![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,035
| Niyet bir şeyi yapmayı önceden isteyip düşünme ve maksat anlamlarına gelmektedir. Niyet her türlü işte son derece önemlidir. İster gündelik işlerde, ister hayatımızın geleceği ile ilgili verdiğimiz kararlarda niyet asıldır. İbadetten dünyevi işlere, mahkemeden en küçük davranışlara kadar niyet nazar-ı itibara alınır. Bazen niyet iyi olabilir, ancak sonuç olumsuz olabilir. Zira kişinin niyeti iyi, doğru, halis olabilir, ancak kişi neticenin olumsuz olabileceğini bazen kestiremez. Böylesi bir durumda kişinin niyetinin hiçbir değeri yoktur denilemez. Çünkü, kişiye düşen her zaman niyetini ve maksadını iyiye ve güzele yöneltmesidir. Alemlere rahmet olarak yaratılan ve bütün mevcudatın sebeb-i vücudu olan Hz. Muhammed (s.a.v.)’e nispet edilen yüzbinlerce hadis, hadis mecmualarında yer almaktadır. Bu hadislerin ilki niyet hadisi ile başlar. Söz konusu hadis şöyledir: “Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, ALLAH ve Resûlü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti ALLAH ve Resûlü’ne müteveccih sayılır. Kim de nâil olacağı bir dünya veya nikahlanacağı bir kadından ötürü hicret et-mişse, onun hicreti de hedeflediği şeye göredir. Küçük veya büyük hangi amel olursa olsun o konuda niyet önemlidir. Hicret gibi İSLAM tarihinde son derece ehemmiyetli olan ve bir dönüm noktası teşkil eden bir hususta bile, asıl niyet ALLAH rızası olurken; tek tük de olsa daha önceden hicret etmiş olan sevdiğine kavuşmak niyetinde olanlar da bulunabilmektedir. O kişiler de hicret etmiş görünüyor ancak onların asıl niyetlerini ALLAH bildiğinden dolayı amelleri boşa çıkıyor. Zahmetlerinin karşılığını ancak dünyada görüyor. Halbuki niyetleri ALLAH ve Rasulü olsaydı, yaptığı amelin karşılığını sadece Al-lah’tan bekleyecekti. ALLAH da, onun amelinin karşılığını kat kat ebedi yurt olan ahirette verecektir. ALLAH Rasulü, “Mü’minin niyeti, amelinden hayırlıdır.2” buyurarak niyetin amelden hayırlı olduğuna işaret buyurmaktadırlar. Yapılan amellerin, ibadetlerin öncesinde yapılan niyet, hedeflenen maksat büyük öneme haizdir. Mesela, namaz, zekat gibi biri fiziki diğeri mali olan, hatta hac gibi hem fiziki hem de mali olan bir ibadette farklı niyetler söz konusu olabilir. Eğer bu ibadetler ALLAH için yapılıyor, namaz alemlerin rabbi ve yaratıcısı olan ALLAH’a şükür olarak ve sırf O emrettiği için kılınıyor; zekat asıl mal sahibi olan ALLAH emrettiği için veriliyor ve hac da sırf ALLAH emrettiği ve onun rızası için gerçekleştiriliyor ve de başka dünyevi maksatlar hedeflenmiyor ise gerçek değerine kavuşur. Aksi takdirde sadece zahmeti yanında kalır. Oruçlunun uyması gereken bir kısım kuralları yerine getirmeyen, mesela dilini gıybetten, dedikodudan, gözünü haramdan, kulağını yasak şeyleri dinlemekten vb. kötü ve çirkinliklerden kendisini korumayan kişinin açlık ve susuzluktan başka bir kar elde edemeyeceği belirtilmektedir. Konu hadiste şöyle dile getirilir: “Oruç tutan nice insan vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir. Oruç insanı (her türlü kötülükten koruyan) kalkandır. Sakın oruçlu iken kötü söz söylemeyin, biri size sataşacak olursa ‘ben oruçluyum’, deyin.3” Aslında niyet de başlı başına bir amel gibidir. Zira o da kalbin bir amelidir. Yine sevgililer sevgilisi olan Hz. Peygamber bir hadisinde “Dikkat edin! İnsanın bünyesinde bir et parçası vardır. Eğer o salah bulursa bütün ceset salah bulur; eğer o bozulursa bütün ceset bozulur. Dikkat edin o, kalbtir.4” buyurmaktadır. Evet, kalbin iyi olması bütün vücudun iyiliğini temin ederken, oradaki niyet de kişinin bütün amellerini rahatlıkla etkileyebilmektedir. Zira kalpte gerçekleşen iyi bir niyet, gündelik hayatta yaptığımız normal işleri bile ibadete çevirebilir. Her birimiz şüphesiz ki, yemekten önce ve sonra ellerimizi yıkarız. Bu mutlaka yapılması gereken bir ameldir. Ancak İSLAM’ın temizliğe verdiği önemi hatırlayarak, Hz. Peygamber’in bu husustaki emirlerini göz önünde bulundurarak o işlemi yaparsak bu iş bize ibadet sevabını kazandırır. Yatsı namazını kılıp sorumluluğumuzu yerine getirdikten sonra yatağa girer; Efendimizin bir kısım tavsiyelerine uygun olarak dua eder ve sabah namazına kalkmak niyeti ile uykuya geçmeye çalışırsak, bilinmelidir ki uyku halimiz bile ibadetten sa-yılacaktır. Sabahleyin de üzerimize düşen farzları yerine getirdikten sonra, başkalarına el avuç açmamak, alan el değil veren el olmak ve ailemizin ihtiyaçlarını gidermek kastıyla işimize gidersek, yine bilelim ki o çalışmamız ibadet olmaktadır. Ancak şunun çok iyi bilinmesi gerekir, çalışmanın ibadet olmasının şartı güzel bir niyetin yanında, farzları yerine getirmek ve özellikle de büyük günahlardan kaçınmaktır. Niyet öyle bir özelliğe sahiptir ki, gündelik iş ve eylemleri ibadete çeviren bir ilaç ve bir maya gibidir. Aynı şekilde ölü olan davranışlara hayat veren ve ibadete çeviren bir ruhtur. Zira kısa, fani ve geçici olan şu dünyada uzun, daimi ve sürekli bir cennet hayatının elde edilmesi ancak ve ancak niyete bağlıdır. Sözünü ettiğimiz gibi dünya hayatının her bir dakikasını, saniyesini ibadet halini alması şüphesiz ki niyete bağlıdır. ALLAH, rahmeti ile mümine yaptığının karşılığını kat be kat vermektedir. Aslında suçun cezası fazla olması adalet gereği iken ALLAH, suça bir, yapılan iyiliğe en az on kat mükâfat vermektedir. Bu ALLAH’ın fazl ve keremi gereğidir. Bir âyette Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Kim bir hasene islerse, ALLAH ona on tane lütfeder, kim bir kötülük yaparsa, ona da sadece o kötülük kadarı yazılır.5” Aynı şekilde bir hadislerinde Hz. Peygamber de şu güzel müjdeyi vermektedir: “Bir kimse bir iyilik yapmaya niyetlenir de yapamazsa, ALLAH kendi katında o kimse için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer hem niyetlenir, hem de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüze ve daha fazlasına kadar çıkarır. Ve eğer fenalık yapmaya niyetlenir de sonra vazgeçerse, ALLAH onun için tam bir iyilik sevabı yazar. Eğer kötü işe hem niyetlenir, hem de onu yaparsa, ALLAH o kimse için bir günah yazar.6” Evet, sonuç şu ki niyet başlı başına bir ibadet olup, kişiye çok sevap kazandırdığı gibi, diğer bütün hayatını da ibadet haline getirebilecek; bazen da ibadet olarak gözüken bir takım fiillerini de tersine çevirebilecek bir özelliğe sahiptir. Niyet, bu haliyle kömürü elmasa, elması da kömüre çevirebilecek bir iksir gibidir. ALLAH, insanlara ebedi saadeti niyetlerine bağlı olarak lütfetmektedir. Tabii ki, niyet yapılan bir işin ruhu ve esasıdır. Niyetlerimizin doğru, güzel ve hayırlı olması temennisiyle Prof. Sayın DALKIRAN Düzenleyen: Vera , 09-06-2008 - 00:13. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| niyet başlı başına bir ibadet olup, kişiye çok sevap kazandırdığı gibi,Allah, insanlara ebedi saadeti niyetlerine bağlı olarak lütfetmektedir. Tabii ki, niyet yapılan bir işin ruhu ve esasıdır. Niyetlerimizin doğru, güzel ve hayırlı olması temennisiyle ... |
| |
| Konu Araçları | |
| |