![]() |
| | #81 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Ebû Hureyre radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatıyor: Bir adam başka bir beldede bulunan bir arkadaşını ziyaret etmek maksadıyla yola çıkmıştı. Allahü Teâlâ, adamın yolunda bir melek vazifelendirip, bekletti. Adam, o melekle karşılaşınca melek kendisine: — Nereye gidiyorsun? diye sordu. Adam: — Şu beldede bir din kardeşim var, onu ziyaret için gidiyorum, diye cevap verdi. Melek: — Onunla alâkalı yapacağın bir vazife mi var? diye sordu. Adam: — Hayır, öyle bir şey yok, Allah için kendisini sevmemden başka bir işim yok, dedi. Bunun üzerine o melek: — Ben, senin o din kardeşini Allah için sevdiğin gibi, Allah'ın da seni sevdiğini sana bildirmek üzere vazifelendirilen, Allah'ın elçisiyim, dedi. (Müslim) |
| |
| | #82 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Ebû Saîd radıyallahu anh anlatıyor: Bir adam Peygamber aleyhisselâma: — Kıyamet gününde, Allah nezdinde en faziletli ibadet hangisidir? diye sordu. Allah'ın Resulü: — Allah'ı çok, çok zikreden erkeklerle kadınlardır, buyurdu. Adam: — Allah yolunda harbeden gaziden de daha faziletli midir bunların derecesi? diye sordu. Peygamber aleyhisselâm: — Gazi, kafir ve müşrikler ile kılıca kırılıp kana bulaşıncaya kadar kılıcı ile savaşsa, yine Allah'ı zikredenlerin derecesi ondan üstündür, buyurdu. (Tirmizî) |
| |
| | #83 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Abdullah radıyallahu anh'ten şöyle anlatılıyor: Peygamber aleyhisselâm: — İçinizde kimi «rekûb» sayarsınız? diye sordu. Biz: — Evlâdı olmayan kimseyi, diye cevap verdik. Peygamber aleyhisselâm: — Hayır, «rekûb» öyle kimse değildir. Asıl «rekûb» âhırete evlâd göndermemiş, yani hiç bir evlâdı vefat etmemiş olan kimsedir, buyurdu. Sonra: — Güreşte en çok galib gelen kimi sayarsınız? diye sordu. Biz: — Sırtı yere gelmeyen pehlivanı, dedik. Peygamber aleyhisselâm: — Hayır, öyle değildir. Asıl, öfkelendiği zaman nefsine hakim olan kişi, en çok galip gelen ve sirtı yere düşmeyen pehlivandır, buyurdu. (Müslim, Ebû Davud) |
| |
| | #84 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Resulullah (s.a.v) bir gece zevcesi Ümmü Seleme’nin evinde idi. Gece yarısı uykudan kalkıp evin karanlık bir köşesinde dua ve ağlamakla (Allah’a yalvarıp yakarmakla) meşgul oldu. Ümmü Seleme, Resulullah (s.a.v)’ı yatağında görmeyince kalkıp onu aramaya koyuldu. Bir de baktı ki Resulullah (s.a.v) evin karanlık bir köşesinde durup ellerini göğe kaldırmış, ağlayarak Allah’a şöyle yalvarıp yakarıyor: “Allah’ım! Bağışladığın nimetleri benden esirgeme. Beni, düşmanların bana gülme vesilesi kılma, kıskançları bana musallat etme. Allah’ım! Beni kurtardığın kötülük ve çirkinliklere geri çevirme. Allah’ım! Beni hiçbir zaman ve hiçbir an kendi başıma bırakma; kendin beni her şeyden ve her afetten (beladan) koru.” Ümmü Seleme Resulullah (s.a.v)’in bu durumunu görünce ağlayarak kendi yerine döndü. Resulullah (s.a.v) Ümmü Seleme’nin ağlama sesini duyunca, ona doğru gidip ağlamasının sebebini sordu. Ümmü Seleme şöyle dedi: “Ya Resulullah! Senin ağlaman beni ağlattı. Sen neden ağlıyorsun? Siz Allah katında olan onca büyük makam ve yakınlığınıza rağmen Allah’tan böyle korkuyorsunuz, Allah’tan bir an bile sizi kendi başınıza bırakmamasını istiyorsunuz, o halde vay bizim halimize!” Resulullah (s.a.v) onun sözüne karşılık şöyle buyurdular: “Nasıl korkmayayım, nasıl ağlamayayım, nasıl kendi akıbetimden korkmayayım, nasıl kendi makam ve mevkime güveneyim! Oysa ki Allah Teala, Hz. Yunus’u bir an kendi haline bıraktı ve onun başına gelmemesi gereken şey geldi!” |
| |
| | #85 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Berâ radıyallahu anh şöyle anlatıyor: Uhud gününde müşriklerle karşı karşıya geldik. Resûlullah aleyhisselâm bir okçu bölüğünü muayyen geçitte bıraktı. Başlarına da Abdullah bin Cübeyr radıyallahu anh'ı kumandan tayin etti ve: — Mevkiinizden ayrılmayın. Bizim onlara galib geldiğimizi görseniz de ayrılmayın; onların bize galebe ettiklerini gördüğünüz takdirde de bize yardım etmek için çıkmayınız; her hâl-ü kârda bulunduğunuz mevkide kalın! diye emir verdi. Harp başlayınca, bizim taarruzumuz karşısında müşrikler bozulup kaçmaya başladı. Hattâ müşrik kadınlarını dağda kaçarken gördüm, bacaklarından elbiselerini kaldırmışlar, ayaklarındaki bilezikleri bile görünüyordu. Bunun üzerine müslüman askerleri: — Ganimet, ganimet! diye koşuşmaya başladılar. Bu durumu gören okçuların kumandanı Abdullah bin Cübeyr radıyallahu anh: — Peygamber aleyhisselâm bana mevkiinizi terk etmemenizi tenbih etti, dedi. Fakat okçular da bunu dinlemediler ve ganimet toplamak için yerlerini terk ettiler. Böyle olunca da düşman bundan istifadeyle geri müslümanlara saldırıp galib geldiler. Bu saldırı neticesinde müslümanlar yetmiş şehîd verdiler. Daha sonra müşriklerin ileri gelenlerinden Ebû Süfyan kalkıp bağırdı: — Muhammed aranızda mı? Peygamber aleyhisselâm: — Cevap vermeyin, dedi. Ebû Süfyan Hazreti Ebû Bekir'i kasdederek: — Ebû Kuhâfe içinizde mi? diye sordu. Peygamber aleyhisselâm: — Cevap vermeyin, dedi. Ebû Süfyan Hazreti Ömer'i kasdederek: — Hattab'ın oğlu aranızda mı? diye sordu. Bunun için de bir cevap alamayınca, bunların hepsi muhakkak öldürülmüş, eğer sağ olsalardı cevap verirlerdi, dedi. Bu defa Hazreti Ömer, kendini zaptedemeyerek: — Yalan söylüyorsun, ey Allah'ın düşmanı, Allah sana perişanlık verecekleri sana karşı yaşatacaktır! dedi. Ebû Süfyan: — Yüksel Hübel! diye bağırdı. Peygamber aleyhisselâm sahabîlere: — Cevap verin, buyurdu. Onlar: — Ne diyelim? diye sordular. Peygamber • aleyhisselâm: — Allah daha yücedir, o en yücedir, deyin! buyurdu. Ebû Süfyan: — Bizim Uzza'mız var, sizin yok! dedi. Peygamber aleyhisselâm sahabîlere: — Cevap verin! dedi. Sahabîler: — Ne diyelim? diye sordular. Peygamber aleyhisselâm: — Allah bizim mevlâmızdır, sizin ise mevlânız yok! deyin, buyurdu. Ebû Süfyan: — Bu gün, Bedir'e karşılık olan bir gündür. Harb nöbetlerden ibarettir, yani bazen sizin, bazen bizim lehimize sonuçlanır. Çirkin bir şekilde öldürülenlere rastlayacaksınız, bunları ben emretmiş değilim. Bu itibarla beni kötülemeyin! dedi. |
| |
| | #86 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| İbni Abbas radıyallahu anh anlatıyor: O gün müslümanlardân bir kişi, müşriklerden bir adamın karşısında güç bir vaziyette kalmışken, birden bire müşrik kimsenin üzerinde bir kamçı darbesinin sesini ve atlının «îleri ey Hayzûm!» dediğini duydu. Karşısındaki müşrike bakınca, adam sırt üstü yere yıkıldı. Bir de baktı ki, adamın burnu kırılmış, yüzü yarılmış, kamçının isabet ettiği yerler mosmor olmuştu. Ensârdan olan o adam bunu gelip Peygamber aleyhisselâma anlatınca, Allah'ın Resulü: — Doğru söylüyorsun;'bu' üçüncü kat semâdan gelen yardımdır! buyurdu. (Müslim) |
| |
| | #87 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Hayber senesinde Peygamber aleyhisselâm ile beraber harbe çıktık. Elbise ve diğer muhtelif mallardan başka, altın ve gümüş nâmına ganimet olarak bir şey elde etmedik. Allah'ın Resulü, Kura Vadisine doğru yöneldi. Kendisine Mid'am isminde bir zenci köle hediye edilmişti. Bu köle, Peygamber aleyhisselâmın hayvanını hazırlarken bir ok isa-betiyle öldü. İnsanlar «Cenneti mübarek olsun!» dediler. Allah'ın Resulü ise: — Asla, dedi. Hayâtımı kudreti ile tutan zâta yemin ederim ki, Hayber gününde ganimetler paylaştırılmadan önce, gizlice aldığı örtü, ateş olarak üstünde yanıp parlayacaktır, buyurdu. Müslümanlar bunu işitince, bir adam Peygamber aleyhisselâma bir veya iki nalın kayısı getirdi ve: — Bir veya iki nalın kayısı ateşten ibarettir, yani bende kaldığı takdirde kıyamet günü beni yakan ateş olurlar, dedi. (Buharî, Müslim, Ebû Davût) |
| |
| | #88 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| selamun aleyküm biraz bu sayfayı boş bıraktım kusura bakmayın..... |
| |
| | #89 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Gül kokuna hasretiz Bayram Leventoğlu Ya Muhammed, bu gece teşrif ettin dünyaya Gelişinle son verdin ,karanlık heyulaya. Ne zulmetler son buldu,Kisra ateşi söndü Sayenizde efendim,karanlık ,güne döndü. Emaneti koruyan,Muhammedül-emindin İtimadın kalesi,Sen en sağlam Yemindin. Yetimdin,kimsesizdin,kimsesizl er kimsesi Şefkatle uzanan el,Hak yolunun gür sesi. Allah,Kitap bilmezdik,Karanlığı severdik Doğru yola gelmezdik,Put`umuzu överdik. Nefislerin mahkumu zincirli kölelerdik Senin nurlu yolunda,şükür kulluğa erdik. Allah gönderdi Seni, beşer şaşmasın diye Bir daha sapkınlaşıp,haddi aşmasın diye Habibullah Muhammed son Nebi,son Peygamber Gel,Gör ne hallerdeyiz,sesimize cevap Ver. Unuttuk öğretini,öğretini unuttuk Hakkı yerlere attık,batılı üstün tuttuk. Adı barış dinini ,terörle anıyorlar Ümmetin karanlıkta,ışığı arıyorlar. Herkes kendi halinde kurtarıyor gemiyi Vahşete yollanırken eskitiyor yeniyi. Rehbersin Sen ya Resul,terkettik Hadisini Bıraktık elimizle,BİR ALLAHın ipini. Gül kokuna hasretiz,Ebu cehil hortladı Zalimin zülmü devam,BİR ALLAH tan korkmadı. Yoluna set çektiler,ümmetin gelemiyor Canı kıymetli oldu,yolunda veremiyor. Batılın oyuncağı,ümmetinin hanesi Evimizde gürlüyor,Şeytanların bet sesi . Ezanlar batar oldu,kulaklara ezanlar Küfrü savunur oldu,köşelere yazanlar. Sadece künyelere İslam diye yazıldık. Garip kaldık ya Resul,haramlara ezildik. Kur`anın ışığında kurtuluşun müjdesi Elbette rehberimiz,Muhammedin gür sesi . Şefaatini gönder umutsuz ümmetine Muhtacız Peygamberim,muhtacız Himmetine. Sen canımdan azizsin,anam babamdan önde “canım arzular seni”,ruhum hapis bu tende. Seni sevmek ya Resul,yolunda yürümektir, Senden habersiz olmak,yaşarken çürümektir. “Cihad “desem ya Resul ,ürkerler kelimeden Kurtar bizi ya Resul,ömrümüz erimeden. Gül kokundan uzakta,ne huzur var ne rahat Bu garip ümmetine,eder misin şefaat? |
| |
| | #90 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| E F E N D İ M ! ... Mehmet Sertpolat Kaç vakittir sana hasret çeker özlerim. Her uykuda rüya diye seni gözlerim. Himmet eyle ben günahkâra tökezlerim. Sevgim sonsuz, lakin kifayetsiz sözlerim. Yıllar var ki, dilimde hep senadır adın. Seni Allah övmüş, bana şereftir yâdın! Hangi âşık duyuramaz sana feryadın? Her salât - selamla alevlenir közlerim! Sen ki yıldızlara güneş,Hakk’a habipsin! Kalpleri yeniden Rab’ be açan tabipsin! Ben cemalinden mahrum Üveys,sen sahipsin Gül yüzün göster,nârınla yanar özlerim! Teşrifinle müşerref eyle şu garibi! Her açan gülde seni gören muzdaribi. Ey ümmetinin eşsiz şefaat sahibi! Gel sevindir,bak Yakub’a döndü gözlerim! :'( :'( :'( |
| |
| Konu Araçları | |
| |