![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Komşu hukukuna riayet, onları ziyaret ve iyilik Mensubu olmakla şereflendiğimiz yüce dinimiz İslâm’da, komşu hakkı çok mühim bir mevzudur. O bakımdan Rasûlüllah Efendimiz (s.a.v.) komşu hakkında, “Mâ zâle cibrîlü, yûsıynî bi’l-câri, hattâ zanentü ennehû seyüverrisehû: Cebrâil (a.s.) o kadar tavsiyede bulundu ki, ben komşu komşuya varis olacak zannettim\" buyuruyor. Bu itibarla onları darıltmamak… gönüllerini kırmamak… hâl ve hatırlarını sormak… onları hoşnut etmeye çalışmak… zaman zaman ziyâret edip bir ihtiyaçları olup olmadığını sormak, varsa elimizden geldiğince yardımcı olmaya çalışmak, biz mü'minler için yerinde bir davranış olur. Ancak komşu, dînimizin aleyhinde bir tutum ve davranış içinde bulunuyorsa, o zaman “ziyâret edilme” hakkını kendi eliyle kaybetmiş demektir. O takdirde iş, “Kaç sevaptan, girmemek için günaha” sözünün gereğini yapmaktır. Yani madem ki onlara faydalı bir mesaj veremiyoruz, bilakis onlar bize zararlı şeyler telkin ediyorlarsa; bu zararlara mâruz kalmamak için, onları ziyaretten (ondan gelecek sevaptan) vazgeçeriz. Meşhur Mecelle hukukumuzun önemli maddelerinden biri malum: “Def-i mazarrat celb-i menâfi’den evlâdır.” kaidesidir. Yani bir şeyin zararından sakınmak, ondan fayda temin etmekten önce gelir. İslâm büyüklerinden Ebû Müslim Havlanî (rh.) bir gün atına binmiş, yoluna revân olmak üzere iken çevresinde toplananlar atı çok beğenmiş, medhetmeye başlamışlar. Ebû Müslim sormuş: — Böylesine beğendiniz at ne işe yarar, söyleyin bakayım... Her biri başka bir şey söylemiş. Demişler ki: — Böylesine güzel bir atla cihâd edilir. — Yarışa çıkılır, birincilik kazanılır. Ebû Müslim bunlara itiraz etmiş: — Bilemediniz demiş. Sonra da sözünü şöyle tamamlamış: Böylesine sür’atli koşan atla kötü komşudan kaçılır; kötü komşudan, anladınız mı şimdi? Demek ki, Ebû Müslim Havlanî hazretleri, yanlış duygu ve düşünce telkin ederek kötü örnek olan komşudan ata binip de kaçacak kadar endişe ediyor, uzak kalmayı düşünüyor. Ne var ki, kaçan insan kendini kurtarıyor ama karşıyı kurtaramıyor. Belki yapılacak en isâbetli şey; fazîlet, ferâgat ve fedakârlık gösterip yaşayışımızla fiilen örnek olmak, sabır ve tahammül ile yine de bir şeyler anlatabilmek, bazı mesajlar verebilmek... Tabii herkesten böylesine bir sabır-tahammül beklenemez, metânet/dayanıklılık istenemez. Zarar görmeyecekler için böyle düşünülebilir ancak... İmâm Gazâlî (rh.) hazretleri komşuyu şöyle târif ve tasnif eder: “Bazı komşu ‘ekmek’ gibi her zaman lâzımdır. Kimileri ‘ilaç’ gibi bazan gereklidir. Bir kısmı da ‘dert’ gibi hiçbir zaman lâzım olmaz. Hep uzak kalınmasında maslahat/fayda vardır.” Kısacası; bize dert gibi olan komşuya, biz de hiç olmazsa ilaç gibi olmalıyız ki; bir farkımız olsun. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| KOMŞULARA İYİLİK-İKRAM Rabbimiz buyuruyor ki: “(Yalnızca) Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Sonra anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, akraba olan komşulara, yakın komşulara, yanında bulunan arkadaşa, yolda kalanlara, sahip olduğunuz kölelere iyilik edin. Şüphesiz Allah, kibirlenen ve övünen kimseyi sevmez.” (en-Nisa, 4/36) Asıl mevzumuz olan komşularla ilgili bahse girmeden önce, ayet-i kerimede geçen “Yalnızca Allah’a ibadet edin” emriyle alakalı Rasûlüllah Efendimizin bir hadisini nakledelim. İki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.) bir gün buyurdular ki: Allah Teala Musa aleyhisselâma şöyle vahyetmiştir: “Ya Musa! Şüphesiz ben Allah’ım! Ki, benden başka ilah yok, ancak ben varım. Siz de ancak bana ibadet edin, çünki benim şerikim/ortağım yok. Kim benim kazama (hükmüme) rıza göstermezse, kim benim nimetlerime şükretmezse, kim benim verdiğim belalara sabretmezse, kim benim ihsanıma (verdiklerime) kanaat etmezse, o kimse benden başka kendisine bir Rab arasın… “Ya Musa! Eğer yeryüzünde bana secde edenler olmasaydı, gökten bir damla rahmet yağdırmazdım. Ve hiç bir yeşilliği veya mahsûlü yeşertip bitirmezdim. Eğer sırf benim rızam için bana kulluk edenler olmasaydı, göz açıp yumuncaya kadar bile bir kâfire mühlet ve ömür vermezdim. Eğer bana (nimetlerime) şükredenler olmasaydı yağmurları gökyüzünde hapseder, yere indirtmezdim. Eğer tevbe edenler olmasaydı, günahkârları yaşatmaz helak ederdim. Eğer salihler (iyiler) olmasa idi, o zaman ben de âsileri/günahkârları elbetde helak ederdim.” (Riyazu’s-Salihin, S. 245) Tefsir-i Taberani’ye göre, üzerimizdeki hakları itibariyle komşularımız üç kısımdır, buyurmuş Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.)... 1. Üzerimizde tek hakkı olan komşumuz: Bu gayrimüslim olan komşumuz-komşularımızdır ki, bunların, üzerimizde sadece komşuluk hakları vardır. 2. Üzermizde çift hakkı olan komşumuz: Bu da Müslüman olan komşumuzdur ki, onun, üzermizde hem komşuluk hakkı hem de mü’min kardeşliği hakkı vardır. 3. Üzerimizde üç hakkı birden olan komşumuz: Ki bu ise, hem Müslüman, hem komşu, hem de akrabamız olandır. *** |
| |
| Konu Araçları | |
| |