![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Pekçok hadise insanın arzu ve isteği dışında gelişir,insan sıkıntıya düşer üzülür,zulme uğrar,başına musibet ve felaketler gelebilir.Ancak başa gelen herşey Allah'tan olduğuna göreilk anda görülmesede neticesi itibariyle o musibette insan için bir fayda gözetilmiştir. İşte insan karşılaştığı bu hadisede onun içindeki hayırlı neticeyi düşünüp içine sindirmelidirki,tedirgin olmasın.Bunu anlayınca tahammül edip bekler;Allah'a tevekkül eder,kendisini olayların akışına kaptırmaz.İşte bu davranışın adı sabırdır. Diğer taraftan, bazen olur pekçok nimetten istifade eder,olaylar arzu ettiği şekilde gelişir,birçok nimete sahip olur,yahut kendisinde bulunupta başkasında olmayan bazı nimetleri hatırlar,bir lütuf olarak kendisine verildiğini idrak eder.Böylece ,verilen nimetleri,verenin emri yolunda kullanacağını anlar,şükreder. İşte olgun insan üzücü olaylar karşısında anında sabır silahını kullanır.Başına başına daha büyük bir musibet gelmediği için Rabbine şükreder. Peygamberimiz(a.s.) sabır kahramanı olduğu gibi,şükür deryasıdı da.Çünkü en büyük bela ve musibetlerO'nun (a.s.) başına gelmiş;bunula birlikte en büyük nimet ve imkanlarda kendisine verilmiştir. Bir hadiste ifade buyurduğu gibi,"En çok musibet ve meşakkate uğrayanlar,insanların en hayırlıları ve olgunlarıdır." Peygamberimiz'de(a.s.) insanların en olgun ve hayırlısı olduğundan imtihan için,Cenab-ı Hak en çetin musibetleri ona vermiştir. Efendimizin (a.s.)hayatını gözden geçirdiğimizde ,en çok O'nun (a.s.) bela ve musibetlere uğradığını görürüz.Daha dünyaya gelmeden babasını kaybetmiş;altı yaşında annesinin,iki sene sonra dedesinin vefatını görmüştü.Peygamberliğini müteakip düşmanlarına karşı kendisini koruyan amcası Ebu Talib'in ve en çok desteğini gören hanımı Hz Hatice'nin vefatına şahit olmuştı.Hz. Fatıma'dan başka bütün çocukları, ya küçük yaşta veya genç yaşta vefat etmişlerdir. Bütün bu musibetler Peygamberimizin(a.s.) gözlerini yaşartmış,fakat O'nun ağzından kaderi suçlayıcı biçimde tek bir söz duyulmamış bir feryat işitilmemiştir.Bu felaketler karşısında asla sarsılmamış,yılgınlık duymamış sadece sabretmiştir. Peygamberliğinde sonra ise , insanları kurtuluşa çağırdığı için kendi kavmi,kabilesi ve yakın akrabaları tarafından ölümle tehdit edilmiş,işkence yapılmış,hakarete naruz kalmış,alaya alınmıştır.Bununla kalınmamış,varlığına tahammül edemeyenler, O'nu(a.s.) öldürmek için plan kurmuşlardır. Bu kadar eziyetlere sabreden Peygamberimiz(a.s.) sonunda doğup büyüdüğü elli yıl hayatını geçirdiği vatanını terk etme mecburiyetinde kalmıştır.Müşrikler,hicretined e engel olmak için her türlü yola başvurmuşlar; fakat kurdukları bütün tuzaklar sonuçsuz kalmıştır.Aradan fazla zaman geçmedende ordular kurup üzerine yürümüşlerdir.Peygamberimiz(a. s.) müşriklerle yaptığı bu savaşlarda bir hayli zor anlar yaşadı ,hayati tehlikeler atlattı ,Medineyi sasvunmak için hendekler kazdı günlerce aç kaldı, o halde dahi en küçük bir bıkkınlık göstermeden sabır ve metanet gösterdi.Çünki O(a.s.) biliyorduki sabreden zafere erecektir. İnsan geçici olan musibetlere dayanabilir,fakat peşpeşe,arka arkaya gelen zincirleme felaketlere sabretmesi oldukça güçtür.İşte Peygamberimiz(a.s.) hayatı boyunca her türlü musibete uğradığı halde sabır ve azminden tevekkül ve itimadından hiçbir şey kaybetmemiştir,felaketler arttıkça O'nunda (a.s.) dayanma gücü artmıştır. Bu sabrı sonunda düşmanlar dize gelmiş,yılmışlar,bazılarıda düşman oldukları islamı kabul ederek,sonunda Peygamber safında yer almışlardır. Allah'ın selamı O'nun(a.s.) ve yanındakilerin üzerine olsun. İLİM BAHÇESİ. |
| |
| Konu Araçları | |
| |