![]() |
| | #1 |
| Er Katılım Tarihi: Apr 2008 Yaş: 25
Mesajlar: 4
| SALİHA KADINLAR İTAATKAR KADINLARDIR ![]() Geçenlerde bu meseleyi bir vesile ile araştırırken Nisa suresindeki 34. ayet “الرجال قوامون على النساء” ayetinde "saliha kadınlar itaatkâr kadınlardır" diyor. Bu, bize öyle bir zor geliyor ki, anlamakta öyle bir sıkıntıya düşüyoruz ki, niye kadın itaatkâr olduğu zaman saliha oluyor? Fakat ayetin devamında enteresan bir şey var. Saliha kadınları anlatırken ayet "namuslarını koruyan" ifadesiyle kadının, namusunu koruma özelliğinden bahsediyor. Bir de ayet, Allah Teâlâ'nın korumasıyla kadının gaybı muhafaza etmesinden bahsediyor. Açın tefsirlerden bakın çok ilginç bir ifadesi vardır; kadınların Allah Teâlâ'nın korumasıyla gaybı muhafaza ettiğinden bahsediyor. Ayetin bu metnini gördüğümde kafama takıldı… Acaba nedir? Bu gayba yapılan vurgu, gaybla kadının saliha olması arasında kurulan bu münasebetin zemini nedir? Yani ayette itaatkâr kadının saliha olarak nitelendirilmesi, tamam, bunu anlamak mümkün ama kadının gaybı muhafazası nedir? Tefsirlere baktım. Birinci derecede hep "kocası yok iken onun emanetini muhafaza eden, malını mülkünü çoluk çocuğunu muhafaza eden" şeklinde açıklamalar var. Buradaki "gayb" kelimesini kocasının yokluğuna hamleden izah tarzları vardır. En son Allah rahmet eylesin -çok dua ettim- merhum Fahruddîn Razî’ye baktım. Hep yaptığı gibi ayetin anlam katmanlarını almış, birinci mesele, ikinci mesele, birinci boyut, ikinci boyut en sonunda bu meseleye gelmiş ve demiş ki: “Şöyle de anlaşılabilir: Kadın isterse Allah Teâlâ'nın bu emirlerine itaat etmeyebilir ama burada kadını bile bile, isteye isteye gönüllü gönüllü erkeğin kendisinden bir kademe yüksek tutulmasına razı olursa, eğer buradaki gaybî hikmetleri kavrayamasa bile buna teslim olursa, "rabbimiz indinden bu böyle gelmiş gaybî bir emirdir, gaybî bir haberdir, gaybî bir iştir" diye buna teslim olursa kadının itaatkârlığı daha da artar, “salihalık” da burada ortaya çıkıyor. "Kadın isterse teslim olmayabilir". Çok enteresan bir izah tarzı bu. Şimdi ben, şuna hep inandım… şunu hep müdafaa etmeye çalıştım. Biz Kur’an'ı ve Sünnet'i okurken/yorumlarken bir Müslüman zihniyle, bir Müslüman kalbiyle, bir Müslüman teslimiyetiyle bunu yapmıyoruz/yapamıyoruz. Modern değerlerin bize ön şart olarak dayatıldığı bir ortamda yaşıyoruz. Modern değerler bizi bilinçaltımızı öyle bir tesis etmiş, öyle bir şekillendirmiş ki, Kur’an'ı da Sünnet'i de bu değerler zemininde anlamaya/yorumlamaya çalışıyoruz. Evet, bunu mümkün kılan bununla çatışma teşkil etmeyen boyutları var meselenin. Yani alırsınız “إن أكرمكم عند الله أتقاكم” dersiniz bütün insanları birbirine eşitlersiniz, böyle bir zemin verir size Kur’an. Deriz ki, "ne kadının ne erkeğin, ne müslimin ne gayr-i müslimin birbirine eşitsizliği yoktur; bir tek üstünlük kıstası vardır o da takvadır. Kur’an size bu zemini verir. Efendimiz (S.A.V.) insanları bir tarağın dişleri gibi eşitlemiş… O da size bu zemini verir ama siz her şeyi olması gereken zeminde değerlendirmezseniz bunlarla çatışma teşkil ettiğini düşündüğünüz ayetleri ve hadisleri ya görmezden geleceksiniz ya da çok affedersiniz onlara işkence ederek onları te’vil edeceksiniz ya da "tarihseldir" deyip, "uydurmadır" deyip hayatın dışına atmanın endişesiyle hareket edeceksiniz. (Ebubekir Sifil) |
| |
| Konu Araçları | |
| |