ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Edebiyat > Kitap Dünyası


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 15-12-2006, 22:37   #11
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2006
Yaş: 22
Mesajlar: 4,052
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

ben şeyi kast ediiyorum

yazdığın mesajın içinde başlıklar halinde büyük puntolarla dikkat çekecek şekilde yaz. benden bi tavsiye
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-12-2006, 22:43   #12
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi derdest
ben şeyi kast ediiyorum

yazdığın mesajın içinde başlıklar halinde büyük puntolarla dikkat çekecek şekilde yaz. benden bi tavsiye
peki..teşekkürLer..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-12-2006, 00:54   #13
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Validem..

Validem



Benim ilk Kur'an hocam Validemdir.Kendi anlattığına göre bana dört yaşımda Kur'an okumayı öğretmiş.Bir ay içinde de hatmettiğimi söyler.Ben, hatmettiğimi hatırlamıyorum. Ancak bütün köylüye yemek verdiler. Birisi de bana "Senin düğünün oluyor" dedi. Utandım, ağladım. O günden hatırımda kalan sadece bu hatıra var..

O devirde Kur'an okutmak yasak olduğu için annem beni gece yarısı uykudan kaldırır ve bana Kur'an öğretirmiş. Zaten bütün köyün kadın ve kızına Kur'an'ı validem öğretmişti. Babasından gelen bir terbiye ve Kur'an aşkı o en sıkıntılı ve zor dönemlerde dahi validemin Kur'an öğretmesine mani olamamıştı. Esasen tek başına bir kıdının, 15-20 kişinin sofraya oturduğu bir evin bütün işlerini yaptıktan sonra bir de Kur'an öğretmeye vakit bulabilmesi, beni hayrette bırakan husus budur. Hem o günkü kadına ait işler, sadece ev işleriyle de sınırlı değildir. Davarların sağımını yaptığı gibi, kadınlar tarla ve bahçede de çalışırlardı. İşte bir taraftan ceberut bir idarenin baskısı, diğer taraftan kendine ait yapması gereken zor işler; buna rağmen gündüz boş vakitlerinde köyün kadın ve kızına geceleri de bana Kur'an öğretmek, hakikaten şaşılacak bir gayret ve çalışma örneğidir..

Annem'in bu örnek davranışı, Kur'an öğretmekteki hassasiyet ve aşkı, ibadetindeki kusursuzluğu ve hayatını hep ızdıraplı geçirmesi çocukluk ihsaslarımla o gün anlamamış olsam dahi bu gün çok iyi anlıyorum ki bana tesir eden en mühim hususlardandır.

Ben bildim bileli annemin hayatı çileli geçmiştir. Bir kere, onun bel ve ayaklarının ağrımadığı hiç bir devreyi ben hatırlamıyorum. Ayrıca tifo dahil birçok ağır hastalık geçirmiştir. Ve yine bildiğim kadarıyla, belli bir devrede vücudunun tamamını Hz.Eyyüb gibi yara-bere sarmıştı. Bütün bunların yanında bakım ve görümünü yapması gereken, hayatta kalmış sekiz çocuğun anasıydı. Bütün bunlar da elbette onu fiziki olarak yıpratıp sarsmıştı.

Hele Alvar Köyüne gidince annem tamamen yanlız kalmşıtı. Büyükannem ablamı yanında alıkoyduğu için ev işlerinde ona yardım etme yükü bana düşmüştü. Çünkü evin en büyüğü bendim. Yaşım dokuz veya ondu. Bir taraftan hıfzımı tamamlıyor, diğer taraftan da anneme yardım ediyordum. Hamur yoğurur, yemek yapar, bulaşık ve çamaşır yıkamada yardımcı olurdum. Tabii ki yine de anneme düşen çok iş kalırdı. Bu arada koyun ve ineklerin sağımını da o yapıyordu. Velhasıl anamın hayatı bütünüyle çileydi. İşte bütün bunlara rağmen bizlerin yetişmesi için de amansız mücadele vermişti. Bu da bana tesir eden ve hayatımın bazı dönemlerinde yapmam gereken işlerde beni yönlendiren ve benim için süreklilik arzeden tesirler arasındadır, diyebilirim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-12-2006, 00:56   #14
Yarbay
 
Katılım Tarihi: Jul 2006
Yaş: 22
Mesajlar: 4,052
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

ah ah
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-12-2006, 01:00   #15
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Alvar İmamı

Alvar İmamı



Bu arada ailenin dışında Alvar İmamı'nın da tesiri çok büyüktür. Hüsn-ü teveccühte bulunmam için lazım gelen bütün şartlar hazırdı. Dayım, adeta o ismi besmelesiz ağzına almıyordu. Teyzem o iklimin delisiydi. Babamın, annemin ciddi bir merbutiyeti vardı. Benim o zatla bütünleşmem için bütün sebepler ortadaydı.

Sözün tesiri için bu çok önemlidir. Onun için, Alvar İmamı'nın ağzından çıkan her kelime bana, başka bir alemden akıp gelen ilhamlar şeklinde görünüyordu. Yani, o konuşurken biz, yeni şimdiye kadar yere inmemiş bir kısım semavi şeyler dinliyor gibi kulak kesiliyor ve böyle bir atmosfer içinde dinliyorduk. Belki bu söylediklerim o gün için, tesir yönüyle bu kadar netleşmemişti ve ben çocukluğumda bu kadar net bir düşünceyle onu dinlememiştim. Fakat vicdanım bir lahutilik karşısında olduğunu her zaman hissetmişimdir.

Alvar İmamı Hazretlerini ne zaman tanıdığımı söyleyemeyeceğim. Zira hayata gözlerimi açtığım zaman, O'nun ağzının şerbetine susamış pek çok gönül gibi, peder ve validemi de o dupduru kaynağın başında buldum. O'nu idrak ettim diyemem; çünkü O, ötelere göç ettiği zaman, ben hayatımın henüz, onaltıncı yılının yamaçlarında dolaşıyordum. Buna rağmen ilk şuur ve ilk ihsaslarıma seslenen bir ruh olması itibariyle, benim o idrake kapalı yaşım, başım ve istidatlarımdan daha ziyade, O'nu yine O'nun tenezzüllerinde yakaladığımı, tanımaya çalıştığımı ve bugünkü, seziş, duyuş ve hissedişlerimi o günkü ihsaslarıma borçlu olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.

O'nu, soyunun ismetini, mânâ ve ruh kökünün asaletini aksettiren mehib bir sima olarak tanıdım ve o çocukluk ihsaslarımla, aydınlık çehresinden aslına ait çizgileri ayıklamaya çalıştım: Acaba bu vakar, ciddiyet ve mehabet insanı, hangi yanlarıyla daha çok, o şeref-i nev-i insan ve ferid-i kevn u zaman (Aleyhi ekmel-üt taha) Efendimize benziyordu. Kaşıyla mı, gözüyle mi, yüzüyle mi?.. Bu deruni hisler içinde O'na hayranlık duyar, O'nu kendi ötesinde arar ve O'nu hakikat-ı insaniyesi içinde yakalamaya çalışırdım. Bunlar bende bir kısım çocuksu hislerdi.. O'nun cazibe-i kudsiyesi ve benim şuuraltı müktesabatım sık sık kesişir, kuşaklaşır ve bana rengarenk anlar yaşatırlardı.

O'nun, çocukluğumun başına konmuş büyük bir iltifat sayacağım "Talebem" sözüyle her başımı okşadıkca, o günkü hislerimle kendimi sağlam bir emniyet noktasına dayamış hisseder, ruhumu bir inşirahın sardığını duyardım. Aradan bunca zaman geçmiş olmasına rağmen, hala O'nun ipekten ellerini kulaklaramda hisseder, hala "Kulaklarını biraz yumaşatayım da zekan açılsın" dediğini duyar gibi olurum.

Hususiyle O'nun aydınlık ikliminden ayrılıp Arapça okutan bir başka Hocaefendinin yanına gitmeye karar verdiğim zaman, huzuruna celbedip, kendine mahsus, insanın içine ürepti salan, o lahuti soluklarıyla "Gitseydin vallahi de, billahi de, tallahi de parça parça olurdun" dediğini hala ruhumun derinliklerinde duyar ve irkilirim. O sahabet nedendi? Niçin öyle demişti? Neden o zattan uzak kalmam mevzuunda bu kadar şiddetli tembihlerde bulunmuştu? Bunları bugün dahi vuzuhuyla anlamış değilim.

O, anlayabildiğim ölçüler içinde büyükçe yaşadı; ama katiyyen debdebeye düşmedi, Hakka kurbiyet dairesinde dönüp durdu; fakat hiç mi hiç ihtişama ve alayişe yüz vermedi. Adeta bir huma kuşu gibi gölgesi vardı kendisi yoktu.

O, akıl gözünü doğru düşünce ile birleştirmeye muvaffak olmuş ve kalb-kafa izdivacı gibi çok az talihlinin ulaşabildiği bir noktada Kutup bir insandı.

Burada söylemeden geçemeyeceğim bir isim de Vehbi Efendi'dir. Yaş olarak Alvar İmamı'ndan büyüktür ve onun öz kardeşidir. Ancak onda sukutilik daha hakimdir. Derya bir insandı. Baş okşamalarından değişik şekildeki latifelerine kadar onun da insan ruhunda meydana getirdiği dalgalanmalar olurdu.."
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-12-2006, 16:31   #16
büşra nur eymen
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

saolasın..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-12-2006, 23:23   #17
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi büşra nur eymen
saolasın..
afiet oLsun..
kaçırmadan oku abLacım..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-12-2006, 00:26   #18
büşra nur eymen
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

hatice kübra okuyor...
sayesinde bende okuyorum..
dehşet bişi bu kız..
sayfa sayfa anlatıyor.. ...
birazcık kızıyorum ama.. neyse..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-12-2006, 00:36   #19
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan Ynt: Küçük Dünyam..FethuLLah GüLen Hocaefendi..

Alıntı:
Orijinal Mesaj Sahibi büşra nur eymen
hatice kübra okuyor...
sayesinde bende okuyorum..
dehşet bişi bu kız..
sayfa sayfa anlatıyor.. ...
birazcık kızıyorum ama.. neyse..
kızma çocukcaaza cnm bırak anLatsın işte..
ne güzeL..iice pekişir işte..
anLatmak en ii öörenme yoLudur..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 17-12-2006, 22:33   #20
..meLike
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan - Öğrendiğimize göre ailenizde bir-iki defa daha göç olmuş.Bu hususta.........

- Öğrendiğimize göre ailenizde bir-iki defa daha göç olmuş. Bu hususta bir malumat verebilir misiniz?



93 Harbinde Dedem Molla Ahmed ve ailesi Korucuk'u terkederek Sivas dolaylarına gelip yerleşirler. Tekrar döndüklerinde köyde taş üstünde taş kalmadığını görürler. Zaten bu arada hep hazırdan götürdüklerini yiyip bitirmişlerdir.

Şâmil Dedem o sıralarda küçük bir çocuk veya gençlik basamaklarına tırmanmaya hazırlanan bir delikanlıdır. Bu göç aileyi maddî yönden iyice sarsmıştır.

Korucuk'a döndükten 8-9 sene kadar sonra, yani 1890 yılı civarında, Molla Ahmed vefat eder.

Sıfırdan başlayıp yeniden mal-mülk edinirler. İmkanları tekrar genişler. Ancak bu sefer de Birinci Cihan Harbi gelir çatar. Erzurum tekrar bir hicrete sahne olur. Korucuk'ta ya hiç kimse kalmaz ya da çok az aile kalır. Şâmil Ağa, yüklediği beş altı kağnı arabası eşyası ve yiyeceğiyle bütün aile fertlerini de alır, Yozgat'a bağlı Yerköyü'nün köylerinden birine yerleşir. Bir-kaç sene orada kalırlar. Cihan Harbinin sarsıntısı geçince tekrar Korucuk'a dönmeye karar verirler. Ancak getirdikleri herşeyi bu zaman zarfında bitirip tüketmişlerdir. Dönerken sadece iki merkepleri vardır. Çocuklardan yürüyemeyec kadar küçük olanı, Babaannem kucağına alıp merkebe biner. Diğer aile fertleri başta Şâmil Ağa olmak üzere o kadar yolu hep yaya yürürler.

Köy harabeye dönmüştür. Evler yıkılmış, ahırlar yerle bir olmuş ve ortada gezinen bir-kaç cılız koyun ve keçiden başka davar namına da birşey kalmamıştır. Köyü yeniden kurup inşa etmeleri gerekmektedir. Aç-susuz günler geçirirler. Yokluk ve sefaletle mücadele ederler. Ancak Şâmil Dedem azminden birşey kaybetmez. Bir zamanlar kapısında ırgatların çalıştğı bu hâne fertleri kendi işlerinde birer ırgat gibi çalışırlar. Zaten hiçbiri çalışmaya yabancı değildir..

Şâmil Dedemin biri kız olmak üzere yedi çocuğu olur. Kızın ismi Dürdâne'dir. Erkek evlatlarına ise şu isimleri verir: Râmiz, Râsim, Nureddîn, Enver, Sefer ve Seyfullah..

Bu yedi kardeşin birbirlerine bağlılıkları, aralarındaki hürmet ve saygı, akrabalık bağlarını korumadaki hassasiyetleri hakikaten dillere destan olacak çaptadır.

Ahmed dedem de zâhiddi, âbiddi. Sünnet neyse onu harfiyyen yaşayan bir insandı. Dedem Osmanlı sarığı sarardı. Bembeyaz sarığıyla Molla gibiydi. Şehirde de, köyde de sarığını çıkarmazdı. Şehirle sıkı alakaları olduğu halde -ki anası özbeöz Kurt İsmail Paşa'nın kızıdır- fazlaca şehire gitmezdi. Sebebi de günaha girmekten korkmasıydı. Annemden eski yıllarda 3 günde veya 7 günde bir Kur'an-ı Kerim'i hatmettiğini duymuştum. Bütün hayatı böyleydi.

Bu dedemi iyi tanıma imkanım oldu. Çocukluğumda uzun bir müddet dayımların yanında kaldım. Hatice ninem, annemin annesidir. Her halde verem olduğundan dolayı erken ölmüş. Edirne müdafii Şükrü Paşa sülalesinden gelme. O da Sığırlılıdır. Onunla alakalı annemden dinlediğim enterasan bir hadise var. Hadise şu:

Birgün Hatice ninem bayılır. Bizim oralarda buna kan tutması denir. Koma gibi bir hal. Bir müddet sonr ayılır ve kendisine gelir. Daha sonra da anneme şunu anlatır: Ben o halde iken iki adam geldi. Bunun dilinin derisini yüzmemiz lazım dediler ve dediklerini yapmaya başladılar. Dilimin derisini yüzdüler.

Annem bu hadiseyi anlatır ve sözüne şöyle devam ederdi: "O güne kadar annemin sağa-sola uygunsuz sözler söylediği olurdu. Mesela: Allah canını alsın.. Allah cezanı versin..gibi laflar ederdi. Bu hâdiseden sonra bir daha ağzından böyle sözler çıkmadı."

Daha sonra da veremden ölmüş.O zamanlar çaresi bulunamadığı için verem tutunca götürüyor.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 10:02


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats