ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > Dini Konular > Peygamberler > Güllerin Efendisi Hz.Muhammed (S.A.V)


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 14-04-2006, 18:15   #21
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Hz. Peygamberin dadısı Ümmü Eymen anlatıyor:
Kureyşliler, tapınmak için Buvane putunun yanında yılda bir gün toplanırlar, geceye kadar törenler yaparlardı. Ebu Talib, bayram için hazırlanmış, Muhammed (sas)’e de hazırlanmasını söylemişti. Fakat Muhammed (sas) bundan kaçınınca hem Ebu Talib’in hem de diğer akrabaların, son derece kızdıklarını gördüm.
- İlahlarımızdan yüz çevirmek anlamına gelen bu davranışından dolayı, bir felakete uğramandan korkuyoruz.
diyerek o kadar ısrar ettiler ki, Muhammed (sas) yanlarında gitmek zorunda kaldı. Bir süre gözden kayboldu, sonra korkudan benzi sararmış halde dönüp yanımıza geldi. Akrabaları sordular:
- Senin başına ne felaket geldi?
- Bana cin dokunmasından korkuyorum.
- Allah, Seni şeytanla müptela kılmaz. Sende iyi haslet ve meziyetler var. Söyle bakalım, görmüş olduğun şey nedir?
- Ben, bu putun yanına yaklaştıkça, beyaz ve uzun boylu bir adam ortaya çıkıp bana, ‘Ey Muhammed! Geri dön! Sakın ona el sürme!’ diye bağırıyordu.
diye cevap verdi. Artık, kendisine peygamberlik gelinceye kadar, onların bayramlarına ve törenlerine katılmadı.
Hz. Ali’nin bildirdiğine göre, bir keresinde Hz. Peygamber, kendisine sorulan sorulara şöyle karşılık vermişti:
- Sen hiç puta taptın mı?
- Hayır!
- Sen hiç içki içtin mi?
- Hayır! Ben, Kitap ve İmanın ne olduğunu bilmiyorken bile, Kureyşlilerin küfür üzerinde bulunduklarını bilmekten uzak kalmamışımdır.
Mekkelilerin keçilerini birkaç kırat (1/10 dinar) karşılığında gezdirirdim.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 14-04-2006, 18:28   #22
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Peygamberliğinden önce kendisiyle ortak iş yapan Kays ibn Said, iş ahlakı hakkında şu bilgileri veriyor:
Şayet seyahate giderken kendisine bir mal versem, dönüp geldiğinde, beni tamamen memnun edecek şekilde hesap görmeden evine çekilip gitmezdi. Aksine, benim çıktığım seferlerde O bana bir şey verecek olsa, döndüğümde bütün arkadaşlarım kendi işleri ile ilgili haberleri sordukları halde, Muhammed (sas) bana sadece sağlığımı ve halimin iyi olup olmadığını sorardı.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-04-2006, 11:51   #23
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

ALLAH'A DAHA YAKIN OLMAYI İSTERDİ

Atâ, Hz. Peygamberin ibadet hayatının manevî yönleri hususunda bize şu bilgileri naklediyor: "Ubeyd bin Umeyr ile Hz. Aişe'nin yanına gitmiştim. Hz. Aişe'ye, 'Bize Resulüllah'ta gördüğün en ilgi çekici şeyin ne olduğunu anlatır mısın?' dedim. Hz. Aişe ağlamaya başladı ve şöyle dedi: 'Onun hangi hâli ilgi çekici değil ki? Bir gece bana gelmiş, benimle yatağa girmiş, cildim cildine değmiş, sonra bana, 'Ey Ebu Bekir'in kızı! Beni bırak da Rabbîme ibadet edeyim.' demişti. 'Şüphesiz ki bana yakın olmanı arzu ederim' dedim ve kendisine müsaade ettim. Yataktan kalktı, su kırbasının yanına gitti. Abdest aldı, abdest uzuvlarını bol su ile yıkadı, sonra namaz kılmaya başladı. Biraz sonra ağlamaya başladı. O kadar ki, gözünden dökülen damlalar göğsünü ıslatmıştı. Sonra rükûya vardı, rükû hâlindeyken de ağlamaya devam etti. Sonra başını kaldırdı; yine ağladı, ağlaya ağlaya secdeye indi. Secdeden başını kaldırdı. Bilal sabah ezanını okumak için gelene kadar ağladı. Dedim ki: 'Ya Resulüllah, seni bu derece ağlatan şey nedir, Allah senin geçmiş gelecek bütün günahlarını affetmedi mi?' Şöyle buyurdu: 'Allah'a çok şükreden bir kul olmayayım mı?'"
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-04-2006, 08:50   #24
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

PEYGAMBERİMİZİN ŞAKALARINDAN BİR DEMET

Peygamber Efendimiz, Allah'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi, vakarlı, ağırbaşlı, heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev, üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın...
Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimize yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı.
Herkes gibi Peygamberimiz de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır.
Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile olsa lüzumsuz tartışmayı bırakmadıkça tam inanmış bir mü'min olamaz."
Peygamberimizin yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.
Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek:
—Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.
Peygamber Efendimiz:
—Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.
Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.
—Peygamber Efendimiz, Sahabîlere:
"Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.)
Sahabîlerin içinde Nuayman adında çok şakacı birisi vardı. Yaptığı şakalar bazen aşırıya kaçardı. Fakat yine de Peygamberimiz onu anlayışla karşılardı.
Bir gün çölde yaşayan bedevi Araplardan birisi Peygamberimizi ziyarete gelmişti. Devesini Mescidin avlusuna bağlayıp içeri girmişti.
Sahabîlerden birisi deveyi görünce Nuayman'a:
-"Şu deveyi kessen de etini yesek, eti çok özledik. Nasıl olsa Peygamberimiz devenin parasını ödeyecektir."
—Nuayman da itiraz etmedi ve deveyi yere yatırdı, kesti ve başladı yüzmeye.
—Devenin sahibi Peygamberimizin huzurundan çıkınca bir de ne görsün, devesinin derisi yüzülüyor.
-"Eyvah! Devemi kesmişler" diye feryada başladı.
—Peygamber Efendimiz dışarı çıktı:
-"Bunu kim yaptı?" diye sordu.
-"Nuayman yaptı" dediler.
—Nuayman kaçmıştı. Peygamber Efendimiz Nuayman'ın peşine düştü, aramaya koyuldu.
—Sonunda Duabaa adında bir kadının evinin bahçesinde buldu. Nuayman evin avlusundaki çukura girmiş, üzerini de hurma ağacı yaprağı ile örtmüştü.
—Peygamberimiz eve girince birisi bir taraftan yüksek sesle:
-"Biz onu görmedik" diyor, bir taraftan da parmağıyla Nuayman'ın saklandığı çukura işaret ediyordu.
—Peygamberimiz gitti, onu çukurdan çıkardı. Nuayman'ın yüzü gözü toz toprak içinde kalmıştı. Peygamberimiz sordu:
-"Niçin böyle yaptın?"
Nuayman:
—Yâ Resulallah, size burada olduğumu söyleyenler yaptırdılar bana..."
Peygamber Efendimiz bir yandan Nuayman'ın yüzünü gözünü siliyor, diğer yandan da gülüyordu.
Peygamberimiz daha sonra deve sahibine devesinin parasını ödedi ve işi tatlıya bağladı
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2006, 10:25   #25
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Mübârek taş

Renginin siyah olması sebebiyle Hacerü’l-Esved (Siyah Taş) diye adlandırılan bu mübârek taş, Kâbe’nin Şark köşesinde olup, yerden bir buçuk metre yükseklikte, kapıya yakın bir yerde yerleştirilmiştir. Üç büyük ve birkaç tane de küçük parçadan müteşekkildir. Etrafı gümüş bir halka ile çevrilidir. Bir başka ismi, Ruhu’l-Esved’dir.

Bu mübârek taş, semâvî bir taş olup, Hz. İbrahim’e (a.s.) Hz. Cebrâil tarafından getirilmiştir. Kâbe duvarına yerleştirilmeden evvel, Ebû Kubeys Dağında muhafaza edilmekteydi. Bir rivâyete göre, Kâinatın Serveri, Peygamber Efendimizin, “Ben, peygamber gönderilmeden evvel, Mekke’de bana selâm veren taşı, hâlâ biliyor ve tanıyorum” ifadelerinin işaret ettiği taş, bu Hacerü’l-Esved’dir.

Bir gün, bu taşa yaklaşıp öpen Hz. Ömer, şöyle demişti:

“Çok iyi bilirim ki, sen zararı ve menfaati olmayan bir taş parçasısın. Eğer Resûlullahın seni takbil ettiğini [öptüğünü] görmese idim, asla seni takbil etmezdim.”

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-04-2006, 10:31   #26
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Bir mu’cize

Kapta bulunan et bir kişilikti. Sadece bir insanı doyurakcak kadardı. Kaptaki süt de o kadardı.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.), eti parçaladı ve ziyâfette bulunanlara, “Bismillah, buyurun” dedi.

İstisnasız davette bulunanların hepsi o bir parça etten doyasıya yediler. Bir de ne görsünler, çok az eksilmiş haliyle et yine yerinde duruyor. Hayrette kaldılar.

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-04-2006, 15:48   #27
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Enes b. Malik (ra) anlatıyor:

"Resulullah Efendimizin boyu; ne çok uzun, ne de fazla kısa idi. Teni de ne duru beyaz, ne de koyu esmerdi. Saçları ise ne düz, ne de kıvırcık idi. Kırk yaşına geldiğinde, Allah Teala O'nu peygamber olarak gönderdi. Peygamber olduktan sonra, Mekke'de 10 sene, Medine'de de 10 yıl kaldı ve 60 yaşlarında vefat etti. Bu fani hayata veda ettiklerinde, saçında ve sakalında 20 tel ak saç yoktu."

"Resulullah (sav) beyaz, güzel ve mutedil (yavaş ve mülayim, itidalli) idiler."

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-04-2006, 15:52   #28
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

PEYGAMBER EFENDİMİZİN GÜZEL HUYLARINDAN BAZILARI

Hüccet-ul İslam olarak bilinen İmam Gazali; Tirmizi, Taberani, Buhari, Müslim, İmam Ahmed, Ebu Davud, İbni Mace gibi büyük İslam alimlerinden derleyerek, Peygamber Efendimizin güzel huylarından bazılarını şöyle özetlemiştir:



Takva sahiplerine vadedilen cennet; onun altından ırmaklar akar, yemişleri ve gölgelikleri süreklidir. Bu korkup-sakınanların (mutlu) sonudur, inkar edenlerin sonu ise ateştir.
(Rad Suresi, 35)





"Resulullah insanların en yumuşak huylusu, en yiğidi, en adili ve en namuslusu idi. O, insanların en cömerti idi. Allah'ın kendisine verdiklerinden hurma, arpa ne olursa olsun yalnız senelik yiyeceğini ayırırdı, geri kalanını Allah yolunda harcardı. Kendisinde bulunan bir şey istendiğinde verirdi.

O haya olarak da insanların en mükemmeliydi. Rabbi için kızar, şahsı için öfkelenmezdi.

Kendisi veya sahabeleri zarar görse bile hakkı uygulardı.

Allah Rasulü insanların en alçak gönüllüsü, lafı uzatmadan en beliğ konuşanı, en güler yüzlüsüydü. Dünya işlerinden hiçbir şey kendisini endişeye düşürmezdi.

Medine'nin öbür ucundaki hastaları ziyarete gider, güzel kokudan hoşlanır, pis kokulardan tiksinirdi. Fakirlerle oturur, yoksullarla yerdi. Kimseye kaba davranmazdı, kendisine özür beyan edenin özrünü kabul ederdi. Latife yapar idi ama hakkı söylerdi.

Mübah oyunları gördüğünde men etmezdi, hanımlarıyla yarış yapardı. Zavallıları yoksulluklarından dolayı horlamaz, zengine de varlığından dolayı saygı göstermezdi, onu da bunu da Allah'a eşit olarak çağırırdı. Allah Teala üstün huyu ve mükemmel siyaseti onda birleştirmişti...

Allah Teala ahlakın bütün güzelliklerini, iyi yolları, öncekilerin ve sonrakilerin başlarından geçmiş ve geçecek hadiselerin haberlerini, ahirette kurtuluşa ve saadete erdirecek hususları, dünyada gıpta edilip peşinden gidilecek ve gidilmeyecek herşeyi ona öğretmişti.

Allah Teala, onun buyruklarına itaat ve hareketlerinde kendisinin izinden gitmeye bizleri muvaffak kılsın."155




Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.
(Bakara Suresi, 151)





  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-04-2006, 15:57   #29
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Hz. Aişe (ra) bildiriyor:

"Şerbetlerin içinde tatlı ve soğuk olanını severlerdi.146

Peygamber Efendimiz bal şerbeti, hurma ve kuru üzüm şırası gibi içecekleri severlerdi.147

Peygamber Efendimizin en çok sevdiği içecek, soğuk tatlı şerbetlerdi."148

Şerbetlerin içinde en çok bal şerbetini severdi.149

İçilecek şeylerde en çok sütü severlerdi.150

Peygamberimiz (sav) süt için şöyle buyurmuşlardır:

"Allah bir kimseye yemek yedirdiği zaman o kimse, 'Allah'ım Bize bu yemeği bereketli kıl ve bize bundan hayırlı rızık ver' diye dua etsin. Allah bir kimseye bir miktar süt içirdiği zaman da o kimse, 'Allah'ım bize bu sütü bereketli kıl ve bize daha çok süt ver' diye dua etsin. Çünkü yiyeceğin ve içeceğin yerini tutan sütten başka bir şeyi bilmiyorum."151

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-04-2006, 16:01   #30
Göktan
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: KUTLU DOĞUM HAFTASI

Çok sıcak yemeği sevmezdi."131

"En çok hoşlandığı yiyecek etti."132

"Kabağı çok severdi."133

"Avlanan kuş etlerini yerdi."134

"Hurmalardan Acve hurmasını severdi."135

Hz. Aişe (ra) Peygamberimiz (sav)'in sevdiği yiyeceklerle ilgili şunları söylemiştir:

"Tatlı ve balı severlerdi."136

"Hazreti Peygamberin katık olarak yediği yemeklerin bir kısmı şöyle sıralanabilir: Koyunun ön kolu ve sırt eti, pirzola, kebap, tavuk, toy kuşu, et çorbası, tirit, kabak, zeytinyağı, çökelek, kavun, helva, bal, hurma, pazı, anber balığı…"137

Hz. Aişe (ra) ek olarak şunları bildirmiştir:

"Kavun, karpuzu yaş hurma ile yerlerdi."138

Hz. Cabir (ra)'den:

"Taze hurma ve kavun çok yerlerdi ve 'bunlar güzel meyvedir' derlerdi."139

"Hiçbir zaman bir yemeği yermemiştir. Hoşuna giderse yer gitmezse yemezdi. Hoşlanmadığında da bir başkasına kötülemezdi." 140

Peygamber Efendimizin sevdiği bazı yiyecekler için söylediği sözlerden bir kısmı ise şöyledir:

"Etin en güzel yeri sırt etidir."141

"Sirke ne güzel katıktır."142

"Mantar kudret helvasıdır."143

"Sinameki ve sennut (tereyağ tulumuna konulan bal) yemeye devam ediniz. Çünkü bu iki şeyde samdan (ölümden) başka her hastalıktan şüphesiz şifa vardır."144

"Zeytinyağını yiyiniz ve kullanınız. Çünkü bu yağ mübarektir."145

... Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur...
(Bakara Suresi, 25)

  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 02:30


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats