![]() |
| | #1 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Dec 2005 Yaş: 55
Mesajlar: 2,499
| PADİŞAHIN İŞİ NE? (Nalıncı Baba) Sultan Murat Han, o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: -Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? -Akşam garip bir rüya gördüm. -Hayırdır İnşaallah. -Hayır mı, şer mi öğreneceğiz. -Nasıl yani? -Hazırlan, dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki; padişah, hala gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar ve döner Vefa ya. Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada, yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar ‘kimdir bu ?" Ahali: -"Aman hocam, hiç bulaşma. Ayyaşın, meyhuşun biri işte!" derler. -"Nerden biliyorsunuz?" -"Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz." Bir başkası tafsilata girer. -"Biliyor musunuz? Aslında iyi sanatkardır. Azaplar çarşısında çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı, mimli kadın varsa takar peşine. Hele yaşlının biri ve çok öfkelidir. İsterseniz komşulara sorun" der. "Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?" Hasılı mahalleli döner ardını, gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Tam vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser. -"Nereye?" -"Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım." -"Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz, öyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlasak gerek." -"İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden." -"Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha." -"Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?" -"Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından." -"Aman efendim, nasıl kaldırırız?" -"Basbayağı kaldırırız işte." -"Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini... " -"Merak etme, ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız." -"Şurada bir mahalle mescidi var ama..." -"Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?" -"Ne bileyim, Ayasofya'dan Sülaymaniye'den, en azından Fatih camiinden." -"Ayasofya ile Sülaymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camiini iyi dedin. Hadi yüklenelim." Ve gelirler camiiye. Vezir sağa, sola koşturur, kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü, erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama. Vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır. "Sultanım" der. "Yanlış yapıyoruz galiba." -"Nasıl yani?" -"Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?" -"Doğru, öyle ya, neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim." Vezir cüzüne, tesbihine döner, Padişah, garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar, soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. "Hakkını helal et evladım" der. "Belli ki çok yorulmuşsun." Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar. Şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. "Biliyormusun oğlum?" diye dertli dertli söylenir. -"Bizim efendi bir alemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar. Ama birinin elinde şarap şisesi görmesin, elindekini, avucundakini verir, satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya." -"Niye?" -"Ümmeti Muhammed içmesin diye." -"Hayret!" -"Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım derdi. Öyleyse şimdi dinleseniz gerek der, o çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı ilmihal. Hüccetül islam okurdum." -"Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki." -"Milletin ne sandığı umrumda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki derdi. Tekbir alırken Kabe'yi görmeli." -"Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?" -"İşte bu yüzden Nişanca'ya, Sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün; "Bakasın efendi dedim! sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada." -"Doğru öyle ya?" -"Kimseye zahmetim olmasın deyip mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu? dedim. seni kim yıkasın, kim kaldırsın?" -"Peki o ne dedi?" -"Önce uzun uzun güldü, sonra Allah büyüktür hatun″ dedi. ‘Hem padişahın işi ne? dedi." * * * Allahu Teâlâ'nın öyle kulları vardır ki; halk, onları bilmez. Hoş bazen kendileri de makamlarının farkında değillerdir. Hulus-u kalp ile boyun büker ümmeti Muhammed'e, Halife-i Müslimin'e dua ederler. Samimi niyazları ile zırh olurlar Sultan'a. Bir seher vakti göz yaşı ile yapılan dua, binlerce topun yapamadığını yapar. Kralları yıkar, kaleleri paralar. * * * İşte "Nalıncı Baba" o adsız, sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı Muhammed Mimi Efendi dir. Bergama' lıdır. 1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat Padişah gördü. Ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası, bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi Unkapanı'nda, Cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır. |
| |
| | #2 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 1,623
| Bir solukta okudum...müthişti ya :'( :'( Allah razı olsun (bye2) |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Ne güzel deyilmi anlayana burda yine teslimiyet cikiyor biz ne güzel görüyor nede güzel düsünüyoruz demekki,her gördügümüzü kendi kafamiza göre yorumlamaliyiz ah bir anlayabilsek.RABBIM hakiki görenlerden eylesin cok güzel bir konuydu insallah okuduklarimizla amel ederiz.Demekki biz herseyi sahibine birakalim biz hayir isleyelim gerisi sahibine havale edelim.ALLAH razi olsun. |
| |
| | #4 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Dec 2005 Yaş: 26
Mesajlar: 798
| gercekten super ya |
| |
| | #5 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Nov 2007 Yaş: 24
Mesajlar: 185
| Sağol vildan abla |
| |
| | #6 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Jun 2007 Yaş: 29
Mesajlar: 808
| Çok güzeldi. Ben bunu tgrt sabah programında dinlemiştim. Yinede okudum. Rabbimiz bizlere inancımızın gereği gibi yaşamayı nasib etsin. Rabbimiz razı olsun. Düzenleyen: ÇİĞDEM , 04-05-2008 - 15:29. |
| |
| | #7 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,424
| Cok guzeldi... Allah razi olsun... |
| |
| | #8 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Allah razı olsun çook güzeldi.... |
| |
| | #9 |
| Teğmen Katılım Tarihi: Feb 2008
Mesajlar: 194
| allah razi olsun...bir allah dostunun ibretli hayitini daha ögrendim. hatunuda iyi sabretmis dedikodulara. ->"Milletin ne sandığı umrumda değildi." |
| |
| | #10 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 770
| la havle vela kuvete illa billa hil aliyyil azim. Daha bugun öglen namazindan sonra camiden bir arkadas anlatmisti bu menkibeyi... Dolasirkende burad gördüm... Allah razi olsun paylasim icin... |
| |
| Konu Araçları | |
| |