ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 31-07-2008, 12:47   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,357
Varsayılan Demiri çürüten kendi pasıdır.......

Cennetlik, Cennetlik işleri, Cehennemlik olan da Cehenneme götürücü işler yapar. Demiri çürüten, kendi pası olduğu gibi, insanı Cehennemlik eden de kendi günahlarıdır. Mıknatıs demiri nasıl kendine çekiyorsa, haramlar Cehenneme, ibadetler Cennete çeker. Kıyamette nereye gitmek istiyorsak, ona göre hazırlık yapmalıyız. Ahirette Cennet ve Cehennemden başka yer yoktur. Cennete girmek için, doğru iman sahibi olmak ve dine uymak gerekir. Cehenneme götürücü tuzaklara yakalanmamalı. Bu tuzaklar şöyle bildiriliyor: (Dünya hayatı ancak bir laib [oyun], lehv [eğlence], ziynet [süs], aranızda tefahür [övünme] ve mal ve evlâdı çoğaltma isteğinden ibarettir.) [Hadid 20] Bunların bir tanesine yakalananın gönlü ölür. Çalışın ve nefslerinizi, içinde yer alacakları ölüm ötesi için hazırlayın.

Önünüzde çözümü zorlaşan şeyleri ALLAH'ın ilmine havale edin. Öbür âleme geçmeden önce bir şey hazırlayın ki, oraya vardığınızda karşınıza çıksın. Çünkü ALLAHü teâlâ, buyuruyor ki: (O gün [kıyamette] herkes, dünyada ne hayır yapmışsa, onu karşısında hazır bulacak, ne kötülük yapmışsa, onlarla kendi arasında uzun bir mesafe olmasını arzu edecektir. Kullarına karşı şefkatli, esirgeyici olan ALLAH size kendinden korkmanızı emreder.) [Al-i imran 30]

O halde, ALLAH'tan korkun, yani Onun emir ve yasaklarına riayet edin. Sizden önce gelip geçenlerden de ibret alın. Unutmayın ki, yarın küçük büyük bütün davranışlarınızın karşılığını bulacaksınız.

* Rızk mukadderdir. Yani herkesin rızkı bellidir, artmaz eksilmez, rızkını almadan dünyadan ayrılmaz. İsteyene helalden gelir, isteyene haramdan. Gelen miktar aynıdır. Ecel mukadderdir. Yani herkesin ömrü bellidir, uzamaz kısalmaz, vakti dolunca dünyadan ayrılır. Kaza ve kader, hayır ve şer, zaten imanın şartlarındandır. Peki, daha ne diye isyan ediyorsun, daha ne diye şükretmiyorsun? Rızkın belli, ömrün belli, başına gelenler ALLAH'tan. İster isyan et, ister şükret. Değişen bir şey yok. İsyan edenin yeri Cehennem, şükredeninki Cennet. Yani aynı şeyler için, ya Cennete gideceksin ya Cehenneme.

* Dünya misafirhanedir. Dünyayı ele geçirmek için ahireti vermek ve insanlara yaranmak için ALLAHü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır. Göğsünü kıbleden çevirenin namazının bozulduğu gibi, yüzünü İslamiyet'ten çevirenin hem dünyası hem ahireti bozulur.

* Laf ile Müslümanlık olmaz. Dinin emir ve yasaklarına önem vermeyenin imanı gider. Önem vermemek, işlediği günaha üzülmemek demektir.

* Dinin en büyük düşmanı cehalettir. Cahillik Cehenneme götürür.

* Kıyamet derdini bilseydiniz, dünyada dert diye bir şey tanımazdınız. Bütün geçimsizlikler, ölümü unutmaktandır.

* İnsanların çokluğu, dilediklerini yapmaları, gaflet içinde yaşamaları sakın seni de gaflete düşürmesin. Sen tek olarak öleceksin, tek olarak kabre gireceksin, tek olarak hesabını vereceksin. Sen dini, imanı, ALLAH’ın emir ve yasaklarını unuttun. Sen unuttun ama unutulmadın.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-07-2008, 17:04   #2
Onbaşı
 
Katılım Tarihi: Jun 2008
Yaş: 18
Mesajlar: 87
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

çok güzel bir paylaşım elinize sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-07-2008, 18:05   #3
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,357
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

teşekkürler kardeşim okuyan gözlerine sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-07-2008, 22:32   #4
salihanur
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

Kıyamet derdini bilseydiniz, dünyada dert diye bir şey tanımazdınız. Bütün geçimsizlikler, ölümü unutmaktandır.

ahh...ah...ne kadar doğru...rab bize unutturmasın...
allah razı olsun canımcım...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-07-2008, 23:10   #5
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 1,357
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi salihanur Mesajı Göster
Kıyamet derdini bilseydiniz, dünyada dert diye bir şey tanımazdınız. Bütün geçimsizlikler, ölümü unutmaktandır.


ahh...ah...ne kadar doğru...rab bize unutturmasın...

allah razı olsun canımcım...
cümlemizden canımm
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 31-07-2008, 23:52   #6
pincico
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

insanlara yaranmak için Allahü teâlâyı bırakmak ahmaklıktır. yazının en beğendiğim paragrafı burası..ibret alana ne mutlu ..
emeğine sağlık ....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-08-2008, 00:11   #7
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,989
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

nedendir bilmem yazıyı okuyunca kaynağını hatırlamadığım ama hadistir diye okuduğum birşey aklıma geldi:

"mekruhlar Allahın meraları gibidir kenarında dolaşırsanız harama düşersiniz...."


Not= bununla alakalı bilgi sahibi olan paylaşırsa mutlu olurum



unutmadan Almina paylaşım için A.R.O
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-08-2008, 00:33   #8
pincico
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

Not= bununla alakalı bilgi sahibi olan paylaşırsa mutlu olurum


Değerli Kardeşimiz;

Peygamberimiz bu hadis-i şeriflerinde takvaya işaret etmiştir. Allah Resûlü(a.s.m.) “Helâl belli, haram da bellidir. Fakat bu ikisinin arasında şüpheli şeyler vardır.” diye başlayan bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:“Nasıl bir çoban, koruluğun kenarında koyun otlattığında, koyunlarının her an koruluğa girme ihtimali varsa, şüpheli şeylerden korunmayanın da harama düşme ihtimali öylece vardır.”

Şüpheli, haramın en yakın komşusudur. O araziye girenin bir süre sonra haram sahasına düşmesi kuvvetle muhtemeldir. Şüpheliden sakınanlarla haram arasına bir tampon bölge girmiş oluyor; mayın tarlası gibi.

Hadiste geçen “otlatma” tabiri çok enteresandır ve nice hikmetleri içinde toplar. “Koyunlar” diye bir çoğuldan söz edildiğine göre, biz bu çoğulu kendimizde aramalı ve bulmalıyız. Demek oluyor ki, bizim her duygumuz, her hissimiz, aklımız hafızamız, hayalimiz birer koyuna benzetilmiş oluyor. Ve her birinin otladığı şeyler, diğerinden çok farklı.

Otlamada, ağza alıp bir süre çiğnedikten sonra mideye gönderme söz konusudur. Biz de bir şeye baktığımızda gözümüz onu otlamakta, yani o şeyin görüntüsü gözümüzden içeri girmektedir. Aynı şekilde, düşündüğümüz şeyler de aklımızda yoğrulmakta ve hazmedilmektedir. İşitme organımız için de ayrı bir otlama söz konusu. Kulaktan giren sesler koyunun ağzından içeri giren otlar gibi. Kulak zarında titreşime dönüşen bu sesler, bir takım istihaleler sonunda mânâ olarak akla takdim ediliyorlar.

Misâlleri çoğaltabiliriz. İşte insan, kendisine emanet edilen bu koyunların hepsini şüpheli araziden uzak tutmak mecburiyetinde. Takva bunu gerektirir. Aksi halde sonu harama varan bir hezimete uğranılması kaçınılmazdır.

Takvada ilk akla gelen, haramları terktir. Bunlar kesinlikle yasaklanmıştır. Bunu, mekruhlardan sakınma takip eder. Mekruh, çirkin bulunan, hoş karşılanmayan fiil, söz ve hâllere denir. Bunların terk edilmeleri de takvadandır. Daha sonra şüpheliler karşımıza çıkar. Bunların da mekruhlar gibi haramla bir başka komşulukları vardır. Hakkında kesin bir hüküm olmayan işlerde, takvaya uygun olan, haram olma ihtimalini ön plana alıp o fiilleri terk etmektir. Sonra mübah ve helâl olanlar gelir. Bunlardan yetesiye istifade edip israftan sakınmak da takvadandır.

“Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz” (A’raf Suresi, 31) âyet-i kerimesine konu olan yiyecek ve içecekler, elbette ki, helâl olanlardır. Haramlar zaten yasaklanmışlardır.
Bu âyet-i kerimeyi yukarıda naklettiğimiz hadis-i şerif açısından değerlendirdiğimizde şöyle bir mânâ ortaya çıkar: Helâlde israf edenler, ona müptela olurlar. İsrafa alışan bir insan ise, alıştığı kadarını bulamadığı ortamlarda şüpheliye meyletmeye başlar. İsraf etmeyen için böyle bir tehlike söz konusu değildir.

Sonu, çoğu kez, harama çıkan israfın yasaklanmış olması insanların lehine bir İlâhî tedbirdir. Kaldı ki, insan ibadet için yaratıldığına göre, ibadetin bir şubesi olan zekatını vermeli, bununla da yetinmeyip elinden geldiğince sadaka vermeye çalışmalıdır. Ama kazandığını israf eden bir insan, bu hayırdan mahrum kalacağı gibi, israf fiilini işlemekle de ahireti hesabına büyük bir zarara uğramış olur.
Fatiha Suresi, “Kur’an’ın fihristi” olarak tarif edilir. Bu sureden hemen sonra gelen surenin ikinci âyetinde, “bu Kur’an muttakilere bir hidayettir” buyrularak takvanın ehemmiyeti çok net biçimde nazara sunulur. Bu surede, “bizi sırat-ı müstakime hidayet buyur” mealinde bir dua âyeti vardır. “Kur’an’ın muttakiler için bir hidayet olması” bu âyetle birlikte düşünüldüğünde, hidayetin “sırat-ı müstakim” mânâsına geldiği anlaşılır. Yani, istikamet üzere olmak, hidayettir. İşte takva, bu hidayet yolundan uzak kalma endişesini taşımak ve insanı bu yoldan saptıran her türlü yanlıştan uzak kalmak demektir.

Sırat-ı müstakimde gidenler için, yine Fatiha Suresinde, “kendilerini nimetlendirdiğin kimseler” diye bir tarif cümlesi geçer. Bir başka âyette ise, bu nimete erenlerin, “Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler” olduğu beyan edilir. Buna göre, takva bu bahtiyar cemaatin en mümtaz bir özelliğidir. Ve yine takva, bu cemaatin peşinden gitmenin en büyük şartıdır.

Muttaki, takva sahibi demektir. İnsana manen zarar verecek her şeyden kaçınan ve sakınan demek olur. Bakara Suresinin başında, “Kur’an’ın muttakiler için bir hidayet olduğu” beyan edildikten sonra, muttakinin sıfatları şöyle sıralanır:“O takva sahipleri, gayba inanırlar, namazlarını dosdoğru kılarlar. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da Allah yolunda infak ederler.”

Bu sayılanlar, iman ve salih amel olduğu halde muttakinin sıfatları arasında yer almışlardır. Bundan şu mânâlar açıkça anlaşılır:Gayba inanmak, imansızlığın zıddıdır.

Namazın dosdoğru kılınmaması, bu ulvî ibadetin baştan savma olarak ve tadil-i erkâna riayet etmeksizin ve ihlâs şartından taviz vererek yapılması demektir. Bunlar da ittika edilmesi gereken hususlardandır. Zekat vermek farz olduğu gibi, İslamın bu büyük şartını yerine getirmemek de takva sahiplerinin hassasiyetle sakınmaları gereken bir büyük günahtır. Bu mânâda, her salih amel, bir yönüyle de takva içinde addedilebilir. Nitekim, Al-i İmran Suresinde de (134 ve 135. âyetler) muttakinin sıfatlarını şöyle sıralamaktadır:

“Bollukta ve darlıkta infak etmek.”
“Kızdıklarında öfkelerini yutmak.”
“İnsanların kusurlarını affetmek.”
“Kabahat yaptıkları veya nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı anmak ve günahlarından derhal tövbe etmek.”
“Yaptıkları günahlarda, bilerek ısrar etmemek.

Sorularla İslamiyet ..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-08-2008, 00:49   #9
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4,989
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

pincico A.R.O kardeşlik sağolasın umursayıp ilgilenmiş bayağı bir açıklama kaydedivermişsin... emeğine sağlık.
fakat kaynak derken ben hadisin kaynağından bahsetmiştim alıntıladığımız yer anlamında kullanmadım dı ki bu yazıda da mevcut hadisin kaynağı verilmemiş ne yazıkki...

birde yazıda geçeni de okuduğumu hatırlıyorum ama sanki benim yazdığım ondan farklı gibi kalmış aklımda tabiii yanılıyor da olabilirim elbette... ben yada bir başka kardeşim bulursa emin olacağız ancak anlaşılan

tekrar emeğine sağlık
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-08-2008, 00:59   #10
pincico
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Yanıt: Demiri çürüten kendi pasıdır.......

[quote=TaLia;235292]pincico A.R.O kardeşlik sağolasın umursayıp ilgilenmiş bayağı bir açıklama kaydedivermişsin... emeğine sağlık.
fakat kaynak derken ben hadisin kaynağından bahsetmiştim alıntıladığımız yer anlamında kullanmadım dı ki bu yazıda da mevcut hadisin kaynağı verilmemiş ne yazıkki...




Helal bellidir, haram bellidir. Bu ikisinin arasında bir çok kişinin bilmediği şüpheli şeyler vardır. Kişi bunlardan sakınırsa dinini, onur ve haysiyetini korumuş olur. Şüpheli şeylerden kaçınmayanlar, koruluğun kenarında hayvanlarını otlatan kimse gibidir. Kolladığı hayvanların her an koruluğa dalması mümkündür. Dikkat edin her hükümdarın bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haram kıldığı şeylerdir...” (Buhari, İman, 39 )

yardımcı olabildimmi abla veya ağabey kusura bakma..zira kimseyi tanımıyorum.affet inşallah ...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 16:36


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats