![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 45
Mesajlar: 1,547
| yunus 99 - Oysa Rabbin dileseydi elbette yeryüzündekilerin hepsi topluca inanırdı. Artık, inananlar olmaları için, insanları sen mi zorlayacaksın? 100 - Allah`ın izni olmaksızın, hiç kimse için iman etme yoktur. Ve O (Allah), kirliliği/ azabı aklını kullanmayanların üzerine kılar (bırakır). Bu ayetlerde yine, kavminin, akrabalarının inanmasını isteyen, ama bunlardan birçoğunun inanmaması sebebiyle çok üzülen peygamberimiz teselli edilmekte ve ayrıca da, Rabbimizin üç ilkesi ortaya konmaktadır. Bu ilkeler; - Allah’ın herkesi serbest bıraktığı, peygamberin kimseyi zorlamaması gerektiği ilkesi, - Allah’ın izni olmadan kimsenin iman edemeyeceği ilkesi ve - Allah’ın, aklını kullanmayanlar üzerine pislik, azap yağdırdığı ilkesidir. Kehf; 29: Ve de ki: “O hakk (gerçek), Rabbinizdendir. O nedenle dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” Şüphesiz Biz zalimler için duvarları, çepeçevre onları içine almış bir ateş hazırladık. Ve eğer yağmur yağsın isterseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su yağdırılır. O ne kötü bir içecektir. Dayanma/ sığınma yeri olarak da ne kadar kötüdür! En’am; 149: De ki: “İşte, en kesin ve üstün delil, Allah’ındır. O nedenle eğer O (Allah) dileseydi, elbette hepinize kılavuz olurdu.” İnsan; 2, 3: Doğrusu Biz insanı karışık bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz bu nedenle onu işitici, görücü yaptık. Kuşkusuz Biz ona yolu gösterdik; ister şükredici olsun, ister nankör. Bakara; 256: Dinde zorlama yoktur; rüşd, ğayden iyice ayrılmıştır. O hâlde kim tağutu tanımayıp Allah’a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. الرّجسRics Yüzüncü ayetin sonunda geçen ve üzerinde durulması gereken bir sözcük olan “ الرِّجسrics” sözcüğünün vazı (ilk konuş) anlamı; “rahatsız eden şiddetli gök gürültüsü, deve sesi” olup, sonradan insana rahatsızlık, acı, azap veren ve bunlara sebep olan her şeye “rics” denilir olmuştur: “Rics” sözcüğü, “kirlilik, kir (temiz ve temizliğin karşıtı)” demektir. Her türlü kir, pislik “rics”tir. Bu sözcükle , “haram kötü fiil, azap, lanet ve küfür” de kastedilir. Kur’an’da geçen “ رجسrics” sözcükleri “ رجزricz (azap)” sözcüğüyle aynı olup, “ سs” harfi “ زz” harfine dönüşmüştür. Aynı “ اسدesed (aslan)” sözcüğünün “ ازدezed (aslan)” söcüğüne dönüştüğü gibi. Zeccac; “Rics, Allah’ın kötülemesine sebep olan her şey demiştir. Birisi kötü, çirkin bir şey yaptığı zaman “receserrecülü (kişi çirkin iş yaptı)” denir. Bu sözcüğün “recs” formundaki anlamı, “çok şiddetli, rahatsız edici gök gürlemesi ve deve böğürmesi” demektir. (Lisanü’l Arab c. 4, s. 75, 76 Rcs mad. El Müğfredat; rcs mad) Kötü işlere ve şirk, küfür, lânet gibi şeylere “rics” denilmensin sebebi de, bunların zarara, azaba, rahatsızlığa sebep olmasındandır. Kur’an’da sekiz kez geçen bu sözcüğe bakıldığında, azaba sebep olacak şeylere “rics” denildiği gibi, hastalık, rahatsızlık ve huzursuzluğa sebep olacak şeylere de “rics” denildiğini görülmektedir. En’am; 145: De ki: “Bana vahyolunanda, onları yiyici için haram edilmiş bir şey bulamıyorum. Ancak leş, veya akıtılmış kan, yahut domuzun eti -ki bu gerçekten ricstir (kirlidir, rahatsızlık vericidir), yahut Allah`tan başkası adına kesilmiş bir fisk olması başka (bunlar haramdır).- Ama kim çaresiz kalırsa, tecavüz etmemek ve zaruret sınırını aşmamak üzere… (bunlardan yiyebilir)” işte şüphesiz senin Rabbin çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Maide; 90, 91: Ey iman etmiş kişiler! Hamır (İçki, uyuşturucu), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işlerinden ricstirler (zarar veren şeylerdir). Öyleyse bunlardan kaçının; umulur ki, kurtuluşa erersiniz. Gerçekten şeytan, içki ve kumarda sizin aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi, Allah’ın zikrinden ve salattan (namazdan ve sosyal destekten) alıkoymak ister. Öyleyse sona erdirmişler (vazgeçmişler) misiniz? Ahzab; 33: Evlerinizde vakarla oturun, ilk cahiliye kadınlarının süslerini açığa vurması gibi, siz de süslerinizi açığa vurmayın; namazı ikame edin, zekâtı verin, Allah’a ve elçisine itaat edin. Ey ehli beyt! Gerçekten Allah, sizden ricsi (kiri; rahatsızlık veren şeyleri) gidermek ve tertemiz kılmak ister. En’am; 125: Ve sonra, Allah, kimi doğru yola iletmek isterse, İslâm için onun göğsünü açar. Kimi de saptırmak isterse göğsünü öyle sıkar ki, o, göğe yükseliyormuş gibi olur. İşte böyle Allah, ricsi (pisliği; zarar, azap veren şeyleri) iman etmeyenlerin üzerine kılar (bırakır, atar). Hud; 118-119: Eğer Rabbin dileseydi, insanları elbette tek bir ümmet (önderli topluluk) kılardı. Oysa Rabbinin rahmet ettiği kişiler hariç onlar anlaşmazlığı sürdürmektedirler. Onları işte bunun için yarattı. Ve Rabbinin Söz’ü; “Ant olsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan, onların tümünden dolduracağım.” tamamlanmıştır. Ra`d; 31: Eğer kendisiyle dağların yürütüldüğü, yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur`an olsaydı (yine bu Kur`an olurdu). Hayır, emrin tümü Allah`ındır. İman edenler hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah`ın vaadi gelinceye kadar, YAPTIKLARI DOLAYISIYLA ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah verdiği sözden dönmez/ miadını şaşırmaz. Fatır; 4: Ve eğer onlar seni yalanlıyorlarsa, kesinlikle senden önce de elçiler yalanlanmıştı. Ve işler yalnızca Allah’a döndürülür. Bakara; 272: Onları doğru yola getirmek senin boynuna borç değildir, ancak Allah dilediği kimseyi doğru yola getirir. Ve hayırdan infak ettiğiniz şeyler sırf kendiniz içindir. Ve siz yalnızca Allah rızasını gözetmenin dışında infak etmezsiniz. Ve hayırdan ne infak ederseniz o size tastamam ödenecektir. Ve siz zulmedilmeyeceksiniz. Şuara; 3: Onlar iman edenler olmuyorlar diye sen kendini helâk edeceksin! Kasas; 56: Kesinlikle sen sevdiğini doğru yola iletemezsin; ama Allah dilediğine doğru yolu gösterir ve O, doğru yola girecek olanları daha iyi bilir. Ra’d; 40: Ve onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek yahut seni vefat ettirsek, şüphesiz yine de sana düşen sadece tebliğ etmektir. Bize düşen de hesap görmektir. Yunus; 46: Ve Biz onlara vaat ettiğimizin bir kısmını sana göstersek de, yahut seni vefat ettirsek de, sonunda onların dönüşü yalnızca Bize olacak. Sonra Allah onların ne yapacaklarına şahittir. Mümin; 77: Artık sen sabret, şüphesiz Allah`ın vaadi hakktır. Artık onlara yapıp durduğumuz tehdidin bir kısmını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de onlar, yalnızca Bize döndürüleceklerdir. Ğaşiye; 21, 22: Haydi öğüt ver; sen sadece bir öğütçüsün. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin. |
| |
| | #2 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Aug 2007 Yaş: 38
Mesajlar: 2,762
| Allah (celle celalühü) razı olsun kardeşim, Allah'ü Tealaya emanet olunuz. |
| |
| Konu Araçları | |
| |