ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Hikaye & Öykü


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 09-03-2008, 20:24   #1
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Mesajlar: 1,690
Varsayılan Küçük Kır Çiçeği

Soğuk geçen kış mevsimi nihayet sona ermişti. İlkba­har gelmiş ve doğa, bir gelin gibi süslenmişti, Uçsuz bu­caksız kırlarda çiçekler açmış, çimenler yeşermişti. Gü­neşin ışıklarını gören çiçekler, böcekler, kuşlar ve insan­lar güzel havaların keyfini çıkarıyorlardı, Kuşlar, en güzel şarkıları söylüyorlar­dı. Karıncalar, oradan oraya ko­şuşturup duruyordu. Kelebekler, rengârenk kanatları ile yeşil çi­menlerin arasında uçuşuyordu. Arılar, yeni açmış çiçeklere vızıl­dayarak konuyordu. Sincap­lar, ağaçların dallarında oynu­yordu. Bütün canlılar, sevinç ve umut dolmuştu. Kısacası bütün do­ğa canlanmış ve yaşama isteği ile dolmuştu,
Yemyeşil çimenlerin ortasında, küçük bir kır çiçeği açtı. Narin boynunu topraktan çıkarıp, güneşe doğru baktı. Şöyle bir gerinip, özgürlüğünün tadını çıkardı.
Aylardır toprağın altında beklemekten canı çok sıkılmış­tı çünkü. Küçük kır çiçeği çevresine bakmaya doyamı-yordu. Öylesine özlemişti ki gün ışığını, neredeyse mutlu­luktan ağlayacaktı. Uzun zamandır görmediği arkadaş­larına selam verdi, Yakınlardaki bir evin bahçesinde açan güller ve lalelere de selam verdi, ama onlar, kü­çük kır çiçeğinin yüzüne bile bakmadılar, Çünkü onu kü­çük görüyorlardı.
- Tabii yaa, biz dünyanın en güzel ve en asil çiçek­leriyiz. Basit bir kır çiçeğinin yüzüne bile bakmayız! diyorlardı.
Kır çiçeği, onların bu davranışlarına üzüldü, ama ba­sit bir kır çiçeği olduğu için üzülmüyordu. Çünkü çok mutluydu. Güneşin sıcaklığını zevkle içine çekiyor, çayır kuşunun yükselen türküsünü dinliyordu. Etrafına bakıyor ve tabiatın güzelliğini sessizce duyup, hissediyordu. Kü­çük çayır kuşunun da neşeli ötüşleri ile onu anladığını bi­liyordu, Bu yüzden, neşeyle şakıyan mutlu kuşa saygıyla bakmıştı. Benim elimden de aynı şey gelmiyor, diye hiç .üzülmedf. İçinden: "Görüyorum, duyuyorum," diye geçi­riyordu. "Güneş ısıtıyor, rüzgâr okşuyor, Halimden şikâ­yetçi olmam anlamsız olur."
Bahçedeki çiçekler, kibirli kibirli çevrelerini süzüyor­lardı. Şakayıklar, gülden daha iri görünmek için şişinlyor-lardı; ama gülü gül yapan iriliği değildir ki. Lâleler renk­lerinin güzelliği ile göz alıyor, tavus kuşu gibi çalımlı ça­lımlı kabarıyorlardı. Küçük kır çiçeğine şöyle yan gözle
bakmaya bile tenezzül etmiyorlardı. Hâlbuki o içinden: "Ne güzeller!" diyordu, "O güzelim kuş gidip onlarla arka­daşlık edecektir. Ben de uzaktan da olsa bu misafirliği seyredebileceğim."
Tam o sırada çayır kuşu, şakayıklara, lâlelere değil de, çayıra yöneldi. Sevincinden aklı başından giden kü­çük kır çiçeği, çok mutlu oldu. Parlak kuş, şarkı söyleye­rek çiçeğin etrafında dans etmeye başladı:
- Ne yumuşak bir çayır! Oh! Altın yürekli, kırmızı elbi­seli ne güzel bir çiçek bu böyle!
Küçük çiçeğin mutluluğu tarif edilir gibi değildi. Kuş, gagası İle onu öptükten sonra, gökyüzünün mavisine yükselmişti. Kır çiçeği için için gülerek, fakat utangaç bir bakışla bahçedeki çiçeklere baktı, Kendisine gösterilen saygıya şahit oldukları için, sevincini anlamaları gerekti. Lâleler eskisinden daha dik duruyor; kırmızı ve sivri surat­larından düşen bin parça oluyordu, Şakayıkların başı pek kabarıktı. Allah'tan, dilleri yoktu. Olsa, kim bilir ne tatsız şeyler söyleyecek, zavallı çiçeğin kalbini kıracak­lardı, Küçük çiçek her şeyin farkındaydı, öfkeleri ona dert oldu,
Bir gün, elinde bir bıçakla genç bir kız bahçeye gir­di; lâlelere yaklaşarak hepsini birbiri ardına kesti. Kır çi­çeği içini çekerek:
- Ah! Ne felâket! Yazık zavallılara! dedi.
Genç kız lâleleri götürürken, o, bir kır çiçeği olduğu­na sevinmişti. Gün batarken, yapraklarını kapattı ve Al­lah'a şükretti; bütün gece rüyasında güneşi ve küçük ku­şu gördü.
Ertesi sabah, yapraklarını gün ışığına açınca kuşun sesini duydu, sesinden üzgün olduğunu anladı, Zavallı çayır kuşunun üzüntüsü yersiz değildi: Onu yakalayıp açık pencerenin önünde asılı duran bir kafese kapat­mışlardı. Özgür olmanın mutluluğunu, yeşermiş tarlaların güzelliğini ve gökyüzünde dilediği gibi uçmaya duydu­ğu özlemi anlatıyordu şarkısında kuş.
Kır çiçeği, kuşun yardımına koşmak için can atıyordu, ama gücü yetmez, nasıl koşsun? Zavallı kuşa öyle çok üzüldü ki, dört yanını çeviren güzellikler ve güneşin tatlı sı­caklığı bile onu teselli edemedi. Az sonra iki çocuğun bahçeye girdiğini gördü. Birinin elinde keskin ve parlak bir bıçak vardı. Ne olduğunu anlayamayan kır çiçeğine doğru ilerlediler.
Oğlanlardan biri:
- Çayır kuşuna buradan güzel bir parça çimen ke­sebiliriz, diyerek çiçeğin etrafındaki çimen parçasını kesmeye başladılar.
Diğeri:
- Çiçeği koparsana, dedi.
Bunu duyan kır çiçeği, korkusundan yere kapandı. Koparılmak, canından olmaktır. Çimenle birlikte, kuşunkafesine gireceğini sandığı zaman ne kadar da mutlu olmuştu.
Büyük:
- Hayır, varsın kalsın, diye cevap verdi; buraya çok yakış­mış.
Böylece hem çiçeğin canı bağışlanmıştı, hem . de kafese girmiş oldu.
Zavallı kuş, esirlikten acı acı dert yanıyor ve kanatlarını demir tellere çarpıyordu. Kır çiçeği çok jf istemesine rağmen, ona bir tek avutucu söz söyleyemiyordu, Öğlen olduğunda çayır kuşu:
- Çok susadım, Bana bir yudum su bile bırakmadan gittiler. Gırtlağım kupkuru, ateş gibi yanıyor! Ne yazık! Güneşten uzak, serin çayırlardan, dünyanın bunca göz kamaştırıcı güzelliklerinden uzak, can vereceğim de­mek.
Sonra biraz serinliyebilmek için, gagasını serin çi­menlere daldırdı. Gözü kır çiçeğine ilişmişti, Başı ile dost­ça bir işaret yaparak ve eğilip öperek şunları söyledi:
- Sen de burada kuruyup gideceksin, zavallı nazlı çi­çek! Elimden koskoca dünyamı alıp, karşılığında banabirkaç tutam ot verdiler. Eş dost diye bir sen varsın. Her ot parçası, gözüme ağaç görünecek, senin her yapra­ğın kokulu bir çiçeğin yerini tutacak. Ah! Sen, bütün kaybettiklerimi hatırlatıyorsun bana!
Yapabileceği hiçbir şey olmayan çiçek, içinden: "Ah! Onu birazcık olsun avutabilseydim," diyordu. Kuş, çimen filizlerini tek tek yolduğu, kemirici bir susuzlukla mum gibi eridiği halde, çiçeğe bir türlü eli varıp doku­namadı.
Akşam oldu, hava karardı; zavallı çayır kuşuna bir yudum su getirecek bir kul çıkmadı. Çırpıntılı bir silkinişle kanatlarını gerdi, kara sevdalı bir sesle öttü. Ufacık başı çiçeğe doğru düştü, istek ve acı dolu yüreği duruverdi. Bu hazin manzarayı seyreden kır"çiçeği, bir gece önce­ki gibi, uyumak için yapraklarını örtemedi. Üzüntüden kahrolup yere serildi.
Çocuklar, ancak ertesi gün, sabahleyin geldiler, Ölü kuşu görünce gözyaşları dökerek, mezar kazdılar. Güzel, küçük bir kırmızı kutuya konan kuş, krallara lâyık bir törenle gömüldü. Kapanan mezarın üstüne gül yap­raklan serpildi.
Zavallı kuşcağız! Sağken, öterken, kafesinde unutul­muş, yoksulluk içinde can vermişti, Ölümünden sonra, gözyaşları dökülüyor, saygı gösteriliyordu.
Çimenle kır çiçeğine gelince, onları da büyük yolun tozu toprağı içine fırlatıp1 attılar. Küçük kuşu candansevmiş olanın yüzüne, kimse dönüp de bakmadı bile.
ANDERSEN’DEN MASALLAR KİTABINDAN
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 25-04-2008, 16:01   #2
Binbaşı
 
Katılım Tarihi: Jul 2007
Yaş: 17
Mesajlar: 1,522
Varsayılan Yanıt: Küçük Kır Çiçeği

emeğine sağlık kardeşim güzel paylaşımın için teşekür ederim
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 20:07


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats