![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 3,948
| Her Çocuğun Gönlüne Bir Siluet Düşürmek Mürşide YAKARYILMAZ Zamanın sınırsız aralıklarından bir siluet düşüveriyor zihinlerimize. Karanlık zihin dünyamızın yol haritalarına ışık tutuyor sonra. Rotasız kalınan bütün güzergâhlardan ve çıkmaz sandığımız her sokaktan hikmetli sözleriyle alıp çıkarıyor bizleri. Bir siluet beliriyor düşüncelerimizde ansızın, bir çocuğun başını okşarken… Ve binlerce söylenecek söz arasında onun sözleri dökülüveriyor dudaklarımızdan: “Her ağacın bir meyvesi vardır, gönlün meyvesi da çocuktur.(H.Ş)” Ve çocuk olmak alabildiğine doğal, insanca… Bir tebessümün uğruna masallar dinlemek saatlerce. Saf, olabildiğine pervasız, ön yargısız bakmak kurallar bütününden oluşan dünyaya. Sonra sıkışmak yüzyılın gelgitleri arasına. Farkında olmadan sunulan yaşamı solumak bir nefeste. Dip dibe binalar arasında aramak düşleri. Sonsuz hayalleri sanal ortamlarda kurmak. Binlerce acabanın arasında temiz ve pembe rüyalar görebilmek. Ve yirmi birinci yüzyılda çocuk olmak... Dimağları taptaze, yürekleri alabildiğince geniş, sınırların dar geldiği bir dönem çocukluk. Bir ömür boyu ayak izlerini taşıyacakları bir süreç. Evet ve hayırların belirginleşeceği bir yaşamın ilk tohumları burada atılacak. İşte tam bu noktaya güzel, erdemli, örnek bir siluet düşürmek lazım, inşa olunan körpe hayatlara. Doğru, emin, Muhammedî, mütebessim bir siluet… Aydınlık bir ışık sunsun diye karar noktalarına. Yüzyıllarca öteden birini sevmeyi, örnek almayı öğrenirse bu yürekler, en yakınlarını, arkadaşlarını daha rahat ağırlarlar sevgi pınarının başında. Güzel şeylerle doldurulmuş testi misali, güzel şeyler sunarlar etraflarına. Sanal kahramanların her gün televizyon aracılığıyla pompalandığı çocukça yaşamlara, gerçek bir örnek, güzel bir yaşam ve imanla geçmiş bir ömrün parıltılarını sunmaktır asıl olan. Güzel insan Peygamberimizi tertemiz yüreklerle buluşturup, can sularını onun öğretileriyle verebilmek sonra. Ahiret yurdunun basamaklarına her geçen gün yaklaşırken, O’nun sözlerinin ışığında bir yer tutabilmek ebedi âlemin sınırlarında. ''Cennette ferahlık ve sevinç evi denilen öyle gösterişli bir yer vardır ki, oraya yalnız çocukları sevindirenler girebilir."(H.Ş) Nebi’nin sözleri akarken hayatımıza Hasan ve Hüseyin’e olan muhabbet ve sabrı ısıtır içimizi. Çocuklarına olan yakınlığı şekillendirir ailenin sıcaklığını. Yeryüzünün çocukları ağlarken şu günlerde, uzaklardan bir söz gelir yakalar yüreğimizdeki sızıyı. "Kim ağlayan çocuğunu susturuncaya kadar gönüllerse, Cenâb-ı Hak ona Cennette memnun olacağı kadar nimet verir."(H.Ş) Ve nimet bahçelerinin anahtarını sunar bize sessizce… Bir siluet düşer davranışlarımızın her noktasına. Terbiye etmek, şekil vermek için bir çocuğun kişilik tablosunu; hayırla süslemek, sevgiyle yapılandırmak ve sabırla karmak gerek kişilik hamurunu. Resulün hayatını önce kendimize, sonra çocuklarımıza düstur ediniyoruz. Ne zor iştir benlik denizinin gel-git lerini uyumlu ve hayırlı hale dönüştürmek. Zaaflarımızın üstünü hayırlı şeylerle örtebilmek. İlahi bir terbiyecinin elçisinden sınırlarımızı ve haddimizi öğrenmek. Ve bizden sonra açık kalacak olan hayır kapısı çocuklarımızı onun terbiyesiyle yetiştirmek. Öperken bile çocuklarımızı farkında olabilmek sevap deryasının yamacında dolaştığımızı. "Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her öpücük için size Cennette bir derece verilir ki, iki derece arasında beş yüz senelik mesafe vardır. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin defterinize sevap yazarlar."(H.Ş) Çocuklarımız ve hayırlı ameller arasında bir köprü olabilmek, “ümmeti ümmeti” diyeceği bir gün için Resulün. Özgünaile/Nisan 2008 |
| |
| Konu Araçları | |
| |