![]() |
| | #1 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 82
| ÜLKEDEKİ SARAY: KALP -u Teala Adem (A.S)’ın suretini bina etmek arzu edince onu tıpkı bir “Devlet” şeklinde inşa etti. Onu öyle güzel inşa etti ki, kendi kudretine delalet eder bir şekildeydi.Sonra, bu ülkenin ortasına, o ülkenin “muhteşem sarayını” kurdu. O sarayın etrafına öldürücü tuzaklar kurdu. Ve bu sarayı “kalp” diye isimlendirdi. Çünkü kalp “ ’ın evidir.”(1) (cc) ülkenin yönetim merkezi olarak orayı belirledi. Her şeyin durumunu oraya bağladı.Hz. Peygamber (s.a.v.) bu konuda buyuruyor ki; “İyi biliniz ki, bedende (ülkede) öyle bir et parçası vardır ki, o düzgün olursa bedenin organları (ülkenin kurumları) da düzgün olur. O bozulunca beden de bozulur. İyi bilin ki o et parçası (saray) kalptir.”(2) Sonra bu sarayın içine bir izzet tahtı koydu. Ve üstüne “iman” denilen bir sultan oturttu. Bütün organları da (teşkilatları da) ona hizmet etmekle sorumlu kıldı. Örneğin; Dil: Ben bu ülkenin tercümanıyım dedi. Gözler: Biz bu ülkenin muhafızıyız dediler. Kulaklar: Biz bu ülkenin habercileriyiz dediler. Ayaklar: Bu ülke bizimle koşar, bizimle yürür dediler. Eller: Biz bu ülkenin işçileriyiz dediler. İki melek: Biz bu ülkenin gözcüleriyiz dediler. Kâinatın sahibi Yüce tüm organlar için “Nasıl muamele ederseniz öyle muamele görürsünüz”(3) kuralını koydu.Sonra ülkenin sahibi kendisine bir “vezir” belirledi. Ona “akıl” dedi. Akıl: “Ey sultan (kalp) senin özel hususiyetlerin olmalı… Bu hususiyetler sana özel ve her biri seçkin olmalı dedi ve ekledi. 1- Bu ülkede bir güce ihtiyacın var. O da “iman”dır. Onun korumaları ise sabır, sebat, azim, sadakat ve Salih ameldir. 2- Bu ülkede yol gösterecek bir ışığa ihtiyacın var, o da “ilimdir.” 3- Bu ülkede bir sırdaşa ihtiyacın var, o da “ihlâstır.” 4- Bu ülkede bir kapıcıya ihtiyacın var, o da “ittikadır.” 5- Bu ülkede bir birliğe ihtiyacın var, o da “ittifaktır.” 6- Bu ülkede temiz bir gıdaya ihtiyacın var, o da “iyi ahlaktır.” 7- Bu ülkede görevini titizlikle yapana ihtiyacın var, o da “ihsandır.” 8- Bu ülkede sorunların çözümüne ihtiyacın var, o da “istişaredir.” 9- Bu ülkede sorunların çözümü için kararların uygulanmasına ihtiyacın var, o da “itaattir.” 10- Bu ülkede güven ve vefaya ihtiyacın var, o da “sadakattir.” 11- Bu ülkede her an koşturacak bir vasıtaya ihtiyacın var, o da “nefis terbiyesidir.” 12- Bu ülkede bir hazinedara ihtiyacın var, o da “infaktır.” Diyerek şöyle seslendi; “Sen ey sultan! Halkına rahmet nazarı ile bak. Hikmet hazinelerini aç, halka bak, incele ve şikâyet olunan hususları ortadan kaldır, düzeni sağla, görev dağılımını yap” dedi. Bunun üzerine vücudun bütün organları şöyle seslendiler; 1-) Ayaklar: Biz sandık teşkilatıyız: Sandığımızdaki insanlarla haftalık toplantıları yaparak onları şuurlandırırız dediler. 2-) Eller: Biz mahalle teşkilatıyız: Ayakların (sandık teşkilatlarının) haftalık toplantılarına katılarak onları taşırız dediler. 3-) Karaciğer: Biz belde teşkilatıyız: Eller ve ayaklar için gereken malzemeyi sağlarız dediler. 4-) Akciğer: Biz ilçe teşkilatıyız: Ellerin, ayakların ve karaciğerin ihtiyacı olan oksijeni mahalle ve beldeye götürmeleri için haftada bir bizzat giderek veririz dediler. 5-) Mide: Biz il teşkilatıyız: Tüm organlar için her şeyi zamanında haftalık ilçe toplantılarına eksiksiz bizzat götürürüz dediler. 6-) Kalp: Biz Genel Merkeziz: Bu ülkenin tüm organlarının (teşkilatlarının) neleri yaparlarsa ülkeyi kötülüklerin (nefsi emarenin) şerrinden kurtaracaklarına dair (kanı ve enerjiyi) planı, programı ve organizasyonları her kademede ortaya koyar, mideye, ciğerlere, ellere ve ayaklara kadar göndeririz dediler. Bu görev paylaşımı tamamlanınca durumlar tetkik edildi ve sultan (iman) görevlendirmeyi doğru buldu. Vezir (akıl) sultana dedi ki yukarıda zikredilen size ait olan bu on ki hususiyetle bedenin (ülkenin) tüm manevi ihtiyaçları giderilince, geriye görevleri hakkıyla yapmak düşer. Tellallar bu arada şöyle seslendiler: “Ey halk! Kâinatın sahibi ezelde şöyle yemin etmiştir: Kim doğru yoldan saparsa ve verilen hususiyetleri değerlendirmez, bunlarla ilgili gerekeni bedeninde (ülkesinde) yapmaz ve yanlış yerde harcarsa, niyetini bozmuş sayılır. Böylece nefsi emmarenin (dış güçlerin) emrine boyun eğmiş olur. Bu da kendi evini (bedenini-ülkesini) yıkmak demektir. Bu durumda Şeytan ve ona bağlı dış mihraklar süratle geldiler. Nefsi emarenin yardımcısı ve işi gücü sultanın emirlerine karşı gelmek olan “heva’ya” vezirlik rütbesi verdiler. O da makam mevkii hırsıyla tefrika kılıcını çekti, dedikodu su-i zannı çağırdı, tembellik, ümitsizliği kovaladı. Böylece davasına ihanet noktasında dönekliğin büyük prim yaptığı zannedildi. Zanları zanlar kovaladı. Bu mecliste istişare yapılmıyor zannedenler nefsi emarenin zorbalığı altında inim inim inlerken, “biz de herkesin saadeti için çalışıyoruz” diyerek dış güçlerin oyuncağı haline geldiler. Hepsi birleşerek hiç beklenmedik bir zamanda Suret-i Hak’tan görünerek halkı aldattılar ve yüce sultanın (imanın) ülkesine bir gece ansızın baskın yapmaya kalktılar. Bu durumu gözleyen sultan hemen harekete geçerek tüm organlara (teşkilatlara) şöyle seslendi: “Ey ’ın süvarileri atlara binin hangi düşman benim ülkemi (kalbimi) istila edecekmiş bakayım” dedi.Ve işte orada; kalbine inancı, beynine ilmi, önüne ihlâsı, gözlerine ittikayı, hedefine ittifakı, diline iyi ahlakı, sağına istişareyi, soluna ihsanı, sırtına itaati, yanına sadakati, altına nefis terbiyesini, avucuna infakı alarak, Mevlasına sığınıp “Ancak sana kulluk ederiz ve ancak senden yardım dileriz”(4) fermanını okuyarak sadık niyet ordularını harekete geçirdi. Fakat tellallar şöyle seslendi: “ sizi (alçak dünya) nehri ile deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir.(5) – Kim emre uymazsa benden ayrılsın.” Mücadeleye kararlı olanlar dediler ki: “ Evet, sudan içmesek de emri tutmalıyız.” Ardından rahatlatan bir haber geldi.“Ancak kim eliyle bir avuç içerse ve günahını itiraf edip, af dilerse ona bir sorumluluk yoktur.”(6) Ne yazık ki anlayışı kıt olanlar nefsi emmarenin (dış mihrakların) fitne tuzağına düşerek ve doygunluğa ulaşarak güçsüz kaldılar. Haydi, gidiyoruz denilince “Bugün hiç takatimiz yoktur”(7) dediler. Saadeti ve ülkenin kurtuluşunu arzulayıp sabredenler ise; “Nice sayıca az topluluklar, çok olan topluluklara ’ın izniyle galip gelmiştir. , sabredenlerle beraberdir.”(8.) dediler.- Ve kalplerindeki iman gücü, karşı güçlerin sömürüsüne mani oldu. - Kafalarındaki bilgi, karşı güçlerin oyunlarını bozdu. - Önlerindeki ihlâs, karşı güçlerin azmini yok etti. - Gözlerindeki ittika, karşı güçlerin planlarını bozdu. - Gönüllerindeki ittifak, karşı güçlerin birliğini yok etti. - Amellerindeki iyi ahlak, karşı güçlerin yanan ateşini söndürdü. - Sol taraflarına aldıkları ihsan, işlerinde disiplini sağladı. - Sağlarına aldıkları istişare, kararlarında isabet oranını yükseltti. - Sırtlarına aldıkları itaat, şer güçlere karşı milletin yükünü taşıdı. - Yanlarına aldıkları sadakat ile karşı güçleri yenip güveni sağladılar. - Terbiye ettikleri nefislerine binerek aşılamayan zorlukları aştılar. - Elleriyle yaptıkları infak, bu muazzam mücadelenin, yakıtı oldu. Böylece bitmeyen hazinelerden onlara verilen Hidayet, Feraset ve Dirayet ile tüm şer güçlerin tuzakları bozuldu. Hak taraftarları öne geçti. Tam o sırada şöyle dediler: “Ya Rabbi gücümüzü sana bağladık, ayaklarımızı sabit kıl”(9) Çünkü önümüzde neler olduğunu bilmiyoruz. “Ve ’ın izniyle onları yendiler.”(10) “ onlara yardım etmişti. Yardım ancak katındadır.”(11)Düşman ardına bakmadan kaçıyordu. Yüzyıllardır yaptığı planlara ulaşamamış ve perişan olmuştu. Artık sultanın (imanın) ülkesinde nefsi emarenin ve hava’nın yerinde yeller esiyordu. Nihayet kaybettiğini itiraf etti, boyun eğdi ve sultanın emri ile sürekli merkezden ile, ilden ilçeye, ilçeden beldeye, beldeden köy/mahalleye, köy/mahalleden sandığa, sandıktan üyelere kadar her hafta yapılan toplantılarla takip edilerek, rapor edildi. “Sanki hiç yoklarmış gibi”(12) oldular. Ama nefsi emmarenin peşi hiç bırakılmadı ve nefsi emmare esir oldu, boyun eğdi. Minnet ve lütuf sahibi ona seslendi; “Ey huzura kavuşmuş olan insan! Sen ondan hoşnut, oda senden hoşnut olarak Rabbine dön, seçkin kullarım arasına katıl ve cennetime gir.”(13) --------- 1- Hadis: Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Kenzü’l-Ummal 3/422, 424, 797 2- Hadis: Buhari, Müslim, Ebu Davut, Tirmizi, Kenzü’l-Ummal 3/428 3- Hadis: Ed-Dürru’l-Mensur 3/539 4- Fatiha Suresi, Ayet-5 5- Bakara Suresi, Ayet-249 6- Bakara Suresi, Ayet-249 7- Bakara Suresi, Ayet-249 8- Bakara Suresi, Ayet-249 9- Bakara Suresi, Ayet-250 10- Bakara Suresi, Ayet-251 11- Al-i İmran Suresi, Ayet-126 12- Yunus Suresi, Ayet-24 13- Fecr Suresi, Ayet-27-28-29-30 |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| allah kalbimizi iman gücüyle doldursun da tüm karşı güçlere mani olalım... bu yönden hiç bakmamıştım ellerime, kulaklarıma... peygamberimizin dediği gibi bir et parçası var ki o bozulursa hepsi bozulur... inne lillah ve inna ileyhi raciun... allh razı olsun canım... |
| |
| | #3 |
| Er Katılım Tarihi: Aug 2008 Yaş: 18
Mesajlar: 23
| cok guzel bi paylasım LLAH RAZI OLSUN... |
| |
| Konu Araçları | |
| |