![]() |
| | #1 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Jan 2006 Yaş: 18
Mesajlar: 180
| Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi: - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat: - Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim! ------------- Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - Ben çekilirim!! -------------- Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Sheaksper' a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.. -------------- Meşhur bir filozofa: - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda: - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş. -------------- Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye: - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek: - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum. --------------- Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarınından biri: - Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: - Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı? --------------- Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: - Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon: - Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım. ---------------- Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için: - Afedersiniz, siz veterinermisiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş: - Evet, biryeriniz mi ağrıyordu? ----------------- İdam edilmek üzere olan bir mahkuma: - Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında: - Bu bana iyi bir ders oldu!! ----------------- Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona: - Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş. Vezir: - Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış: - Bende bilirim. ----------------- Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: - 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der. Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: - Bizde onlara yaklaşıyoruz. ------------------- Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız? Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım ------------------- ANLADIĞININ İSPATI Tanıdıklardan biri, yazdığı romanın müsveddelerini Neyzen Tevfik’e göstererek fikrini sorar: Neyzen beğenmediğini ifade edince, adam: -İyi ama, der. Siz hiç roman yazmadınız ki! Neyzen Tevfik şu cevabı verir: -Ben yumurtanın tazesini bayatını iyi anlarım. Ama bu güne kadar hiç yumurtlamadım. ------------------- BİRBİRİNE BAĞLI Hâkim, kaza yaparak birkaç kişinin ölümüne yol açan bir şoförün ehliyetini iptal edince, şoför: - Aman hakim bey, diye sızlanmış. Benim yaşayabilmem, şoförlük yapmama bağlı. Hâkim cevap vermiş: - Başkalarının yaşaması da sizin şoförlük yapmamanıza bağlı. ------------------- ÇIKMAYAN MANA Mehmet Akif, Baytar Mektebi’nde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendi’yi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.: -“ Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim” cevabını verince, Akif dayanamaz ve: - Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da. ------------------- HZ. ADEM’İN MİRASI Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca: - Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi? Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci: - İkimiz de Hazreti Adem’ in çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz. Sultan Fatih: - Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez. ------------------- ÖRTÜNMEK İÇİN GİYİNMEK! İngiltere Kralı George ile görüştüğü sırada, Gandi'nin üzerinde her zamanki gibi beyaz örtüsü varmış. Davetten çıkınca, bir gazeteci sormuş: - Kıyafetiniz, bir kralla buluşmak için yeterli miydi? Gandi, hiç aldırmadan cevap vermiş: - Kral, ikimize de yetecek kadar giyinmişti. ------------------- AHNEF NEDEN SUSUYORDU? Bir gün, Şam şehrinin büyükleri, halifenin huzurunda bir konuyu görüşüyorlardı. Aralarında, yumuşak huyluluğu, güzel konuşması ve aklının üstünlüğü ile meşhur olmuş ‘Ahnef’de vardı. Ancak Ahnef konuşmuyor ve ısrarla susuyordu. Oradakilerden birisi: “Ey Ahnef! Sen niçin birşey söylemiyorsun?” diye sordu. Ahnef ona şöyle cevap verdi: “Eğer yalan söyleyecek olsam Allah’tan, doğru söyleyecek olsam sizden korkarım!” ------------------- BÜYÜKLÜK VE ŞEREF Bir kimse, Hz. Ali’nin oğlu, Hz. Hasan’a şöyle bir iltifatta bulundu: “Zât-ı âliniz ruhen ne büyük ve değerli!” Hz. Hasan kendisine iltifat edene şöyle cevap verdi: “Hayır! Ben büyük ve değerli değilim. Fakat Allah’a hamdolsun ki, şerefli bir kişiyim.” ------------------- KADINLAR HAKKINDA.. Eski Yunan filozoflarından Aristo’ya sordular: “Kadınlarda en çok sevilecek şey nedir?” “Yüzlerinde utanmaktan dolayı meydana gelen krmızılıktır!” diye cevap verdi filozof. ------------------- SİNEK Halife Mansur’un yüzüne bir sinek musallat olmuştu. O sırada yanında bulunan Cafer-i Sıddık’a sordu: “Ey Abdullah’ın babası! Allah bu sineği neden yaratmıştır?” İmam şöyle cevap verdi: “Büyüklük taslayanları küçültmek için!” |
| |
| Konu Araçları | |
| |