![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| RAHMETTEN İSTİFADE EDEBİLMEK... İnsan hadiselerin sebep ve sonuçlarından dersler çıkarabilecek şuurlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Bu şuur sayesinde insan geçmiş zamana ait bütün olayların kahramanlarının akıbetlerine bakıp gelecekte hem kendinin hem de dostlarının sonunun ne olacağını kestirebilir. Evet insan fanidir hatta bütün varlık fanidir. Ancak beşer bu dünyada geçici olmasına rağmen ahrette ebedi kalacaktır. Bu müjdeyi bize veren başta Kâinatın Efendisi sonra ondan aldıkları nurla bizleri aydınlatan mürşitlerdir. Madem dünya fanidir ve madem ebedi bir alem vardır ki bu alemde ya cennet yada cehennem kalınacak yer olacaktır. Öyle ise insanın en büyük derdi baki kalacağı mekanın cennet olmasını sağlama olmalıdır. Öyle ise insan mutlaka dini mevzuları öğrenmeye iştiyaklı olmalıdır. Kul dine ait her hangi bir mevzuyu dinlerken : 1-) Konuyu anlamak için iştiyaklı olmalıdır. Şeytanın gaflet vermesini izin vermemelidir. Evet insan kalbini , ruhunu aklını nasihate açmalı her şeyiyle istifade etme niyetinde olmalı. Çünkü ALLAH insanları niyetlerine göre sevk eder. Zaten Hz. Muhammed’i (sav) dinleyerek sıddıkiyet mertebesinde yükselen Hz. Ebubekir ile cahillerin en büyüğü Ebu Cehil ‘in arasında ki farkın sebebi bu dinleme keyfiyeti değil midir? 2-) Sohbette kibir , riya suizan gibi sözler geçtiğinde mi’min hemen bu sözü alıp nefsine sormalı acaba bende böyle bir şey var mı ? Ve her an bu muhasebe içerisinde olmalı . 3-) Sohbette sahabelerin yahut kâmil bir müslümanın hayatından bahsedildiğinde mü’min hemen kendi nefsine sormalı acaba onun yerinde olsaydım aynı davranışı gösterebilir miydim ? Evet kul yukarıdaki hususlara mutlaka dikkat etmeli ve kendisini doğru yola iletmesi için ALLAH ‘ a yalvarmalıdır. Bir Edep Anlayışı Efendimiz (sav), kendisine karşı ayağa kalkılmasını istememesine ve “Acemlerin büyüklerine ayağa kalktığı gibi ayağa kalkmayın” buyurmasına rağmen, Ashâb-ı Kiram kendisine karşı hürmette kusur etmiyor ve ayağa kalkıyorlardı. Biz de Mevlid-i Nebevî okunurken, “Doğdu ol sâatte ol Sultân-ı Dîn” denildiğinde “hoş geldiniz” ma’nâsına ayağa kalkıyor ve kendilerine karşı hürmet ve ta’zimlerimizi arzetmeye çalışıyoruz. Evet, bu bir edep anlayışı ve edep göstergesidir. Dolayısıyla, ihmal edilmemeli ve mutlaka yerine getirilmelidir. :'( :'( :'( :'( |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| İnsan, bu dünyada emniyetle yaşamamalı. Hiçbir zaman kendine güvenip kendinden emin olmamalı. Akıbeti hususunda hep tir tir titremeli. "Ben kâfirim, ben münafığım" demek caiz değil; ancak içinde hep bir endişe olmalı, bende münafıklık alâmeti var mı diye... Bu endişeyi koca Hazreti Ömer bile taşıyor ki biz neden taşımayalım! Namazını kıldığı zaman makbul olduğuna inanmalı; ancak "Bunda bir eksiklik var mı, yüzüme çarpılır mı?" diye endişe etmeli..... :'( :'( :'( :'( |
| |
| | #3 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Biz aslında kulluktan yana bir yorgunluk yaşıyoruz. Hepimiz yorgun asker gibiyiz, adeta ibadetlerden yorulmuşuz. Bir bıkkınlık var. Müslümanlığa çok avamca bakıyoruz. Kalblerimizde onu çok daraltıyor, sığlaştırıyoruz. Biz ülfetin zebunu olmuşuz. Değerler gözümüzde renk atmış, matlaşmış; içimizde heyecan uyarmıyor. İbadetleri şeker-şerbet yudumlar gibi eda edemiyoruz. Nedir bu mekri ilahî bilemiyorum? Neden duyamıyoruz? Neden heyecan yok? :'( :'( :'( -alıntılar- |
| |
| | #4 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Jul 2006 Yaş: 27
Mesajlar: 1,064
| "Allah kimseye taşıyabileceğinden fazla yük yüklemez" Bu yükmü bize ağır geliyor? yoksa yükün altına hiçmi girmiyoruz? |
| |
| | #5 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| "yoksa yükün altına hiçmi girmiyoruz? RABBİM hepimizden razıolur inşaALLAH .. amin |
| |
| Konu Araçları | |
| |