ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Dünya Coğrafyası > İslam Coğrafyası


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 18-05-2007, 17:59   #1
Yüzbaşı
 
Katılım Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 921
Varsayılan Çiçeklerle Karşılanmayı Bekleyen Amerika ve Direniş (IRAK)

ÇİÇEKLERLE KARŞILANMAYI BEKLEYEN AMERİKA ve DİRENİŞ
Ali Ensar Kılıçoğlu (İHH Görevlisi)

Irak’ta yardım dağıtmak ve yaşananları yerinde gözlemlemek üzere 12 Mayıs’ta İstanbul’dan yola çıktık. Ertesi sabah Irak sınırını geçerek Zaho’dan Musul’a doğru hareket ederek yollarda kurulan pek çok kontrol noktalarından geçiyoruz. Buralarda Barzani’ye bağlı askerler görev yapıyor. Her kontrol noktasında durdurulabilir üzeriniz ve eşyalarınız aranabilir. İki saat süren yolculuktan sonra Musul’a varıyoruz. Orada kısa bir süre önce Türkiye’ye de gelen ve Musul’da gönüllü sağlık faaliyetleri yürüten doktor İdris bey bizi karşılayarak ağırlıyor ve çalışmalar hakkında bilgiler veriyor.

Akşam olmadan Bağdat’a geçmeliyiz. Karanlıkta yol kesme ve gasp olayları yaşandığından erkenden Musul’dan ayrılmak zorunda kalıyoruz. Bizi Musul-Bağdat arası çalışan taksi durağına getiriyorlar. Taksi şoförleri etrafımızı sarıyorlar ve araçlarına davet ediyorlar. Herkes rızkını çıkarabilmenin telaşında. İşsizlik had safhada, imkan bulabilenler taksi şoförlüğü yapıyor.

Musul’da ABD askerleri zırhlı araçlarla şehrin ana caddelerinde geziyorlar. Bağdat’a doğru yola çıkıyoruz, yine Zaho’dan Musul’a gelirken olduğu gibi yollarda pek çok kontrol noktası mevcut. Irak askerleri geçen araçları kontrol ediyor. Yolda birkaç değişik yerde Amerikan askeri araçlarının konvoyuna rastlıyoruz. Hepsi zırhlı araçlar. Üzerlerinde uçaksavar ve onun başında yüzünde maske bulunan ABD askerleri var. Her aracın arasında en az 50 metre mesafe bulunuyor. Hiçbir araç bunların yanından geçerek yoluna devam edemiyor. Askeri araçların en az 200-250 metre gerisinde büyük bir araç konvoyu oluşuyor. Sivil araçlar on dakikalık yolu bir saatte alabiliyorlar.

Akşama doğru Bağdat’a ulaşıyoruz. Oradaki insani yardım kuruluşunun misafiri oluyoruz. Felluce’de dağıtılacak yardımların organizelerini bu kuruluşla beraber yapıyoruz. Onlar çalışmalarını yaparken biz bazı kuruluşlarla ve ABD’nin Irak’taki uygulamalarından mağdur olan sivillerle görüşüyoruz.

Sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle yaptığımız görüşmelerde Irak’ın geleceği üzerine konuşuyor ve sorularımıza cevap arıyoruz. 30 Haziran’dan sonra ne olacak? Bu sorunun cevabını bulmaya çalışıyoruz. Siyasi parti temsilcileri 30 Haziran’da yönetimin Irak halkına devredilmesini ve demokratik bir seçimle halkın kendi yöneticilerini seçmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Sivil toplum temsilcileri de ABD’nin Irak’ta bozguna uğradığını ve dedikleri gibi Irak halkının kendilerini pek de sevmediklerini gördü. Buradakiler 30 Haziran’ı bir bahane kabul edip işgalcilerin ülkelerinden gitmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Sorumuza yine sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden ilginç cevaplar da geliyor: ABD 30 Haziran’da Irak yönetimini görünürde devretse de hakimiyetini devam ettirecek, yine kendi seçtiği bir konseyi görevlendirecek. Sizce Amerika, Irak’ta Sünni bir yönetim mi, yoksa Şii bir yönetim mi istiyor sorumuza cevap olarak ABD’nin Ortadoğu’da yeni bir Şii iktidara razı gelmeyeceği vurgulanıyor. Aynı zamanda da Şiilerin devlet yönetimini üstlenebilecekleri bir birikimlerinin, eğitilmiş insanların olmadığı ifade ediliyor.

Amerika yine Irak’ta kendi seçeceği bir yönetime görevi devredecek ama Şiilere de yönetimde en azından başkan yardımcılığı gibi bir görev verilerek destekleri sağlanacak gibi görünüyor.

Hapishaneler ve burada uygulanan işkence konusuna gelince Heyet’ül Ulema üyesi bir alim, 26 Temmuz 2003 tarihinde - bundan yaklaşık bir yıl önce - BM temsilcilerinin hapishaneler ve işkence ile ilgili bir rapor hazırladıklarını ancak Amerikalıların bunu dikkate almadıklarını belirtiyor. Yine siyasi parti temsilcileri de işkence görüntüleri medyalarda çıkmadan önce kendilerinin Ebu Gureyb Hapishanesi’nde incelemelerde bulunduğunu fakat ABD görevlilerinin kendilerini hapishanenin bazı bölümlerine girmelerini engellediğini ifade ederek bunu Irak’taki Amerikan yönetimine rapor ettiklerini söylüyor. Ve devam ediyor: “Ebu Gureyb aysbergin görünen yüzü, Bağdat’ta bulunan Havaalanı ve Umm Kasr Hapishanelerinde neler yaşanıyor hiçbir bilgi yok. Hiçbir heyetin bu hapishanelere girmelerine izin verilmiyor.”



Ebu Gureyb Hapishanesi’nde eşi dokuz aydır tutuklu bulunan Fatima hanımla da yaptığımız görüşmede, bir gece eşinin sebepsiz yere evden alınarak götürüldüğünü, dokuz ayda yalnız iki defa görüşebildiklerini, ilk yedi ay görüşmelerine izin verilmediğini belirtiyor. İkinci görüşmelerini de işkence fotoğraflarının basına yansımasından sonra gerçekleştirmişler. Eşinin tanınmayacak derecede zayıfladığını, hastalandığını, üzerinde hala dokuz ay önce tutuklanırken bulunan elbiselerin olduğunu, hapishaneye temiz elbise götürdüğünü fakat içeri alınmadığını ve eşinin akıbetini soracak hiçbir makam bulamadığını anlatan Fatima hanım dört çocukla tek başına ve yardıma muhtaç bir halde çaresizlik içinde yaşamaya çalışıyor.

Biz Irak’tayken 3000 kişinin tutuklu bulunduğu Ebu Gureyb Hapishanesi’nden 300 kişiyi serbest bırakan Irak’taki Amerikan yönetimi daha sonra da 500 kişiyi serbest bıraktılar. Birkaç ABD yönetimine yakın medya temsilcilerinin de hapishaneyi ziyaret etmesine müsaade eden Amerikalılar Türkiye’den veya başka ülkelerden Irak’ta bulunan medya temsilcilerine ise bu izni vermiyorlar. Şu anda Irak’taki işgalci ABD yönetimi Ebu Gureyb Hapishanesi’nde bir takım düzenlemeler yaparak burayı tüm dünya medyasına açacaklar ve “biz burada demokratik usullere uygun, insan haklarına riayet eden bir anlayışla hapishane yönetimini gerçekleştiriyoruz. Daha önceden olan olaylar kendini bilmez birkaç askerin uygulamalarıydı. Onların yargılamaları devam ediyor.” diyecekler. Ancak öte yandan Havaalanı Hapishanesi ile Umm Kasr’daki hapishanelerdeki uygulamalar esrarını korumaya devam edecek.

Yardım organizasyonu ayarlamaları tamamlanınca Bağdat’tan Felluce’ye geçiyoruz. Şehrin girişindeki güvenlikli noktalarda bulunan ABD askerleri, kontrol ve aramaları Irak askerlerine yaptırıyorlar. Şehrin içersine ise giremiyorlar. Bir ay boyunca ABD askerleri ile çatışan ve işgal güçlerine karşı direnen Felluce şehrini geziyoruz. Yıkılan binalar bize Marmara depremini hatırlatıyor. 1350 ev tanklardan ve uçaklardan açılan ateş sonucu tahrip olmuş, 700 kişi hayatını kaybetmiş, 2350 kişi yaralanmış. Çatışma süresince hastaneye giden yollar vurulmuş ve Felluce’deki en büyük sağlık kuruluşu olan devlet hastanesi çalıştırılmamış, ambulanslar kurşunlanmış ve yakılmış. Felluce halkı mahalle mahalle klinikler kurarak imkansızlıklar içerisinde yaralılarına müdahalede bulunmuşlar. Oksijen tüpleri boş, narkoz yok, ilaç yok. Yaralılara anestezi yapılmadan yerlerde ameliyatlar yapılmış.



Ateşkes sağlanınca Felluce halkı şehitlerini futbol sahasının bulunduğu alana defnetmişler. İlk önce antrenman sahası mezarlık yapılmış, burası yetersiz kalınca stadyum da mezarlığa çevrilmiş. Bana adeta Çanakkale şehitliğini anımsatan bu stadyum Felluce şehrinin orta yerinde direnişin bir sembolü olarak durmakta. Irak halkı, işgale karşı direnişinin diğer bir ifadesini de Geçici Konsey’in kabul ettiği bayrağa karşı eski Irak bayrağını her yere asarak göstermiş. Irak’ın pek çok şehrinde binalarda, arabalarda, benzin istasyonlarında Irak bayrağını görüyorsunuz. Tüm şehirler sanki bayram kutlaması var gibi Irak bayraklarıyla donatılmış durumda. Çiçeklerle karşılanmayı bekleyen Amerika, Felluce’de, Necef’te, Kerbela’da, Samarra’da, Ramadi’de Saddam iktidarının gösteremediği bir direnişle karşılandılar.

Elektrik, su, gıda ve sağlık gibi her türlü en temel insani ihtiyaçtan mahrum bırakılan Felluce halkı çok zor günler geçirmiş. Şu an şehrin kenarında akan fakat sağlıklı olmayan dereden su ihtiyacını karşılayan mahalleler var.

İHH olarak Felluce’de 1500 aileye gıda dağıtım programı gerçekleştirdik. Ayrıca devam eden su sıkıntısı sebebiyle merkezi yerlerden üç okul ve üç camiye su deposu temin edilerek su ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunmaya çalıştık. Bağdat’tan her gün tankerlerle getirilen su buradaki depolara konulmakta ve halkın ihtiyacını gidermesi sağlanmakta. Bunun yanında 60 adet küçükbaş hayvan keserek buradaki ihtiyaç sahiplerinin sofrasında bir lokma sıcak aş olmaya çalıştık.

Felluce çalışmalarımızı tamamlayarak Bağdat’a geçtik ve buradan da Kerkük’e gelerek bir takım temaslarda bulunduk. Kerkük’te yeni kurulan Irak Türkmenleri Adalet ve Kurtuluş Partis’ini ziyaret ederek çalışmaları hakkında bilgi aldık. Irak’ta yardım çalışmaları yapan TODAV’ı ve yine Irak’ta yardım çalışmaları yapan Irak Türkmenleri Dayanışma ve Kalkınma Derneği’ni ziyaret ederek görüşmelerde bulunduk. Bizlere ihtiyaçlarından bahsederek Türkiye’deki Müslüman kardeşlerinden yardım beklediklerini söylediler. Türkmen Cephesi’ni ve İTKAD’ı da ziyaret ederek orada sağlık çalışmalarıyla Kerküklülere yardımcı olan Hayırsever Tıp Cemiyeti’ne geçtik. Kerküklü doktorlar gönüllü olarak kurdukları klinikte günde 30 civarında hastayı muayene etmekte, tahlillerini yapmakta ve ilaçlarını vererek tedavilerini sağlamaya çalışmaktalar. Cemiyet yetkilileri Türkiye halkına kendilerine İHH aracılığıyla gönderdikleri sağlık yardımları ve onların deyişleriyle dermanlar (ilaçlar) için teşekkür ediyorlar.

Bir haftalık Irak ziyaretimizi ve yardım çalışmalarımızı tamamlayarak daha fazla yardımla ve daha güçlü bir şekilde geri dönmek üzere Irak’tan ayrılıyoruz.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 07:32


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats