![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Musikinin dindeki yeri Sual: Dinimizde müzik haram mıdır? CEVAP Simanın caiz olduğu ve caiz olmadığı yerler vardır. Bazıları, kitaplardaki sima kelimesini çalgı olarak tercüme ettikleri için mubah çalgılar da var zannedilmektedir. Aşağıdaki yazıların tamamı İslam âlimlerinin kitaplarından alınmıştır. Nereden alındığı da sonunda yazılıdır. Kendimize ait tek cümle yoktur. Aletsiz, çalgısız nağmeli sese sima denir. Çalgı aleti ile birlikte olan insan sesine gına [müzik] denir. Gına haramdır. (Dürr-ül mearif) Lokman suresinin 6. âyetindeki lehv-el hadis ifadesini âlimler musiki, çalgı aleti olarak bildirmiştir. İbni Mesud hazretleri yemin ederek lehv-el hadis�ten kasıt, çalgı aleti ve musiki olduğunu söylemiştir. (Tefsir-i ibni kesir, Tefsir-i medarik) [İbni Mesud gibi büyük bir zata inanmayan cahillere ne denir ki?] (Mevahib-i aliyye) ismindeki tefsirde, lehv-el hadis âyeti şöyle tefsir ediliyor: Yalan hikayeler yazarak veya şarkıcı kadınlar tutup herkese ses nağmeleri dinleterek, Kur�an dinlemelerine engel olmaya çalışanlara Cehennem ateşini müjdele! (Mevâkib tefsiri) Bir hadis-i şerifte de buyuruluyor ki: (Üçü hariç, her lehv bâtıldır.) [Deylemi] Demek ki lehv, bir oyun, bir eğlence, bir çalgı olduğu için böyle buyuruluyor. Müfessirler, İsra suresinin 64. âyetinde şeytana, (Vestefziz... bi savtike [Sesinle oynat]) demenin çalgı ile oynat demek olduğunu, bu âyetin, her çeşit çalgıyı haram ettiğini bildirmişlerdir. (Şeyhzade) Müfessirler Enam suresinin 70. âyetini, (Dinlerini [şarkı ile, musiki ile] oyun ve eğlence haline sokanlardan uzak dur) şeklinde tefsir etmişlerdir. (Şimdi siz bu söze [Kur�âna] mı şaşırıyorsunuz? Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz ve siz gafletle oynuyorsunuz.) [Necm 59-61] Medarik tefsirinde entüm samidün ifadesi, (Kur'an okunduğunu işittikleri zaman onu dinletmemek için teganniye [şarkı türkü söyleyerek şamataya] başlarlar, oynarlardı) diye açıklanıyor. İbni Abbas ve Mücahid hazretleri de bu ifadenin şarkı olduğunu söylemiştir. (İgaset-ül-Lehfan) Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Peygamberin emrine uyun, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7] (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin, pis şeyleri haram kılar.) [Araf 157] (O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 3, 4] (Aralarındaki anlaşmazlıkta seni hakem tayin edip, verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmedikçe, iman etmiş olmazlar.) [Nisa 65] (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36] (Kur'anı sana insanlara açıklayasın diye indirdik.) [Nahl 44] Şimdi Resulullah efendimiz, yukarıdaki âyet-i kerimeleri nasıl açıklamışsa ona bakalım: (İlk teganni eden şeytandır.) [Taberani] (Sesini gına ile yükseltene şeytan musallat olur.) [Deylemi] (Rahmet melekleri, ceres, [çan, zil, çıngırak] bulunan yere girmez.) [Nesai] (Rahmet melekleri, köpek ve çan bulunan kafileye yaklaşmaz.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi] (Ceres, şeytanın mizmarıdır.) [Müslim, Ebu Davud, Nesai] [Mizmar çalgıdır] (Şarkıcı kadını dinlemek, yüzüne bakmak haramdır. Parası da haramdır. Kimin eti haramdan beslendi ise, ona Cehennem ateşi layıktır.) [Taberani] (Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emretti.) [İ.Ahmed] (Bir zaman gelecek, ümmetimden bazısı, zinayı, ipek giymeyi, içki içmeyi, mizmarı [çalgıyı] helal addedecektir.) [Buhari] (Musiki, kalbde nifak hasıl eder.) [Beyheki] (Suyun otu büyüttüğü gibi, şarkı, oyun ve eğlence kalbde nifakı büyütür. Allah�a yemin ederim ki, suyun otu büyüttüğü gibi, Kur�an ve zikir de, kalbde imanı büyütür.) [Deylemi] (Rabbim bana içkiyi, kumarı, darbukayı ve şarkı söyleyen kadınları haram kıldı.) [İ. Ahmed] (Resulullah çalgı aletleriyle para kazanmayı yasakladı.) [Begavi] (Ümmetimden bazıları, içkilere başka isim vererek içerler. Şarkıcı kadın ve çalgı aletleriyle eğlenirler. Allahü teâlâ, onları yerin dibine batırır da domuzlar ve maymunlar kılar.) [İbni Mace] (Şu beş şey zuhur ederse, ümmetimin helaki hak olur: Birbiriyle lanetleşme, içki içme, ipekli giyme, çalgılar ve erkeğin erkekle, kadının kadınla iktifa etmesi.) [Deylemi, Hâkim] (Ben, mizmarları [çalgıları], putları yok etmek için de gönderildim.) [İ.Ahmed, Ebu Nuaym, İbni Neccar] (İblis, yer yüzüne indikten sonra, ya Rabbi bana ev ver dedi. Hamamlar senin evin. Yemek istedi. Besmelesiz yenen yemekler senin denildi. Müezzin istedi. Mizmarlar [çalgılar] müezzinin denildi. Yazıların dövme, hadislerin yalandır. Resulün [elçin] kâhinler, falcılar, tuzağın da kadınlardır.) [İbni Ebiddünya, İbni Cerir] (İblis, benim kitabım nedir dedi. Senin kitabın dövmedir, içeceğin sarhoşluk veren her içki, sadakatin yalan, müezzinin mizmarlar [çalgılar], mescitlerin de çarşılardır denildi.) [Taberani] (İki ses, melundur: Nimete kavuşunca [mizmar]çalgı, musibete maruz kalınca feryat.) [Bezzar] (Allahü teâlânın gazabına sebep olan şeyler: Acıkmadan yemek, uykusu yokken uyumak, tuhaf bir şey olmadan gülmek, musibette feryat etmek, nimete kavuşunca mizmar [çalgı çalmak].) [Deylemi] (Şarkıcı ve çalgıcı kadınlar çoğalınca, içkiler her yerde içilince, yere batmalar görülecek, gökten taş yağacaktır.) [Tirmizi, Ebu Davud, İbni Mace, İ.Ahmed] (Şunlar gelmeden önce salih amel işlemekte acele edin. Sefihler başa geçmeden, güvenlik kuvvetleri çoğalmadan, hüküm rüşvetle satılmadan, adam öldürme hafife alınmadan, akraba ziyareti kesilmeden, Kur�an mizmarlardan okunmadan, Kur�anı şarkı gibi okuyanlar öne geçmeden.) [Taberani] (Kur'an mizmarlardan okunduğu zaman ölebilirsen öl.) [Taberani] (Kur'anı mizmarlardan [çalgı aletlerinden] okuyanlara Allah lanet eder.) [Müsamere] (Şu 15 kötü haslet işlendiği zaman ümmetim belaya maruz kalır: 1- Ganimete hıyanet edilince 2- Emanetin ganimet sayılınca 3- Zekat cereme kabul edilince 4- Erkek karısına itaat edince 5- Evlat ana babaya isyan edince 6- Kişi, arkadaşına itaat edince 7- Babaya cefa edilince 8- Toplantılarda yüksek sesle konuşulunca 9- En rezil kimse iş başına geçince 10- Şerrinden korkulan kimseye ikram edilince 11- Her yerde içki içilince 12- Erkekler ipek giyinince 13- Şarkıcı kadınlar çoğalınca 14- Çalgı aletleri yayılınca 15- Sonra gelenler, önceki âlimlere lanet edip onları kötülediği zaman.) [Tirmizi] (Gözün zinası [harama] bakmak, kulağın zinası [haram şeyleri] dinlemektir.) [Müslim] İbni Hibban�ın bildirdiği hadis-i şerifte, Resulullah, develerin boyunlarındaki ceresleri [çanları] çıkarmıştır. Halbuki çan şehveti tahrik etmez. Çan bulunan yere rahmet melekleri girmiyor. Artık çalgıyı, çalgı aletlerini siz düşünün. Şeyh-ul-İslâm Ahmed İbni Kemal efendi hazretleri Kırk Hadis kitabında buyuruyor ki: (Mizmarları kırmak ve hınzırları öldürmek için gönderildim) hadis-i şerifindeki mizmar, bütün çalgı aletleridir. Bu hadis-i şerif, her çeşit çalgıyı ve domuz eti yemeyi yasak etmektedir. Hz. Ebu Bekir, iki küçük cariyenin tef çalıp şarkı söylediklerini gördü ve onları azarlayarak �Şeytanın çalgısını mı çalıyorsunuz?� dedi. (Buhari) İbni Ömer hazretleri, ihramlı bir toplulukta şarkı söyleyen birine, �Allah senin ibadetini kabul etmesin� dedi. (İbni Ebid-dünya) Enes bin Malik hazretleri, �En pis kazanç, şarkı ve çalgı aletleriyle kazanılandır� dedi. (İbni Ebid-Dünya) İbni Abbas hazretleri, �Çalgı aletleri haramdır� dedi. (Beyheki) Âişe validemiz, bir evde şarkı söyleyen birini görünce ona, �Yazıklar olsun sana. Bu şeytandır, bunu çıkarın dışarı� dedi ve onu çıkardılar. (Buhari) Fudayl b. İyad hazretleri, �Müzik ve şarkı, zinanın teşvikçisidir� dedi. (İbni Ebid-dünya) Şeyhü�l İslam Ahmed İbn-i Kemal Paşazade, Risale-i Münire�de buyuruyor ki: Cevâhir-i Fetâvâ kitabında (Raks [oyun], şarkı ve çalgı haramdır) diyor. İstihsân kitabında çalgı dinlemenin haram olduğu bildiriliyor. Hidâye kitabının sahibi, (Şarkı söyleyenin şahitliği kabul edilmez) diyor. Kurtubi�de şarkı söylemek, ney çalmak ve raks etmek icma ile haramdır deniyor. Abdülkadir-i Geylani�nin (Raksa helal diyen kâfir olur) fetvasını gördüm. (Vesiletü'n Necat kitabı) Şeyh Muhammed Rebhami hazretleri buyuruyor ki: Saz, tanbur, def, ney ve diğer çalgı aletlerini çalmak, Allahü teâlânın emrini tutmamak olur. (Riyad-ün-Nasıhin) İmam-ı Şarani hazretleri buyuruyor ki: �Hakim-i Tirmizi�nin Nevadiru�l Usul adındaki kitapta rivayet ettiği hadis-i şerifte Resul-i Ekrem efendimiz, (Her kim şarkı sesine kulak verirse, onun ruhanileri dinlemesine izin verilmez) buyurdu. Oradakilerden biri tarafından, (Ya ResulAllah, ruhaniler kimlerdir?) diye soruldu. Resulullah da, (Cennet ehlinin okuyucularıdır) buyurdu. (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) İmam-ı Birgivi hazretleri buyuruyor ki: Saz dinlemekten kulaklarını korumalıdır. (Risale-i Birgivi) Mezhepsiz İbni Teymiye bile, �Şarkı ve müzik, şeytani duyguları harekete geçiren en etkili unsurlardan biridir� demiştir. (Mecmu-ul Fetava) Şarkı, Kitap ve Sünnetle yasaklanmıştır. (İmam-ı Kurtubi) Şarkı ve müzik aletlerinin haram olduğu konusunda icma vardır. (İbni Salâh) İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: İmam-ı Ziyaeddin-i Şami, Mültekıt kitabında (Hiçbir âlim, teganniye mubah demedi) buyurdu.(m. 266) Kur'an-ı kerimi musiki perdelerine uydurarak okumak haramdır. (Bezzâziyye) Çalgı çalmanın haram olduğu, icma ile bildirildi. (Makamat-ı Mazheriyye) Çalgı çalarak veya oyun arasında Kur'an okuyan kâfir olur. (Tergib-üs-salât) İmam-ı Münavi hazretleri (Nikahı herkese duyurun! Bunun için de, camide yapın ve def çalın) hadis-i şerifini açıklarken, (Mescitlerde def çalınmaz. Hadis-i şerif, mescid dışında çalınmasını, mescitte yalnız nikah yapılmasını emrediyor) diyor. (Hadika) Camide def çalmak günah olunca, başka çalgının camide çalınması hiç caiz olmaz. Kadınların düğünlerde def çalması caizdir. (Redd-ül Muhtar) Şimdiki tarikatçıların yaptıkları gibi, dönmek, dümbelek, ney, saz çalmak haramdır. (Tahtavi şerhi) Teganni ile okuyan bir imamın arkasında kılınan namazın iadesi gerekir. (Halebi) Kur�an-ı kerimi, Arap şivesine uygun, tecvid ile ve güzel ses ile okumalıdır. Ebu Davud�daki hadis-i şerifte, (Kur'anı güzel sesle okuyun) buyuruldu. Yani "Allah�tan korkarak okuyun" demektir. Bu da, tecvid ilmine uyarak okumakla olur. Yoksa, harfleri, kelimeleri değiştirerek, manayı, nazmı bozarak teganni ile okumak haramdır. (Berika) Teganni haramdır. (Tıbb-ün-nebevi) Kur�an-ı kerimi teganni ile okumak ve dinlemek haramdır. Burhâneddin-i Mergınânî buyurdu ki: Kur�an-ı kerimi teganni ile okuyan hafıza, ne güzel okudun diyen kimsenin imanı gider. Tecdîd-i iman gerekir. Kuhistânî de, böyle yazmaktadır. (Dürr-ül-müntekâ) İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: Eğlence veya para kazanmak için başkalarına şarkı söylemek, sözbirliği ile haramdır. Çalgı ile raks etmek büyük günahtır. Sıkıntısını gidermek için kendi kendine şarkı söylemek günah değildir. Çalgı olarak, yalnız kadınların düğünlerde def çalması caizdir. (Redd-ül-Muhtar) Fısk ve içki içilen yerlerde çalgı çalmak ve bunu dinlemek haramdır. Resulullah çobanın kavalını işitince, parmakları ile mübarek kulaklarını kapadı ise de, yanında bulunan Abdullah bin Ömer�e kulaklarını kapamasını emretmedi. Bu da, elde olmadan duymanın haram olmadığını göstermektedir. Çalgıyı, içki, oyun ve kadın bulunan yerlerde keyif için çalmak haramdır. Bayramda, savaşta, hac yolunda, sahurda, düğünlerde ve askerlikte davul çalmak da caizdir. [Okullarda, millî ve siyasi toplantılarda bando, mızıka, mehter marşı çalmak caizdir.] (Hadika) Def, tambur ve her çeşit çalgıyı evinde, dükkanında bulundurmak, kendisi kullanmasa bile, satmak, hediye etmek, ariyet veya kiraya vermek günahtır. (Berika) Tasavvuf müziği diye bir şey yoktur. Müzik, nefsin gıdası, ruhun zehirdir, kalbi karartır. (Dürr-ül mearif) İlahileri çalgı ile, ney çalarak okumak bid'attir. Harama helal diyen ve haramı ibadete karıştıran kâfir olur. (S.Ebediyye) İmam-ı Gazali hazretleri buyuruyor ki: Resulullah efendimiz, geldiği bir evde, küçük zenci kızları [cariyeler] def çalıp şarkı söylüyorlardı. Şarkıyı bırakıp, Resulullahı övmeye başladılar. Resulullah efendimiz, (Onu bırakın, oyun arasında beni övmeyin. Beni övmek [mevlid, ilahi] ibadettir. Eğlence, oyun arasında ibadet caiz değildir) buyurdu. (K. Saadet) [Bazıları, bu hadis-i şerife istinaden kadınların şarkı söylemesinin ve çalgının caiz olduğunu söylüyorlar. Şarkı söyleyenler cariye idi. Cariyenin avret yeri erkeğinki gibidir. Sesi de avret değildir. Hür kadınların sesi de avrettir, saçları kolları da avrettir. (Hadika, Berika)] Her çeşit çalgı dinlemek haramdır. (Fetava-i Bezzaziyye, Hadika, Ahlak-ı alaiyye) Müzik bütün dinlerde büyük günahtır. (Dürr-ül-münteka) İncilin yasakladığı müziği, sonradan papazlar Hıristiyanlığa soktu. (Mevahib-i ledünniyye şerhi Zerkani) Müzik kelimesi, yunanlıların büyük putları olan Zeüs�ün kızları sayılan Mousa (Müz) denilen 9 heykelin adından hasıl olmaktadır. Bozuk dinler, kalbleri ve ruhları besleyemediği için, müziğin, her çeşit çalgı sesinin nefslere hoş gelmesi, nefsleri beslemesi ruhani tesir sanıldı. Bugünkü batı müziği, kilise müziğinden doğdu. Bugün yeryüzünü kaplayan bozuk dinlerin hemen hepsinde, müzik, ibadet halini almıştır. Müzik ile, her çeşit çalgı ile nefsler keyiflenmekte, şehvani, hayvani arzular kuvvetlenmektedir. Ruhun gıdası olan, kalbleri temizleyen ve nefsleri ezip, haramlara olan arzularını yok eden, ilahi ibadetler unutulmaktadır. Müzik, her çeşit çalgı, insanları, alkolikler ve morfinmanlar gibi gaflet içinde, uyuşuk yaşatmaktadır. Böylece, nefsleri azdırarak, sonsuz saadetten mahrum kalmasına sebep olmaktadır. İslam dini, insanları bu felaketten korumak için, müziği kısımlara ayırmış, zararlı olanlarını haram kılmış, yasak etmiştir. (S. Ebediyye) Bayram günü oyun oynamak Sual: Bayram günü, sahabe çalgı çalıp oynuyorlarmış. Bize de caiz midir? CEVAP Çalgı çalmak caiz olmaz. Peygamber efendimiz, Medine�ye geldiği zaman, Medinelilerin iki eğlence günü olduğunu bildirdiler. Resulullah, bu iki günün ne olduğunu sordu. Cahiliyet zamanındaki eğlencelerden bahsettiler. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Allahü teâlâ, o iki günü onlardan daha hayırlı iki gün olan kurban ve Ramazan bayramının günleri ile değiştirdi.) [Buhari, Nesai, Ebu Davud, Tirmizi] Hazret-i Âişe anlatır: Bayram günü iki cariye, kahramanlık şiirlerini def çalarak terennüm ediyordu. Resulullah yatağına yatıp yüzünü çevirdi, sonra babam [Hazret-i Ebu Bekir] içeri girdi. (Bu ne hâl, Resulullahın huzurunda şeytanın düdüğü ve sesi ne arıyor?) diye beni azarlayınca, Resulullah (Bırak onları, her milletin bir bayramı vardır, bu da bizim bayramımızdır) buyurdu. Babam başka şeyle meşgul iken, cariyelere işaret ettim, dışarı çıktılar. (Buhari, Müslim) Aişe validemiz anlatır: Bayram günü Habeşiler oyun oynarken Resulullah beni çağırdı, ben de başımı onun omzuna koyup, hevesim gidene kadar seyrettim. (Buhari, Müslim, Nesai) Oyun oynayanlar, eğlenenler cariyeler ve Habeşi kölelerdir. Def çalıp oynamak cariyelere verilmiş bir ruhsattır. Sesleri de avret değildir. Hür kadınların sesleri de avrettir. Ancak düğünlerde, kadınlar arasında def çalabilirler. Cariyeler gibi erkekler arasında çalamazlar. Cariyelerin bu hareketlerini hür kadınlara da uygulamak istemek dinde reforma girer. Habeşi kölelerin oyunları ise, mızrak, kılıç ve kalkan oyunları idi. Bu hadis-i şeriflere dayanarak sahabe çalgı çalardı demek çok yanlış ve iftira olur. |
| |
| | #2 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: 1- Bir kısmı İslam�da musiki vardır diyen bir toplumda çıkıp da bu haramdır demek ikilik çıkarmak değil midir? CEVAP Allah�ın emrini bildirmek ikilik çıkarmak olur mu? Bu nasıl mantık öyle? Bir kısmı ateist olan yerde, (Allah vardır, âlemlerin Rabbidir, her şeyi O yaratmıştır, Ona iman etmek lazım) dersek, ikilik mi çıkartmış oluruz? Dinin emrini bildirmek niye zorunuza gidiyor? İnanmak ayrı, yapıp yapmamak ayrı. 2- İslam�da tevhidi bozmanın, nifak sokmanın hükmü nedir? CEVAP Tevhidi bozmak küfürdür, nifak ise haramdır, büyük günahtır. Ama harama haram demek tevhidi bozmak mıdır, nifak mıdır? Resulullaha aynı iftiralar yapıldı, kardeşi kardeşe düşman ettin, atalarımızdan böyle şey duymamıştık dediler. 3- Haram olduğuna dair Kur�anda bir beyan olmayan şeye haram demenin hükmü nedir? CEVAP Kim diyor Kur�anda yok diye? Allahü teâlâ, Kur�an-ı kerimde buyuruyor ki: (O ümmi Peygamber, temiz şeyleri helal, pis, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157] Demek ki Resulü de haram etme yetkisine sahiptir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Peygamberin haram kılması, Allah�ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi] Yine âyet-i kerimede mealen buyuruluyor ki: (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7] Resulullah bildirse, Kur'anda bulamadık diye inkâr mı edeceksiniz? Bu nasıl Müslümanlık böyle? 4- Lütfen kendi şahsi görüşlerinizi İslam�ı bölmek pahasına da olsa herkese anlatmaya kalkmayın. CEVAP Resulullahın bildirdikleri kendi görüşümüz müdür? Siz Kur�ana ve Peygambere inanmıyorsanız biz ne yapalım. Dinde kaynak tek değil dört tanedir. Kur'an, Sünnet, icma ve kıyastır. Dördünde de müzik haramdır. Harama helal diyenler de kâfir olur. Resulullaha inanmayanlar İslam�ı bölmektedir. Ki bunlar, Yalnız Kur�an diyen bu yalancılar, Kur�ana da kesinlikle inanmıyorlar. Kur�an-ı kerimin birçok yerinde (Resulüme uyun) buyuruluyor. Eğer Kur�anı herkes anlasaydı, (Resule uymaya lüzum yok, herkes Kur�andan anladığına uysun) denirdi. Aksine Kur�anın açıklanması istenerek buyuruluyor ki: (İhtilafa düşülen şeyleri açıklayasın diye bu kitabı sana indirdik.) [Nahl 64] Kur�an-ı kerimde, sadece (Allah�a uyun) denmiyor. Resulüne de uyulması emrediliyor: (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Demek ki Resulullaha uymak Allah�a uymaktan ayrı değildir.) Yine Kur�anda buyuruluyor ki: (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71] (Resulüm de ki, "Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!") [A. İmran 31] (Ona uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158] (Allah�a ve Resulüne karşı gelen kâfirler, bilsin ki, Allah�ın azabı çok şiddetlidir.) [Enfal 13] (Allah�ın yolu ile, Peygamberlerin yolunu farklı göstermek isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150-1] (De ki, �Allah�a ve Peygambere uyun! Eğer [uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar] Allah da kâfirleri sevmez.) [A. İmran 32] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Yakında, "Allah�ın kitabının dışında uyacağımız bir şey tanımıyorum" diyenler çıkacaktır.) [Ebu Davud] (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, �Bunu bırak, Kur'andan söyle� derler.) [Ebu Ya�la] (Bir zaman gelir, sünnetimi öldüren kimseler çıkacak. Allah bunlara lanet etsin!) [Deylemi] (Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim] (Bana uyan Cennete girer, uymayan, isyan eden Cennete giremez.) [Buhari] Sünnetten yüz çevirip yalnız Kur�an diyenlerin kâfir olduklarını bu âyetler ve hadis-i şerifler açıkça bildirmektedir. Hep siz soruyorsunuz, bir soruda ben sorayım: Siz bu itirazı bir müslüman olarak mı yapıyorsunuz, bu soruları bir müslüman olarak mı soruyorsunuz? 5- Elbette müslüman olarak soruyorum. Allah�a inanan herkes müslümandır. Artık dinimizden diğer insanları soğutmamız lazım, hoşgörülü olmak lazım. Dünya globalleşti. CEVAP Anlaşıldı, maksadınız ve müslümanlığınız anlaşıldı! Ancak şunu söyliyelim, Allah�a inanan herkes müslüman değildir. Kelime-i şehadete yani Allah�a ve Resulüne inanan müslümandır. Amentü�deki 6 esasa inanan müslümandır. Bunlardan birine bile inanmayan, birini bile beğenmeyen müslüman değildir. 6- İcma konusunda, dinde musikinin olmadığı görüşünde olanlar çok daha fazladır. Bu konuda icmaya uymayan siz oluyorsunuz. Küçük bir misal: Eğer sizin görüşünüzde olanlar fazla olsaydı, Hz. Mevlana�yı anma sema gösterilerine, müzikli âyinlere, neyli gösterilere kimsenin gitmemesi gerekirdi. CEVAP Bu sözünüzde kaç tane hata var. Sizin görüşünüz diyorsunuz, dinde sizin görüşünüz bizim görüşümüz olmaz. Bütün insanlar müzik çalsa bunun icma ile ilgisi ne ki? Siz demek icmayı da bilmiyorsunuz. İkinci husus, insanların çoğu açık geziyor icma mı bu? İnsanların çoğu namaz kılmıyor icma mı bu? İnsanların çoğu kâfirdir, icma mı? Sonra insanların çoğunun gittiği yolda giden doğru yoldan ayrılır. Bunu biz değil, Allahü teâlâ Kur�an-ı kerimde bildiriyor. İşte bir âyet meali: (İnsanların çoğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar.) [Enam 116] 7- Bana Dinde musikinin haram olduğuna dair net bir hadis-i şerif söyleyin. CEVAP Netten neyi kastediyorsunuz? Aşağıdaki hadis-i şerifler net değil mi? (İlk teganni eden şeytandır.) [Taberani] (Musiki, kalbde nifak hasıl eder.) [Beyheki] (Çalgıları yok etmek için gönderildim.) [Ebu Nuaym] (Cenab-ı Hak, zurna, gırnata, ud, def gibi bütün çalgı aletlerini, cahiliyet döneminde tapınılan putları kaldırmamı emretti.) [İ.Ahmed] Evet, birkaçını yazdığımız bu hadis-i şerifler net değil mi? Nasıl bir şey? Bunlar müziğin haram olduğunu göstermiyor mu? |
| |
| | #3 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: 1- Müziğin haram olduğunu söylüyorsunuz. Hangi âyete dayanarak, deliliniz nedir? CEVAP Dinimizde delil sadece âyet mi? Bu dinin Peygamberi yok mu? Hadis-i şerifler delil olmaz mı? Resulullah efendimiz müziğin haram olduğunu bildirmiştir. 2- Hud suresinin onuncu âyeti, Kur�anda her şeyin açıklanmış olduğunu bildiriyor. CEVAP Hud suresinin onuncu âyetine bakalım: (Elif. Lam. Râ. Hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından âyetleri [kesin delillerle] sağlamlaştırılmış, sonra da [iman esasları, ahkam, vaaz, nasihat ve kıssalarla] açıklanmış bir kitaptır.) Parantez içindeki ifadeler müfessirlerce açıklanmıştır. Yani Kur�an-ı kerimde, peygamber kıssaları, eski milletlerin yaşayışları, iman edilecek hususlar, dine ait hükümler, nasihatler bildirilmiştir. Bunu hangi müslüman inkâr eder. Bu âyetteki açıklama ifadesi, kıssaların ve diğer haberlerin açıklanmış olmasıdır. Bu âyetten Kur�anın açıklanmasına ihtiyaç yok, hadisler lüzumsuzdur anlamı nasıl çıkarılır ki? Hâşâ sizin dediğiniz gibi burada Kur�an detaylanmış dense, öteki âyetlerle çelişkili olur. Mesela şu âyetle çelişkili olur: (Ey Resulüm sana indirdiğim Kur�anı insanlara beyan edesin, açıklayasın.) [Nahl 44] Demek ki açıklanması gerekiyor ki böyle buyuruluyor. Soruyorum, hâşâ Allah çelişkili mi söylüyor? Siz niye bu âyeti görmemezlikten geliyorsunuz ve diğer bir çok âyetleri, mesela (Resulüme tâbi olun, Ona uyun) âyetlerini niye görmemezlikten geliyorsunuz? Sadece Kur�ana uyun, Resulüme uymayın denirdi. Hâşâ bir çok sapık, Resulullahı postacı kabul ediyor. Kitabı getirdi işi bitti diyorlar. Siz de aynı nakaratı okuyorsunuz. Halbuki Allahü teâlâ buyuruyor ki: (Resulümün verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7] Sadece Kur�ana uyun denir, böyle bir şey söylenmezdi. Demek ki hadis-i şeriflere, Resulullahın bildirdiklerine ihtiyaç var. Mesela namazların kaç rekat olduğu, namazın farzları, namazı bozan şeyler, namazın mekruhları gibi çok şey Kur�anda açıkça bildirilmemiştir. Bunu Resulüne bırakmış, O da açıklamıştır. Resulünün açıklamasından niye korkuyorsunuz? Allahü teâlâ (Açıkla) dedi, O da açıkladı. Yoksa Allah�ın emrine aykırı olarak mı Kur�anı açıkladı? Peygamberimiz binlerce meseleye açıklık getirdi. Bunlar Allah�ın emrine aykırı mı idi? Resulullah 23 sene bu işin tatbikatını yapmış, göstermiştir. O bildirmeseydi namaz vakitlerinin bile beş olduğunu bilemezdik. Çünkü Kur�anda açıkça yazılı değil. Zekatın ne oranda verileceği yazılı değil. Orucu bozan veya mekruh olan şeyler açıklanmamıştır. Açıklansa idi, Allahü teâlâ, Resulüne (Bunu açıkla) buyurmazdı. 3- Şu âyete neden değinmediniz? Neden bu Allah�ın âyetini görmemezlikten geldiniz? 45. surenin 6.âyeti: (Bunlar, sana gerçek olarak okuduğumuz Allah�ın âyetleridir. Allah�tan ve âyetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?) CEVAP Bazı mezhepsizler de aynı oyunu oynadı. O kadar Türkçe kelime arasına niye bir tane Arapça kelime sıkıştırıldı? Âyetin meali şöyledir: (İşte sana gerçek olarak okuduğumuz bunlar Allah�ın âyetleridir. Artık Allah�tan ve Onun âyetlerinden sonra hangi söze inanacaklar?) Söz kelimesinin Arapçası niye söylenir ki? Hadis-i şerif anlaşılsın diye öyle mi? Hadis, söz demektir. Ama Resulullahın sözlerine hadis-i şerif denir, şerefli söz demektir, mübarek söz demektir. Hâşâ Allah, bir âyetinde Resulullahın hadisine inanmayın diyecek sonra da şöyle buyuracak: (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah�tan [Kur�andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59] (Aralarındaki anlaşmazlıkta seni hakem tayin edip, verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmedikçe, iman etmiş olmazlar.) [Nisa 65] (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36] (Allah�a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20] (Allah�a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için de çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13] Söz kelimesini Resulullahın hadisi olarak açıklamak sahtekârlığın daniskasıdır. Bu âyetlerde Allah, (Resulüme uyun, Resulüm indirdiğim Kuranı açıkla) diyecek, sizin dediğiniz yerde de sakın hadislere uymayın diyecek, hâşâ Allah böyle çelişkili konuşur mu? Siz Resulullahtan ne istiyorsunuz? Bu kadar hileyi, sahtekârlığı ahmaklardan başka kim yutar ki? Yutan varsa ahmaktır. 4- Şu hadislere hiç değinmemişsiniz. Tutarsızlık yok mu? Peygamber, 'Benden Kur�an haricinde hiçbir şey yazmayınız. Kim benden bir şey yazdıysa onu imha etsin" "Peygamber Amr b. As'a, söylediği her sözü yazmasını emretti" CEVAP Önceleri Kur�an-ı kerimle karışmaması için, (Sözlerimi yazmayın) buyurdu. Daha sonra buna gerek kalmayınca da birçok hadis-i şerifte, (Sözlerimi yazın) buyurdu. Bunun çelişki neresinde? Çelişki sizin kafanızda. Çelişki kıblenizde, kıbleniz yanlış! Hadis-i şeriflerde de aynı numarayı çekiyorsunuz, bazısını delil olarak gösteriyorsunuz. Mezhepsizler de bunu çok yapıyor. Bak Resulullah hadislerimi yazmayın dedi diyorlar. Ötekini yani (Bundan sonra artık hadislerimi yazın) emrini görmemezlikten geliyorlar. Hadis senet olmaz diyorlar. Peki hadis senet değilse ötekini niye söylüyorlar? Siz de aynı numarayı çekiyorsunuz. Halbuki Allahü teâlâ, Resulümün sözlerine uyun buyuruyor. Siz Kur�ana inansanız bu âyetlere de inanırsınız. Din düşmanları hep bu numaraları kullanmıştır ama Ehl-i sünnet âlimleri bunu görmüş, suratlarına çarpmıştır. 5- "Kur�andan başka hidayet kaynağı arayan sapıtmıştır" hadisi var. CEVAP Çelişki bunun neresinde? Kur�andan başka hidayet kaynağı olur mu hiç? Bu sözün neresini beğenmediniz ki? Hadis-i şerifler, Kur�anın açıklamasından başka bir şey değil ki, Kur�anın emrine uyularak açıklanmış ifadelerdir. Mesela namaz kıl deniyor nasıl kılınacağı bildirilmediği için Resulullah açıklamıştır. Kur�anın açıklaması, Kur�andan başka denir mi? Kur�anda hep Allah ve Resulüne itaat edin geçiyor. Demek ki ayrı değil ki böyle bildiriliyor. Siz Kur�ana inanmıyorsunuz, inanıyorsanız bildirdiğim âyetleri niye inkâr ediyorsunuz? 6- Hadis, Kur�an gibi önemli bir kaynak ise neden Allah Kur�anı korumayı garantiledi de hadisi Kur�an gibi korumadı? CEVAP Gerçekte olmasa bile söz ile siz Allah�a ve Kur�ana inanıyorsunuz değil mi? Öyle ise cevap verin: Hz. Musa ve Hz. İsa peygamber mi idi? Onlara indirilen Tevrat ve İncil Allah�ın kelamı mı idi? Kur�an gibi onlar da önemli mi idi? Evet ise size soruyorum, niye Allah, Tevrat ve İncili korumayı garantilemedi? Niye bozulup gitti? Allah, Resulüme uyun diyor bu mantıklı olmuyor da, hadislere ihtiyacımız yok sözü mü mantıklı? Birkaç sapık hariç, bütün Müslümanlar asırlardan beri, Kur�anın emrine, Resulüme tâbi olun âyetine uyarak hadis-i şeriflere inanmış ve onlara göre amel etmiş. Bu mantıksızlık da, peygamberim diyen, Kur�ana ilave yapıldı diyen yalancı adamın [19�cular bâtıl dinini kuran Mısırlı Reşat Halifenin] hadislere inanmayın sözü mü mantıklı? Kur�ana inanmak mantıklıdır. Kur�anda Resulullaha inanın buyuruyor. O güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar buyuruyor. Ona itaat edin buyuruyor. Ona itaat bana itaattir buyuruyor. Bunlara neden inanmıyorsunuz? Bana kalırsa siz misyonersiniz ya da misyonerlerin kullandığı bir maşasınız. Bir müslüman böyle konuşmaz, böyle hareket etmez. 7- Müzik dinlemenin günah olduğunu söylüyorsunuz. Allah�ın kitabında müziğin haram olduğu geçmiyor. Hadislerde geçiyor bu. Yoksa Allah bunu Kur�anda bildirmeyi unuttu mu? Muhammed mi hatırlattı? Bir peygamber kendi başına hüküm veremez. CEVAP Bu ne terbiyesizlik, hâşâ, Allah�a unuttu denir mi hiç? Muhammed hatırlattı denilir mi hiç? Allah Resulüne yetki verdi, Kur�anı açıkla buyurdu. O da açıkladı. Yetki verilen âyetlerden birkaçını tekrar yazıyorum: (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.) [Ahzab 71] (İndirdiğimi insanlara beyan edesin, açıklayasın.) [Nahl 44] Kur�anın bu emirlerine uymak suç mudur, mantıksızlık mıdır? Resulullah müziği yasak etmişse, elbette yine Allah�ın emrine göre yasak etmiştir. Yukarıda âyetleri yazdım. 8- Peygamberin sözlerinin 1400 yıldır korunup korunmadığını merak ediyorum. Ölçütümde Kur'andır. Çünkü Ayşe anamız Resulullahın nereden söz söylediği sorulunca, siz Kur'an okumaz mısınız cevabını veriyor. O Kur'andan başka bir şey söyleyebilir mi? CEVAP Aynı taktiği mezhepsizler de kullanıyor. İşlerine gelen hadisler sağlamdır, işlerine gelmeyenler uydurmadır. Resulullah efendimizin sözü 1400 yıldır korunamamışsa, Âişe validemizin sözü nasıl korunmuş? Onun uydurma olmadığını nereden biliyorsunuz? İkinci bir husus, hadisleri toplayanlar Kur�anı da hazırlamış olan eshab-ı kiramdır. Eğer uydurma hadis varsa, hâşâ uydurma âyet de olur. Çünkü toplayanlar aynıdır. Diyeceksin Kur�anı Allah indirdi korumasını da Allah yapar. Bu sözü Kur�anı toplayanlar oraya yazamaz mı? Böyle itimatsızlık olursa, niye denmesin? Zaten kâfirlerin taktiği budur, Kur�ana şüphe getirmek için hadislere uydurma demişlerdir. 9- Ölçüt Kur'an olmalıdır. CEVAP Ölçü Kur�an elbette ancak, Allahü teâlâ (Resulüm bu Kur�anı açıkla) buyuruyor. Demek ki Kur�anı açıklaması gerekiyor. Açıklamasaydı anlamamız mümkün olmazdı. Mesela namazların kaç rekat olduğunu bilemezdik. Zekatın oranını bilemezdik. Nelerden zekat verileceğini bilemezdik. Çok şey var. 10- Peygamberin sözü diye Kur'ana aykırı olanlara iman edemem! CEVAP Hâşâ, bu nasıl söz? Kur�anı kim getirdi? Dinin sahibi kim, Peygamberin sözü hiç Kur�ana aykırı olur mu? Bu nasıl müslümanlık? Ağzınızdan çıkanı kulağınız duymuyor galiba. Bir sözün Kur�ana aykırı olup olmadığını siz nasıl anlıyorsunuz? İmam-ı a�zam anlayamıyor, imam-ı Buhari anlayamıyor ve bütün İslam âlimleri anlayamıyor, siz anlıyorsunuz? 11- Kur'anda müzik dinlemek haram diyor mu? Eğer demiyorsa Peygamber de demiş olamaz. CEVAP Resulullah efendimiz bir iki âyeti açıklamış, bu âyet müziği haram ediyor buyurmuş ve bunu bütün ehl-i sünnet âlimleri kabul etmiş, sizin kabul etmemeniz neyi değiştirir ki? Müzikle ilgili hadis-i şerifler hadis âlimlerinin kitaplarında vardır. Hadis âlimleri bir hadisi sahih kabul ediyor ve kitaplarına alıyor, Kur�ana aykırı görmüyor da siz nasıl görüyorsunuz? Bütün âlimler bir tarafa siz bir tarafa öyle mi? Bu ne haddini bilmezlik böyle? Biz istisnasız bütün ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarına ve hadis-i şeriflerin hepsine inanırız. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarında uydurma hadis olmaz. Çünkü Resulullah (Söylemediğim sözü hadis söyleyen Cehenneme gidecektir) buyuruyor. (Uydurma hadis) demek, (Bu sözü, Allah Resulü söyledi) diye Peygamber efendimize iftira etmektir. Hangi müslüman bunu yapar? Sıradan bir müslüman bile bunu hatırından geçiremez. Bütün ehl-i sünnet âlimleri müzik haram diyor, siz ise onlara aykırı helal diyorsunuz. 1400 senedir gelen âlimlere ve Resulullahın hadislerine mi inanalım yoksa size mi? Güzel ses ayrı müzik ve çalgı aleti ayrı. 12- Müziğin ve Notaların Allah tarafından yaratıldığına kimsenin şüphesi olmaması lazım. CEVAP Evet domuzun, köpeğin, her türlü necasetin, pisliğin, kâfirin, Allah tarafından yaratıldığına hiç kimsenin şüphesi olamaz. Çünkü Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Her şeyi yaratan Allah�tır) [Mümin 62, Enam 101, Rad 16] (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah�tır.) [Saffat 96] 13- Müzik Peygamber tarafından yasaklandı fakat Kur�anda böyle bir yasak yoktur. CEVAP Siz anlamıyor musunuz yoksa inanmak mı istemiyorsunuz, yine aynı şeyi söylüyorsunuz. Size birkaç âyeti tekrar yazayım: (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54] (Resulümün verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7] (Allah�a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36] (Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14] (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah�tan [Kur�andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59] (İndirdiğimi insanlara beyan edesin, açıklayasın) [Nahl 44] (O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.) [Araf 157] (O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez.) [Necm 3,4] Demek ki Peygamber efendimiz kendiliğinden haram etmiyor, vahye dayanıyor yani Allah�ın bildirmesine dayanıyor. Bir de bazı âyetler var, onları herkes anlayamıyor. (İndirdiğim Kur'anı insanlara açıkla) buyuruyor. Bazı âyetlerde müzik haram edilmiştir. Bunu Resulullah açıklayabiliyor. Biz bakınca anlayamıyoruz. Mesela müziği haram eden iki âyet: Lokman suresinin 6.âyetindeki lehv-el hadis ifadesi müzik olarak bildirilmiştir. Lehv-el hadis, Türkçe olarak boş söz, boş eğlence gibi manalara gelir. Ama bu boş eğlencenin, yani ahirete fayda vermeyen bu eğlencenin müzik olduğu bildirilmiştir. Allahü teâlâ, şeytana [İsra suresinin 64. âyet-i kerimesinde] (Vestefziz... bi savtike [Sesinle oynat]) buyuruyor. Bu (Her türlü müzikle, çalgı ile insanları şaşırt) demekmiş. (Medarik, Şeyhzade) Böyle âyetler olmasa bile Resulullahın bildirdiğini kabul etmemek Allah�ı kabul etmemek olur. Böyle yapanların da kâfir olduğu yine Kur�an-ı kerimde bildiriliyor. İmam-ı Rabbani hazretleri buyurdu ki: (Cenab-ı Hak, Kur�an-ı kerimde, Muhammed aleyhisselama itaat etmenin, kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, Onun Resulüne itaat edilmedikçe, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kesin ve kuvvetli olduğunu bildirmek için, (Elbette, muhakkak böyledir) buyurup, doğru düşünmeyenlerin, bu iki itaati birbirinden ayrı görmelerine meydan bırakmadı. Yine Allahü teâlâ, (Kâfirler, Allahü teâlânın emirleri ile Peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak, bir kısmına inanırız, bir kısmına inanmayız diyerek, iman ile küfür arasında bir yol açmak istiyorlar. Bu kâfirlerin hepsine çok acı azap hazırladık) buyurmaktadır.) [Müjdeci mektuplar 152] 14- Söz konusu âyetin notalarla müzikle yani müziğin kendisiyle hiçbir ilgisi olmadığı gibi boş söz ve boş eğlence olduğunu siz yazdınız. Dolayısıyla boş sözlerin ve boş eğlencenin müzikle hangi bağlantısı var? Fakat boş söz ve eğlence boş müzik diye tanımlanabilir. Fakat âyetle direkt olarak bir ilişki kurulamaz kanaatindeyim. CEVAP Peygamberimiz haram diyor, siz hâlâ âyet notalardan bahsetmiyor diye itiraz ediyorsunuz. Böyle müslümanlık olur mu? Peygambere inanmadan nasıl müslümanlık olur? Atalarımız yenilen doymaz buyuruyor. Ama din iman konusunda yenmek, yenilmek olmaz. İnanmak veya inanmamak, yani iman etmek veya etmemek olur. Müslüman olmak veya kâfir olmak olur. Müslüman olmak için, akıla lüzum var. Akıllı olan mükelleftir. Deliler iman ile mükellef değildir. Şunu iyi bilin ve unutmayın: Allah�a inanmayan Onun kudretini anlayamaz, Ona giden yolu bulamaz. Allah�ın resulü Muhammed aleyhisselama inanmayan Onun derecesini, makamını, kıymetini bilemez. Muhammed aleyhisselamdan gelen nimetlere kavuşmak için iki şart vardır: Birincisi Onun Peygamberliğini tasdik etmek, ben Ona iman ettim demektir. İkincisi Onu çok sevmektir. Gelen nimetlerin miktarı, bu sevginin derecesine bağlıdır. Tasdik olmadan, O yüce Peygamberi gözünüzle de görseydiniz, her mucizesine şahid de olsaydınız yine inanmazdınız. Onun zamanındaki müşrikler böyle olmadı mı? O yüce Peygamberin zamanında nasıl olacağını merak ediyorsanız, şu anda nasıl olduğunuza bakın. Şimdi nasılsanız, o zaman da öyle olurdunuz. Bu herkes için geçerlidir ve böyledir. Siz bu hâlinizle o zaman peygamberlik iddiasında bulunan üç kağıtçıya yani Müseyletemül Kezzaba da inanırdınız. Çünkü ona inananlar da çıkmıştır. Siz birkaçını defalarca yazdığım âyetlere rağmen direniyorsunuz. Aman bize hadisten söyleme diyorsunuz. Sizin Muhammed aleyhisselama olan bu düşmanlığınız nereden ileri geliyor? Allahü teâlâ Onun sözü senet derken siz niye Allah�ın bu âyetlerini kabul etmiyorsunuz? Defalarca sormama rağmen, Allah Resulüme uyun, Onun sözü senettir buyurduğu halde Muhammed aleyhisselamın sözleri niye senet değil? Niye kabul etmiyorsunuz? Resulullaha uymayan ve âyetlere inanmayan kitapsızlarla, bizim işimiz yoktur. Lütfen bizi daha fazla meşgul ve rahatsız etmeyiniz. Köre bir şey tarif edilemez, kör tarifle görmez. 15- Sorularımı yanıtlamayarak kaçıyorsunuz. Hadi, ispat edin neden müziğin haram olduğunu? CEVAP Misyonerliğiniz bir yana siz deli falan değilsiniz değil mi? Siz benim defalarca sorduğum sorulara cevap vermeyin, sonra da kaçan siz değil de biz mi olacağız? Size şu soruları kaç kere sordum. Bunlara cevap verin ona göre konuşalım: Allah şöyle buyurmuyor mu? (Resulüm size neyi verdiyse alın, neden yasakladıysa kaçın.) [Haşr 7] (Ona tâbi olun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158] (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] Siz bu âyetlere ve diğer yazdığım âyetlere niye cevap vermiyorsunuz? Sizin Muhammed aleyhisselama olan bu düşmanlığınız nereden ileri geliyor? Allahü teâlâ Onun sözü senet derken siz niye Allah�ın bu âyetlerini kabul etmiyorsunuz? (O, kendisine vahyedilenden başkasını söylemez.) [Necm 3, 4] Yani, söylediği hadis-i şerifler de vahye dayanır, yani Allah�tandır demektir. Peygamberimiz bir şey söylerse kendiliğinden mi söylemiş olur? Allah, O kendiliğinden söylemez diyor siz ise O kendiliğinden söyler diyerek hâşâ Allah�ı yalancı çıkarmaya çalışıyorsunuz. Siz bunlara cevap verin. Yukarıdaki âyetler yalan mı? Resule itaat Allah�a itaat deniyor, yalan mı? O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar deniyor, yalan mı? O, [Resulüm] vahiyden başkasını söylemez deniyor, yalan mı? Haşr suresinde size neyi verdiyse alın neyi emrettiyse yapın, neden yasakladıysa kaçının buyuruyor. Peygamberin yasak ettiklerini yaparsak Allah�a isyan etmiş olmaz mıyız? Resule itaat Allah�a itaat değil mi? Yoksa bu âyetleri inkâr mı ediyorsunuz? Hadislere karşı gelmek Resule karşı gelmek değil mi? (Allah ve Resulüne karşı gelen, bilsin ki Allah�ın azabı çetindir.) [Enfal 13] Siz Resulullaha uymuyorsunuz, Onun hadislerini kabul etmiyorsunuz, çetin bir azaba hazırlanın. Mertçe zebralar gibi yan çizmeden açıkça inanmıyorsanız inanmayın, zaten kâfirler inanmaz, bazılarına inanır bazılarını inkâr ederler. Peygamberin emri ile Allah�ın emrini ayıranların kâfir oldukları yine Kur'anda bildiriliyor: (Allah�ın yolu ile, Peygamberlerin yolunu birbirinden ayırmak isteyenler kâfirdir.) [Nisa 150,151] Siz Peygamberin emrini Allah�ın emri saymadığınız için bu âyete göre de müslüman değilsiniz. Resule tâbi olun, Ona itaat eden Allah�a itaat eder gibi sayısız âyeti inkâr eden kâfire ne diyeyim ki? Âyetleri inkâr eden elbette kâfir olur. İki âyet meali tekrar: (De ki, "Eğer Allah�ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!") [A. İmran 31] (De ki, "Allah�a ve Peygambere itaat edin! Eğer [Peygambere uymayıp] yüz çevirirlerse, [kâfir olurlar.] Elbette Allah kâfirleri sevmez.) [A.İmran 32] Âyete inanmıyorsunuz, hadise inanmıyorsunuz, artık size ne diyeyim? Kuran-ı kerim baştan sona kadar Resulüme uyun, Ona tâbi olun derken Muhammed aleyhisselamı devre dışı bırakan kâfire ne diyeyim? O postacıydı vazifesi bitti diyen kâfire ne diyeyim? İnanmayana ne diyeyim? Bazı müşrikler Muhammed aleyhisselamı bizzat gördükleri halde, konuştukları halde inanmadılar. Şu mucizeyi göster inanalım dediklerinde, istedikleri mucizeler olunca bile inanmadılar. Size ve sizin gibilere Kâfirun suresini okuyorum, senin dinin sana benim dinim bana. |
| |
| | #4 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Nazar boncuğu takmak caiz midir? CEVAP Evet caizdir. İbni Âbidin hazretleri buyuruyor ki: (Nazar değmemek için tarlaya kemik, korkuluk, hayvan kafası koymak caizdir. Bir kadın tarladaki mahsule nazar değmemesi için ne yapacağını sorunca, Resulullah (Tarlaya hayvan kafası as) buyurur. Bakan, önce bunu görüp tarladaki mahsulü sonra görür.) [Redd-ül Muhtar c.5, s.232 ve 275] Bizzat nazar boncuğu veya hayvan kafası nazarı önlemez. Nazarı önleyen Allahü teâlâdır. Bakan kimse önce bunları görünce, gözlerinden çıkan zararlı şualar bunlara isabet eder. Nazarın gerçek olduğu âyet-i kerime ile sabittir. Hadis-i şerifte de (Nazar haktır) buyuruldu. (Müslim) Sual: Altın mâşallah yazan nazarlık takmakta mahzur olur mu? CEVAP Mâşallah yazılı altını, çocuğun yastığına veya beşiğine dikmek veya takmak çok iyi olur. Nazarlık olduğu için üstüne de takmak caizdir. Sual: Erkek çocuklara da altın nazarlık takmak caiz midir? CEVAP Altını nazarlık olarak takmak caiz, süs olarak takmak caiz değildir. alıntı.... |
| |
| | #5 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Cebriye fırkasının iddiaları ve bunlara delilleri nelerdir? CEVAP Cebriye [mürciye] denilen dalalet fırkası (Bize imanı veren de ibadet ettiren de Allah�tır. Allah her işi zorla yaptırır. İnsan kaderine mahkumdur. İrade-i cüziyye yoktur) diyerek şu âyetleri delil olarak gösteriyor: (Allah, dilediğini hidayete kavuşturur, dilediğini dalalette bırakır.) [İbrahim 4] (Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündeki insanların hepsi iman ederdi. O halde inanmaları için insanları zorlayacak mısın? Allah�ın izni olmadıkça, hiç kimse, iman edemez.) [Yunus-99,100] (Sizi de, yaptığınız işleri de yaratan Allah�tır.) [Saffat 96] Muhammed Masum hazretleri buyuruyor ki: Hayır ve şerrin yaratılmasında, insanın irade ve ihtiyarının da tesiri vardır. İnsanın iradesine, dilemesine kesb denir. İnsanın yapmak istediği işi, Allahü teâlâ da dilerse, o şeyi yaratır. Demek ki, insanların yaptığı her hareket, her iş, insanın kesbi ve Allahü teâlânın yaratması iledir. İnsan istiyor Allah da yaratıyor. Cebriye [mürciye] fırkası, insanın kesbini, iradesini inkâr ederek, (İnsan istese de, istemese de her hareketini, her işini Allah yaratır. İnsanın her işi, ağaç yapraklarının rüzgardan sallanması gibidir. Her şeyi Allah zorla yaptırıyor) dediler. Böyle söylemek küfürdür. Elin titremesi başkadır. İsteyerek oynatması başkadır. Kur�an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (İsteyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. İnkârcılara Cehennem ateşini hazırladık.) [Kehf 29] Allahü teâlâ zorla inandırırsa niye isteyen iman etsin, dileyen inkâr etsin diyecek ki? Demek ki Allahü teâlâ, insana bir irade verdi. İnanmak da inkâr etmek de insanın elindedir. Eğer Allahü teâlâ zorla küfre soksa veya zorla günah işletse, haşa zulmetmiş olmaz mı? Kâfir yarın ahirette, Allahü teâlâya, �Hidayete kavuşturan sendin, dalalette, küfürde bırakan da sendin. Bana iman ettirmedin, beni dalalette bıraktın ben de küfür işledim, şimdi beni kendi yaptığın işten dolayı sorguya mı çekiyorsun?� demez mi? Allahü teâlâ hiç adaletsiz iş yapar mı? İnsanlara zulmeder mi? Kur�an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (Allahü teâlâ, onlara zulmetmez. Onlar, kendilerine zulmediyorlar.) [Nahl 33] Bir cebriyeci kendisine haksız saldırana kızar, ensesine bir tokat vursan, �Ne yapıyorsun� der, ona �Kader böyle, bunları yapan Allah�tır� desen, sana hak verir mi? Cebriyeciler, (Kâfirler mazurdur. Çünkü, işleri yapan Allah�tır. Bunlar, mecburdur) diyorlar. Bu sözleri küfürdür. Kur�an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Onları hesap mahallinde durdurun! Hesap olunacaklardır.) [Saffat 24] (Rabbin hakkı için, onların hepsini yaptıklarından dolayı sorguya çekeceğiz.) [Hicr 92, 93] (Zerre kadar hayır ve şer işleyen, karşılığını görür.) [Zilzal 7,8] (Kişi önceden ne hazırladığını, ne getirdiğini görecektir.) [Tekvir 14] Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Mürciye ve kaderiyenin [mutezilenin] İslamiyet�ten nasibi yoktur.) [Buhari] (Allahü teâlâ kaderiye ve mürciyeye 70 Peygamber lisanı ile lanet etmiştir.) [Taberani] (Kaderiye ve Mürciye, Kevser havuzunun başına varamaz ve Cennete giremez.) [Ebu Davud] (Şu yedi sınıf insana bütün peygamberler lanet eder: 1- Allah�ın kitabına ilave yapana, 2- Kaderi inkâr edene, 3- Allah�ın yasakladığını helal görene, 4- Allah�ın evlenmesini haram kıldıkları ile evlenmeyi helal görene, 5- Yolumu terk edene, 6- Ganimet mallarını dağıtmayana, 7- Allah�ın zelil kıldığını yükseltmek, aziz kıldığını da alçaltmak için güç ve hakimiyetini kullanarak zulmedene.) [Taberani] [Geniş bilgi için, Doğru İman Bilgileri maddesinde, Amentü kısmında, Kaza ve Kadere İman bahsine bakınız.] |
| |
| | #6 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Müşebbihe nasıl bir fırkadır? CEVAP Allahü teâlâyı bir cisim olarak kabul eden ve Ona insanlardaki gibi uzuvlar isnat eden, Kur�andaki müteşabih âyetlere yanlış mana verip, Allah�ın el, yüz gibi organlarının olduğunu iddia eden sapık fırkadır. Allahü teâlâyı başka varlıklara benzeten teşbih ve tecsim fikrini ilk defa ortaya atan yahudi Abdullah ibni Sebe ile, hicri birinci asrın sonunda ve ikinci asrın başlarında yaşayan Hişam bin Salim-el-Cevaliki ve Hişam bin el-Hakem gibi kimselerdir. Bu fikirleri hicri ikinci asır boyunca savunan sapıklar oldu. Bu kimselere cevap veren imam-ı Malik hazretleri, bir defasında teşbih fikrini savunanlara; �Sizi bid�atlerden ve bid�atçilerden sakındırırım� buyurdu. �Bid�atçiler kimlerdir?� denilince, cevaben; �Bid�atçiler o kimselerdir ki, Allahü teâlânın isimleri, sıfatları, kelamı, ilmi ve kudreti konusunda söz ederler. Sahabenin ve iyilikte onlara tâbi olanların sustuğu konularda sükut etmezler� buyurdu. İmam-ı Zühri, imam-ı Sevri gibi Ehl-i sünnet âlimleri de, teşbih ve tecsim fikrini savunanlara cevap vermişler, Müslümanları onlara aldanmaktan sakındırmışlardır. Bu akım, üçüncü hicri asır boyunca devam etti. İmam-ı Ahmed bin Hanbel ile Yahya bin Main, İshak bin Raheveyh gibi Ehl-i sünnet âlimleri mücessime ve müşebbiheye ait fikirleri reddedip mücadele yaptılar. Bugün, kendilerine selefiyim diyenlerin aynı yolu tuttuğunu görüyoruz. İmam-ı Gazali hazretleri buyurdu ki: (Cehalet ve dalalet fırkaları, Allahü teâlânın zâtı ve sıfatı hakkında, Cenab-ı Hakkın münezzeh olduğu şeyleri Ona isnat ediyorlar. Bu dalaletlerine de "Selefin yolu" diyerek selefi salihine, [yani Eshab-ı kirama ve Tabiin-izama] iftira ediyorlar. Selefin itikadını sana beyan edeyim. Yedullahtaki yed kelimesini el gibi düşünmemelidir. Mesela "Falanca şehir, falanca valinin elinde" denilince, o şehrin valinin elinin içinde değil, onun idaresi altında olduğu anlaşılır. Bu bakımdan yedullah ifadesini Allah�ın kudreti olarak anlamalıdır.) [İlcam-ül-avam] Yine, İmam-ı Gazali hazretlerinin bildirdiği gibi, diğer ifadeleri de böyle açıklamak gerekir. Mesela (Zıllullah) ifadesine de "Allah�ın gölgesi" demek doğru değildir. Bu husustaki hadis-i şerifi açıklarken, (Kendisinden başka himaye edenin bulunmadığı bir günde Allahü teâlâ, yedi sınıf insanı kendi himayesine alır) demelidir. Yoksa "Kendi gölgesinde gölgelendirir" dememelidir. Çünkü bu ifadeden, Cenab-ı Hakkın cisim olduğu gibi bir mana çıkaranlar olabilir. Nasıl "Beytullah" yani "Allah�ın evi" kelimesini, hâşâ Allah�ın barındığı bir ev olarak anlamıyorsak, hadis-i şeriflerde geçen "Yedullah", "Zıllullah" kelimelerini de zahir manaları gibi anlamayıp, tevil etmemiz gerekir. Bir bid�at ve dalalet olan selefiye sapıklığını önlemek için, İslam âlimleri müteşabih âyet ve hadisleri tevil etmişlerdir. Ancak bu tevil işinde haddi aşıp İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan mana verenler de sapıtmışlardır. İslam âlimlerinin bildirdiklerine uymayan bütün kitaplar, muteber değildir. Abdülaziz bin Baz ismindeki vehhabi bir yazar (Akidet-üs-sahiha) kitabında, Ehl-i sünnet itikadındaki müslümanlara müşrik yani kâfir damgasını vuruyor, her müslümanın "Necdi" yani vehhabi olmasını istiyor. İstiva, Yed, Vech gibi müteşabih kelimelere, oturmak, el yüz gibi manalar vererek -hâşâ- Allahü teâlâyı cisim olarak bildiriyor. Müşebbihe fırkası gibi inanıyor. (Üstadımız İbni Teymiye de böyle söyledi) diyerek onun da Müşebbiheden olduğunu gizlemiyor. Kitapta imam-ı Malik hazretlerinin hocasının (İstivanın keyfiyeti bilinemez) dediğini yazıyor. Doğrusu da budur. Fakat Necdi hemen birkaç satır sonra, (Allah göklerin üstünde bulunan Arş üzerinde oturuyor) diyor. Keyfiyeti bilinmeyen şey üzerinde nasıl böyle kesin konuşulur. Selef-i salihin denilen önceki âlimler, İstiva, Yed gibi kelimeleri tevile lüzum görmezlerdi. Çünkü bu kelimelerin mahiyeti bilinirdi. Mesela (İstanbul, valinin elindedir) denilince, bunun açıklanması istenmez, herkes buradaki el kelimesinin hakiki el ile ilgisi olmadığını bilirdi. (Allah Arşı istiva etti) denince de, Allah�ın Arşa hükümran olduğunu anlarlardı. Fakat Müşebbihe denilen bozuk fırka, (Allah�ın bizim gibi eli var. Allah Arşın üstünde oturur) gibi manalar verince sonraki âlimler bu kelimeleri açıklamak zorunda kalmışlardır. Kur�an-ı kerimde böyle tevil edilmesi gereken çok âyet-i kerime vardır. Hakiki manası ile alınırsa acaip manalar ortaya çıkar. Mesela Kur�an-ı kerimde (Köye sor) buyuruluyor. Köyden maksat, köydeki insanlardır. Yine Kur�an-ı kerimde kâfirlerin sağır, dilsiz ve kör olduğu bildiriliyor. (Bekara 18) Kâfirler sağır, dilsiz ve kör değildir. Bunlara, hakikati duymadıkları için sağır, hakkı söylemedikleri için dilsiz, doğru yolu, gerçekleri göremedikleri için kör denilmiştir. Bilen için bunları izaha lüzum yoktur. Eskiden de istiva, yed, vech gibi kelimeler tevil edilmeden bilinirdi. Müşebbihe fırkası ve sonra necdiler, bu kelimeleri hakiki manası ile alınca, hâşâ Allah�a mekan ittihaz etmiş oldular. Onu cisim zannettiler. Necdi Abdülaziz Baz da, (Allah gökte Arşın üstünde oturuyor) diyerek küfre giriyor. (S.8-10) Not: Geniş bilgi için, Vehhabilik maddesinde, Hıristiyan gibi Allah gökte diyorlar bahsine bakınız. |
| |
| | #7 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Her işte acelecilik uygunsuz mu? Uygun olduğu durumlar var mı? CEVAP İnsanın fıtratında acelecilik vardır. Bu husus Kur'an-ı kerimde de bildiriliyor: (İnsan aceleci [tabiatta] yaratılmıştır.) [Enbiya 37] (İnsan pek acelecidir.) [İsra 11] Acele işe şeytan karışır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Acele şeytandan, teenni Rahmandandır.) [Tirmizi] (Teenni eden isabet eder, acele eden hata eder.) [Beyheki] [Teenni, acelenin zıddıdır.] O halde, işlerde acele etmemeli ve hemen karar vermemelidir! Acele ile verilen kararlara şeytan karışır. Nefsin istediği bir şey hatıra gelince şeytan, "Fırsatı kaçırma, hemen yap!" der. Onun için kalbe gelen şeyi yapmadan önce, bu işten Allahü teâlâ razı olur mu, sevap mıdır, günah mıdır diye düşünmelidir! Günah değil ise yapmalıdır! Böylece teenni edilmiş, yani acele edilmemiş olur. Yalnız 5 yerde acele gerekir: 1- Misafir gelince yemek vermekte 2- Günah işleyince, hemen tevbe etmekte 3- Namazı vakti girince, hemen kılmakta 4- Çocuklara din bilgilerini ve namaz kılmayı öğrettikten sonra, büluğa erince dengi çıkınca, bunlar hemen evlendirilmelidir! Kızın küfvü [dengi] bulununca, hemen evlendirmelidir! Eşiat-ül-lemeat�daki hadis-i şerifte, (Ya Ali, üç şeyi geciktirme! Namazı vakti girince hemen kıl, cenaze namazını hemen kıl! Dul veya kızı, küfvü isteyince, hemen ver!) buyuruldu. O halde, namazını kılan, günahlardan sakınan ve nafakasını helalden kazanan biri bulununca, hemen onunla evlendirmeli! Eğer evlendirilmezse, fitneye sebep olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Dinini, ahlakını beğendiğiniz bir kimse, kızınıza talip olursa, hemen evlendirin! Eğer evlendirmezseniz, fitne ve fesada sebep olursunuz.) [Tirmizi] 5- Defin işini de acele yapmalıdır! İbadetleri ve hayırlı işleri yapmakta acele etmelidir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Ölmeden önce tevbe ediniz. Hayırlı işleri yapmaya mani çıkmadan önce acele ediniz. Allahü teâlâyı çok hatırlayınız. Zekat ve sadaka vermekte acele ediniz. Böylece Rabbinizin rızıklarına ve yardımına kavuşunuz!) [İbni Mace] (En akıllınız, ölümü çok hatırlayan, ahiret için azık toplamakta acele edendir. Ölümü çok hatırlayan dünya ve ahiret saadetine kavuşur.) [Taberani] (Sadaka vermekte acele edin, çünkü bela sadakayı geçemez.) [Beyheki] (Beş şey gelmeden önce beş şeyin kıymetini biliniz: Ölmeden önce hayatın kıymetini, hastalıktan önce sıhhatin kıymetini, dünyada ahireti kazanmanın kıymetini, ihtiyarlamadan gençliğin kıymetini, fakirlikten önce zenginliğin kıymetini.) [Hakim] Zekatını vermeyen ve malını ahiret yolunda sarf etmeyen kimse, fakir olunca çok pişman olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Tesvif eden helak olur.) [Berika] [Tesvif, hayırlı iş yapmayı sonraya bırakmaktır.] İfrat ve Tefrit zararlı Tembellik, bir işi geciktirmek, sonraya bırakmak nasıl kötü ise, acele etmek de kötüdür. Bunun biri ifrat, diğeri tefrittir. Dinimiz orta yolu, aşırılıklardan uzak olmayı emretmektedir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Aşırı giden helak olur.) [Müslim] Bir kimse, müsrif olursa buna ifrat denebilir. Bir kimse de cimrilik ederse, buna da tefrit denebilir. Dinimiz, her iki aşırılığı da yasaklamıştır. Furkan suresinin 67. âyet-i kerimesinde, israf edenlerle cimrilik edenler kötülenmiş, ikisinin ortası olanlar övülmüştür. Acele eden fütura düşer. Yani gevşeklik ve bezginlik hasıl olur. Hayırlı bir işin olması için acele eden, gecikince, bezginliğe, ümitsizliğe düşer. Dua eder, hemen duasının kabul olmasını ister. Duası gecikince duayı bırakır, maksudundan mahrum kalır. Acele edenin ihlası, takvası bozulabilir. Şüpheli şeylere, hatta haramlara dalabilir. Namaz kılarken acele eden, tadil-i erkanı terk edebilir. Hızlı okurken tecvide uymayabilir, yanlış okuyabilir. Onun için ağırbaşlı olmalı, düşünerek hareket etmelidir. Salihlerin vasfı Kur'an-ı kerimde mealen şöyle bildiriliyor: (Onlar Allah�a ve ahirete inanırlar, iyiliği emredip kötülükten vazgeçirmeye çalışırlar, hayır işlerinde birbirleriyle yarış ederler. İşte bunlar salihlerdendir.) [A.İmran 114] Böyle hayırlı işlerin haricinde acelecilik uygun değildir. Düşünerek hareket etmek ve hayırlı işlerde sebat göstermek gerekir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Yavaş, yumuşak davranmak, Allah�ın kuluna verdiği büyük bir ihsandır. Aceleci olmak, şeytanın yoludur. Allahü teâlânın sevdiği şey, yumuşak ve ağırbaşlı olmaktır.) [E.Ya�la] İftarda acele etmeli İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısı ile her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de zaten bu demektir. Namaz borcu varsa acele kaza etmeli Farz namazı özürsüz vaktinde kılmamak büyük günahtır. Acele kaza etmek gerekir. Zaruri işler haricinde kaza etmeyi geciktirmek de büyük günahtır. Nafile zaruri iş olmadığı için, nafile kılarak, terk edilen kazayı geciktirmek dört mezhepte de haramdır. [Nafileleri kılarken kazaya da niyet etmeli. Hem sünnet sevabı alınmış olur, hem de namaz borcu ödenmiş olur.] Düşman karşısında, bir farz namazı kılmak mümkün iken terk etmek, 700 büyük günah işlemek gibidir. (Umdet-ül islâm) Tevbe edilen günahlar affedilir İnsan günahını ne kadar çok büyük görürse o kadar iyidir. Fakat günahı yüzünden Allahü teâlânın sonsuz rahmetinden ümit kesmek caiz değildir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ buyurdu ki: İşlediği günahı affımın yanında büyük görene gazaplanırım. Eğer acele etmek şanımdan olsaydı, acele ceza verseydim, rahmetimden ümit kesenlere acele ceza verirdim.) [Deylemi] Allahü teâlâ, tevbe edilen günahları affeder. Tevbede acele etmeli. Müstehap işlemek için sünnet terk edilmez Cenaze olduğu zaman, Âyet-el kürsiyi ve tesbihleri okumayarak sünnet terk edilmektedir. Cenaze sebebiyle sünneti terk etmek uygun değildir. Cenaze namazını acele kılmak müstehaptır. Müstehap işlemek için sünnet terk edilmez. Cemaat çok olsun diye, cenaze namazını vakit namazlarından sonraya bırakmak mekruhtur. Cemaatın çok olması için, cenazeyi saatlerce bekletip, sonra acele ederek Âyet-el kürsiyi ve tesbihleri terk etmek pek yanlıştır. Özürsüz bir sünneti terk etmemeli, ortadan kaldırmamalıdır. Şeytanla bir münazara Şeytan, abid ve âlim Salih efendiye der ki: - Salih efendi, ne kadar çok ibadet ediyorsun? Sanki Allah�ın ibadete ihtiyacı mı var? - Evet, Allahü teâlâ, her ihtiyaçtan münezzehtir. Hiç kimsenin ibadetine ihtiyacı yoktur. Ancak bizim ibadete ihtiyacımız vardır. Kur'an-ı kerimde mealen, (Salih amelin faydası, bunu yapanadır) buyuruluyor. (Fussilet 46) - Salih efendi, çok ibadet etmek için acele ediyorsun. Acele işlerde hayır olmaz. İşlerini önce bir yoluna koy, bir rahata kavuş, ondan sonra bol bol ibadet edersin. Dünyanı kazanmadan ahiretini nasıl kazanacaksın? - Ecel benim elimde değil... Sonra bugünün işini yarına bırakırsam, yarının işini ne zaman yaparım? Hadis-i şerifte, (Yarın yaparım diyenler, helak oldu) buyuruluyor. İbadetler vakitlidir. Her ibadeti zamanında yapmak gerekir. - Evet Salih efendi, hayırlı işte acele etmek gerekir. Hayırlı iş olan ibadetleri acele yap ki kısa zamanda daha çok ibadet etmiş olursun. - Cenab-ı Hak, çok ibadeti değil, ihlaslı ibadeti kabul eder. Hatasız yapılan az iş, hatalı yapılan çok işten hayırlıdır. - Ne mutlu sana Salih efendi, demek az da olsa hatasız ibadet ediyorsun. Toplumda düzgün ibadet yapamayan çok kimse vardır. İbadetinle bunlara örnek olmak için onların göreceği yerlerde ibadet etsen, daha çok sevap kazanırsın. Örnek olmamakla emr-i marufu terk etmiş olursun. - Allahü teâlânın beni görmesi kâfidir. İnsanların da görmesini istersem, ibadete riya karıştırmış olurum. Riya ile yapılan amel kabul olmaz. |
| |
| | #8 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Çok affediyorum, bu yüzden ahmak muamelesi gördüğüm de oluyor. Affedici olmak iyi bir şey midir? CEVAP Af, hak ettiği bir şeyi almayıp sahibine bağışlamak demektir. Allahü teâlâ affedicidir, affedenleri sever. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Affet, marufu emret ve cahillerden yüz çevir!) [Araf 199] Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki: (Affedin ki, Allahü teâlâ da sizi affetsin ve şerefinizi yükseltsin!) [İsfehani] (Allah rızası için affedeni, Allahü teâlâ yükseltir.) [Müslim] (Kendinden uzaklaşanlara yaklaşmak, zulmedenleri affetmek, kendini mahrum edenlere [Kendine bir şey vermeyenlere] ihsan etmek, güzel huylu olmaktır.) [İ.Süyuti] (Sana zulmedeni affet, sana gelmeyene git, sana kötülük edene sen iyilik et, aleyhine de olsa mutlaka doğru konuş.) [Ruzeyn] (Musa aleyhisselam, "Ya Rabbi, senin indinde en aziz kimdir?" diye sordu. Allahü teâlâ da, "İntikam almaya gücü yeterken affedendir" buyurdu.) [Harâiti] (Allahü teâlâ merhameti olmayana merhamet etmez, affetmeyeni affetmez.) [İ.Ahmed] (Affedin ki affa kavuşasınız!) [İ.Ahmed] Af taraftarı olmak daha iyidir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hakim] Sual: Haksızı affetmenin mahzuru olur mu? CEVAP Haksızı da affedenler, dünya ve ahirette saadete kavuşurlar. Kendisini içkiden kurtaramayan bir müslüman, hizmetçisine dört dirhem verir. İçki almasını söyler. Hizmetçi giderken Mansur bin Ammar isimli bir zatın, bir fakire yardım topladığını görür. Mansur, (Bu fakire 4 dirhem verene 4 dua ederim) der. Hizmetçi, fakire 4 dirhemi verir. Mansur der ki: - Hangi duayı etmemi istersin? - Hizmetçilikten kurtulmak istiyorum. - İkinci isteğini söyle! - Fakire verdiğim dört dirhem benim değildi. Benden bunu isterler. Dört dirhem isterim. - Üçüncü isteğin nedir? - Efendimin tevbe edip içkiyi bırakmasını istiyorum. - Dördüncü arzun nedir? - Allahü teâlânın beni, efendimi, seni, kavmimizi affetmesini istiyorum. Mansur bin Ammar, hepsi için gerekli duayı yapar. Hizmetçi evine gidince, efendisi, geç kalmasının sebebini sorar. Hizmetçi durumu anlatır. Efendisi sorar: - Sen neler istedin? - Hizmetçilikten, kölelikten kurtulmayı istedim. - Peki seni azat ettim. Başka ne istedin? - Dört dirhem istedim. - Al şu dört dirhemi. Başka ne istedin? - Tevbe edip içkiyi bırakmanı istedim. - Tevbe ettim. Başka ne istedin? - Allahü teâlânın hepimizi affetmesini istedim. Efendisi duraklar, (İşte bu benim elimde değildir) der. O gece rüyasında, (Sen elinde olanı yaptın da, biz elimizde olanı yapmaz mıyız? Seni de, hizmetçini de, Mansuru da ve orada bulunan hepinizi affettik) denir. Her müslüman da elinde olanı esirgememeli, daima affedici olmalıdır! Sual: Tam kesin değilse de, suçlu birisini cezalandırmak mı, yoksa affetmek mi daha uygun olur? CEVAP Suç kesin olmadıkça cezalandırmak caiz olmaz. Af taraftarı olmak daha iyidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: (Ceza vermekteki hata, affetmekteki hatadan daha kötüdür.) [Hâkim] |
| |
| | #9 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Bir erkek bir kadınla ahiret kardeşi olabilir mi? Olabilirse erkek ona yine yabancı mıdır? Ahiret kardeşliği için dikkat edilecek hususlar nelerdir? CEVAP Erkekle de kadınla da ahiret kardeşi olmak caizdir. Ancak, ahiret kardeşi yine yabancıdır, kadın ise, o yine namahremdir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Allah için ahiret kardeşliği yapan, ahirette öz kardeşinden daha faydalı yardımları, ondan görür. Kim ahiret kardeşini ne kadar çok severse, Allahü teâlâ da, onu o kadar çok sever.) [Ey Oğul İlm.] (Allah için dost olan, Cennette hiçbir ameli ile erişemeyeceği dereceye ulaşır.) [İ.Ebiddünya] (Allah yolunda bir dost edineni, Allahü teâlâ affeder.) [İ. Rafii] (Çok dostunuz olsun! Çünkü Rabbiniz kerimdir. Kıyamette dostları arasında, din kardeşlerinin içinde bulunan kuluna azap etmekten haya eder.) [Şir�a] (İyi din kardeşi güzel koku satan kimse gibidir. Sana koku sürmese bile, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim] Ahiret kardeşine yapılacak muameleler: 1- Senden para isterse, hemen cüzdanı çıkarıp eline vereceksin. İstediğin kadar al diyeceksin. Ne kadar lazımdı, benim de ihtiyacım var falan dersen öyle kardeşlik olmaz. 2- Her işte onu kendine tercih edeceksin. Malını, canını ondan esirgemeyeceksin. Arkadaşın yanında, şu benim, şu senin dememeli! Salihler, bu benim kalemim diyenle veya gel gidelim diye çağırdığı zaman nereye diye soranla arkadaşlık etmezlerdi. Bunu senin için yaptım demek de onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebep olur. �Arkadaşlık ince ve latif bir cevherdir. Korumasını bilmezsen kazaya uğrar� demişlerdir. 3- Özür dilerse, kabul edeceksin. Bir kusurunu görünce, yetmiş şekilde tevil edip onu temize çıkaracaksın. Yine kalbin mutmain olmazsa, (Sen ne katı yüreklisin! Kardeşin sana yetmiş mazeret buldu. Sen hâlâ kusur arıyorsun) diyerek kendini suçlayacaksın. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Özür dilemesinde samimi olmasa da din kardeşinin özrünü kabul edin. Böyle yapmayan Kevser Havuzunun başında yanıma gelemez.) [Hâkim] (Arkadaşınla tartışma! Ona buna onun halini sorma! Belki ona düşman birine rastlarsın da, onun hakkında yanlış bir şey söyleyip aranızın açılmasına sebep olabilir.) [Ebu Nuaym] (İki arkadaşın Allah katında en iyisi, arkadaşına karşı daha şefkatli davranandır.) [İ. Gazali] 4- Ona karşı vefalı olacaksın. Vefa demek, ihtiyaç halinde ona yardım etmektir. Arkadaşın kusurlarını görmemek, vefadandır. Arkadaşın dindeki ihtiyacı, maldaki ihtiyacından daha çoktur. Arkadaşlık, yakın akrabalık gibidir. Çocuğumuz bir günah işlerse onu hemen terk etmeyiz. Arkadaşı da hatasından dolayı terk etmek uygun olmaz. Kusurunu düzeltemeyen arkadaşı bırakmamalı, çünkü dört başı mamur arkadaş bulunmaz. Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. (Külfetsiz nimet, dikensiz gül ve engelsiz yâr olmaz) demişlerdir. 5- Bir menfaat için arkadaşlık edenden uzak dur! Çünkü beklediği şey kesilince; özür kabul etmez. Arkadaştan hiç bir menfaat beklememeli. Ona hizmet etmek için arkadaş olmalı. Eğer bunun tersi olursa, sen kendine arkadaş değil hizmetçi arıyorsun demektir. |
| |
| | #10 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,811
| Sual: Müslümanlarla alay edenlere karşı tavrımız nasıl olmalıdır? CE VAP İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Hindistan�daki İslam düşmanlarının azgınlarını görüyoruz. Müslümanlarla alay ediyorlar. Müslümanları kötülüyorlar. Ellerine fırsat geçerse, güçleri yeterse, Müslümanlara her işkenceyi yaparlar. Hatta hepsini öldürürler. Yahut onları dinden, imandan ayırırlar. İslam terbiyesini, ahlakını, hayasını, şerefini yok ederler. O halde, Müslümanların bu azgın kâfirlere uymamaları, bunlardan sakınmaları, bunlara aldanmamaları, bunun için Allahü teâlâdan haya etmeleri lazımdır. (Haya imandandır) buyuruldu. Müslüman olanın böyle çirkin işlerden sıkılması lazımdır. İslam düşmanlarını, Allah�ın emirleri ile alay edenleri, helale, harama aldırış etmeyenleri zararlı bilmelidir. Bunları aşağı tutmalıdır. Bunlara yardımı dokunan her hareketten sakınmalıdır. Bir kimsenin Müslüman olmasına alamet, İslam düşmanlarını tanıması, onlara aldanmaması, sözlerini dinlememesidir. Allahü teâlâ Kur'an-ı kerimde, Tevbe suresi 28. âyetinde kâfirlere Necs yani pis dedi. 95. âyetinde de Rics buyurdu. Rics de pis demektir. Bunun için, Müslümanların kendileri ile alay eden kâfirleri pis ve zararlı bilmeleri lazımdır. Böyle bilince, onlarla arkadaşlık yapmazlar, onları sevmezler, onlardan sakınırlar. Onlarla birlikte bulunmaktan nefret ederler. Böyle kâfirlerle meşveret etmek, işleri onlara danışıp onların sözü ile hareket etmek, bu din düşmanlarına kıymet vermek olur. Hem de, onları çok yükseltmek olur. Onlardan yardım, şifa beklemek ve hele onlar vasıtası ile dua ve ibadet etmek boşuna uğraşmaktır. Mümin suresinin 50. âyetinde ve Rad suresinin 14. âyetinde mealen, (Kâfirlerin duaları ancak dalalettir) buyuruldu. Yani, İslam düşmanlarının duaları kabul olmaz, hiç fayda vermez. Kâfirler, papazlar vasıtası ile yapılan duaları Allahü teâlâ hiçbir zaman kabul etmez. Böyle duaların Müslümanlara faydası olmaz. Yalnız bu suretle o dinsizlere bir kıymet verilmiş olur. Onlar, dua ederken, putlarını, Allah�ın düşmanlarını araya korlar. Onlardan dua beklemenin kötülüğünün çirkinliğinin nereye kadar uzandığını, Müslümanlığın temelinden yıkılıp, kokusunun bile kalmayacağını buradan anlamalıdır. Büyüklerden biri buyuruyor ki: (Sizden biriniz divane olmadıkça, tam Müslüman olamazsınız). Burada (Divane olmak), İslamiyet�i yaymak için çalışmak, çabalamak ve bu arada kendi faydasını ve zararını hatırına bile getirmemek demektir. Müslümanlığa dokunmasın da, her ne olursa olsun, olmayan da olmasın! Yeter ki, Müslümanlığa bir zarar olmasın! Müslümanlık demek, Allahü teâlânın ve Onun Peygamberinin razı olduğu, beğendiği şeyler demektir. Allahü teâlânın razı olduğu şeyden daha kıymetli ne olabilir?) (C1, m.163) Küfrü gerektiren sözler Muteber kitaplarda buyuruluyor ki: Küfre sebep olan bir sözü, tehdit edilmeden söyleyenin imanı gider. Çünkü her müslümanın bilmesi gereken şeyleri öğrenmesi farzdır. Bilmemesi özür olmaz, büyük günahtır. Küfre girenin önceki ibadetleri yok olur. Tevbe ederse, geri gelmez. Tevbe için yalnız kelime-i şehadet söylemek kâfi değildir, küfre sebep olan şeyden de tevbe etmesi gerekir. (Berika, Hadika) Burhaneddin-i Mergınani hazretleri, (Kur'an-ı kerimi teganni ile okuyan hafıza, ne güzel okudun diyenin imanı gider. Tecdid-i iman ve tecdid-i nikah gerekir) buyurdu. (Dürr-ül-münteka) Ebu Nasr-ı Debbusi hazretleri, Kadi Zahireddin-i Harezmi hazretlerinden naklen buyuruyor ki: (Bir şarkıcıyı dinleyen veya herhangi bir haram işi gören kimse, haram olduğuna inanarak veya inanmayarak, buna, ne güzel dese, o anda imanı gider. (Müjdeci Mek. 266) Kâfirlerin ibadet olarak yaptıkları ve kâfirlik alameti olan ve İslamiyet�i inkâr etmek ve inanmamak alameti olan ve tahkir etmemiz vacip olan şeyleri yapan ve kullanan kâfir olur. Bunlardan meşhur olanlarını bilmeyerek veya şaka olarak veya herkesi güldürmek için yapan da, kâfir olur. (Birgivi vasıyyetnamesi) Zaruri olan ve tevatür ile bildirilmiş olan din bilgilerine inanmayan kâfir olur. İnanmamayı gösteren her söz, ister şaka olarak, isterse gönülden olmayarak olsun küfür olur. (Milel-nihal) Küfre sebep olan bir işi yapmak küfür olur. Mesela beline, zünnar denilen papaz kuşağını bağlamak ve küfre mahsus şey giymek de böyledir. Bunları mizah için, başkalarını güldürmek içi, şaka için kullanmak da küfre sebep olur. İtikadının doğru olması fayda vermez. (Berika) Miftah-ül-cenne�de diyor ki Filan müslüman benim gözümde yahudi gibidir demek küfürdür. Ahirette olacak şeylerle alay etmek küfürdür. Kabirdeki ve kıyametteki azaplara akla, fenne uygun değildir diyerek inanmamak, faiz helal olsaydı demek, İslam bilgilerini ve din âlimlerini aşağılamak da, küfürdür. Akıllı, bilgili, edebiyatçı olduğunu göstermek için veya yanındakileri güldürmek, sevindirmek veya alay etmek için söylenen sözlerde küfre düşmekten çok korkmalıdır. Bir kimse, küçük günah işlese, buna tevbe et denildiğinde, (tevbe edecek bir şey yapmadım ki..) dese, kâfir olur. (Filan şey, filan kimsede yoktur, varsa kâfir olayım) diye, yemin eylese, o şey, o kimsede olsun veya olmasın, o kimse, kâfir olayım dediği için küfre girmiştir. Kâfirlerin ibadetleri, İslamiyet�e uymayan işleri güzeldir demek de küfürdür. Bir kadın, beline bir kara ip bağlasa, (bu nedir) deseler, (zünnardır) dese, kâfir olur. Nasrani olmak, yahudi olmaktan, [amerikan kâfiri olmak, komünist olmaktan] hayırlıdır demek küfürdür. İlim meclisinde ne işim var veya din adamlarının sözü neye yarar demek küfür olur. Biri diğerine, gel fıkıh kitabını okuyalım dese, o da, (Ben ilmi ne yapayım) dese, ilmi hafife aldığı için kâfir olur. (Miftah-ül-cenne) Şakası da ciddidir Yukarıdaki yazıda, muteber kitaplardan naklederek, hangi sözlerin insanı kâfir edeceğini, şaka ile de söylese yine mürted olacağını bildirdik. Peygamber efendimizin, (Ciddisi de, şakası da ciddidir) buyurduğu hususlar vardır. Bunlardan birkaçı şunlardır: Bir kimse, şakadan veya rol gereği, iki şahit yanında evlense, gerçekten evlenmiş olur. Yine bir kimse, şaka ile, alay olsun diye veya hanımını korkutmak niyetiyle (seni boşadım) dese, hanımı gerçekten boş olur. Bir kimse, kölesine (seni azat ettim) dese, gerçekten kölesi azat edilmiş olur. Sözünden vazgeçemez. Bir kimse, bir gün oruç nezretmek isteyip de yanlışlıkla bir ay dese, bir ay oruç tutması gerekir. Dinimizin emri budur. (Dürer, Redd-ül Muhtar) Tehdit edilmeden, bir zaruret yok iken, şaka ile, alay ile kâfir olayım demek, dini bilgilere hurafe ve inanmıyorum demek, günah işletenlere helal olsun demek küfürdür. Böyle söyleyen müslüman ise mürted olur. Mürted olanın bütün ibadetlerinin sevapları yok olur. Birkaç kişiyi güldürmek için ibadetleri yok etmek akıllı kimseye yakışır mı? Küfre düşürücü ifade kullananın imanı gider de haberi olmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Öyle bir zaman gelir ki, kişinin imanı gider de haberi olmaz. Halbuki ondan, gömleğin çıktığı gibi, iman çıkmış olur.) [Deylemi] (Ameller niyete göredir) hadis-i şerifi, taatlara ve mubahlara niyete göre sevap verileceğini bildirmektedir. Günahlar, niyetsiz veya iyi niyetle de işlenirse, günah olmaktan çıkmaz. Mesela, (Mümini sevindireni Allahü teâlâ sevindirir) hadis-i şerifine uyabilmek için, bir mümini sevindirmek niyetiyle içki masasına oturmak sevap olmaz, günah olur. Gülerek küfre düşmek Sual: Bazı cahiller, şaka ile (Ben hocaların bulunduğu Cennete değil, artistlerin, dansözlerin şarkı çalıp oynadığı Cehenneme gitmeyi isterim) diyerek gülüyorlar. Böyle söyleyenlere gülen de kâfir olur mu? CEVAP Cehennem gülüp oynama yeri değil, şiddetli azap çekme yeridir. Dinin bir emrini böyle alaya almak küfrü gerektirir. İsteyerek buna gülen de küfre girer. Yani kâfir olur. İradesi dışında gülerse küfür olmaz. Din ile alay edenler, gülerek günah işleyenler cezalarını elbette ahirette görürler. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gülerek günah işleyen, ağlayarak Cehenneme gider.) [Ebu Nuaym] İnanmayanların alay ettikleri gibi, Cehennem gülüp oynama yeri değil, zalimlerin, hainlerin şiddetli azap görecekleri bir ceza yeridir. Cehennem o kadar korkunç bir yerdir ki günahsız olan melekler bile, onun dehşetinden korkarlar. Peygamber efendimiz, Cebrail aleyhisselamı çok üzgün görünce sebebini sorar. O da, (Cehennemin öyle kızgın bir alevini gördüm ki, onun tesirinden hâlâ kendime gelemedim) diye cevap verir. (Taberani) Sual: Kimi din ile, Allah ile alay ediyor. Çirkin iftiralar yapıyor. Böyle bir kimse tevbe ederse affolur mu? CEVAP Elbette en azılı kâfir pişman olur, sıdk ile ihlas ile Kelime-i şehadet getirirse tertemiz müslüman olur. Bütün günahları affolur. Din ile alay etmeye devam edenin ise, yaptığı yanına kalmaz. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Allah�a karşı yalan uyduranların yüzleri, kıyamette simsiyah olacaktır.) [Zümer 60] |
| |
| Konu Araçları | |
| |