ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Genel Dini Konular


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 03-02-2007, 01:28   #1
Teğmen
 
Katılım Tarihi: Jan 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 202
Varsayılan RAHMET-İ RAHMANI COŞTURANLAR

Dua; ibadetin özü, zikrin zirvesidir

Ellerini kaldırıp, Rabbine yalvaran kul, onunla arasında bulunan bütün perdeleri kaldırır. En içten duygularla ona yönelir, bütün benliği ile onu anar. Kalbi titreyerek isimlerini zikretmeye devam eder. Çünkü kalpler, ancak onu zikrederek mutmain olabilir. Bunun için Allah Resûlü (sav) dua hakkında: "Dua ibadetin özüdür." (1) buyurmuştur.

Bütün benliği ile kendisine yönelip ona dua eden mümini Rabbi asla boş çevirmez. Yeter ki kabul edileceğine inancı tam olsun. Bu konuda en güzel örnek sahâbelerdir. İşte o örneklerden birkaçı;

***

Eşini çok seven Ümmü Seleme (r.anha) Annemiz, onun ölümü ile derinden sarsılır. (Eski kocası) Ebû Seleme ile geçirdiği acı-tatlı hatıraları düşünürken, birden Ebû Seleme'nin ona söylediği bir hadisi hatırlar. Devamını Ümmü Seleme annemizden dinleyelim:

"Bir gün Ebû Seleme, büyük bir sevinç ile yanıma gelerek: 'Bu gün Allah Resulü (sav)'n den çok hoşuma giden bir hadis duydum.' dedi. 'Allah Resulü (sav) ne buyurdu?' diye sorunca Ebû Seleme: 'Allah Resulü (sav) şöyle buyurdu: 'Bir Müslüman başına bir musibet geldiğinde; innâ lillâhi ve innâ ileyhi râci'ûn (Şüphesiz biz Allah'a aidiz ve mutlaka O'na döneceğiz.)' diyerek, O'na teslim olur, sonra da; 'Allah'ım onun yerine bana daha iyisini ver!' diye dua ederse, Allah ona mutlaka kaybettiğinden daha iyisini nasip eder." (2)

"Ebû Seleme öldüğünde, onun bana naklettiği bu hadisi hatırladım, ama yine de: 'Allah'ım Ebû Seleme'nin yerine bana daha hayırlısını ver.' diye dua edemedim. Kendi kendime: 'Ebû Seleme'den daha hayırlı kim var ki? Şundan hayırlı değil mi? Şundan daha hayırlı değil mi?' dedim. Ancak sonra yine de onun öğrettiği gibi dua ettim. Rabbim duamı kabul ederek, insanların en hayırlısı olan Allah Resûlü (sav) ile evlenmemi nasip etti." (3)

***

Berâ b. Mâlik (ra), kendini ilme, ibadet ve cihada adayan büyük bir kahramandı. Rabbi ve cihad ile yoğun bir şekilde ilgili olduğundan, kendini ihmal etmişti. Saçı başı dağılmış, üstü başı toz içinde idi. Bir gün Allah Resûlü (sav) onu bu halde görünce, şöyle buyurdu: "Nice saçı başı dağınık, üstü başı eski, toz toprak içinde olup ve bu durumlarından dolayı önemsenmeyen insanlar vardır ki, eğer Allah'a yemin etseler, Allah onların yeminlerini asla boşa çıkarmaz, yerine getirir. İşte Berâ b. Mâlik onlardan birisidir."

***

İbn Sirin anlatıyor: Tuster Kalesi kuşatması sürerken Ebû Musa el-Eşarî, Berâ b. Mâlik'in yanına gelerek;
-Ben kalenin içine giden gizli bir yol buldum. Senin ile birlikte gelecek birini yanına al da, yolu sana göstereyim, dedi. Berâ efendimiz, yanında götüreceği birini ararken Mecze b. Sevri'yi gördü ve ona:
-Arkadaşlarının arasından bana güçlü, kuvvetli ve cesur birini bul. dedi. Mecze ona:
-Niçin? diye sordu, Berâ:
-Önemli bir işim var, dedi. Mecze:
-Aradığın kişi benim, deyince Berâ:
-Bana kaleye giden gizli bir yol gösterildi. O yoldan kaleye girmek istiyorum. Bana yardım edecek birine ihtiyacım var, dedi. Mecze:
-Sonuna kadar seninleyim, deyince hemen hazırlık yapıp gizli geçide gittiler. Gizli geçitten girip çıkış yerine kadar geldiler. Ancak dışarı çıkamadılar. Berâ geri dönerek, durumu komutanlarla konuştu. Aralarında bir değerlendirme yapıp gizli geçitten geçmeye karar verdiler. Berâ gizli geçide daldı. Mücahitler de onun peşinden gizli geçitten gittiler, geçidin ağzındaki kayayı açıp, bir anda kalenin içine girdiler. Kalenin içinde büyük bir savaş başladı. İranlıların komutanlarından biri askerleri ile Müslümanları çok fazla sıkıştırınca, Berâ'nın çevresindekiler ona:
-Dua etsen de şu halden kurtulsak, dediler. Berâ:
-Ey Rabbim! Sana yemin ederek dua ediyorum! Düşmana güç katan yiğitlerini öldürmeyi, bize lütfet. Beni de Nebîne kavuştur, diye dua etti. Duadan sonra hep birlikte büyük bir aşk ile düşmana saldırdılar.

Berâ biraz sonra, Müslümanlara aman vermeyen Fars yiğitlerinden Mirzabân ile karşı karşıya geldi. Aralarında kıyasıya bir mücadele başladı. Berâ, birkaç hamleden sonra Mirzabân'ı cansız olarak yere serdi. Komutanlarının Berâ tarafından öldürüldüğünü gören Farslılar, büyük bir kalabalık halinde bir anda Berâ'nın üzerine saldırıp, onu en büyük arzusuna, sevgililer sevgilisi Muhammed'ine (sav) kavuşturdular. Böylece Berâ (ra) şehâdet şerefine ve Rabbine, Rabbinin onun için hazırladığı cennet nimetlerine ve sevgililer sevgilisi Resûl-ü Kibriyasına kavuştu. (4) Berâ'nın şehit olduğunu gören Müslümanlar, hep birlikte saldırıya geçerek, kaleyi fethettiler.


Dua, Rahmet-i Rahmanın coştuğu andır

Sıkışan kul, Rabbine yönelerek ellerini açıp halini arz ederek O'ndan istediğinde, rahmet deryaları coşar. Zira o an, kulunun bütün samimiyeti ile onu görüyormuşçasına Rabbine yöneldiği andır. Rabbimiz bu özel anın ne olduğunu bize anlatmak için şöyle buyurur: "De ki: Duanız olmasaydı, Rabbiniz size hiç değer verir miydi?" (Furkan, 77)

Duayı bu bilinçle yapan sahabe, Rahmet-i Rahman'ın coştuğuna anında şahit oluyordu. Cafer b. Muhammed'den rivayet edilir:

"Allah Resûlü (sav), kızı Hz. Fatma'ya (r.anha) kendisine hizmet etmesi için bir cariye gönderdi. Fidde adındaki bu cariye, uzun bir süre Hz. Fatma'ya hizmet etti. Bir gün Allah Resûlü (sav), Fidde'nin hizmet yapmakta zorlandığını gördü. Ona kendine yardım etmesi için Allah'a dua etmesini tavsiye ederek bir dua öğretti. Bir gün Hz. Fatma, Fidde'ye:
-Hamur mu yapıyorsun yoksa ekmek mi pişiriyorsun? diye sordu. Fidde:
-Hamur yapıyorum hanımım, dedi. Hamur bittikten sonra ekmek pişirmek için odun almak üzere kalktı odunların bulunduğu yere gitti. Bir demet odun alıp kucakladı. Ancak kaldırıp götürmeye gücü yetmedi. Tam o sırada Allah Resûlü (sav)'in kendisine öğrettiği duayı hatırladı. Bütün benliği ile Rabbine yönelerek: "Vâhidun leyse kemislihî ehad. Tumîtu kulle ehad ve tefnî kullu ehad; ve ente 'alâ 'arşike vâhid; velâ te'huzuhû sinetun velâ nevm." Diye dua etti. Henüz duası yeni bitmişti ki yoldan geçen bir bedevi yanına geldi. Odun demetini kucaklayarak Hz. Fatma'nın kapısına kadar getirip koydu. (5)

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 13:54


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats