardan sakınıyorlardı. İbadetlerini yapıyor ve her hallerine şükrediyorlardı. Senin gibi isyankar değillerdi.

Onlar dünyadaki tabiat sanatına senin gibi boş bir tabiat kanunu demiyorlardı. Onlar o sanatta yaratıcılarını görüyorlardı. O sanatkarın imzasına şahit oluyorlardı her bakışlarında.

Hep dalga geçerdin başörtülülerle, namaz kılanlarla. Onlara gerici yobaz derdin. Kendin o kadar çağdaş ve medenî idin ki sokaklarda utanma duygusu olmadan yarı çıplak geziyordun.

Ne oldu ha, söyle şimdi. Savunduğun fikirlerin sana yardımcı oluyor mu oralarda? Medenîlik diye yarı çıplak gezmelerin, ona buna laf atan dillerin, kumar oynayan ellerin, içki içen dudakların, harama doğru yürüyen ayakların bedelini ödemiyor musun şimdi?

Kim doğruyu söylüyormuş öğrendin mi? Çırpınıyorsun şimdi, yalvarıyorsun Allah'a: "Ne olur yâ Rabbi! Bana bir şans daha ver, istersen iğne deliğinde yaşayayım. Sana ibadet edip, iyi bir kul olayım." Ne ifade eder! Sana da o şans bir defa verildi herkes gibi. İkincisi yok. Ve sen aklını kullanıp doğruya değil yanlışa saptın. Cezanı çekeceksin. Hani bir söz vardır: "Cennet ucuz değil, cehennem de lüzumsuz."

Hep söyledim, anlatamadım o çağdaşlık fikriyle örümcekleşmiş beynine. Neye yaradı ha şimdi o isyanların? Bir çok kişi yine aynı hatalarda. Keşke fırsatın olsa da anlatabilsen onlara neyin doğru neyin yanlış olduğunu....
alıntı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 09:30


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats