![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| ![]() Yüz’lerce Salât ve Güllerce Selâm![]() Senai Demirci Gül yüzü buluşma yeridir, En temel kavuşmalar gül yüzünde gerçekleşir. Çünkü gül yüzler bakışı aşka dönüştürür. Bakış ki, aşıkın maşuka dönüşüdür; İlk tanışma ve son ayrılıktır. Sonra mayelenir bakış; Bakış aşk olur, bakış vuslat olur. Aşık ve maşuk tanışmaktan öte geçerler, Geri döner ve sanki birbirlerini hatırlamış olurlar. İlk bakışma sonsuz beklemelerin durulduğu bir göl olur. Güzellik gül yaprağında beklemiştir aşkı. Aşk gül yüzünde güzelle buluşur. Aşk gül tenlerde görünür kılar kendini. Ve güzellik aşkın bakışında seyre dalar kendini. ![]() Resûlü Ekrem (s.a.v.)’in güzel sureti <<Hilye-i Saâdeti >> Peygamber (s.a.v.) Efendimiz Hazretleri,bütün yaratılmış olanların en güzeli idi.![]() Bütün uzuvları uygun idi. Ölçülü idi, yakışıklı idi. Mübarek vucudu güçlü ve kuvvetli idi. Zayıf ve şişmen olmayıp orta halde idi,etleri sıkıca idi. Nurlu cildi ipeklerden yumuşaktı. Hoş güzel cisminin kokusu fevkalâde güzeldi. Okşadığı şeylerden günlerce güzel kokular duyulurdu. Tertemiz vucudu beyazdı,nurâni idi. Bu beyazlık içinde hoş- güzel bir pembelik parıldardı. Pek sevimli olan mübarek boyu ne kısa- ne uzun idi. Bununla beraber yanında bulunanlardan dâima uzun görünürdü. Berrak göğsü ve iki mübarek omuzlarının arası geniş idi ve nurlu omuzları arasında güvercin yumurtası gibi bir kırmızı ben nişânesi vardı ki,bu bir “ Hâtem-i Nübüvvet – Peygamberlik mührü “ idi. O Nebiyyi zişânın bilekleri, elleri, parmakları uzunca ve kalınca idi. Mübarek başı ve ağzı pek ölçülü ve pek güzel sayılacak şekilde büyükçe idi. Ön dişleri seyrekçe idi. Söz söyledikçe inci tanelerinden daha berrak olan dişlerinin parıltısı görülürdü. Parlak Anlı genişti. Hilal kaşları uzunca idi. Kaşlarının arası açıkça idi. İki kaşının arasında gazap ettiği zaman kabarıp beliren hoş-güzel bir damar vardı. Hoşluk güzellik nişanesi olan kirpikleri,uzun ve siyah di. Saadetli sakalı sıkça idi. Bir tutam boyunca bulunurdu. Ahirete teşrifleri sırasında mübarek başıyla sakalının beyaz saçları henüz yirmi kadar bulunuyordu. Sümbüllerden daha zarif,daha güzel kokulu bulunan başının saçları ne pek kıvırcık, ne de pek düz idi,kulaklarının yumuşaklarını geçmezdi. Ashab-ı Güzîn’den Hz. Enes demiştir ki: “ Ben Resûlullah (s.a.v.)’den daha güzel bir zat görmedim, mübarek yüzünden sanki güneşin nurları akardı, o güzel yüzünde parlayan letafet nurları,güzel dişlerinden gülümsedikçe saçılan berrak parıltılar,karşısında bulunan duvarlara aksederdi. Evet…Resûlü Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in bütün uzuvları,bütün duyu organları pek mükemmeldi. Başkalarının göremeyecekleri,işitemeyecekle ri kadar uzak yerlerde bulunan şeyleri görür,sesleri işitirdi. Pek vakarlı olan yürüyüşü, inişten aşağıya doğru akar gibi süratlice idi. Kendisinde her yönüyle bir mükemmeliyet,bir fevkalâdelik görünürdü. Kendisini ilk gören kimse,bir heybet içinde kalır, kendisiyle görüşüp konuşma şerefine nail olan kimse, ona karşı derin bir sevgi duyardı. Onun yüksek vasıflarını görüp anlatanlar,onun bir benzerini ne ondan evvel ne de ondan sonra görüp bilmediklerini ifade ederlerdi. Kısacası O bir letâfet ve mükemmeliyet harikası idi. Sallallâhü aleyhi vesellem. ![]() ![]() ***MÜBAREĞİN DOĞUMEVİ*** ![]() Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasip eylese görsem yüzünü Ya Muhammed cânım arzular seni... ![]() ESSALÂTÜ VESSELÂMÜ ALEYKE YÂ RASÛLALLAH ![]() Kerem kıl,tesellim ol,düş içime cemreler gibi…Bir gelişle gel,bir gülüşle gel,güle düş de gel,hayalde gel,düşte gel… Ayı ikiye bölen kutlu ellerinle gel,şirki kara yere karan tatlı dillerinle gel,saadet muştusunda bahtlı kullarınla gel…Ve ıtır,ıtır tomur tomur güllerinle gel… Gel Efendim,Gül Kokulum… Yetiştir suyu çorağa,tutuştur gülü yaprağa…Gül dikilsin yeniden toprağa… Senin bir damla kokuna,bütün aşklarımı fedaya hazırım…! Ve bir kırıntısına nazarının,bütün yüreğimi kanatmaya… Bir gülü koklamak gibi seni anmak… ![]() Gel Ey…! Avucumda hep dikenler…Kanıyor…Kanıyor..İskender Pala ![]() Seni yürekten sevmek var şimdi. Ben sana aşığım ya RasulALLAH! Başka aşk istemem gönlümde; göz yaşlarım sana aksın, Sözlerim seni söylesin, ahlakım senin ahlakın olsun! Şimdi güllerde solgun, senin hasretinden susamışlar suya! Sana kavuşmayı günbegün arzuluyorum ey Sevgili! Bitsin artık benim dünya sürgünüm... ![]() EY NEBI, EY RASUL, EY ALEMLERIN SULTANI EFENDİMİZ HOŞGELDİN GÖNÜLLERİMİZE, HOŞGELDİN HANEMİZE...ŞEFAAT EYLE EY HABİB-İ ZİŞAN. BİR TEBBESÜM ET BİZE, BİR TEBBESÜM SADECE.. Varlığının kaç bahara bedel olduğunu bilmeyenler yokluğunun ıstırabını nasıl duysunlar Efendim? Seni çok seviyoruz, seni çok özlüyoruz. Bize kırgın mısın Efendim? ![]() O'nu Öğretmediler Bu ülkenin okullarında çok şey öğrendim... Eklembacaklıları bile! Solon'un kanunları için, kaç gecemi feda ettim... Ve kilolarca kitabın seneler süren hamallığı... Hesapta eğittiler bizi. Ama eğemediler. *** Yıllar geçti... Çok şeyin hesabını yaptım inceden inceye... Sinüsler, polinomlar hiç işime yaramadı. Ben bir şeyler arıyordum. Gerçeği arıyordum. Gerçek O'ndan ibaretti. O'nu öğretmediler. *** Sonra... Bir aydınlık... Bin dört yüz küsur sene evvel. Buldum. Gerçek sevgilinin sevgilisi... Birden... Bir cesaret, bir cesaret... Dedim ki kendime; "O'nun çektiği sıkıntının bir zerresine katlansak, dünya dize gelir..." *** Ve sonra... Ya ALLAH, Bismillah... O'nun sevdasına tutunup çıktık meydana. Biz kaç asırdır hep galip başlamışız mücadeleye... Şuurumuzun hakim edasından korkmuşlar meğer... *** O'nu öğretmediler... İnsanların Efendisinden, bahsetmediler hiç, bu ülkenin okullarında... Ama öğrendim... SENİ GÖRMEDEN SEVDİK EY SEVGİLİ !!!!! ![]() Bir mübârek sefer olsa da gitsem Kâbe yollarında kumlara batsam Hub cemâlin bir kez düşde seyretsem Ya Muhammed cânım arzular seni ![]() ![]() Kalp O’nu tanımaya görsün. “Birisi kalbe Resulullah’ı (S.A.V) hatırlamaya görsün ve yürek O’nun Kokusunu almaya görsün kendinden geçer" ![]() Mahşer günü çok yalvaracağız. “Ya ResulALLAH” deyip inim inim inleyeceğiz. Tanıdık bir ses olabilmemiz için yaşarken Ona çok seslenmek gerek. M.Fethullah Gülen Sen’i seven her ruh uludur ya Resûlallâh! Gönlü-gözü onun doludur ya Resûlallâh! Cemâlin pertevinden zerre şevk alan billâh, Kapının ayrılmaz kuludur ya Resûlallâh! Beklemez bir başka iltifât Sana erenler, Semtin iltifat buğuludur ya Resûlallâh! Gönül gözleriyle bir kere seni görenler, Onlar ruhların bir koludur ya Resûlallâh! Uçuşur ikliminde altın kanatlı kuşlar, İklimin kuşların yoludur ya Resûlallâh! Cennet yamaçları gibidir orda ufuklar, Cemâlin bu ufkun tülüdür ya Resûlallâh! ![]() Sana ermek imanlı gönüllerin rüyâsı, Seni bilmeyenler ölüdür ya Resûlallâh! Vuslatın, bu garip kıtmîrin her dem hülyâsı, Bu benim gönlümün gülüdür ya Resûlallâh! ![]() Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin. Gerçekten senin için kesintisi olmayan bir ecir vardır. Ve şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin. ![]() Ne olur gel artık! Düşlerimize gel… İşlerimize gel… Aşlarımıza gel… Bunlara gelirsen aşklarımıza da gelmiş olursun. Gel ki, ibadetlerimiz rayına otursun. Gel ki, sevdamız gerçek aşka erişsin. Gönder Rabbim, gönder artık Gülümüzü… Bekliyoruz ey Nebi! Senin hasretinle yanan, nice bağrı yanık âşıkların var… Senin için bestelenen yepyeni “Taleal Bedru Aleyna”ların var… Gel artık!.. İşimize, aşımıza, aşkımıza, içimize gel… Çünkü biz de Sana gelmek istiyoruz ey Gül; gelmek istiyoruz Sana… Ey Can! Kırık dökük, kirli paslı bir gönül taşıyorsak bile, gönlümüzün en temiz yerini Sana ayırdık Can Efendimiz. alıntı |
| |
| Konu Araçları | |
| |