![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 4,092
| Seyrek görüştüğümüz bazı dostlarımız hemen bir mahcubiyet hissine girerek söylenirler: -Hocam özür dileriz, ziyaretinize gelemedik!.. Ben bu muhterem ve mütevazı dostlarıma diyecek bir şey bulamam da mahcubiyeti ben duymaya başlarım. Çünkü ziyaret edilecek biri olduğumu hiç düşünmem. Böyle bir beklenti benim alemimde hiç söz konusu olmaz. Hatta ziyaret deyince aklıma hemen mezarda yatanlar gelir. İçimden söylenirim de: -Henüz ölmedik ki, ziyaretimize gelesiniz, der gibi düşünceler geçer içimden. Ben böyle bir nefs muhasebesinde iken bazı dostlardan da sitemler dinlerim. Şikâyetleri var. Hem de ziyaret edilmediklerinden şikâyetleri var. Kendi kendime söylenirim: -Allah'ın nice kulları var. Kimileri ziyaret edilmekten şikâyetçi olurlar, kimileri de ziyaret edilmemekten... Hangileri haklı acaba?.. Kim bilir, belki her ikisi de haklı. Niyete göre değişebilir. Niyet meselesi demek de mümkün... Çünkü ziyaretlerle irtibatlar kuvvetlenir, dostluklar pekişir, etkileşimler söz konusu olabilir.. gibi birçok makul ve meşru gerekçeler de akla gelebilir... Aslında beni, ziyaret olayına farklı şekilde bakan bazı tasavvuf büyüklerinin görüşleri etkiler. Mesela meşhur mutasavvıf Davud-u Tai, uzak yerlerden kalkıp kendisini görmeye gelenlere sormuş: -Buraya kadar zahmeti göze alıp geliş sebebiniz nedir acaba?. -Ziyaretinize geldik, demişler. Davud-u Tai, pek memnun olmamış. Şöyle tahlil etmiş kendi durumunu: -Siz iyi niyetle ziyaretime gelmekle belki adım başına sevap kazanmış olabilirsiniz. Ama benim neler kaybetmiş olabileceğimi hiç düşündünüz mü? Ziyaretçiler irkilmişler: -Hayır, demişler sizin bir şey kaybetmiş olabileceğinizi hiç düşünmedik. Şöyle açıklamış Davud-u Tai düşüncesini: Yarın mahşerde bana, -Sen büyüklerden biri misin ki, ziyaretçi bekliyor, gelince de memnun oluyorsun? derlerse diyeceğim ki: -Vallahi hayır! Ben kendimi ziyaret edilecek büyüklerden biri olarak hiç görmedim. - Peki öyle ise salihlerden biri olarak mı görüyorsun? -Hayır, kendimi salihlerden biri olarak da hiç görmedim, diyeceğim... -Öyle ise hangi meziyetin ve vasfınla gelen ziyaretçilerden memnun oluyorsun?.. Bunlara verecek cevap bulamayacağını ifade eden Davud-u Tai, sözlerini şöyle bağlar: -Eğer ben, ziyaret edilecek bir büyük insanım diyorsam kibir olur, kibirlenenden büyük insan olmaz. Öyle biri değilim diyorsam, neden olmayan özelliğim varmış gibi ziyaretçi kabul edip memnun oluyorum? Bayezid-i Bistami'nin değerlendirmesi de benzeri şekildedir. O da şöyle açıklıyor ziyaretçi bekleme anlayışını: -Siz hüsnü zanda bulunarak beni ziyarete gelebilirsiniz. Bundan sizin kaybınız olmaz. Zira hüsnü zanda isabet etmeyene günah yazılmaz. Ama ben ziyaret edilecek biri olarak beklentiye girersem bu kibir olur, kibirli insanda ziyaret edilecek özellik bulunmaz. -Ne dersiniz? Tasavvuf büyüklerinin bu değerlendirmelerinden bizlere de mesajlar var mıdır? -Kendimizi ziyaretlik kimselerden kabul edip de beklentiye girmeyelim mi?. -Gelen olmayınca da insanın kıymetini bilmiyorlar, diyerek dostlarımıza sitem etmeye yönelmeyelim mi? -Kendimizi, ziyarete gelinecek biri değil de, ziyarete gidecek biri olarak görmek daha mütevazı bir anlayış olmaz mı? Yoksa biz farklı bir adam mıyız? Biz kimseyi ziyarete gitmesek de herkes bizi ziyarete gelmeli mi? Şuuraltında böyle bir beklenti, benliğimiz mi var? AHMED ŞAHİN |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| guzel bir yazi ablacim Allah razi olsun...elbetteki bizler ziyaret edilecek insanlar degiliz ...buyuk alimler kendilerini ole gordukden sonra bizim ziyaret edilcek biri olarak kendimizi dusnmemiz bos ve abes olur ..salam aleykum |
| |
| Konu Araçları | |
| |