![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ettiği ve aşağıladığı iddiasıyla hakkında dava açılan 93 yaşındaki Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ile Analiz Basım Yayın Limited Şirketi'nin sorumlu müdürü İsmet Öğütücü, beraat etti. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 93 yaşındaki sümerolog Çığ ile Öğütücü katıldı. Öte yandan, duruşma öncesi Çığ ve Öğütçü'ye destek veren birçok kişi adliye önünde beklemeye başladı. İfadelerin alınmasının ardından mahkeme heyeti, ''suçun yasal unsurları oluşmadığı'' gerekçesi ile Muazzez İlmiye Çığ'ın beraatine karar verdi. Adliye çıkışında iki elini havaya kaldırarak kendisini desteklemeye gelenleri selamlayan Muazzez İlmiye Çığ, "Bin yıl yaşa! " diye seslenen taraftarlarına "Benim ne kadar yaşayacağım önemli değil. Önemli olan sizlerin bunları devam ettirmeniz" şeklinde karşılık verdi. İlmiye Çığ, yoğun güvenlik önlemleri altında otomobiline binerek adliyeden uzaklaştı. KAYNAK : ZAMAN din düşmanlarını bu kadar koruyan devlet keşke dinini yaşamaya çalışanları da korusa |
| |
| | #2 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Sep 2005
Mesajlar: 2,140
| Haberin daha ayrıntılı metni. Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ beraat etti Türbanla ilgili açıklamalarından dolayı 301. maddeden yargılanan 92 yaşındaki Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ, ilk duruşmada beraat etti. ![]() Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ ile Analiz Basım Yayın Limited Şirketinin sorumlu müdürü İsmet Öğütücü, Çığ'ın “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılamak” suçu işlendiği gerekçesiyle yargılandıkları davada beraat etti. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 92 yaşındaki Çığ hakkındaki beraat kararını “suçun yasal unsurları oluşmadığı”, Öğütücü hakkındaki kararı da ”5187 sayılı yasanın 11. maddesi gereğince sorumluluğu olmadığı” gerekçesiyle verdi. Çığ, “Vatandaşlık Tepkilerim” adlı kitabında "Başörtüsünü Sümerler'de gençlere cinselliği öğreten rahibeler kullanırdı" dediği için yargılanıyordu. Çığ, Emine Erdoğan'a bir mektup göndererek "Başınızı açarsanız, tarihe geçersiniz. Bütün dünya kadınları size minnettar olur, ödüller verirler" çağrısında da bulunmuştu. Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, 93 yaşındaki Muazzez İlmiye Çığ ile İsmet Öğütücü katıldı. Duruşmada Çığ'ı, eski Devlet Bakanı Önay Alpago'nun da aralarında bulunduğu 25 avukat temsil etti. Duruşmada kimlik tespiti yapılan Muazzez İlmiye Çığ'a evli olup olmadığını soran hakim İrfan Adil Uncu, Çığ'ın cevabını beklemeden katibe “dul” dedi. Bunun üzerine Çığ'ın, “Dul artık kullanılmıyor galiba. Bekar” demesi salonda gülüşmelere neden oldu. Çığ'ın medeni durumu tutanağa “bekar” olarak yazdıran hakim Uncu, Çığ'a, ”kitabında eşinden bahsettiğini belirterek o nedenle öyle söylediğini” bildirdi. Duruşmada sorguları yapılan sanıklardan Çığ, “Benim böyle halkı ayırmak gibi fikrim olamaz. Atatürk ilkelerine bağlı bir kişiyim. Herkesi birleştirmeye uğraşıyoruz. Suçlamayı asla kabul etmem” diye konuştu. İsmet Öğütücü de, hakkındaki suçlamayı kabul etmeyerek, eski savunmasını tekrar ettiğini bildirdi. SAVCILIK MÜTALAASI Esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı Mehmet Akıllı, “Haklı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama” suçunun oluşması için tahrikin soyut saygısızlığın ötesinde, bir halk kesimine düşmanca tavır gösterilmesini sağlamaya yönelik olması gerektiğini kaydetti. Sanıkların özel kastının bulunması gerektiğini belirten savcı Akıllı, bu amacı güderek “bir halk kesimini kin ve nefrete tahrik etmeye yönelik” davranışların sözle sınırlı kalmasının suçun yasal unsurlarının oluşması açısında yeterli görülmeyeceğini anlattı. Savcı Akıllı, söz konusu suçun diğer bir unsurunun da eylemin kamu güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde gerçekleşmesi olduğunu hatırlattı. Bu açıdan somut bir tehlikenin varlığının bulunması gerektiğini belirten Akıllı, suça konu kitapta bu unsurun oluşup oluşmadığının iyice araştırılması ve irdelenmesi gerektiğini kaydetti. Kamu güvenliğinin bozulması tehlikesinin somut olgulara dayanılarak varlığının tespit edilmesi gerektiğini anlatan Akıllı, “Cumhuriyet Savcılığı olarak sanıkların eylemlerinde bu tür bir tehlikenin gerçekleşmediği kanaatindeyiz. Bu itibarla unsurları oluşmayan suçtan her 2 sanığın ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesini kamu adına talep olunur” dedi. BERAAT KARARI Suç unsuru taşıdığı iddia edilen yazılardaki eleştiri, yorum ve kitabın tamamı incelendiğinde suçun yasal unsurlarının oluşmadığı sonucuna varıldığını belirten hakim Uncu, bu nedenle Çığ'ın beraatine hükmetti. Hakim Uncu, İsmet Öğütücü'nün de 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca sorumluğu bulunmadığından beraatine karar verdi. DURUŞMA ÇIKIŞI ALKIŞLI KARŞILAMA Duruşma çıkışında kendisine destek vermek amacıyla adliyeye gelenlerin alkışlarıyla karşılanan Muazzez İlmiye Çığ, yakınlarının yardımıyla polisin oluşturduğu barikatın önüne kadar getirildi. Burada kendisine destek verenlere teşekkür eden Çığ, “Sizler arkamızdasınız. Bu memleket asla batmaz. Bu memleket daha ileriye gider. Hepinizi çok seviyorum” dedi. Grubun arasından birinin “Ömrünle bin yaşa” diye bağırması üzerine Çığ, ”Benim yaşamam değil, siz aynı şeyleri devam ettirin, en mühim olan bu” diye konuştu. Çığ, daha sonra otomobiline binerek adliyeden ayrıldı. ADLİYEDE YOĞUN ÖNLEM Sümerolog Çığ'a destek vermek amacıyla çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve bazı sanatçılar da Beyoğlu Adliyesine geldi. Yoğun güvenlik önlemi alınan adliye binasına, destek için gelenlerden bazılarının girmesine izin verildi. Bu sırada polisler ile binaya girmek isteyenler arasında zaman zaman tartışmalar yaşandı. Muazzez İlmiye Çığ'ın yargılandığı duruşmayı, ressam Bedri Baykam, oyuncu Zafer Ergin, ilk kadın vali Lale Aytaman, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti eski başkanlarından Nail Güreli, Çığ'ın kızları Esin Çığ ve Yuli Weston'ın da aralarında bulunduğu bir grup izledi. Avukatların çokluğu, salonun küçük olması ve izleyicilerin de bulunması nedeniyle sanıkları göremeyen hakim Uncu ile avukatlar arasında bu nedenle kısa bir tartışma yaşandı. www.hurriyet.com.tr |
| |
| | #3 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 100
| HABERLERDE DUYUNCA ŞOK OLDUM. BÖYLE BİR DAVADAN NASIL BERAAT ETMİŞ ANLAYAMADIM. > |
| |
| | #4 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Oct 2005
Mesajlar: 500
| Onlar ve Müslümanlar Mehmet Şevket Eygi 04.11.2006 ÇOK yaşlı bir sümeroloji profesörü (Ya Rabbi ne ilimler var!) bir kitap yazmış, “Bundan binlerce yıl önce eski Sümer’de tapınaklarda kutsal fahişeler varmış, bunlar başlarını örtermiş...” demiş ve bugünkü örtülü Müslüman kadınlarına taş atarcasına lâflar etmiş. Bu ağır hakaret karşısında şikayetler olmuş, savcılar harekete geçmiş ve çok yaşlı sümerolog bayan profesör mahkemeye verilmiş. Kadın bir celsede beraat etmiş. Kitaptaki beyanlar Türk Ceza Kanunu’na göre suç teşkil etmiyormuş. Peki başka bir vatandaş çıkıp çok açık saçık giyinen, göğüslerini, göbeğini, vücudunun diğer mahrem yerlerini teşhir eden, böylece yabancı erkekleri kışkırtan birtakım kadınlara “Sizin bu kıyafetiniz fahişe kıyafetidir. Siz fahişe değilsiniz ama lütf edip böyle dolaşmayınız...” demiş olsaydı ve bu yüzden mahkemeye verilseydi, sümerolog bayan profesör gibi ilk celsede beraat eder miydi? Aman efendim, hiç beraat etmez olur muydu? Türkiye lâik, demokrat, çağdaş, insan haklarına saygılı bir sisteme sahiptir. İsteyen istediğini söyler ve yazar. “Türkler 1915 ile 1917 arasında bir milyon Ermeni kesti, yakınlarda da 30 bin Kürt boğazladı” diyen adam beraat ettirilmedi mi? Böyle söylediği için milyon dolarlık ücret almadı mı? Türklere ve Türkiye’ye sövüp sayan başka ucuz bir romancı da bir celsede beraat etmedi mi? İsmi Mehmet olan bir profesör bir kitap yazmış, Fatih Sultan Mehmed’i yerden yere vuruyor, “Bizans’ı almaya ne hakkı vardı... Şehri üç gün boyunca yağma ettirdi... Ayasofya’yı Greklerin ellerinden alıp cami yapması ne büyük bir zulümdür...” mealinde lâflar ediyor. Bu zat mahkemeye bile verilmedi. Öyle ya bizde düşünce ve inanç hürriyeti var. Ateistler, Sabataycılar, Masonlar, ilericiler, çağdaşlar, agresif anti-klerikalistler, lâikçiler (lâikler demiyorum), Bahaîler, Kripto Yahudiler, Kripto Ermeniler (Ermeni vatandaşlarımıza bir şey dediğim yok... “Türkler keşke Müslüman olmasaydı...”), bunların maşaallah yüzde yüz düşünce, inanç, tenkit, görüş açıklama hürriyeti var da bazı TCvatandaşlarının, onlar kadar hürriyeti yok. Türkiye’de eşitlik var ama bazıları ve birileri daha fazla eşittir. İrtica bahis konusu olunca akan sular durur, düşünce ve inanç hürriyeti daraltılır. Bir ateistin alabildiğine düşünce ve inançsızlık özgürlüğü vardır ama mürtecinin (gericinin) yoktur. Olamaz! Gerçi gericilerin de ceplerinde TChüviyet kartı vardır. Onlar da vergi ödemektedir, askerlik hizmeti yapmaktadır. Lâkin gerici olmaları büyük bir suçtur. Peki bu suç nasıl bir suçtur? Ceza mevzuatında böyle bir suç var mıdır? Yoktur ama suçtur işte... Gericiler en büyük tehlike ve tehdittir. Gericiler iç düşmandır. Elbette bir ilerici ile bir gerici eşit olamaz. Sivas’ta otel yangınında dumandan boğularak can verenler ilerici idiler. Öçleri alındı. Başbağlar köyünde camiden çıkarken kurşuna dizilenler mi?.. -Yahu sen kim oluyorsun da, Sivas şehitleri ile Başbağlar Müslümanlarını bir tutuyorsun? Sivas hadiselerinin bayraktarı agresif ateist Aziz Nesin’di. Müessif olaylardan önce dindar halkı kışkırtmak için Salman Rüşdi mel’ununun iğrenç kitabını Türkçe’ye çevirtip yayınlamaya başlamıştı. Aziz Nesin ilericidir... O, aydınlık bir adamdır... Karanlıkla savaşmıştır. O, bir çağdaşlık ve uygarlık kahramanıdır. Hiç onunla bir tutulabilir mi, Başbağlar camisinde namaz kılan mâsum Müslümanlar? .............................. .............................. .. güzel ve doğru bir yazı malesef halimiz bu ... selam ve dua ile.... |
| |
| | #5 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 100
| ÖLÜMDE VAR KARDEŞİM.. RABBİM GERİDE KALANLARI ISLAH ETSİN İNŞALLAH. |
| |
| Konu Araçları | |
| |