ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 20-07-2008, 01:57   #1
Teğmen
 
Katılım Tarihi: May 2008
Yaş: 24
Mesajlar: 314
Varsayılan Rüya İle Amel Edenler

RÜYA İLE AMEL EDENLER…

AKŞEMSETTİN HAZRETLERİ RÜYASIYLA AMEL ETMİŞDİR.
Bilahare İstanbulun manevî fatihi olacak olan Akşemseddîn de Osmancıkta müderrisken şeyhin evliyalık derececsini duymuş ve ona talebe olmak üzere Ankaraya gelmişti. Fakat şeyhin dükkan dükkan dolaşıp para topladığını görünce, yanına varıp hikmetini sormadan "Evliya para mı toplar, buralara boşuna gelmişim." diyerek oradan ayrıldı. Zeynüddîn Hafî hazretlerine talebe olmak üzere Mısıra doğru yola çıktı. Halebe vardığı gece bir rüya gördü. Rüyasında, boynuna bir zincir takılmış ve zorla Ankarada Hacı Bayram-ı Velînin eşiğine bırakılmıştı. Zincirin ucu ise Hacı Bayramın elindeydil. u rüya üzerine, Akşemseddîn yaptığı hatayı anlayarak derhal Anakraya geri döndü. Şehre ulaştığında Hacı Bayram-ı Velînin talebeleriyle ekin biçmeye gittiğini öğrendi. Tarlaya gitti. Fakat Hacı Bayram hazretleri ona hiç iltifat etmediler. Akşemseddîn, diğer talebelerle birlikte ekin biçmeye başladı. Yemek vakti geldiğinde, insanların ve orada bulunan köpeklerin yiyecekleri ayrıldı. Hacı Bayram-ı Velî, talebeleriyle yemek yemeye başladı. Yine Akşemseddîne hiç iltifat etmeyip, yemeğe çağırmadı. Akşemseddîn yaptığı hatayı bildiği için, kendi kendine;"Ey nefsim! Sen, Allahü tealanın büyük bir velî kulunu beğenmezsen, işte böyle yüzüne bile bakmazlar. Senin layık olduğun yer burasıdır." diyerek, köpeklerin yanına yaklaşıp, onlarla beraber yemeye başladı.

Hacı Bayram-ı Velî hazretleri, Akşemseddînin bu tevazuuna dayanamayarak; "Köse! Kalbimize çabuk girdin, yanımıza gel." buyurup iltifat etti, kendi sofrasına oturttu. Sonra ona; "Zincirle zorla gelen misafiri, işte böyle ağırlarlar." diyerek, onun gördüğü rüyayı, keramet göstererek anladığını bildirdi.Akşemseddîn bundan sonra hocasının yanından hiç ayrılmadı. Sohbetlerini kaçırmayarak, kalplere şifa olan nasihatlarını zevkle dinlemye başladı. Hacı Bayram-ı Velînin teveccühleri altında, kısa zamanda bütün talebe arkadaşlarının önüne geçti. Nefsini terbiye etmekte herkesten ileri gitti.


…………………..
HAFIZ OSMAN EFENDİ NİN RUYA İLE TABİ OLUŞU
Mahmûd Sâminî hazretleri bu işâretleriyle, birgün kendi sohbetine kavuşacak olan İmâm Efendinin hayâtını ve başından geçen önemli hâdiseleri safha safha anlatıyor ve onun gelmesini bekliyordu. O günlerde İmâm Efendi bir rüyâ gördü. Rüyâsında hiç tanımadığı bir zât şöyle dedi: "Hâfız kurban! Ben seni bekliyorum. Sen de bizi arıyorsun. Sana verilmesi gereken emânetin altında kudret ve kuvvetim azaldı. Gözüm yoldadır. Bu kadar saklanmaya ve naz etmeye sebep nedir? Yeter artık gel bana!" Bu rüyâdan sonra merakla, rüyâ Rahmânî mi diye düşünmeye başladı. Kendini dâvet eden zât kimdi ve neredeydi? Ertesi gün bir rüyâ daha gördü. Rüyâsında dört mübârek zât ile karşılaştı. Bunlar, Behâeddîn Buhârî, Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî, Ali Sebtî ve Vehbî-yi Hayyâtî yâni Terzi Baba hazretleri idiler. Ona şöyle buyurdular: "Aradığını Palu'da bulacaksın. Palulu Şeyh Mahmûd Sâminî'nin dâvetine icâbet et!" Bu işâret üzerine Palu'ya hareket etti. O yolda iken Mahmûd Sâminî hazretleri de dergâhındanPalu'ya gidip, beklediği talebenin kendisine gelmekte olduğunu söyleyerek talebeleri ile birlikte karşılamaya çıktı. Karşılaştıkları yerde onu şefkat ve muhabbetle bağrına bastı. Sonra onu dergâhına götürüp misâfir etti.


NİYAZİ MISRİ HZ.LERİNİN RÜYASI

Niyazi Mısrî Hz. Şeyh aradı, aradı bulamadı. Kırk sene Mısır'da kaldı. Ümidi kesti. Bir gün çok dua edip, yalvardı. Rüyasında Hz. Pir'i gördü. Rüyasında: Hz. Pir bir kese altın getirdi, bir yere koydu, ikiye böldü. Yarısını Niyazi Mısrî Hz.'ne verdi: "Bu sana zahir ilmidir. Öbür yarısı da bâtın ilmidir. Allâhu Teâlâ her ikisini de sana verdi. Seni irşad edecek Şeyhi ancak Rum diyarında (Anadolu'da) bulursun." bu­yurdu. Niyazi Mısrî Hz. geldi, aradı, Şeyhini buldu, irşad oldu. Padişahta; meclisine vaazını dinlemeye gelirdi. Şeriat ehline camide; tasavvuf ehline hem camide, hem de tekke de ders verirdi. Zahir ve bâtın il­mi kendisinde çok fazla olmuştu.

ŞEYH ŞERAFETTİN DAĞISTANİ HZ.ERİNİN RUYASI
Şeyh Şerafededdin’in manevi derecesini işaret eden bir vakıa da bir İslam bilgini olan “Şeyh Servet” adı ile meşhur Türkiye Büyük Millet Meclisi birinci devre Bursa Milletvekili Servet Akdağ ile aralarında cereyan etmiştir. Servet Efendi, gençliğinde Mevleviyye tarikatına intisab ederek Mevlâna Celâleddin-i Rumi’nin ruhaniyetinden feyz almaya çalışmış. Fakat bir rüyasında Mevlâna Celâleddin-i Rumi’nin kendisinin mürşidi olmadığı, Bursa 'da Dağıstan muhacirlerinin kurdukları köydeki Dağıstanlı Şeyh Şerâfeddin tarafından irşad olunacağı kendisine bildirilmiştir. Ne bu köyü, ne de orada böyle bir kimse­nin bulunduğunu bilmediği halde, yaptığı araştırma neticesinde rüyasının gerçek olduğunu görmüş ve Şeyh Şerâfeddin’e intisab etmiştir. Ancak intisa­bını kabul etmeden evvel mürşidine tam itimatla bağlanabilmesini temin için hakkında gerekli incelemeleri yapması ve bu hususta vaki olacak zuhuratı ve hasıl olacak kanaati kendisine bildirmesi için O’na bir süre vermiştir. Bu sürede Servet Efendi, bir gece rüyasında Hazret-i Muhammed (S.a.v.)’i ve O’nun arkasında Şeyh Şerâfeddin Dağıstanî’yi görmüş ve Rasûlullah Efendi­miz (S.a.v.) Şeyh’e işaretle mürşidinin bu Zat olduğunu ve kendisine intisap eylemesi gerektiğini bildirmiştir.

Ertesi gün, bu haberi vermek üzere Şeyh Şerâfeddin’i ziyarete giden Servet Akdağ'ı gülerek karşılamış “Anlat bakalım gördüğün rüyayı…” deyince Servet Bey, mürşidinin rüyasından tamamiyle haberdar olduğunu anlamış ve rüyam sizce de malum bulunduğuna göre buyurun siz anlatınız" diyerek rüyayı mürşidinin ağzından dinlemiş ve her ikisinin de bu rüyayı aynı zamanda birlikte gördüklerini hayretle öğrenmiştir. [Kaynak: Sinan Onbulak, Ruhi Olaylar ve Ölümden Sonrası, 1975]


OSMANLININ KURUCUSU OSMAN GAZİNİN RÜYASI ŞEYH EDEBALİYE TABİYETİ
Osman Gazi biraz aglayip dua ve niyaz eder. Derken uykusu gelip uyur. Rüyasinda kerameti açik ve belli olan bir seyhin kendi halki arasinda bulundugunu görür. Herkes bu seyhe güvenirdi. Aslinda onun dervisligi gizli idi. Öyle görünürdü. Dünyaligi, mali, mülkü ve koyunlari çoktu. ilim sahibi bir kimse idi. Misafirhanesi devamli herkese açikti. Osman Gazi, bu dervise konuk olurdu. Osman Gazi rüyasinda bu azizin kusagindan bir ayin dogdugunu ve gelip kendi koynuna girdigini görür. Bu ay, Osman Gazi'nin koynuna girince hemen onun göbeginden bir agaç biter ki gölgesi dünyayi tutar. Gölgesinin altinda daglar var, her dagin dibinden sular çikar, o sulardan da kimileri içer, kimileri bahçe sular kimileri de çesmeler yaptirir. Osman Gazi gelip bunu seyhe haber verir. Bunun üzerine seyh Osman'a "Ogul Osman, padisahlik sana ve senin nesline mübarek olsun ve benim kizim Malhun Hatun senin helalin oldu." deyip hemen nikahini kiydi.
Âsikpasazâde, Osman Gazi'nin rüyasini yukaridaki ifadelerie anlatir.

HADİS-İ ŞERİFLER
(Kırk Mevzuda, Kırk Hadîs Kitabı, s.583, Hadîs No: 4)
"Mü'minin rüyası, Rabbı ile uykuda konuştuğu bir (çeşit) kelâmdır."543543-Feyz'ül-kadir, c.4, s.12.
Peygamberimiz (Sallallâhu aleyhi vesellem) buyuruyor:
"Benden sonra peygamber gelmez. Al­lâhu Teâlâ, sîzi mü'minin göreceği güzel rüyalarla ikaz eder."54 4544-Sünen-i İbn-i Mâce, c.10, Hadîs No: 3896, 3899; Sünen-i Tirmizî, c.4. Hadîs No: 2374, 2375; Riyâzü's- &nb sp;
Sâlihin, Hadîs No: 835; Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12, Hadîs No: 2103.

"Mü'minin rüyası Peygamberliğin kırk altı parçasından bir parçadır."545
545-Sahîh-i Müslim, c.7, Hadîs No: 7 (2263): Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12. Hadîs No: 2102; Sünen-i ; Tirmizî c.4, Hadîs No: 2372, 2393; Sünen-i İbn-i Mâce, c.10. Hadîs No: 3917; Kenzü'l-Irfan. Hadîs No: 975; Berîka, c.l, s.308. (Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 10, Hadîs No: 3916)

"...İbn-i Abbas (Radiyallâhu anhu)'dan rivayet edildiğine göre: Rasûlullah (Sallallâhu aleyhi vesel­lem) şöyle buyurdu, demiştir:
- Kim görmediği bir rüyayı gördüğünü iddia ederek yalan söylerse (Kıyamet gü- nü) ona iki arpa tanesini bir birine düğümlemesi teklif edilir ve bunu yapamamasından dolayı tazib edilir (cezalandırılır)."
(Sünen-i ibn-i Mâce, Cild 10, Hadîs No: 3906)
"Ebû Katâde (Radiyallâhu anhu)'den rivayete göre; Nebî (Sallallâhu aleyhi vesellem) şöyle buyur­muştur:
Güzel rüya Allah'tandır.Fena rüyada şeytandandır. Biriniz korkunç yani karışık rüya gördüğünde hemen sol tarafına tükürüp, üflesin ve o rüyanın şerrinden Allah'a sığınsın, (Eûzubi'llâhi mineş şeytani'rracim, desin!). Bu suretle o rüya gören kimseye zarar vermez."
(Muhtar'ul Ehâdîs-in Nebeviyye, Hadîs No: 1349
Peygamberimiz (Sallâllahu aleyhi vesellem): "Kim beni rüyada görürse hakikatte beni görmüş olur. Şeytan benim suretime giremez."547547-Sünen-i İbn-i Mâce, c.IO, Hadîs No: 3900-3905; Sahîh-i Müslim, c.7. Hadîs No: 10 (2266-2267): Riyâzü's-Sâli-
hin, s.837; Sahîh-i Buhâri Tecrîd-i Sarîh, c.12. Hadîs No: 2104-2105; Kenzü'l-lrfan, Hadîs No: 977; Kırk Mevzuda,
Kırk Hadîs Kitabı, s.597. Hadîs No: 39-40.


Rüya'nın en sahih'i ne zaman görülür ?

"En sadık rüya seherlerde görülen rüyadır.
"548548-Râmûz-ul Ehâdîs. Hadîs No: 996; Sünen-i Tirmizî, c.4. Hadîs No: 2376.
"En doğru rüya gündüz görülen rüyadır. Çünkü Allah vahyi gündüz tahsis etmiştir."549549-Râmûz-ul Ehâdîs, Hadîs No: 999.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 16:17


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats