ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 18-08-2006, 07:36   #1
derdest
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan ben O SEVGİLİ RESULÜ anlatamam

aşağıdaki yazı bir forumdan alıntıdır çok hoşuma gitti paylaşmak istedim

Selat ve Selam Ona Olsun

BİR KUL ve peygamber idi. Ben de bir kulum. O kul olduğunu biliyordu. Benim nefsim kabullenmiyor. O bir güldü; şebnemlerinde, bize rahmetle gülen bir kâinat sundu, ve ardında güller bırakıp Rabbine döndü. Biliyor, ama hâlâ zakkumlar peşinde koşuyorum. Onun dünyama getirdiği güzelliğin de, tüm bu güzelliğin onun elçiliği ile geldiğinin de farkındayım. Zaten bu yüzden onu anlatmak istiyorum. Fakat sürekli gel-gitler ve kaç-göçler yaşanan; kâh onunla minare başına çıkan, kâh onsuz kuyu dibine inen bulanık hayatımla, anlatamamaktan korkuyorum. Bu istek ve bu korkudur ki, hem onu yazma çabamı, hem de hâlâ hiçbir şey yazamayışım sonucunu getiriyor. Senelerdir düşlüyor, aylardır düşünüyor, dokuz haftadır yazmaya çalışıyorum. Artık ümitsizim. Ne onu yazabileceğimden umutluyum; ne de, yazmış bile olsam, anlatmış olabileceğimden. İçin için “Onu ben nasıl anlatabilirim?”i soruyorum. İçimden çoğu kez “Anlatamazsın” cevabı yükseliyor. Ama yine de onu anlatmak istiyorum. Ona ayna olmak istiyorum; gölge olmaktan korkuyorum. Pencere olmak istiyorum; perde haline gelmekten korkuyorum.
Onunla aramdaki engelleri görür gibiyim
O bir dünyadan söz açmıştı; benim dünyam galiba o dünya değil. Dünyası dünya-ötesini de içine alıyordu; ben ötesizim. Hayatı ölümden sonrasını da kapsıyordu; ben sonrasızım. Gördüğü tüm zahirî şeylerin bir de iç yüzü vardı; ben yüzsüzüm. Duyguları yedi kat semada kanat çırpmıştı; ben dünyaya mıhlanmışım. O “ayağa can Veren”i konuşmuştu; ben “ayak”ı konuşuyorum. O güzelim hilali Yaratanı anlatmıştı; ben hilale takılı yaşıyorum. Ne de olsa, helâket-felâket asrının çocuğuyum. Benim asrımın adı, “Asr-ı Saadet” değil.

Çokluk içinde dagilmiş bir zihnin sahibiyim. Kalbim bölük-pörçük. Nefsim geniş, ruhum dar. Çünkü bu asrin çocuguyum. Seneler boyu onun dersini aldim. O dersle gerçegin tersini aldim

Öyleyken, ben o sevgili Resul’ü anlatamam. İstesem de anlatamam. Olsa olsa, onu anlayamadığımı anlatırım. Yahut, tüm perdelere ve engellere, tüm yetersizliğime ve sığlığıma rağmen, ne kadar anlayabildiğimi anlatırım. Hepsi bu.
Biliyorum, o da insandı. Onun içtiği su, bizim içtiğimiz suydu. Kokladığı gül, soluduğu hava, seyrettiği güneş, yediği hurma, okşadığı kuzu, içtiği süt, bindiği deve, avuçladığı kum, seyre daldığı yıldızlı ve yaldızlı gökyüzü bizimkinin aynıydı. Ona, bize verilmeyen birşey verilmiş değildi. Şeffaftı zaten, kendisine verilen semavî hediyeyi aynıyla bize aktarmıştı. Ona verilen bizden alınmış değildi yani. Ona gelen vahiy hediyesi aynıyla duruyordu; dünyamıza girmiyorsa, bizim meselemizdi bu. Hem, ona da kalb, ruh, akıl, binlerce duygu, el, göz, kulak ve dudak verilmişti. O da bizim gibi âciz, zayıf, muhtaç, ümmî, fakir ve çaresiz idi. Onu farklı kılan ne başka bir kâinatta yaşamış oluşuydu; ne de verilmiş imkânların farklılığı.

O da bizim içtiğimiz suyu içmişti. Ama bizim boğulduğumuz sulara asla dalmaksızın. Bizim baktığımız manzaraları seyretmişti. Ama bizim gördüğümüzün ötesine ulaşarak. Bizim sorduğumuz soruları sordu. Ama ona bizim erişemediğimiz cevaplar geldi. Onun da “gelecek” meselesi vardı; ne ki, onun için gelecek ölüm anında bitmiyordu. O da çalışıp yorulmuştu; ama ne için, ne adına ve nereye doğru olduğu bilinen bir çalışmaydı bu. Ona da hayat verilmişti; ama onun için hayat “ölü olmanın tersi”nden ibaret değildi. Keza, ölümün de onun için ap ayrı bir anlamı vardı.
Sözün kısası, onun yaşadığı dünyadayız. Ona verilmiş kabiliyetlerle yaşıyoruz. Yine de, “dünya”mız onunki ile örtüşmüyor. O üç yüzlü bir dünyadan haber vermişken, biz kuru, sığ ve kof tek yüzlü tanımlara takılıp kalıyoruz. O dünyada bir yolcu veya bir misafir gibi olmanın yolunu öğretmişken, biz “dünyanın oluşumu”na dair, “kozmik fırtına”lı, “merkezkaç kuvvet”li, “magma”lı tanımlarla oynaşıyoruz. O güneşi Rabbimizin semavî bir kandili olarak bildirirken, biz “Çekim alanında dokuz mu, on mu gezegen var?” sorusunda dolanıp duruyoruz
Evet öyleyken ben Sevgili Resulu anlatamıyorum


Allaha celle celalühü emanet olun...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-08-2006, 08:55   #2
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2006
Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
Varsayılan Ynt: ben O SEVGİLİ RESULÜ anlatamam

Güzel

Aya sorsam yakamoza parıldayan yıldıza
SENİ bana anlatırlar damla damla gözyaşıyla
Onun adı Ahmeddir kainata rahmettir
nişanesi şefkattir aleme merhamettir

sözlerim kifayetsiz gözlerim kalır fersiz
anlatamam,anlatamam SENİ anlatamam

Güne sorsam doğan güneGüle meftun bülbüle
SENİ bana anlatırlar vefalı bir misaline
Onun adı Ahmeddir kainata rahmettir
nişanesi şefkattir aleme merhamettir

sözlerim kifayetsiz gözlerim kalır fersiz
anlatamam ,anlatamam seni anlatamam.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-08-2006, 15:32   #3
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
Varsayılan Ynt: ben O SEVGİLİ RESULÜ anlatamam

Ben seni görmeden sevdim

Ben seni görmeden sevdim
Yorgun gecelerde titreyen bir yetim bir öksüz yüregimde sevdim seni
Ey gönül bahcemde büyüttügüm nazli cicek,
Ey sevdamin adi, askin gercek anlami
Bu hasret, bu gurbet söyle, söyle ne zaman bitecek

Ben seni görmeden sevdim

Yolunu gözledim bir Medine sabahi
Ellerimde güller, güllerki kokunu aldigim, kokunu alip yandigim
yanip yanip agladigim...
Ben seni görmeden sevdim
Gözlerini gözlerime degdir efendim, ellerini ellerime
Sevmeyi senden ögrendim ilkin, sevilmesi gereken herseyi senden
Sefkat seninle mana buldu, buz cöllerini seninle asdim
Ben seni görmeden sevdim
Bahar yüzlü insanlar bildim etrafinda pervane
onlardan biri olmak istedim hep, her emrine amade
Seninle yasamak seninle ölmek,
ama en cok seni seni görmek istedim...
Ben seni görmeden sevdim, konunu aldim güllerde,
Ben seni görmeden sevdim, adini andim yürekte
Sevgili Sevgili en Sevgili


http://www.hadipaylas.net/audio/audi...den_Sevdim.mp3
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-09-2006, 01:42   #4
derdest
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: ben O SEVGİLİ RESULÜ anlatamam

HAKETMİYORUZ

Biz seni görmedik Ya Rasulallah
Çekemedik içimize, seninle aynı nefesi doya doya
Toprağın olup serilemedik ayağın altına
Oturduğun bir taş, soluduğun bir nefeslik hava
Olamadık Ya Rasulallah,
Okşadığın bir baş, yaslandığın bir kaya

Sen bir güneştin
Karanlıklar içinde kaybolanlara
Bir pınardın,
Çöllerde susuzluktan bağrı çatlayanlara
Bir ilaçtın,
Gönüllerdeki yaralara...
Bir vuslattın,
Güzel günlere...
Ve bir anahtardın,
Arkasında gerçeklerin olduğu demir kapılara...

Ama bilemedik Ya Rasulallah!
Mühürlenmişti kalplerimiz,
Görmez olmuştu adeta gözlerimiz.
Gel de çöz kalplerimizi Ya Rasulallah,
Gel de aydınlat nurunla kararan içlerimizi,
Gel de kurtuluşa erdir bizleri...

Sen, her nefesinde bize “Ümmetim” derken
Adın dudaklarımızdan dökülürken,
Akmıyor bir damla gözyaşı bizden
Titremiyor kalbimiz ismini duyduğumuzda içten...

Biz seni taşlardan koruyan Zeyd değiliz Ya Rasulallah,
Biz yatağına yatan Ali değiliz
Hamza değiliz biz,
Ömer değiliz
Bilal, Osman, Ebu Faiz
Değiliz Ebu Bekir Sıddık
Biz Nabî gibi sana hürmet edemedik
Fuzulî gibi beşeri aşktan, ilahi aşka yükselemedik
Biz ancak senin yıktığın putları dirilttik.

Ama sen bize ahir zaman gençleri demişsin
Kevser şarabından ellerinle içirecekmişsin
Başımızı okşayıp bizi sevecekmişsin.
Hayır Ya Rasulallah! Hayır,
Haketmiyoruz senin sevgini
Haketmiyoruz biz bunların hiçbirini...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 01:03


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats