![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: May 2008 Yaş: 24
Mesajlar: 319
| MEHMET AKSU KITABINDAN ALINTI: Peygamber Efendimiz, Allah'ın elçisi olması dolayısıyla ciddi, vakarlı, ağırbaşlı, heybetli bir insandı. Bu hali zaten normaldi. Çünkü taşıdığı görev, üstlendiği vazife bunun gereğiydi. Ancak her haliyle o da bir insandı. Hem de çok cana yakın... Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimize yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı. Zaten insan her zaman ciddi ve ağır meseleleri konuşamaz, bazen ortamın yumuşatılması, insanların rahatlatılması gerekir. Herkes gibi Peygamberimiz de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır. Ebû Hüreyre'nin rivayetine göre Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır: "Kul şaka ile de olsa yalanı, doğru bile olsa lüzumsuz tartışmayı bırakmadıkça tam inanmış bir mü'min olamaz." Peygamber Efendimiz bir yandan yeri geldikçe şaka yaparken, diğer yandan da Sahabîlerin yersiz şaka yapmamaları konusunda uyarıda bulunurlardı. "Arkadaşlarınla ağız kavgası yapma, bir söz verip de tutmamazlık etme." Etrafındakiler sordular: "Yâ Resulallah, siz de şaka yapıyorsunuz." Çelişkili gibi görünen bu durumu Peygamberimiz şöyle cevapladı: "Evet, ben de şaka yaparım, fakat şaka yaparken bile sadece hakikati söylerim." Bunun yanında, Peygamberimiz insanlarla alay etmez, hafife almaz, dalga geçmez, küçük düşürmez, mahcup etmez, zor durumda bırakmaz, "işletme" gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı. Peygamberimizin yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi. Peygamberimiz çocukları çok severdi. Onlarla ilgilenir, sevindirirdi. Çocuklar Peygamberimizden hiç kaçmazlar, nerede görseler hemen yanına gelirler, çevresini sararlardı. Enes bin Mâlik anlatıyor: "Peygamber Efendimiz insanların en güzel ahlâklısı idi. Benim Ebû Umeyr adında küçük bir kardeşim vardı. Peygamber Efendimiz bizim eve gelerek onu gördüğünde, "Ebû Umeyr'i üzgün görüyorum, sebebi nedir?" "Babam, 'Yâ Resulallah, oynadığı nugayr kuşu öldü' dedi. (Nugayr, serçeye benzeyen kırmızı gagalı bir kuştur.) "Bundan sonra Peygamber Efendimiz, Ebû Umeyr'i ne zaman görse; "Ebû Umeyr ne oldu senin nugayr?' diye takılırdı." Hazret-i Enes'in kendisi de Peygamberimizin hizmetine on yaşlarında iken girmişti. Bir defasında Efendimiz kendisine: "Ey iki kulaklı adam" diye takılmıştı. Peygamberimiz aile içinde mükemmel bir eş, şefkatli ve sevimli bir babaydı. Zaman zaman eşleriyle de şaka yapar, onlarla olan samimiyetini geliştirirdi. Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimize gelerek: "Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi. Peygamber Efendimiz: "Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı. Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı. Peygamber Efendimiz, Sahabîlere: "Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.) Peygamberimizin dadısı ve Zeyd bin Hârise'nin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber Efendimize gelir ve onu evine davet eder: "Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor." "O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?" "Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!" "Evet, gözlerinde beyazlık var." "Vallahi yok yâ Resulallah." "Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın." Peygamberimizin bir başka latifesini de Enes bin Mâlik'ten dinleyelim: "Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimize her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da, Peygamber Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu: "Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz." "Peygamberimiz Zahir'i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı. "Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber Efendimiz gitti, sessizce yaklaştı, Zahir'i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı. "Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın' diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimizin göğsüne iyice dayamaya başladı. "Zahir'in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber Efendimiz yüksek sesle: "Bu köleyi satıyorum, var mı alan?' diye seslenmeye başladı. "Zahir boynu bükük, mahzun bir halde: "Yâ Resulallah, benim gibi değersiz bir köleye vallahi kuruş veren olmaz' deyince Peygamber Efendimiz: "Hayır, yâ Zahir, sen Allah katında hiç de değersiz değilsin' buyurdu." Avf bin Mâlik anlatıyor: "Tebuk savaşında Peygamberimizin huzuruna gittim. Deriden yapılmış bir çadırın yanındaydı. Kapıdan selâm verdim. Selâmımı aldı ve bana: "Buyur, gir' dedi. "Bütün vücudumla mı gireyim?' dedim. "Bütününle gir' dedi ve girdim. "Çadır küçük olduğu için Avf şakayla, 'Bütün vücudumla mı gireyim?' demişti." Böylece Peygamberimiz şakaya şakayla karşılık vermişti. Düzenleyen: vuslat33 , 09-07-2008 - 19:24. Sebep: yanlışlık |
| |
| | #2 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 237
| O'na gurban olayım |
| |
| | #3 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Mar 2008
Mesajlar: 975
| mükemmel.... |
| |
| | #4 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 1,261
| ............................ "Yaşlı kadınlar Cennete giremez"kıssasını çok severim Sağolasın vuslat33 kardeşim Düzenleyen: LeyLi efruz , 10-07-2008 - 00:06. |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| canım benim yaa...kurban olurum ben ona... |
| |
| | #6 |
| Onbaşı Katılım Tarihi: Jun 2008 Yaş: 18
Mesajlar: 87
| Efendim Rabbim bizleri hep senin şefaat edeceğin kullarından eylesin inşallah |
| |
| | #7 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2008
Mesajlar: 528
| çok güzel . allah bizlere de nasip eylesin onunla yüzyüze gelmeyi konuşmayı........... emeğinize sağlık. onu anlatan her kelime her cümle ayrı bir güzel. kelimeler onunla daha bir anlam buluyor. |
| |
| Konu Araçları | |
| |