![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Bir şeyi saf temiz ve arıtılmış hale getirmek. Kalbi saf etmek, çıkar ve şöhret amacı güdülmeyen, içten, riyasız, samimi sevgi ve bağlılık. Yapılan İbadet ve işlerde gösterişe yer vermeme, ibadet ve taatda riyadan uzaklaşma hali ve kalbin safasına keder veren şeyden, kalbi uzak tutmak. Sırf Allah rızasını düşünmek, ona göre hareket etmek ve sadece Allah için ibadet etmek. ............... İhlâsta Hakkın rızâsı talep edilir, yapıları işlerde, riya, gösteriş, menfaat ve şöhret gayesi güdülmez. ............... Cenâb-ı Hakk'ın rızası ihlâs ile kazanılır. Yoksa ihlâs kişinin başarı ve becerileriyle elde edilemez. Bazen ihlas ile söylenmiş bir tek kelime ile kişi kurtuluşa erer ve Cenab-ı Hakk'ın rızasını elde edilebilir. Bazan bir tek adamın irşadı, bin kişinin irşadı kadar Allah rızasına sebep olur. ............... Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurur: "Ben Cebrail'den ihlâsın ne olduğunu sordum. Şöyle cevap verdi: Ben de Aziz ve Celil olan Allah'a: "İhlâs nedir?" diye sordum o şöyle buyurdu: "İhlas benim bir sırrımdır. Onu kullarımdan sevdiğim kimselerin kalbine koyarım." ............... Allahu Teâlâ'nın (c.c) rızası için söylenmeyen hiçbir şeyde hayır yoktur. Aziz ve Celil olan Allah'ın (c.c) yolunda harcanmayan hiç bir malda hayır yoktur. Bilgiçlik taslayarak gurura kapılanlarda hayır olmadığı gibi, Allah (c.c) için yaptıklarında insanların kınamasından endişeye düşenlerde de hayır yoktur.. ............... Hz. Peygamber (s.a.s)' şöyle buyurmaktadır: "üç hususta müslümanın kalbi hıyanet edemez: Allah için ihlâs ile amel yapmak, İslâm devletinin yöneticilerine samimiyetle öğüt vermek ve İslâm cemaatı ile birlikte olmak" ............... dewamı http://www.enfal.de/kav13.htm'de.. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah tam ihlası kazanabilenlerden eylesin |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| amiinn..!! |
| |
| | #4 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Dec 2005 Yaş: 55
Mesajlar: 2,499
| Melike kardeşim, Allah senden razı olsun. Cenab-ı Allah'ın rızasını kazanmak için savaşmanın ve başarmanın gizemini bizlere hatırlattın. Rabbim seni de, bizleri de ihlaslı kullarından eylesin. Cümlemizi riya ve gösterişten, nefsimizin heva ve hevesinden korusun. Allah'a emanet ol kardeşim... |
| |
| | #5 | |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 1,390
| Hazır Konu açılmışken bende elimdeki bir yazıyı ekleyim istedim. faideli olur kanatindeyim (İnşaALLAH ) İHLAS İnsanı davaya bağlayan bir unsurdur o. Onsuz her düşünce boş, her hareket yokluk, her zafer de bir serap sevincidir. Gerçi samimi olmamak dıştan süslü ve görkemli görünür. Zekice bir hareketmiş gibi telakki edilir. Fakat içi yokluk ve hiçlikten ibarettir. İhlas, davası uğrunda candan, canandan geçmektir. Her şeyini inandığı dava uğrunda seve seve verebilmektir. O öyle bir güç öyle bir küvettir ki; kişi belki bir İken bin, bin iken bir ordu derecesine çıkar bu ruh gücüyle. İhlâsı olmayan kişiler davalarını bir hiç uğruna satarlar. Bir pula değişirler bütün ideallerini. Zira onlar manevî bağlarla bağlı değillerdir bu ideale. Maddî menfaat, makam mansıp sevgisi, yahut mal mülk, para gibi geçici bağlar, küflü ve çürük duygu ve düşünlerle girmişlerdir bu bezme. Samimi olmayan insanlarla çıkılan her yolculuk bin nefrin okutur insana. Onların uyuşuk uyuşuk davranışları, ikiyüzlü, riya kar hareketleri, has dava adamı ve inanmışlar üzerinde bir şok tesiri yapar. Bu kadar pespayelik, bu kadar düşüşü inanmışlık ile bağdaştıramayan samimiyet abidesi kişi bir kardeşe su-i zanda bulunmanın İğrenç ağına düşmemek için özündeki, fıtratındaki ölçüler ve kıstaslarla, savaşa düşecek, cedelleşecektir. Halbuki buna hiç lüzum yoktur. Zira muhatabındaki zıt hareketlerin sebebi bellidir. Temelde ihlâs ve samimiyetin olmadığı açıktır. Problem teşkil eden kişi ruh dünyasında selamete erememiş, içte derinlik kazanamamış, kendini aşamamıştır. Bu sebepten etrafındaki kişilere de bu mikrobu, bu salgın hastalığı sirayet ettirmeye çalışır. Zira insan kendisi nasılsa, bencillik damarıyla çok kez başkalarını da öyle görmek ister ve zamanla da herkesi kendi gibi görmeye başlar. Her şeye sevdalanan bu riyakâr gönüller hiçbir zaman bir davada sabitkadem olamazlar. Her duygu ve düşüncenin atmosferine giren bu histerikler çok kez şeytana uşaklık ederken meleklerle hemhal olduklarını sanırlar. Boğulmayı, en güzel hayat ateşi, berd ü selâm, kaoslu zindanları ruh-efza aydınlık bir iklim telâkki ederler. Bir kadeh dünyevî zevk onlar için ebedî âlemlere tercih edilir. Fani zevkler, geçici eğlenceler, dünya huzuru ve saadeti onlar için geçmeyen zaman, solmayan mekân, eksilmeyen zevkler, çoğaldıkça çoğalan şevk, iştiyak ve ebedî huzur ile saadetlere yeğ tutulur. Zira bunlar beklemeyi, sabretmeyi bilmeyen İblisin çizdiği zikzaklı yollar üzerinde yürüyen ve çıkmazlara, labirentlere, dehlizlere düşüp boğulmaktan zevk alan karanlık ruhlardır. İhlâssızlık onların boyunlarına ateşten bir kement gibi geçmiş ve çile,ızdırap, acı, keder, hüzün tünellerinden geçirip onları cehennemin bağrına atacaktır birgün. Fakat ihlâs ve samimiyet yolcuları öyle mi ya! Onlar içlerindeki oluşturdukları cennet ikliminden, zerre zerre taşınarak örülmüş elmas ve zümrüt kristalleriyle dokunmuş bir atmosferde, ömür boyu mutlu ve huzurlu yaşarlar. Ve birgün ihlâs güllerinin salındığı yöne doğru, Mesihî nefesin cennet meltemi gibi zülüflerini okşayıp estiği cihete kanatlanıp, ruhlarında izdüşümünü, siluetini taşıdıkları o nur ve ışık ikliminin asıl kaynağına ulaşırlar. |
| |
| | #7 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| çok güzeL bi yazı allah razı olsun alara |
| |
| Konu Araçları | |
| |