![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,480
| ![]() Sen Ümmetim ! Ümmetim! dedin, biz ise nefis ! nefis! Dedik. Taşlar bile sana selâm veriyordu, Biz ise selât ü selaâmı unuttuk. Ağaçlar sen çağırınca lebbeyk; diyordu, Biz ise, sanki sağır olmuşçasına kayıtsız kaldık davetine !... Sen biz nûra davet ettin, biz ise yarasalar gibi hep kaçtık. Mescidindeki kütük bile hasretinden inliyordu, Biz ise gözyaşlarımızı hep dünyevî arzularımız uğruna israf ettik. Tevbe ediyoruz yâ Rabbi, Şefaat et yâ ResûlAllah ! Yâ ResûlAllah ! Senin elinde taşlar zikre başlamıştı, Senin elinle hastalar şifa bulmuştu, Senin elinden çıkan taşlar düşmana bomba olmuştu. Elini semâya kaldırdığında, işaretinle kamer ikiye bölünmüştü... Sen bize de harika elini uzattın. Lâkin biz senin bu kadar mucizelere mazhar olan elinle hakkıyla beyat yapamadık. Kalplerimiz taşlardan daha mı katılaştı ? Bir ağaç kadar da mı olamadık ? Neden sensizliğe ağlayamadık yâ ResûlAllah ! ? Tevbe ediyoruz yâ Rabbi, Şefaat et yâ ResûlAllah ! Ey Habib-i İlâhî ! Sen kâinatın varlık sebebi olduğun halde, Allah;ın izni ile sen âlemlere rahmet olarak gönderildiğin halde; sen bize şefaatçi, rehber, en güzel örnek, imam, mürşid, seyyid olarak gönderildiğin halde, dillerimizden bir türlü dökülmedi, dökemedik, döktürmediler. ANAM, BABAM, CANIM SANA FEDA OLSUN YÂ RESÛLAllah ! sözünü dünyamız için, nefsimiz için senin sünnetini dahi feda ettik |
| |
| | #2 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,480
| ![]() Kapatmiyor hicbirsey gonlumdeki hicran yarasini.Her gun biraz daha alevleniyor hasret yangini icimde... Senden ayri kalmak mahsunlugumuzun nedeni,gozyaslarimizin sebebi... Hicret ettigin gundur mekkenin huzun gunu.Mekke sensiz kaldi o gun ,hasret kapladi her yani,her gonulu..toprak agladi,gokyuzu agladi,mekke agladi...sensiz kalmanin huznuyle.Kabe siyahlara burundu kimsesiz kalinca,sensiz kalinca...Medine huzne burundu bu dunyadan baki aleme irtihal ettiginde gozyaslari sel oldu akti..Medine agladi , ummetin agladi Asirlar gecti aradan ummetin hala aglıyor sensizlige,hala huznun var bu cihanda,hala gözyasi dokuluyor yokluguna,hala huznun var yureklerde... Aglıyoruz o nur yuzunu goremedik diye,agliyoruz mubarek sesini duyamadik diye,agliyoruz gul kokunu alamadik diye,agliyoruz sana layik ummet olabiliyor muyuz diye,aglıyoruz ya sana ebedi alemde de kavusamassak diye... Ya resulALLAH sensin arsın mirac'ı,sensin fazilet gunesi,sensin dost,sensin ummetinin onderi. Neyleyim sensiz bu hayati,sensiz omur hep kurak,sensiz ummetin hep mahsun,sensiz bu diyar yetim Resulum. Gonlume hazanlar deger her daim sensizim diye,vuslat umidiyle yasiyorum. Ciihanın essiz incisine,sana kavusma umuduyla.Gonlumu askinla,dilimi salat ve selamla susluyorum. Resulum bu aciz gonlun sesini duy ne olur.Sozume sadik kalamadigim her an icin,sana karsi dustugum tum vefasizliklar icin,sefkatindeki enginlige,ummetine duydugun sonsuz merhamete siginarak senden af diliyorum.InsALLAH ahirette bana ve benim gibilere sefaat elini uzatirsin |
| |
| | #3 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,480
| Vuslatına varan yollara çı*kabilmek için kör gözle*rimi görmediğim gözlerine mıhlayıp “hicranla yandım” diyebilsem, “yanıyorum” diyebilsem... Şefkatine hasretle büzüşmüş soğuk ellerimde, tükenmişliğimin delili bir avuç kül olmuş yüreğimi huzuruna getirip “maşu*kumdan şikâyet bana yakışmaz, lâkin işte hicranınla yanan yüreğim senden uzaklı*ğımı, nakışlığımı anlatıyor” diyebilsem. Hicran bir ateş, vuslat yollarını kapatan.Yaktıkça büyüyen, büyüdükçe yakan.Ve hicran, yanmadan geçilmeyen yolların sadık muha*fızı... Vazgeçilmez ter*biye... Arzunun büyüklüğü nispetinde ız*dırap çekmek. Kavuşmak için iştiyak ateşiyle yanmak. Yandıkça vuslata giden yolda olduğunu anla*mak. Ve yakınlaşmak onun kılavuzluğunda Sevgili’ye… Yakınlaştıkça “Hicran arefesindeyim,ama şükür ki, senin yollarındayım, hayalimi gör” diyebilseydim… Sen, asırların ulaşamayacağı zamanlarda, amanın altın diliminde, ben ise sana, ulaşacak bir buud bulabilme çabasıyla zamanlarını ümitle çoğaltan garipler ikliminde... Sadece adını yaşamak oysa içimde büyüttüğüm arzu. Adın anılınca yaşaracak bir göz, burkulacak bir yüreğe sahip olabilmek hicranını yaşayarak. Seninle aydınlanacak rüyalardan uyanınca ağlayabilmek... Bir da*ha görebilme ümidiyle geceler boyu uykuları kovalayabilmek... Ve seni saklayabilmek, en ka*labalık mekânların, en meşgul zamanların içinde... Yüreğin en ak yerinde hicranın ta*zeliğini her an yaşayabilmek. Sana hicranım bir duadır hâl lisanıyla. Ama yalvarırken bile riya duvarlarına çarpıp yere düşen kelimeler dökülür dudakla*rımdan. Her gözyaşı ızdırabın tecessüm etmiş şekli diye utanırım varlık duygusu ve iddiası ile ağlayan gözlerimden. Yine de yazdığım ne varsa seni düşünüp, duadır ka*bul edenlerin en merhametlisinin maka*mına... “Fani olan ne varsa elimin tersiyle itip, her şeyimi hicran ateşinde yakmaya geldim, bana bir vuslat ümidi, bana bir parça ikram” diyebilsem... Senin aşkını ya*şayanlardan öğrensem gerçek hicranı.. koku*nu duyabilsem cennet soluklardan. Yönelse ayaklarım arzın en şerefli toprağına. Ve yürüsem yürüsem ay*rılığı senin yakınında anlamak için. Sonu vuslat olmayan yolların yorgunluğuyla…İlk defa riyadan uzak ıslansa yanaklarım.Bedenimi sana yakın kılandan vuslat istesem. Ve tutmasa dizlerim, yığılsam gül kokan topraklarına… Vuslatını yaşıyorum zannederek türbene bakıp, “buradasın biliyorum ama, ben burada değilim, sana gelen yollardan bir hicran namesi yazıyorum” diyebilsem... Kör gözlerimi yeşil kubbene mıhlayıp “hicranınla yandım” diyebilsem… “Yanıyorum” diyebilsem |
| |
| Konu Araçları | |
| |