![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Efendimiz’e (sas) hicret emri gelmişti. Şimdi hicret zamanıydı. Hicret arkadaşı ise Hz. Ebu Bekir'di. Mekkeli müşrikler Âlemlerin Efendisi’ni öldürme kararını almışlardı. Her kabileden birer kişi seçmişlerdi bu iş için. Allah Resulü'nün evinin önünde beklemeye başladılar. O sırada karanlıkta birisi geldi ve bunların niçin beklediğini sordu; Durumu öğrenince güldü ve "Siz ayakta uyuyun, O çıkıp gitti." dedi. Hep beraber içeri daldılar. Allah Resulü'nün yatağında bir vücut... Ellerinde kılıç ve kamalar örtüyü çekiverdiler: karşılarında Hz. Ali... Suikastçılar şok olmuşlardı. Ok gibi kapı istikametinde karanlığa dalıştılar. Allah Resulü'nü arıyorlardı. Mekke'de tek başına kalan Hz. Ali her zaman öncüsü olduğu ve olacağı İslam davasının bu defa aynı ehemmiyetli vazifesinin başındaydı. O, Peygamber'in yatağında ölüm tehlikesine karşı kendisini onun yerine koymak, gibi belki her sahabiye mahsus; fakat yalnız kendisinde tecelli eden bir sadakat ve fedakârlık misali olmakla kalmıyor, tek başına her tanesi ateşten bir akrep gibi taban ısıran kızgın kumlar üzerinde 400 km’yi aşıp Allah’ın Sevgilisi'ne erişmek borcunu da yükleniyordu. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Hz.ALi yürekLiLiği.. Hz.Ebubekir sadakati.. Hz.Osman hiLmi.. Hz.Ömer adaLeti.. hepsi de ALLaha cc ve RasuLuLLah'a sav oLan aşkın beraberinde getirdikLeri.. gerçek manada ALLah'tan korksak,RasuLuLLahı sevsek keşke.. :'( |
| |
| Konu Araçları | |
| |