![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Borcunu ihmal Ebu Hureyre (ra), Resulüllah (sas)’ın şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: “Varlıklı birisinin, borcunu ödemeyip uzatması zulümdür.” (Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizî) Borç vermek; şefkat, iyilik ve yardımseverlik duygularının eseridir. Bu güzel duyguların istismar edilmemesi, kötüye kullanılmaması gerekir. Bu da alınan borcun, o borcu ödeme imkânı elde edilir edilmez ödenmesiyle mümkündür. Eline borcunu ödeme imkânı geçtiği, darlıktan varlığa çıktığı halde, kişinin, borcunu ödemeyip uzatması, alacaklıyı oyalaması, zulümden başka bir şey değildir. İslamiyet, yardımseverlik duygusunun böylesine istismar edilmesine göz yummaz, câiz görmez. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Müslüman, örnek insandır Müslüman, sosyal insandır. İnsanlar arasında yaşayıp, onlarla muaşeret etmekle, örnek davranışları, hayırlı hizmetleri, hikmetli ve doğru sözleri ile topluma faydalı olmakla mükelleftir. Köşesine çekilip insanlardan ayrı yaşamak, insanlarla alakasını kesmek uygun değildir. Bütün peygamberler toplumla haşır neşir olmuş, onların eza ve cefalarına katlanmış, hak ve hakikati bıkmadan, usanmadan tebliğ etmişler onlardan biri olarak içlerinde yaşamışlardır. Onların izinden giden alim, salih ve sadıklar da aynı şekilde hareket etmişlerdir. Bu hususta Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır: “İnsanların arasına karışıp onların ezalarına sabreden mü’min, insanlar arasında karışmayarak onların ezalarına sabretmeyen mü’minden daha hayırlıdır.” (İbn-i Mace) |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Vücudunu asıl Sahibi’ne feda et! Nasıl ki yıldızböceği, kendi ışıkçığına itimad eder, gecenin karanlıklarında kalır. Bal arısı kendine güvenmediği için gündüzün güneşini bulur. Bütün dostları olan çiçekleri, güneşin ışığıyla yaldızlanmış olarak görür. İşte ey insanoğlu! Aynen bunun gibi kendine, vücuduna ve benliğine dayanırsan; yıldızböceği gibi olursun. Eğer sen, fânî vücudunu, o vücudu sana veren Yaratıcı (cc) yolunda fedâ etsen, bal arısı gibi olursun. Öyleyse, kendini O’na fedâ et! Çünkü şu vücut sende bir emanettir. |
| |
| | #4 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| “Gevşeklik göstermeyin, tasalanmayın; eğer iman ediyorsanız üstünsünüz.” (Âl-i İmrân, 3/139) Allah’a inancımız tam ise, ümit, azim, kararlılık şiarımız olmalı; millete hizmet de vazifemiz. Hakk’a o kadar saygı duymalı ve o denli hayatımızı başkalarının mutluluğu içinde görmeliyiz ki, yemeyip yedirdiğimizi, giymeyip giydirdiğimizi ve kendimize rağmen yaşadığımızı görenler, emanette emin bir kısım kimselerle karşılaşmanın mutluluğunu yaşasınlar. Biz o denli nezih yaşamalıyız ki; haramlar, gayrimeşruluklar değil hayatımızı, rüyalarımızın ufkunu bile kirletmemeli..Aslında böyle bir kirlenme, kim bilir belki de hiç beklenmedik şekilde ne irtifa kayıplarına sebebiyet veriyordur!.. Konumunun hakkını veremeyip bulunduğu noktadan kayanların iflâh olduğu hiç görülmemiştir. Kaldı ki biz, değil bir kısım dünyevî mülâhazaları, ya da menfaat düşüncesini dahi eksiklik sayma konumundayız. Dahası biz Cennet’i bile kulluğumuza gaye yapmaktan kaçınmalı ve bütün gönlümüzü Hak rızasının engin vâridâtına bağlayarak şahsî isteklerimize karşı kat’î bir tavır alma durumundayız. Hiçbir zaman almayı düşünmeden hep vermeli, geriye döneceğini beklemeden de sürekli ihsanda bulunmalıyız.. Ve “cânan” deyip sefere azmettiğimiz bu kutlular yolunda hiç ama hiç “can” sevdasına düşmemeliyiz. |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Resulullah (sas) güzel isimler koymaya dikkat ederdi İnsanlara verilen bazı adlar o milletin inancını yansıttığı gibi diğer bazıları da onların tercihlerini, ahlak ve değer hükümlerini yansıtır. İsimler fertlerin kişilik ve bir milletin de kimliği açısından önem taşır. Hz. Muhammed (sas) her şeyde olduğu gibi güzellikten, ahlaktan hayır ve bereketten yanadır. İnsanlara isim verirken de o bunları gözetmiş ve beğenmediği eski adları da değiştirme yoluna gitmiştir. Peygamber Efendimiz, hayvan olsun eşya olsun onlara anlamlı, bereket ve hayır ifade eden veya edebi isimler koyma yoluna gitmiştir. O, isimlerde insaniyet, yüksek ahlak ve ubudiyyet (Allah’a kulluk) ifadesini öne çıkarmıştır. |
| |
| | #6 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Günahlara karşı ciddi bir nedamet hissi, o günahın açtığı boşlukları kapatabilir Bir gün Hz. Muaviye’yi şeytan namaza kaldırır. Hz. Muaviye şaşkınlıkla neden kaldırıldığını sorar: Şeytan ona şu ibretâmiz cevabı verir: “Ben şeytanım. Geçen gün birisi sabah namazını kaçırdı. Kalktığında öyle bir “âh” etti ki, onun nedameti yüzü suyu hürmetine Allah pek çok kimseyi bağışladı. Seninki de öyle olur diye korktum ve onun için seni namaza kaldırdım!” Evet. Aksi takdirde açılan gayyalar her zaman bizi içine çekip yutabilir. Bundan dolayıdır ki, çok dikkatli yaşama mecburiyetindeyiz. Çünkü, insan hayatında “kabz u bast”lar sürekli olarak birbirini takip eder ve onu hep boşlukların etrafında gezdirirler. Çarşıda gözünüz bir harama iliştiğinde, hemen anında mescide gidip, iki rekat namaz kılmalı.. Bir an gamsızca kahkahayla gülündüğünde, derhal bir kenara çekilip tevbe edilmeli.. zira, unutulursa kalır, kalır ve katmerleşir. Zamanla da Rabb ile irtibat, kesilir ve o günahzede kendini dalâlet ve inhirafların ağında bulur. |
| |
| Konu Araçları | |
| |