![]() |
| | #31 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,810
| Herkese gönderilen Peygamber Sual: Yeni bir peygamber gelecek mi? Bazıları, (Nebi gelmez ama, resul her zaman gelir, şu anda resuller, yani elçiler vardır) diyorlar. Peygamber efendimiz son nebi ve son resul değil midir? CEVAP Evet son nebi ve son resuldür. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: (Nübüvvet ve risalet sona erdi. Benden sonra nebi de, resul de yoktur.) [Tirmizi] (Nübüvvet ve risalet peygamberlik demektir. Bu hadis, açıkça, nebi de, resul de gelmeyeceğini bildirmektedir.) (Resullerin ilki Âdem ve sonuncusu Muhammed�dir.) [Hakim] (Nebiler benimle son buldu.) [Müslim] (Bu iki hadis-i şerif de, resulün de, nebinin de gelmeyeceğini açıkça bildiriyor. Necdiler, ilk peygamber olan Âdem aleyhisselamı inkâr ediyorlar.) (Öğünmüyorum, ben nebilerin efendisi, sonuncusu ve şefaat edicilerin de ilkiyim.) [Darimi] (Peygamberim diyen yalancılar çıkar, benden sonra peygamber gelmez.) [Mişkat-ül-mesabih] (Diğer nebilere göre benim durumum şuna benzer. Güzel bir ev yapılır, ama bir kerpici eksiktir. Ziyaretçiler, evi beğenir. Yalnız "Şu boşluğa da bir kerpiç konsaydı" derler. İşte ben o kerpicim, nebilerin sonuncusuyum.) [Buhari, Müslim] (Her peygamber yalnız kendi kavmine geldi, ben ise bütün insanlara gönderildim.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai] (Peygamber efendimiz, âlemlere rahmet olarak bütün dünyaya gelmiştir. Hatta cinlerin de Peygamberidir. Birkaç âyet meali şöyledir: (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107] (De ki, ey insanlar, ben, Allah�ın hepiniz için gönderdiği Resulüyüm.) [Araf 158] (Âlemlere [Cin ve insanlara ilahi azap ile] korkutucu [uyarıcı] olarak Furkanı [Kur�anı] kuluna [Muhammed aleyhisselama] indiren [Allah�ın şânı] ne yücedir.) [Furkan 1] (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.) [Sebe, 28]) Allahü teâlâ, âlemlere rahmet olarak gönderdim diyor, o, bütün insanların peygamberi diyor. Allah�ın bu rahmeti yetmiyor mu da, yeni elçi aranıyor? İslam binası tamamlanmıştır. Bir âyet meali: (Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm�ı beğendim.) [Maide 3] (Son Resul gelip din tamamladığına göre, artık başka din ve başka Resul aranmaz.) Nebi, Resul gelmeyecek ama, ben resulüm diyen yalancılar çıkacak. Birkaç hadis-i şerif meali: (Davaları bir olan iki büyük ordu, çarpışmadıkça ve kendilerine ben resulüm [peygamberim, elçiyim] diyen yalancılar çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Ebu Davud, İ.Ahmed] (Bu hadis-i şerifler Resulullah efendimizin mucizelerindendir.) (Resulüm diyen yalancılar çıkacaktır. Benden sonra resul yoktur.) [Nesai, İ.Ahmed, Taberani] (Deccal gelmeden otuz kadar veya daha fazla kendilerine resul [elçi] diyen yalancılar çıkar. Bunlar, sizde olmayan âdetler, bid�atler çıkarır ve dininizi değiştirirler. Bunlardan sakının ve onlara düşman olun.) [Taberani] (Mesela bunlar imanın şartını eksiltir veya çoğaltırlar, kaderi inkâr ederler, hayrın ve şerrin Allah�tan olduğunu kabul etmezler. 19 un katı olmayan âyetler uydurma derler. Hadisleri inkâr ederler. İslâm âlimleri dini yanlış bildirmiş derler.) (Kıyametten önce resulüm diyen yalancılar çıkar. Onlardan sakının.) [Müslim, Taberani] |
| |
| | #32 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,810
| Peygamber düşmanı din düşmanıdır Sual: Bir dergi, kabir azabını, miracı, Cennette Allahü teâlânın görüleceği gibi hususları inkâr ediyor. Ehl-i sünnetin inanışının yanlış, mutezilenin görüşünün doğru olduğunu savunuyor. Eshab-ı kirama dil uzatıyor. Peygamber efendimizin gelecekten bahseden hadislerini, mesela Deccal�ı, Mehdi�yi, kıyamet alametlerini inkâr ediyor. "Çünkü peygamber gaybı bilmez. Sözleri bir tahminden ibarettir. Tahmini doğru da, yanlış da çıkabilir" diyor. "Kitab ve Sünnet" tabirine de çok saldırıyor. "Kur'andan başka bir sünnet adı altında din çıkarmak İslam�ı yıkmaktır" diyor. Bu hususta bilgi verir misiniz? CEVAP Mısırlı, Suriyeli mezhepsizler, dinimizdeki dört delilden ikisini inkâr eder, sadece "Kitab ve Sünnet" diyorlardı. Bunlar daha ileri giderek, sünneti de inkâr ediyorlar. Sünneti Kur'an-ı kerimden farklı bir şey zannediyorlar. Bunların asıl maksadı Kur'an-ı kerimi inkârdır. Edille-i şeriyyeden, dindeki dört delilden üçü inkâr edilince, herkes kendi anladığını doğru kabul edecek, herkesin anladığı din olacak. Böylece insan sayısı kadar din meydana gelecek. Bir kaos yaşanacak. Maksatları İslamiyet�i yıkmaktır. Fakat buna muvaffak olamayacakları Kur'an-ı kerimde bildirilmektedir. Mealen (Onlar, ağızları ile [sihir, kehanet diyerek] Allah�ın nurunu [Allah�ın dinini, kitabını, delillerini] söndürmeye yelteniyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de, Allah nurunu tamamlayacaktır) buyuruluyor. (Saf 8) Hemen sonra, (Allah peygamberini hidayet ile [Kur'an ile, mucize ile] ve hak din ile gönderendir) buyuruluyor. (Saf 9) Kur'an-ı kerimde gaybı ancak Allahü teâlânın bildiği yazılıdır. Allahü teâlânın gaybı bildirdiği kimseler de vardır. Mealen buyuruluyor ki: (Allahü teâlâ, gaybdan bazılarını yalnız peygamberlerden dilediğine bildirir.) [Cin 27] Gaybdan bilmek Peygamberlerin mucizesidir. Evliyanın gaybdan bildiği kerametleri de yine Peygamber efendimizin mucizesinin devamıdır. (Redd-ül muhtar) Bu âyet-i kerimede bazı gaybları Allahü teâlânın peygamberlere bildirdiği açıkça yazılıdır. Peygamber efendimiz de, Allahü teâlânın kendisine bildirdiği gaybları, gelecekte olacak hadiseleri bildirmiştir. Mesela Deccal�ın ve Hz. Mehdi�nin geleceğini bildirmiştir. Hâşâ Peygamber efendimiz yalan mı söylemiştir? Kur'an-ı kerimde mealen (O, [Resulullah] vahyedilenden başkasını söylemez) buyuruluyor. (Necm 3) Sünnet, Kur'andan ayrı değil Necm suresindeki âyet-i kerime Peygamber efendimizin din hakkında bildirdikleri Allahü teâlânın vahyettiğinden başka olmadığını bildirmektedir. Kur'an-ı kerimde yine mealen buyuruluyor ki: (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neyi yasakladıysa ondan da sakının!) [Haşr 7] Kur'an-ı kerimde, Resulullaha itaatin Allah�a itaat olduğu, Ona isyan edenin Allah�a isyan etmiş olduğu çok yerde bildirilmektedir. [Nisa 80] Yine Kur'an-ı kerimin çok yerinde (Allah�a ve Resulüne itaat), (Allah ve Resulüne isyan) ifadeleri çok yerde geçer. (Nisa 13-14) Sünneti, Kur'an-ı kerimden ayrı göstermek büyük sapıklıktır. Çünkü Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki: (Kâfirler, Allahü teâlânın emirleri ile, peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar.) [Nisa 150] Nasıl kanunlar, Anayasadan ayrı kabul edilmezse, sünnet de, yani hadis-i şerifler de Kur'an-ı kerimden ayrı değildir. Onun açıklamalarıdır. Nasıl, tüzükler, yönetmelikler, kanunlara aykırı kabul edilmiyorsa, icma ve kıyas-ı fukaha da sünnete aykırı değildir. Kıyas, Kur'an-ı kerimin ve hadis-i şeriflerin açıklamasıdır. Sünneti Kur'an-ı kerimden ayrı, kıyası [âlimlerin ictihadlarını] hadis-i şeriflerden başka göstermeye çalışanlar, dalalet ehlidir. (Mektubat-ı Rabbani) Peygamberimizin düşmanları Bir yazar diyor ki: "Peygamberin bir mucizesi vardır. O da Kur'andır. Kur'an mucize olarak yetmiyor mu da başka mucizelere ihtiyaç hasıl olsun? Bir şeyin farz veya haram olması, ancak Kur'anın söylemesi ile mümkündür. Kur'anda olmayan farz ve harama itibar edilmez. Peygamberin ve âlimlerin sözleri, Kur'ana uymuyorsa alınmaz. Mukallidlik çok kötüdür. Peygambere uyan onun mukallidi olur. Mukallid, aklını kullanmamış olur. Kur'an sık sık Aklını kullan derken, bir mezhebe, bir âlime, bir peygambere uyan aklını kullanmış olamaz. Mukallid olur. Kur'anı herkes anlar. Bunda sahabenin veya âlimlerin bizden bu hususta bir üstünlüğü yoktur. Benim yazdıklarımdan doğru olanları alın! Bunda da ölçü sadece Kur'andır." Buna cevap verir misiniz? CEVAP İslam âlimleri, asırlardır bu tip insanlara cevap vermişlerdir. Kitapları böyle iddialara cevaplarla doludur. Her şey yazılmıştır, eksik bir şey bırakılmamıştır. Zaman zaman bu kitaplardan nakiller yapıyoruz. Tek tük de olsa böyle insanların ağlarına takılan kimseler oluyor. İyi niyetli kimselerin bunların tuzağına yakalanmamaları için İslam âlimlerinin eserlerinden nakiller yapıyoruz. Peygamber efendimizin binden fazla mucizesinin görüldüğü tevatürle sabittir. Eshab-ı kiram tevatürle bildirmiştir. Bunları inkâr eden, Eshab-ı kiramın sözüne inanmayan, Kur'an-ı kerime nasıl inanır? Çünkü Kur'an-ı kerimi toplayan da Eshab-ı kiramdır. Eshab-ı kiramda - hâşâ - yalancılık olursa, onların topladığı Kur'an-ı kerime nasıl itimat edilir? Bazı dinsizlerin dediği gibi, "Kur'anı indiren biziz, koruyan da biz olacağız" diye bir âyet niye uydurmasınlar? Zaten yabancı din düşmanlarının asıl gayesi de budur. Kur'an-ı kerime olan itimadı sarsmaktır. Önce hadis-i şeriflere olan itimadı sarsıyorlar, sonra da Kur'an-ı kerime olan itimada gölge düşürmeye çalışıyorlar. Yazar, (Kur'anda olmayan şeylere, [hadis-i şeriflere, Eshab-ı kiramın ve âlimlerin hükümlerine] itibar edilmez) diyor. Kur'an-ı kerimde bizim anlamamız mümkün olmayan çok şey vardır. Mesela namazların nasıl kılınacağını Kur'an-ı kerimden öğrenmemiz mümkün değildir. Hadis-i şeriflere veya İcmaya bakmadan bilmemiz mümkün olmaz. Bunlar, (Kur'an Kur'an...) diyerek Peygamber efendimizi devreden çıkarmak istiyorlar. Resulullaha tâbi olmak Yazar, "Kur'an varken başka şeye ihtiyaç yok" diyerek hadis-i şerifleri inkâra kalkışıyor. Halbuki Kur'an-ı kerimin bir çok yerinde (Allah�a ve Resulüne tâbi olun!) buyuruluyor. Peki Allah�a tâbi olmak yetmiyor mu da "Peygambere de tâbi olun!" buyuruluyor? Peygamber efendimiz, Allahü teâlânın bildirdiklerini bize anlatıyor, açıklıyor. (Onun söylediği vahiyden başka bir şey değildir) buyuruluyor. (Peygamber size neyi emrettiyse onu alın, neyi yasaklamışsa ondan vazgeçin!) buyuruluyor. Peygamber efendimize uymak Allah�tan gayriye uymak değildir. Kur'an-ı kerimde (Bilmiyorsanız âlimlere sorun!) buyuruluyor. Âlimlere sorup onlara tâbi olmak da Allah�tan gayriye tâbi olmak değildir. Allahü teâlânın emrine uymak olur. Mukallid, aklını kullanarak Peygamberimize ve âlimlere tâbi olmuştur. Eshab-ı kiramın ilminin, faziletinin üstünlüğü Kur'an-ı kerimle, hadis-i şeriflerle sabittir. Hepsinin istisnasız Cennetlik olduğu yine Kur'an-ı kerimde açıkça bildiriliyor. Hadis-i şerifte de (Eshabımdan birine uyan, hidayete kavuşur) buyuruluyor. Tâbiin, Eshab-ı kirama uyduğu için kıymetli oldular. Yani onları taklit ettikleri, onların mukallidi oldukları için kıymetli oldular. Yazar, "Benim yazdıklarımdan doğru olanları alın� diyor. Ben doğruyu yanlışı biliyorsam senin yazılarını niçin okuyayım? Allahü teâlâ, böyle yazarlara değil, Allah�a, Resulüne ve âlimlere tâbi olmamızı emrediyor. İşte bunun için biz kendi anladıklarımızı değil, Peygamber efendimizin ve âlimlerimizin bildirdiklerini ölçü kabul ediyoruz. Herkes aklına uyarsa, insan sayısı kadar din meydana çıkar. Buna din değil dinsizlik denir. Peygamberimizi inkâr edenler Bazı insanlar, yabancıların etkisi altında kalarak, "Yalnız Kur'ana uyalım. Kur'andaki dine uyalım!" diyerek Resulullah efendimize tâbi olmayı ve onun sünnetlerini inkâr ediyorlar. Kur'an, Peygamberimize tâbi olmayı emretmiyor mu? Dinimizi yıkmak isteyen yabancıların bir kısmı, "Yalnız Kur'an", "Kur'andaki din" gibi ifadelerle Peygamber efendimize tâbi olmayı reddederek dinimizi bozmaya çalışıyorlar. Bir kısmı da sadece "Kur'an ve Sünnet" diyerek dinimizin dört kaynağından ikisi olan İcma ve Kıyas-ı fukahayı kaldırmaya çalışıyorlar. Halbuki Kur'an-ı kerimde çok yerde Allahü teâlâ, hem kendine, hem de Peygamberine uymayı emrediyor. Din düşmanlarının iddia ettikleri gibi Allahü teâlâ "Yalnız bana uyun, bana itaat edin" demiyor, çok yerde "Allah�a ve Resulüne itaat edin!" buyuruyor. [A.İmran 32, 132, Nisa 13, 59, 69, Enfal 1, 20, 24, 46, Tevbe 71, Nur 52, 54, Ahzab 31, 33, 71, Muhammed 33, Feth 17, Hucurat 14, Mücadele 13, Tegabün 12] Allahü teâlâ, (Allah�a ve Resulüne itaat edin!) buyurduğu gibi, (Allah�a ve Resulüne isyan etmeyin!) de buyuruyor. [Nisa 14, Enfal 13, Tevbe 26, 63, Ahzab 36, Mücadele 5, Haşr 4, Talak 8, Cin 23] Cenab-ı Hakkın tekrar tekrar (Bana ve Resulüme uyun, Bana ve Resulüme karşı gelmeyin!) buyurması, işin öneminden dolayıdır. Resule uyan, Allah�a uymuş olur. Nitekim Kur'an-ı kerimde (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur) buyuruluyor. (Nisa 80) Resulünün emri, kendi emrinden ayrı değildir. Onun için Kur'an-ı kerimde (Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının!) buyuruluyor. (Haşr 7) Allahü teâlâ, sadece bizim peygamberimizi değil, diğer kavimlerin peygamberlerini de kendilerine itaat edilsin diye göndermiştir. Nitekim Kur'an-ı kerimde mealen buyuruldu ki: (Biz her peygamberi ancak Allah�ın izniyle itaat edilsin diye gönderdik.) [Nisa 64] Diğer peygamberlerin de (Allah�tan korkun, bana uyun!) buyurduğu çeşitli âyet-i kerimelerde bildirilmiştir. (Mesela Şuara 126, 144, 163, 179) Bu kadar vesika karşısında, gerçekten Allah�a inanan, Onu seven kimsenin Resulünün bildirdiklerine de uyması şarttır. Nitekim Kur'an-ı kerimde (Ey peygamberim, de ki, "Eğer Allah�ı seviyorsanız bana uyun!") buyuruluyor. (A. İmran 31) Cenab-ı Hak, Kur'an-ı kerimde peygamberine itaat etmenin kendisine itaat etmek olduğunu bildiriyor. O halde, peygamberine itaat edilmedikçe, Ona itaat edilmiş olmaz. Bunun pek kesin ve çok kuvvetli olduğunu bildirmek için de (Muhakkak böyledir) buyurdu. Bazı doğru düşünmeyenlerin bu iki itaati birbirinden ayrı göstermelerine meydan vermedi. Yine Allahü teâlâ, (Kâfirler, Allah�ın emirleri ile peygamberlerinin emirlerini birbirinden ayırmak istiyorlar) buyurdu. [c.1, m.152] Allahü teâlâ, emre uymakta kendi ismi ile Resulünün ismini birlikte bildirdiği gibi, iman hususunda da beraber bildirmiştir. (Yalnız bana iman edin) demiyor. (Allah�a ve Resulüne iman edin!) buyuruyor. (Mesela Araf 158, Nur 62, Nisa 136, Feth 9, 13, Hadid 7, Saf 11, Tegabün 8) Yabancı İslam düşmanları (Kur'ana, Kur'andaki İslama uyun! Yalnız Kur'an) diyerek Peygamber efendimizin, âlimlerin bildirdiklerini Kur'an-ı kerimden farklı göstermeye çalışıyorlar. Bu İslam düşmanlarına, (Biz her zaman Kur'an-ı kerime uyuyoruz. Kur'an-ı kerim bize, Resulullaha ve âlimlere uymamızı emrediyor) demeliyiz. Kur�anı insanlara açıkla Eshab-ı kiram, Peygamber efendimize, Kur�an-ı kerimin açıklamasını sorarlardı. Allahü teâlâ, (Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir peygamber gönderdik) buyuruyor. (Bekara 151) Demek ki, Peygamber efendimiz, Kitabın [Kur�an-ı kerimin] dışında, bir de hikmet getirmiştir. Allahü teâlâ hikmet ehlini de övmüştür: (Allah; hikmeti kime dilerse, ona verir. Kime de hikmet verilmişse, muhakkak ona çok hayır verilmiştir.) [Bekara 269] Hikmet, fen manasına geldiği gibi, fıkıh ilmi anlamına da gelir. İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmetten maksat, Resulullahın sünnetidir. Önce Kur�an zikredilmiş, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyuruyor. Kur�an-ı kerim açıklamasız öğrenilseydi, Peygamber efendimize, (tebliğ et yeter) denilirdi, ayrıca (açıkla) denmezdi. Halbuki, açıklanması da emredilmiştir: (Kur�anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.) [Nahl 44] (Biz bu Kitabı, hakkında ihtilafa düştükleri şeyi insanlara açıklayasın ve iman eden bir kavme de hidayet ve rahmet olsun diye sana indirdik.) [Nahl 64] Bu âyet-i kerimeler, açıklamayı gerektiren âyetlerin bulunduğunu gösterdiği gibi, bunu açıklamaya Resulullah efendimizin yetkisi olduğunu da göstermektedir. Kur�an-ı kerimde her bilgi vardır. Ancak açık değildir. Peygamber efendimiz bunları vahiy ile öğrendi ve ümmetine bildirdi. Hz. Cebrail, Peygamber efendimize gelip, beş vakit namazın her şeyini bizzat tatbiki olarak öğretti. Peygamber efendimiz de, (Namazı benim kıldığım gibi kılın) buyurdu. (Buhari) Kur�an-ı kerimden namazın kılınış şeklini öğrenmemiz mümkün değildir. Peygamber efendimizin bildirdiği namaz şekline, Emevi namazı, Osmanlı namazı veya işkence namazı demek, Allah�ın Resulüne yapılan çirkin bir iftiradır. Müslümanlar, böyle sapıkların oyununa gelmemelidir. Din düşmanlarını iyi tanımalı Din düşmanları asırlardır, dinimizi içten ve dıştan yıkmaya uğraşmışlar ve hâlâ da uğraşıyorlar. Bütün çalışmalarına rağmen yıkamadıklarını görünce, dini bozmaya, yanlış yorumlar yapmaya çalıştılar. Din böylece kendiliğinden yıkılmış olur. Bunun için de, dinimizdeki dört delilin (Kur�an, sünnet, icma ve kıyas�ın), üçünü inkâr edip sadece (Kur�an) diye ortaya çıkıyorlar. Onu da kendi anladıkları gibi yorumluyorlar. Böylece müslümanlık adında başka bir din meydana çıkıyor. Geçen gün (Son peygamber) diye bir yazı yazmıştım. Artık başka bir peygamber gelmeyecek demiştim. Peygamber olduğunu söyleyen Mısırlı Reşat Khalife, Hintli Ahmet Kadıyani ve yine (Ben resulüm, ben mehdiyim) diyen yerli bir sapığın müritleri, (Kur�an nebi gelmez diyor, resul gelmez demiyor) dediler, sanki (Resul gelir) diye bir hüküm varmış gibi, tenkit yazıları gönderdiler, Kütüb-i sitte olarak bilinen en kıymetli altı hadis kitabından naklettiğim hadis-i şerifleri yalanladılar. Hadis-i şerifler yalanlanınca ne olur? Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, Resulüne (Kur'an-ı kerimi insanlara açıklayasın diye sana indirdik) buyuruyor. Peygamber efendimiz de bunu açıklamıştır. Açıklamalara inanılmazsa, ortada din diye bir şey kalmaz. Namazın nasıl kılınacağı, zekatın nasıl verileceği asla bilinemez. Herkes kendine göre bir namaz şekli meydana çıkarır. 25 yıl önce bir dergi çıkarıyordum. Anayasaya baktım. (Dergi çıkarmak için önceden izin almak gerekir) diye bir madde göremedim. Ben de dergiyi bastırmak üzere matbaaya verdim. İyi ki bir tanıdık, (Habersiz dergi çıkarmak suç, derhal, valiliğe dilekçe verin) dedi. Kanuna bakmadan sadece Anayasa ile hareket edilemeyeceğini bir kere daha anlamıştım. Sünnete itibar etmeden, Kur�an-ı kerimle amel etmeye çalışmak da böyledir. Din düşmanlarının bir kısmı da, (Biz Buhari, Müslim gibi hadis kitaplarının tamamını değil, bir kısmına inanmıyoruz) diyor. Peki bir kısmı yalan ise, ötekilerin doğru olduğuna nasıl inanılır? Bir tane yalan bile olsa, ötekilere nasıl itimat edilir? Zaten onların maksadı da bu. İşine gelmeyen hadis-i şeriflere uydurma diyerek dini yıkmaya çalışıyorlar. Eğer herkes sadece Kur�an-ı kerim ile amel edebilseydi, Peygamber gönderilmezdi. Herkes bu Kur�an ile amel etsin denirdi. Kur�an-ı kerimde Allah ile birlikte Resulüne de uyulması emrediliyor: (Allah�a ve Resulüne itaat edin, onların emirlerine uyun!) [Enfal 20] (Resule itaat eden [onun emrine uyan], Allah�a itaat etmiş [onun emrine uymuş] olur.) [Nisa 80] (Bir işte anlaşamazsanız, bu işin hükmünü Allah�tan [Kur'an-ı kerimden] ve Resulünden [Sünnet-i seniyyeden] anlayın!) [Nisa 59] [Elbette bu "anlayın� emri de âlimler içindir. Başkaları, âlimlerin anladıkları hükme uyar. Çünkü Kur'an-ı kerimde (Âlimlere sorun!) buyuruluyor. (Nahl 43) Sünnete inanmayan Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı da şöyledir: (Sünnetimi kabul etmeyen benden değildir.) [Müslim] (Peygamberin haram kılması, Allah�ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi] (Bir zaman gelir "Kur'andan başka şey tanımam" diyenler çıkar) [Ebu Davud] (Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar olur. Şöyle ki, kendisine benden bir hadis söylenince "Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur'andan söyle" derler.") [Ebu Ya�la] (Kur'ana ve sünnete uyan hiç sapıtmaz.) [Hakim] (Kur'anda bildirilen hükümler kadar bana daha başka hükümler de bildirildi.) [İ.Ahmed] Hz. Cebrail Kur'an-ı kerimi getirdiği gibi, açıklaması olan sünneti de getirdi. (Darimi) Allahü teâlâ, Maide suresinin 3. âyetinde (Bugün, dininizi [İslam�ı] tamamladım) buyuruyor. Tamamlanan din için yeni bir Resule, yeni bir kitaba ihtiyaç olur mu? Allahü teâlâ, bütün kitaplarda Peygamber efendimizin geleceğini bildirmiştir. O geldikten sonra da, (Peygamberim) diyen yalancıların çıkacağını bildiği için (Ondan sonra nebi [Peygamber] gelmeyecek) buyurmuştur. Hadis-i şeriflerle de bu husus iyice açıklanmıştır. Kur�an-ı kerimi kendi görüşüne göre yorumlayana, Sünneti kabul etmeyene, hadis âlimlerine inanmayana sözümüz yoktur. |
| |
| | #33 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,810
| Peygambersiz din, dinsizliktir Sual: Bazıları, Yalnız Kur�an sloganı ile, �Peygambere Kur�an harici başka bilgi verilmedi. Vahiy haricindeki sözleri senet olamaz� diyerek peygambersiz bir din meydana çıkarmak istiyorlar. Kur�anda Peygamber efendimize Kur�an harici bilgi verildiğine dair âyet yok mudur? CEVAP Çok âyet var. Kur�anda, (Yalnız Allah�a itaat edin) denmiyor, Resulüne itaati de şart koşuyor: (Allah�a ve Resulüne itaat edin!) [Al-i İmran 32] (İhtilaflı bir işin hükmünü Allah�tan [Kur�andan] ve Resulünden [Sünnetten] anlayın!) [Nisa 59] (Allah ve Resulü, bir işte hüküm verince, artık inanmış kadın ve erkeğe, o işi kendi isteğine göre, tercih, seçme hakkı kalmaz.) [Ahzab 36] (Resulullahta sizin için [uyulması gereken] güzel örnekler vardır.) [Ahzab 21] Allahü teâlâ, Resulünü kendi ile beraber bildirirken şu âyetlerde de sadece Resulünü bildiriyor: (Resulüme uyun ki, doğru yolu bulasınız!) [Araf 158] (Resule itaat eden, Allah�a itaat etmiş olur.) [Nisa 80] (Peygamberin verdiğini alın, yasak ettiğinden sakının!) [Haşr 7] (İhtilaflarda seni hakem edip verdiğin hükmü tereddütsüz kabullenmeyen iman etmiş olmaz.) [Nisa 65] Peygamber efendimizin Kur�an dışındaki, dini hükümlere ait bütün emir ve yasaklardaki sözleri de, vahye dayanır. Bir âyet meali şöyledir: (Resulüm, kendi arzusu ile konuşmaz. Onun [dini hükümlere ait her] sözü vahiydir.) [Necm 3, 4] Demek ki dini emir ve yasaklarda hüküm bildiren her sözü vahiyledir. Birkaç örnek verelim: Birinci örnek: Bir âyet meali: (Hani, Allah size, iki taifeden [Kervan veya Kureyş ordusundan] birinin sizin olacağını vaat etmişti. Siz de kuvvetsiz olanın [kervanın] sizin olmasını istiyordunuz. Oysa, suçluların hoşuna gitmese de, hakkı ortaya çıkarmak ve batılı yıkmak için, Allah hakkı ortaya koymak ve [Kureyş ordusunu yok edip] kâfirlerin kökünü kesmek istiyordu.) [Enfal 7] Kervan kaçarak kurtuldu. Fakat Kureyş ordusu birkaç misli çok olmasına rağmen Bedir�de yenildi. Allahü teâlâ daha önce bunu bildirdiğini söylüyor. Halbuki daha önce böyle bir şey söylediği Kur�an-ı kerimde yok. Demek ki, Peygamber efendimize vahiy ile bildirdi. İkinci örnek: Bir âyet meali de şöyle: (Hani siz Rabbinizden yardım istemiştiniz de, O da, �Ben peş peşe gelen bin melek ile size yardım edeceğim� diyerek bu duanızı kabul etmişti.) [Enfal 9] Allahü teâlâ, (Bin melekle size yardım edeceğim) dediğini bildiriyor. Bunu Kur�an-ı kerimde daha önce bildirmediğine göre, Kur�andan ayrı olarak Resulullaha vahiy ile bildirdiği ortaya çıkıyor. Üçüncü örnek: Peygamber efendimiz Hz. Hafsa�ya gizlice bir söz söylemişti. Tefsirlerde bu gizli sözün Hz. Ebu Bekir�in halife olacağına dair olduğu bildiriliyor. O da, bunu, mahzur yok diye Hz. Âişe�ye anlattı. Allahü teâlâ da bunu Resulüne bildirdi. İşte âyet-i kerime meali: (Peygamber, hanımlarından birine [Hz. Hafsa�ya] gizlice bir söz söylemişti. O, bunu [Hz. Âişe�ye] haber verince, Allah da Resulüne durumu bildirdi, o da bir kısmını açıkladı, bir kısmını da söylemedi. Hanımı [Hafsa], �Bunu sana kim haber verdi?� dedi, o da, �Bana, her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah haber verdi� dedi.) [Tahrim 3] Allahü teâlâ, Hz. Hafsa�nın sözünü Resulüne bildirdiğini söylüyor. Ama bu Kur�anda yok. Demek ki, Allahü teâlâ, Kur�andan başka da, Resulüne vahiy ile bildiriyor. Dördüncü örnek: Bir âyet meali de şöyle: (Siz [Hayber�den gelen] ganimetleri almak için giderken, [Hudeybiye seferinden] geri bırakılanlar, «Biz de sizin arkanızdan gelelim» diyecekler. Onlar [böyle söylemekle] Allah�ın [Hudeybiye seferine katılmayan bedevileri, bundan böyle başka bir sefere çıkarma] emrini değiştirmelerini isterler. De ki: «Bizim arkamıza asla gelemezsiniz. Allah, daha önce böyle buyurdu.» Bunun üzerine de «Hayır, siz bizi çekemiyorsunuz» diyeceklerdir. Halbuki onlar pek az söz anlayan kimselerdir.) [Fetih 15] Burada Bedevilerin Hayber savaşına katılmalarının yasaklandığı, bu savaşa sadece Hudeybiye�de bulunanların katılacağı, bunun da, Resulullaha daha önce bildirildiği belirtiliyor. Kur�anda bunu bildiren bir âyet yoktur. Bu da gösteriyor ki, Resulullaha Kur�an harici vahiy de gelmektedir. Kur�an-ı kerimde hikmet ile ilgili bir çok âyet vardır. Bir tanesinin meali şöyledir: (Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.) [Bekara 151] İmam-ı Şafii hazretleri, (Bu âyetteki hikmet, Sünnettir. Önce Kur�an, peşinden hikmet bildirilmiştir) buyurdu. (Risale s.78) Sünnetler de, Kur�an-ı kerim gibi vahiy iledir. Dinimizdeki dört delilin ikincisidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir: (Cebrail aleyhisselam, Kur�an ile beraber açıklaması olan sünneti de getirmiştir.) [Darimi] (Bana Kur�anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed] (Ben size ancak Allahü teâlânın emrettiğini emrediyor, nehyettiğini nehyediyorum.) [Taberani] Kur�an dışı gelen üç vahiy de şöyledir: Bir gün Resulullah efendimizin devesi kayboldu. Münafıklar bunu fırsat bilip, �Hani göklerden, Cennetten, Cehennemden bahsediyordu. Kaybolan devesinin yerini bile bilmiyor� dediler. Münafıkların bu sözü Resulullaha ulaşınca, (Vallahi ben ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim. Şu anda Rabbim, bana devemin nerede olduğunu bildirdi. Devem, şu anda falanca yerdedir) buyurdu. Tarif edilen yere gidip deveyi bir ağaca bağlı olarak buldular. (Mevahib-i ledünniyye) (Üzeyrin ve Zülkarneynin Peygamber olup olmadığını bilmiyorum. Hz. Cebrail gelinceye kadar, oturulacak yerlerin en iyisi ve en kötüsünün ne olduğunu soranlara "bilmiyorum" dedim. Cebrail de, "bilmiyorum" dedi. Nihayet Allahü teâlâ bildirdi ki, "Oturulacak yerlerin en iyisi camiler, en kötüsü de sokaklardır.") [Ebu Davud] Peygamber efendimiz, mestleri üzerine mesh edince, (Ya Resulallah, [ayakları yıkamayı] unuttunuz galiba dediler. Peygamber efendimiz buyurdu ki: (Hayır, ben unutmadım, Rabbim böyle yapmamı emretti.) [Ebu Davud] Resulullah efendimiz, bütün emir ve yasakları mesela namazın ve diğer ibadetlerin farzlarını, sünnetlerini, müfsitlerini vahye uygun olarak ümmetine bildirmiştir. Hiçbir şeyi gizli bırakmamıştır. İşte iki âyet-i kerime meali: (Eğer O [Peygamber] bize atfen, [Kur�ana] bazı sözler katsaydı, biz onu kuvvetle yakalayıp şah damarını koparır, helak ederdik, hiçbiriniz de buna engel olamazdınız.) [Hakka 44-47] (O gayb hakkında cimri değildir.) [Tekvir 24] Müfessirler bu âyeti şöyle açıklıyorlar: (Gaybdan yani kimsenin bilmediği vahiyle bildirilen bilgileri ümmetine açıklamak hususunda cimrilik yapmaz, hepsini bildirir. Allah�ın bildirdiklerini niye gizledin diye töhmet altında bırakılamaz, itham edilemez.) Bu gayb bilgilerini de Resulullah ümmetine tebliğ etmiştir. Namazın farzları, nasıl kılınacağı, diğer ibadet bilgileri hep bu gayb bilgilerdendir. Bunları hâşâ bildirmemesi mümkün mü? İşte bir âyet-i kerime meali: (Ey Resulüm, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan Onun elçiliğini [Peygamberlik görevini] yapmamış olursun.) [Maide 67] Netice: Allah Resulüne düşmanlık, Peygambersiz din meydana çıkarma gayreti, İslamiyet�i içeriden yıkmanın başka yoludur. Bu niyette olup, Yalnız Kur�an diyenler kesinlikle Kur�an-ı kerime de inanmıyorlar. Halbuki, Resulüne karşı gelenlerin yapmak istediklerinin çirkinliğini ve akıbetlerini de Allahü teâlâ Kur�an-ı keriminde mealen şöyle bildiriyor: (Allah�a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36] (Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151] (Kimi, Resule iman etti, kimi de, yüz çevirdi. Bunlara çılgın ateşli Cehennem kâfi gelir.) [Nisa 55] Vahiysiz dine ait hüküm yoktur Sual: Yukarıdaki yazıda (Peygamber efendimizin Kur�an dışındaki sözleri de, vahye dayanır) deniyor. Az da olsa, ictihada dayanan sözleri yok mudur? CEVAP Evet vardır. Bazı sözlerine, Allahü teâlâ, yanlış demiş ve affettiğini bildirmiştir. Tevbe suresi, 43. âyetinde mealen, (Hay Allah seni affetsin [iyiliğini versin]; [mazeretinde] doğru olanlar ile, yalancı olanlar belli olmadan, niçin onlara izin verdin?) buyuruldu. Demek ki ictihadla söyledikleri de var. Eshab-ı kiram, Peygamber efendimizin Kur�an-ı kerim dışındaki mübarek sözlerini anlamak için, (Ya Resulallah, bu vahiy mi, yani Allahü teâlânın kesin emri mi, yoksa kendi ictihadınız mı?) diye sorarlardı. Peygamber efendimiz de, vahiyse vahiy, değilse kendi ictihadı olduğunu bildirirdi. İctihad makamına varmış bulunan yüksek kimseler, kendi ictihadlarına göre hareket etmek mecburiyetindedir. Başka müctehidlerin ictihadlarına tâbi olamazlar. Hatta Peygamberlerin zamanlarında da, sahabeden biri, kendi Peygamberinin ictihadına uymayan ictihadda bulunursa, kendi ictihadına göre hareket ederdi. Peygamberler de ictihad ederlerdi. Fakat ictihadlarında hata ederlerse, Allahü teâlâ, derhal Cebrail aleyhisselamı göndererek, hataları vahiy ile düzeltilirdi. Yani Peygamberlerin ictihadları hatalı kalmazdı. Mesela, Bedir gazasında alınan esirlere yapılacak şey için, Server-i âlem bazı Sahabe-i kiram ile birlikte bir türlü, Hz. Ömer ise, başka türlü ictihad etmişti. Sonra, âyet-i kerime gelerek, Allahü teâlâ, Hz. Ömer�in ictihadının doğru olduğunu bildirdi. Peygamber efendimiz tarafından böyle ictihadla söylenenler, dini emir ve yasaklara ait hüküm ise, düzeltildiği için, neticede Peygamber efendimizin söyledikleri vahiy oluyor, yani son söylediği vahiy oluyor. Âyet âyeti nesh edebiliyor, hadis hadisi nesh edebiliyor, hadis âyeti nesh edebiliyor. Bunlar da vahiy ile oluyor, yani dine ait bir hüküm vahiy ile oluyor. Vahiysiz dine ait hüküm yoktur. İctihadda Eshab-ı kiramdan biri, Peygamber efendimize uymayabilirdi. Fakat bu ahkam, Peygamber efendimiz zamanında hatalı ve şüpheli olamazdı. Çünkü, Cebrail aleyhisselam gelerek, yanlış olan ictihadlar, Allahü teâlâ tarafından hemen düzeltilir, hak ile bâtıl birbirinden hemen ayrılırdı. Peygamber efendimizin vefatından sonra meydana çıkarılan ahkam ise, böyle değildir. Bunun için, vahiy zamanında ictihad olunan ahkamı, hem yapmak, hem de inanmak lazımdır. (c.2, m.36) Düzeltildiği için Resulullahın yanlış olan, vahye dayanmayan bir ictihadı yoktur. Hepsi vahye dayanır. Peygamber efendimizin zamanında eshab-ı kiramın ictihadı bile hatalı olmuyor, hemen vahiy gelip düzeltiliyor, düzeltilmiş hâli vahiy oluyordu. [Buradan, (Her birine Cenneti vaad ettim, Hepsinden razıyım, onlar da benden razıdır) mealindeki âyet-i kerimelerle ve, (Eshabım gökteki yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, hidayete kavuşursunuz) mealindeki hadis-i şerifle methedilen Eshab-ı kiramın derecesini de anlamalıdır. Bu yüzden mezhep imamlarımız da onlardan gelen her haberi senet kabul etmiş, bunlara uymayan ictihadlarını bile hemen terk etmişlerdir.] Önemli olan neticedir. Bunun için Peygamber efendimiz, (Yemin ederim ki, ben size ancak Allahü teâlânın emrettiğini emrediyor, nehyettiğini nehyediyorum) buyuruyor. (Taberani) Bu hadis-i şerif de gösteriyor ki, dine ait, hüküm koyan sözler vahiyledir, yanlış olma ihtimali asla yoktur. |
| |
| | #34 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 21
Mesajlar: 2,810
| Resulullahı tasdik şart Sual: Bir insan Allah�a inansa, hatta bizim Peygamberimiz hariç bütün Peygamberlere inansa, Amentü�nün diğer şartlarına da inansa, bu kimse yine cehennemlik midir? CEVAP Evet yine cehennemliktir. Çünkü Allah'a inancında samimi değildir. Allahü teâlânın bildirdiğinin hepsine inanmak şarttır, birisine inanılmazsa bu iman olur mu hiç? Hac ibadeti henüz farz olmadan önce, Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştu: (Size şunları emrediyorum: 1- Allah�a iman. Allah�a iman nedir biliyor musunuz? Allah�tan başka mabud olmadığına ve Muhammed�in Onun peygamberi olduğuna şehadet etmektir. 2- Namazı kılmak, 3- Zekat vermek, 4- Ramazan orucunu tutmak. 5- Aldığınız ganimetlerin beşte birini Allah için vermek. Bunları sizden sonrakilere de bildirin.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai, Ebu Davud, İbni Hibban, Taberani] Dikkat edilirse, Muhammed aleyhisselamın Allah�ın Peygamberi olduğunu kabul etme şartı bildiriliyor. Kabul etmek ise, beğenip Ona tâbi olmak demektir. Tâbi olunca da zaten misyonerlerin uydurduğu böyle kâfirlik iddiaları gündeme bile gelmez, insanın gözü kâfirlikte olmaz. |
| |
| | #35 |
| Er Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 13
| Kafam Karıştı ya :-\ ilk resul hz. nuh ilk nebide hz. adem deilmiydi :-\ yoksa ben mi yanlış biliyorum.. |
| |
| | #36 |
| Er Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 4
| Teşekkürler sitenizi çok beyendim bundan sonra bu siteye bende yorum yazacağım |
| |
| | #37 | |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,660
| Alıntı:
İlk rasul, Hz.nuh İlk nebide Hz.adem dir. Kafanız karışmasın | |
| |
| | #38 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007 Yaş: 30
Mesajlar: 1,129
| kardeşim ne güzel şeyler yazmışsın sen öyle ben çogunu ilk kez duydum allah razı olsun senden |
| |
| | #39 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| ALLAH razi olsun hepsini okumadim ,okuduklarim cok güzel PEYGAMBERIMIZ´´IN hayatini okadar güzel anlattiniz onun ahlakini onun hakinda bu kadar bilgi ögrenmek ne kadar güzel.RABBIM hem yasamayi hem de yasatmayi nasip eylesin.Rabbim bizlerede okuduklarimizla amel etmeyi.YARABBI ! bildigim ögrendigim ilmimle amel etmeye nasip eyle güzel ahlak PEYGAMBER efendimiz´´in ahlakiyla ahlaklanmayi onun yolundan gitmeyi nasip eyle onun gibi olamaskta mücadele etmemizi bu ugurda ölmeyi savasmayi nefimizle savasmayi nasip eyle.Nefsimizi terbiye edenlerden eyle YARABBI! nasilki herkes PEYGAMBER efendimizin ahlakina onun güzelligine hayrandi.Bir gel gör bak ÜMMED´´IN perisan günahlarin icinde batmis hala haberlerimiz bile yok ey YETIS ya NEBI! ÜMMED´´INE yardim eyle onlari kurtar onlara yardim eyle! bizleri islam ahlakiyla ahlaklandir YARABBI! |
| |
| | #40 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 176
| eline saglık kardeş |
| |
| Konu Araçları | |
| |