![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Resulullah’ın (sav) dualarında sık sık dile getirdiği “Allah’ım! Ahirzaman fitnelerinden, Mesih-Deccal fitnesinden, kadın fitnesinden, kabir fitnesinden… sana sığınırım”şeklindeki fitne tehlikesinin büyüklüğü karşısında Allah’a sığınmışlık mıydı yaptığı? Yoksa ümmetinin giriftar olacağı fitnelerin tehlikesi karşısında onları uyarmak mıdır endişesi? Peygamber-i Zişan’ı (sav) yalvara yakara Rabbi’nin koruyuculuğuna iltica ettiren fitnelere karşı ne kadar teyakkuzdayız? Fitnenin mahiyetini ve mana olarak kullanımındaki genişliğini biliyor muyuz? Fitnelerden Allah’a sığınma gibi, vird-i zeban dualarımız ve gayretimiz var mı? Sahi, bizim fitne gibi bir derdimiz var mı? Yoksa fitne tarihte mi kaldı? insanların çoğunun gırtlağına kadar battığı fitneler deryasında, fitneyi sadece nifak ehlinin çirkin ameli olarak bilip bunu da 1400 yıl önceki varlığına hapsetmek, İbn-i Selül’ün şahsiyetinde mücessemleştirecek dar anlamlı fitne anlayışına sahip olmak, asıl fitne olmasın mı? İslam dünyası kanlar içinde boğulurken duasız, dertsiz, kaygısız, lakayd bir hayat yaşamak, deliksiz uykular çekmek fitne olmasın mı? Zalimlerden gelecek zararın korkusuyla iman ehline düşmanlık besleyip aleyhlerinde yer almak veya zalimleri adalet ehli görüp dost olmak fitne olmasın mı? |
| |
| | #2 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Dünyaya dalıp ahireti unutmak, cenneti kadınların şehvetine satmak fitne olmasın mı? “İyilikte ve takvada yarışın, günahta ve düşmanlıkta yarışmayın” ilahi emrin zıddınca “günahlarda ve düşmanlıkta yarışıp iyilikte ve takvada yarışmamak”, gelişen maddenin nimetlerini elde etme yarışı içinde olmak fitne olmasın mı? Hanımı ve çocuklarına mutlu bir dünya hayatı yaşatmak düşüncesi ve ticaretin kişiyi, Allah’a ibadetten ve camilerden uzak bırakması fitne olmasın mı? Bütün servetini çocuklarının ve ailesinin dünyaya ait geleceklerine yatırım yapıp ahiretlerine ait gelecekleri için bir yatırımda bulunmamak fitne olmasın mı? Allah’ın dini için çekilen bu kadar çile, zulüm ve zindandan sonra Ka’b bin Malik yanılgısıyla dünyanın rehavetine kapılmak, davanın zorluklarından rahata/gölgeliklere kaçmak, hurmalıklara, bağlara, bahçelere, dairelere, arabalara gönül bağlayarak mücadeleden geri kalmak fitne olmasın mı? Çıkarları hakkın üzerinde tutmak, hak dağıtımında akrabayı, dostu, yakını kayırmak fitne olmasın mı? Ala-yı İlliyin’e çıkarcasına, Rabbin maddi ve manevi lütuflarından nimetlenirken dünya ve içindekilere göz dikip muvakkat dünyaya meftun (fitnelenmiş) bir şekilde fani nimetleri tercih ederek esfel-i safiline doğru alçalmak fitne olmasın mı? Türlü türlü tutkuların mahbusu olarak veya nefsanî basit sebeplerden dolayı akrabalarla ilişkiyi kesmek, anne-babaların husumetini sürdürerek sıla-i rahmi kesip akrabalara düşmanlık beslemek fitne olmasın mı? İnsanlara zahiren emin görünerek güvenlerini aldıktan sonra onları ticarette, arkadaşlıkta, komşulukta, namuslarında aldatarak sukut-u hayale uğratmak fitne olmasın mı? Vatanlarını işgal eden kafir ve zalimlere karşı ortak mücadele vermek gerekirken, küfrün oyunlarına alet olup mezhebi/taassubi çatışmalara girmek veya günümüz Filistin’inde olduğu gibi, işgalcilerle işbirliğine girip ehl-i imana savaş açmak fitne olmasın mı? Allah’ın dini uğrunda malı-canı feda etmek konusunda ağırdan alıp yere çakılırken; ırkçılık, milliyetçilik, batıl ideolojiler ve ailevi kavgalar uğruna malı-canı telef etmek fitne olmasın mı? |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Kendilerine yaratıcılarını tanıtmamız ve O’na kulluk için yaratılmış olduğumuz inancı doğrultusunda yetiştirmemiz gereken yeni neslin, din düşmanlığı güden bir zihniyet elinde namazı zayi edip, sapıtır şekilde yetişmesi fitne olmasın mı? Hayatın daha da kolaylaşması ve şükrün edası için verilen Allah’ın nimetlerini, fuhşiyatın/ahlaksızlığın yayılması için ve Allah’ın dininin ortadan kaldırılıp, şeytani hayatın umumileştirilmesi için kullanmak fitne olmasın mı? Akrabaların, yetimlerin, fakirlerin, muhtaçların haklarının içinde olduğu malın zekâtını vermemek, malı yığın yığın biriktirerek infak etmemek, Allah yolunda harcamamak fitne olmasın mı? Gurbete gelmiş bir akrabayı, arkadaşı, dostu, Müslüman kardeşi, külfet olur, geçim darlığına sebep olur düşüncesi ve ev halkının hoşnutsuzluğu kaygısıyla misafir etmemek, barındırmamak fitne olmasın mı? İşin ehli olduğu halde bir şey yapmadan oturmakla beraber, Allah’ın dini için çalışıp çırpınanları liyakat ehli görmeyerek,onlardaki bazı kusurları dile dolayıp köstek olmak fitne olmasın mı? Kur’an’da pek çok ayetle sabit olmasına ve Resulullah (sav) kendi örnek hayatında yaşamasına rağmen, vahiyden ve sünnetten haberli/habersiz bir şekilde “benim dinimde bu yok, İslam’da şu yok” deyip Müslümanların hidayet üzerindeki hallerini taraftarlarına, avama nefret ettirmek fitne olmasın mı? Başındaki örtüsüyle bir ablanın/teyzenin veya cami cemaatinin müdavimlerinden bir amcanın banka kapısından içeri girerek elindeki hesap cüzdanını memura uzatarak kısık bir sesle “bu ayın faizini çekmek istiyorum” talebindeki hali fitne olmasın mı? Hayatı bu kadar kolaylaştıran ulaşım, iletişim, üretim ve kullanım araçlarının varlığına rağmen, Kur’an ve kitap okumaya veya bir sohbete katılmaya davet edilen birinin “inan ki, hiç zamanım yok” mazeretiyle beraber saatlerini, günlerini; televizyona,gazetelere, oyuna, eğlenceye,gezmeye, boş konuşmalara veren birinin mazuratı fitne olmasın mı? Azizlerini her gün kendi elleri ile toprağa gömdüğünü gördüğü, cehennem insan için tutuşturulduğu ve hesap günü yaklaştığı halde hazırlıksız bir şekilde kahkaha ile gülmek fitne olmasın mı?Kalbin katılığı, günahların ağırlığı, gafletin kalınlığı, zihnin bulanıklığı, cehaletin karanlığı, hayallerin aşırılığı, dertlerin dağınıklığı, çoğunluğun sapıklığı, artan günahlar ve eksilen bir ömür içinde yaşamayı kâr saymak fitne olmasın mı? Her şeyi biliyorum kibri ile hareket edip nasihatçinin öğütlerini küçük görmek; sözün amelle, dışın içle, ğaybın müşahede edilir halle (gözden uzak halin görünür halle) uyuşmazlığı fitne olmasın mı? Tarihte yaşanmış Müslümanlar arasındaki acı anlaşmazlıklardan ders almaktan ziyade, bu ihtilafları sürekli canlı tutarak gündem konusu yapmak, yeni ayrılıklara ve cepheleşmelere sebep olmak fitne olmasın mı? Soruların sonundaki ‘fitne olmasın mı? ’ kısmı ‘fitnedir’ diye değiştirilip okunabilir, bu şekilde fitne kelimesinin geniş anlamını ve bizleri kuşatan fitneleri daha iyi anlayabiliriz. Fitnelerin idrakine varıp fitne ateşinden kurtulma duası ile… İnzar Dergisi Seslendirmeli |
| |
| | #4 | |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Alıntı:
| |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| çok güzel bir paylaşım allah razı olsun...öyle acı şeyler yaşanıyor ki o müslüman ülkelerde öyle vahsşetler...dua edelim kardeşlerim.raabbim tüm müslümanları korusun |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Amin. Allah sizlerden de razı olsun. |
| |
| | #7 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,687
| Kur’an-ı Kerim insanları kurtuluşa götürecek kavramlar üzerinde sıkça durduğu gibi insanları helake götüren kavramlar üzerinde de sıkı bir şekilde durmaktadır. Kur’an’ın ve hadislerin fazlaca yer verdiği konulardan biri de fitne meselesidir. Fitne kelimesi her ne kadar günümüzdeki dar manası ile sadece münafık tıynetli kişilerin icraatı olarak bilinse de çok geniş manalara/hallere karşılık olarak kullanılır. Kur’an ve hadislerde de fitne geniş manalarla yer almıştır. Lügat manası olarak fitne; altını, sahtesinden ayırmak için onu ateşe sokmaktır. Ateşe tutulan altın safileşir. İnsan da imtihan ateşine tutulup iman yönüyle safileştiği için, karşılaştığı veya karşılaşacağı imtihan şekilleri de fitne olarak değerlendirilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de fitne kelimesi şu anlamlarda kullanılmıştır: “İmtihan etmek, bir insanı inancından ve düşüncelerinden uzaklaştırmak için işkence etmek, aklı ifsad etmek, zorbalıkla kalbini değiştirmeye çalışmak, Müslümanların birliğini bozmak veya kalplerine korku ve şüphe düşürmek suretiyle hak yoldan uzaklaştırmaya çalışmak, amellerin karşılığı olan azab…” Geniş bir ifade ile fitne mefhumunu tarif edersek; Allah’a iman ve kulluktan, Allah’a giden yoldan insanı uzaklaştıran ve insanı Allah’ın hoşnut olmadığı hallere sokan her şey bir fitnedir. İnsan, şu misafirhane-i Rahman’ın her dem imtihana tabi tutulan fani bir yolcusudur. Hayatının her safhasında ve her anında bu imtihanın farklı şekillerini ve boyutlarını yaşamaktadır. Kimi zaman malı ile fitnelenirken insan, kimi zaman ailesi ile kimi zaman ilmi veya güzelliği, şanı, şöhreti ile, kimi zaman nefsi istekleri ve şehvetiyle, kimi zaman insanlarla ilişkisi ve muamelesi ile, kimi zaman nimetler ve bolluklarla, kimi zaman musibetler ve zorluklarla, kimi zaman zalimlerin zulmü, baskısı ve işkencesi ile, kimi zaman kafirlerin dostluğu ve yakınlığı ile fitnelenip imtihan olunmaktadır. Ta ki ecel-i müsemma vaktine Azrail tarafından hatem damgası vurulana kadar. Fitne bir ayrıştırma (safileştirme) ateşidir ki; ben-i âdem bu ateşe tutulmak suretiyle ayrıştırılır. Mü’min ile kâfir, Müslüman ile münafık, Ebu Bekir (ra) ile Ebu Cehil, ilmiyle amil ile ilmi hamil, cihad ehli ile savaştan geri duran, cömert ile cimri, nefsinin efendisi ile nefsinin kölesi, kısacası Allah’ın hudutlarının koruyucusu ile Allah’ın hudutlarının çiğneyicisinin ayrıştırıldığı bir imtihan ateşidir fitne. İmtihanlarla dolu olan şu dünya hayatında fitne ateşine tutulmayan hiçbir insan yoktur. Dünyanın bu fitne ateşine sabredip de Allah’a kullukta pişmeye ve safileşmeye devam edenler altın-misal ziynet kıymeti görüp en güzel yerlerde ağırlanırlar. İmtihan ateşinin hararetine ve yakıcılığına sabretmeyenler ise kıymetsiz toz zerreleri olarak değerlendirilip ayaklar altına atılacaklar. Kur’an’da fitne kelimesinin kullanımına örnekler verecek olursak 1-İnsanların kendi kendisini aldatması manasındaki fitne (münafıkların fitnesi): Münafıkların ahiretteki halleri ile ilgili olarak Kur’an’da şöyle buyruluyor: “(Münafıklar) onlara (Mü’minlere) seslenirler: ‘Biz sizinle beraber değil miydik?’ (Mü’minler): ‘Evet’ derler (beraberdik). Fakat kendiniz bizzat kendinizi fitneye uğrattınız, (hep mü’minlerin felaketini) gözettiniz! (İslam dini hakkında) şüpheye düştünüz. Sizi kuruntular (tul-i emel, çok yaşama arzusu) aldattı! Sizi o çok aldatan (şeytan) Allah’a karşı bile aldattı. Nihayet işte Allah’ın emri gelip çattı.” (Hadid: 14) Dilleri ile Müslümanların yanında olup kalpleri inkâr eden, sözleri ve fiilleri ile İslam’a ve Müslümanlara zarar veren münafıklar bunun kendileri için kâr olduğunu zannediyorlardı. Hâlbuki bu kendileri için cehennem ateşini netice veren bir fitnedir. Dünyadayken iman ehli ile zahiri ve sözde beraberlikleri de fayda vermeyecek, bilakis pişmanlıklarını artıracaktır. 2- İnsanı deneme, imtihan etme manasındaki fitne: “Her can (nefis) ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de, şer ile de (fitne olarak) deniyoruz. Nihayet sonunda bize döndürüleceksiniz.” (Enbiya:35) İnsanın karşılaştığı her hayır ve şer onun için bir fitne (imtihan) vesilesidir. İnsana herhangi bir hayır isabet eder de, şükrünü eda etmez; herhangi bir şerre (musibete) muhatap olur da sabretmezse kulluğun gereği gibi hareket etmemiş olur. “Biliniz ki, şüphesiz mallarınız ve çocuklarınız birer fitnedir. Muhakkak ki büyük ecir Allah katındadır.” (Enfal:28) Kibre götüren ve insanları küçük görmeye sebep olan bir mal fitnedir. Zekâtı verilmeyen bir mal, fisebilillah harcanmayan bir mal ve Allah yolundan alıkoyan mal ile evlat fitnedir. Mal ve evlat fitnesinin tehlike olarak büyüklüğünü anlamak için sahabelerin hayatından Sa’lebe’nin ve Ka’b bin Malik’in isimlerini hatıralara getirirsek yeter gelir zannederiz. Bollukla imtihan, zorluklarla imtihandan daha tehlikeli olabiliyor. Arifin biri bunu şu şekilde ifade etmiştir: “Musibetlere karşı sabır, mü’minlerin işidir; bolluklara karşı sabır ise sıddıkların işidir.” Hz. Ömer (ra) de bu tehlikeyi ; “Biz ne zaman ki zorluklarla sınandık hep kazandık, fakat ne zaman ki bolluklarla sınandık o zaman kaybettik” şeklinde dile getirmiştir. 3- İşkence ve azab manasındaki fitne: “Hakikat mü’min erkekler ile mü’min kadınları fitneye (işkenceye) uğratıp, sonra da tevbe etmeyenler (yok mu?) Onlar için cehennem azabı vardır. Ayrıca onlara yangın azabı vardır.” (Buruc:10) Ayetler Ashab-ı Uhdud’un mü’minlere uyguladığı zulümden bahsediyor. İmanlarından dönmeleri için mü’minlere türlü türlü işkenceler yapıp sonunda onları ateşlerle doldurdukları hendeklerde yaktılar da yine imanlarından döndüremediler. Geçmiş ümmetler içindeki Müslümanlar imanlarından ve dinlerini yaşamaktan dolayı akla hayale gelmeyen işkenceler görüyor, türlü türlü ölümlerle hayatlarına son veriliyordu. Bedenleri testereler ile ikiye bölünüyor, etleri kemiklerinden demir taraklarla ayrılıyor, elleri ve ayakları çaprazlama olarak kesilip asılıyor, ateş korları üzerine yatırılıyor, Hz. Yahya misali başları kesiliyordu, Allah’a giden yolda. Fakat yine de dinleri üzerinde sebat ediyorlardı. Bugün de Müslümanlar dünyanın birçok yerinde dinlerinden dolayı bu fitne ile mübtela olmakta baskı ve işkence görmekte ve öldürülmektedirler. Bize yaraşan da seleflerimiz gibi dinimiz üzerine sebat edip iman ile ölmektir. 4-Emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker görevini terk manasındaki fitne: “Hem öyle bir fitneden sakının ki, (geldiği zaman) içinizden sadece zulmedenlere dokunmaz (umumi olur). Ve bilin ki şüphesiz Allah, azabı pek şiddetli olandır.” (Enfal:25) İyiliği emredip kötülükten sakındırmak, Allah’ın peygamberler ve onlara ittiba eden mü’minler vasıtasıyla insanlar içinde gerçekleştirdiği bir vazifedir. Son Peygamber (sav) ile beraber Allahu Teala, iyiliği emredip kötülükten alıkoyma vazifesini biz ümmetinden Müslümanlara yüklemiştir. Bu peygamberi görevi yerine getirmezsek toplumda kötülükler yayılacak ve kötülüklerin azabı bizi de yakacaktır. Zeyneb bint-i Cahş (r.anha), Resulullah’a (sav) şöyle sordu: “Ey Allah’ın Resulü! İçimizde salih kimseler varken biz helak olur muyuz? Resulullah (sav) da: ‘Kötülük çoğaldığı zaman evet’ diye buyurdu. Tirmizi’nin Sahihi’nde de şöyle rivayet olunmuştur: “Allah’ın hudutlarında yaşayan kimseler ile O’nun hudutlarını aşan kimselerin misali, kura çekerek bazısına geminin üstü (güverte), bazısına da altı (ambar kısmı) çıkan gemi halkı gibidir. Alt kısımdakiler su ihtiyaçlarını gidermek istedikleri zaman yukarı çıkıp ihtiyaçlarını gideriyorlar. Bir müddet sonra: ‘Biz geminin altında bir delik açarsak hem biz rahatsız olmamış oluruz hem de üstümüzdekileri rahatsız etmemiş oluruz.’ dediler. Bunlardan birisi bir balta alıp geminin altında delik açmaya başladı. Yukarıdakiler koşarak “sana ne oluyor?” diye sordular. O da: “Bize su lazımdır, siz bizim yüzümüzden rahatsız oluyorsunuz!” dedi. Şimdi üstte oturanlar, aşağıda oturanları bu istekleri ile baş başa bıraksalardı, hepsi birden helak olurlardı. Fakat bunların elini tutup engel olsalar, hem kendileri kurtulur hem de öbürlerini kurtarırlardı.” Maatteessüf şu anda yaşadığımız toplum gemisinin altını fuhşiyatlar, günahlar ve isyanlarla oydular, delik deşik ettiler. İyiliği emredip, kötülükten nehyetmezsek Allah korusun toplum gemisi ile beraber batarız. 5-Yeryüzünü fesada verme manasındaki fitne: “Yeryüzünde fitneden eser kalmayıncaya ve din tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer (yeryüzünü fesada vermekten) vazgeçerlerse, onları bırakın, şüphesiz ki Allah, ne yapacaklarını hakkı ile görücüdür.” (Enfal:39) “Fitne, adam öldürmekten daha büyüktür.” (Bakara:217) Tarih boyunca; yeryüzünü fesada veren müşriklerin gayretleri birer fitnedir. Adam öldürmek, sayılarla sınırlı bir cinayet iken fitne ise toplumu, milleti ve insanlığı öldürecek derecede bir cinayettir ki vebalce Allah katında çok daha ağır bir günahtır. 6-Mü’minlerin tefrika ile birbirlerine düşmesi manasındaki fitne: “Hep birlikte Allah’ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın ve ayrılığa düşüp parçalanmayın…” (Al-i İmran:103) “Fakat (insanlar din hususunda) işlerini kendi aralarında parça parça böldüler. Her kısım kendi yanında bulunan din ile hoşnut oldular.” (Mü’minun:53) Huzeyfe bin Yeman’dan (ra) rivayet olunan bir hadiste Resulullah (sav) şöyle buyurdu: “Ashabımdan birtakım insanlar arasında bir fitne olacak. Benimle sohbetleri / arkadaşlıkları sebebiyle Allah onların bu fitnesini mağfiret buyuracak. Fakat onlardan sonra gelen bir kısım insanlar o fitne konusunda onları izleyecek. O sebeple Allah onları cehenneme koyacak.” Mü’minler için tehlikeli ve acı olan fitne; ihtilaflarla birbirlerine düşmeleridir. Nasların tevil edilmesi, mezhebi ve taassubi ayrılıklar nedeniyle Müslümanların ittifakı ve kuvveti dağılır. Mü’minlerin ittifakını bozup tefrikayı doğuran fitneler umumen kafir ve münafıkların birer oyunudur. Fitneler karşısında Allah’ın razı olduğu bir kul olma duası ile… inzar Dergisi |
| |
| Konu Araçları | |
| |