![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 154
| Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” “ Allah ve Resulü daha iyi bilirler” dediler. Buyurdular ki: Birinizin, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” Bir adam dedi ki, “Ya benim söylediğim onda varsa, bu da mı gıybettir?” “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir.” Gıybet odur ki, gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese, zaten gıybettir. Eğer yalan dese, hem gıybet, hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır. Gıybetin mahiyeti; Hz. Aişe Validemiz anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü, sana Safiyye’deki şu hal yeter” demiştim. Bundan memnun kalmadı ve şöyle dedi: “Öyle bir kelime sarfettin ki, eğer o denize karıştırılsaydı, onu ifsad eder, bozardı.” Yine Hz. Aişe Validemiz der ki: “Ben tahkir maksadıyla bir insanın taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: “Ben bir başkasını, kusuru sebebiyle, hatta bana karşılık olarak şu kadar dünyalık verilse bile söz ve fiille taklid etmem.” (Ebû Davud, Edeb 40)Yine Hz. Aişe Validemizin anlattığına göre; bir defasında kendisi biri hakkında söz söyler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem O’na “tükür” der. Tükürünce ağzından bir et parçası çıkar. “Ribanın en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir (gıybetini yapmaktır).” (Ebû Davud, Edeb 40) “Gıybet zinadan daha kötüdür.” Nasıl olur Yâ Resulallah? “Adam zina eder, sonra tevbe eder, Allah mağfiret buyurur. Gıybet eden ise gıybet edilen affetmedikçe mağfiret olunmaz” (Beyhaki, Şuabu-l İman, 6740-41-42) Bir zat demiş: “Düşmanıma gıybetle ceza vermekten nefsimi yüksek tutuyorum ve tenezzül etmiyorum. Çünkü, gıybet, zayıf, zelil ve aşağıların silahıdır.” Gıybetin değişik kelimelerle ele alınışı: Alay etme çerçevesinde gıybeti ele alırsak, Hucurat Suresi, 11. Ayet, bize bir fikir verir. Der ki; Ey iman edenler, Belki sizden bir topluluk diğer bir toplulukla alay etmesin. o topluluk, onlardan daha hayırlıdır. Kadınlar da birbirleriyle alay etmesinler. Belki, onlar kendilerinden daha hayırlıdır. Ayıplama manasında ele alırsak, aynı surede “Birbirinizi ayıplamayın ve kötü lakaplarla lakaplandırmayın. İmandan sonra bu şekilde yapılan fısk u fücur ne kötü. Kim bu fıskından sonra tevbe etmezse, işte onlar kendilerine zulmedenlerdir.”deniliyor. Yine Hümeze suresinde, Allah, ayıplama manasına gelen lemz kelimesini kullarak, “ayıplayanlara yazıklar olsun” diyor. Gıybeti, su-i zan dairesinde ele alırsak, yine aynı surede, “zannın çoğundan sakının, çünkü zannın bir kısmı günahtır” buyuruluyor ve su-i zandan sakındırılarak, mahzursuz olan, günah sayılmayan zanna; yani hüsn-ü zanna teşvik ediliyor. Bir Hadislerinde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Allah, bir müslümana, bir müslümanın kanını, ırzını ve ona su-i zanda bulunmasını haram kılmıştır.”(Müslim, birr 32) Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, “Hüsn-ü zan imandandır.” buyurur. Tecessüsü (iç yüzünü araştırma merakını) gıybete sevkedici bir amil olarak ele alırsak, Cenabı Hakk, “tecessüste bulunmayın” diyor. Yani birbirinizin ayıbını araştırmayın. Bir Hadis’te şöyle buyurulur: “Müslümanların ayıbını araştırmayın. Zira, her kim müslümanların ayıbını araştırırsa Allah da onun ayıbını takib eder, nihayet onu evinin içinde de olsa, rezil rüsvay eder.” Gıybet edenin yapacağı şey nedir? Gıybeti isteyerek dinleyen, gıybet eden gibidir. Gıybet eden veya yapılan gıybeti isteyerek dinleyen, müslüman kardeşinin ölü etini yemiş gibi olduğundan ve şerefine, haysiyetine dokunduğundan ötürü önce, “Allahümmeğfir lenê ve limeniğtebnêhu”, (Allahım, bizi ve gıybet ettiğimiz şahsı mağfiret et) demeli, sonra o kardeşinden muhakkak helallik dilemeli. Helâlleşmede Ölçü Helâlleşme bir ahlâk haline getirilmelidir. Ve mutlaka helâllik istenen şahsa durum olduğu gibi anlatılmalıdır; Mesela: “Senden şu kadar haksız yere şunu aldım; seni gıybet ettim...” vs. gibi. Ne var ki, aynen anlatma karşı tarafta derin yaralar açacaksa, o zaman mes’ele şerhedilmeden, mutlak olarak helâllik istenmelidir.Bir zaman arkadaşlardan biri gelerek bana, “Hakkını helâl et, senin gıybetini yaptım” dedi. Tam neler söylediğini ifade edecekti ki, hemen susturdum ve hakkımı bütünüyle helâl ettiğimi söyledim. İnsanız ve zayıf taraflarımız var. Söylenen söz içimizde bir ukde ve yara olarak kalabilir. İnsanın Cenab-ı Hakk’ın huzuruna, içinde mü’min kardeşine karşı, herhangi bir ukde varken gitmesi ise büyük bir talihsizliktir. Onun içindir ki, Efendimiz sık sık: “Bana arkadaşlarım aleyhinde hiçbir şey söylemeyin. Zira, Rabbimin huzuruna selim bir kalple gitmek isterim” der ve mü’min bir kardeşi aleyhine birşey söylemek isteyenleri böyle ikaz ederdi. (Tirmizi, Menakıb 3893 - Ebu Davud, Edeb 33) O’nda bizim için her hususta üsve-i hasene (en güzel örnek) vardır. Bu mevzuda da rehberimiz, yine Resûlullah’tır sallallahu aleyhi ve sellem. Ayıpları Örtme Biri arkadaşını çekiştirmeye başladımı dönüp gidin, dinlemeyin. Gıybet gıybeti doğurur. Herkes yanlış yapsa, herkes gıybet etse sana düşen yapmamaktır, doğru olandan ayrılmamaktır. Sen doğru olanı yapacaksın, sen kendine bakacaksın. Aynı çizgi üzerinde, aynı duyguları paylaşıyorlar kalkıp birbirleini ulu orta tenkit ediyorlar maalesef. Gıybeti kendine ahlak edinen kabenin içinde bile olsa, o kabenin dışındadır. Tenkidle hiçbir yere varılamaz. İstiyorum ki, ehl-i imandan ameli olmayanlara bile içimde en ufak bir kin olmasın. Onların hep iyi yanlarını göreyim. Kardeşlerimden birini en büyük bir günahı işlerken bile görsem, örter, görmemezlikten gelirim. İnsan nefsine karşı savcı, başkasına karşı ise avukat gibi olmalıdır.Tenkid, zayıf insanların, hiçbir şey yapmayanların, hayatta herhangi bir mefküresi bulunmayanların işidir. Eğer Allah’ın rızasını kazanma ve milletin ilmî-fikrî seviyesini yükseltme gibi bir mefkûreniz yoksa, hep tâbî olarak kalmaya ve başkasının gündeminde yürümeğe mahkûmsunuz demektir. Bu durumda hep reaksiyoner hareketlere takılır kalır ve hiçbir şey üretemezsiniz. Dolayısıyla devamlı tepki içinde olur ve bir tepkizede olarak kalır gidersiniz. Eğer gıybet bir topluluk ve cemaat hakkında yapılmışsa, o topluluk ve cemaatin hepsinden teker teker helallik dilenmesi lazım gelir. Aksi taktirde bu şekildeki bir gıybet, insanın iflasına sebeb olabilir. Bu da gıybetin dehşet verici boyutunu gösteren bir haldir. Gıybetin cezası nedir? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyorlar ki; “Mirac gecesinde, bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalıyorlardı. “Ey Cebrail, bunlar da kim?” diye sordum. “Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenler, ayaklar altına alanlardır.” (Ebû Davud,Edeb 40) “Kim bir müslümandan, gıybet ve şerefini payimal etmek suretiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun aynısını cehennemden tattıracaktır…” (Ebû Davud, Edeb 40) “Kim bir mü’mini bir münafığa (gıybetciye) karşı himaye ederse, Allah da onun için, Kıyamet günü, etini cehennem ateşinden koruyacak bir melek gönderir. Kim de, bir müslümana, kötülenmesini dileyerek bir iftira atarsa, Allah onu, kıyamet günü, cehennem köprülerinden birinin üstünde, söylediğinin günahından paklanıp çıkıncaya kadar hapseder.” (Ebu Davud, Edeb 41) “Kattât (söz taşıyan) (veya aynı manaya gelen nemmâm) cennete giremeyecektir.” (Buhari, Edeb 50 - Müslim, İman 169 - Ebu Davud, Edeb 38) Gıybetten kurtulmanın yolları: İnsanın günah işlemeye müsait yaratılmış olduğunu düşünüp kardeşini hoş görmesi ve ona dua etmesi. Zira mü’min günahından dolayı, kardeşine yalnız acır ve dua eder. Sık sık gıybetin Ahiretteki dehşetli cezası hatırlanmalı. Gıybetin bu dünyada kalbi ve toplumu nasıl kemirdiği, ne denli iftiraklara, ihtilaflara, hatta kardeş düşmanlığına sebebiyet verdiği hatırlanmalı ve ürpermeli. Gıybetin mahiyeti çok iyi bilinmeli. Zira gıybet, faiz ve mahremiyle zina kadar çirkin bir günahtır. Her şeyden evvel, gıybet meselesi insanın içinde bir dert olarak bulunmalı. Bulunmalı ki, insanı teyakkuza ve o mevzuda duaya sevketsin. OZET I Gıybet, bir müslümanın, kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” Gıybet ölü eti yemek gibi kerih görülen bir günahtır. Gıybet, Hadis’in ifadesiyle ribanın en kötüsü ve zinadan daha kötü bir günahtır. Gıybet etmeme bir iman ve irade işidir. Gıybeti isteyerek dinleyen, gıybet eden gibidir. Gıybet eden veya yapılan gıybeti isteyerek dinleyen, mutlaka kardeşinden özür dileyip helallik istemeli, sonra da kendisinin ve gıybetini yaptığı şahsın affı için mağfiret dilemeli. Bir topluluğun gıybetini yapan şahıs, bütün o topluluk fertlerinden helallik dilemek zorundadır. Fasık ve mütecahirin gıybeti caizdir. Mazlumun hakkını almak için zalim hakkında, tarif için, meşveret maksadıyla gıybet caizdir. Yalnız sadece hak rızası istikametinde, bir maslahata binaen ve garazsız olmak şartıyla. Gıybetçi (kattât) cennete giremeyecektir. Cehennemdeki cezası da, bakır tırnaklarıyla kendi yüzünü, göğsünü tırmalamasıdır. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| ALLAH razı olsun ... |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,357
| BaNa bEnDeN OlUr HER ne olursa başım selamet bulur dilim durursa.......diye boşuna dememişler allah razı olsun |
| |
| | #4 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 154
| Rabbim cümlemizden Razı olsun. Selam ve Dua ile |
| |
| Konu Araçları | |
| |