![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,456
| Ruhat Mengi 24.09.2007 Şeriat isteyenlerin oranı! Cumhurbaşkanı Gül ile Başbakan Erdoğan’ın “Kadınlar korkmasın” veya “Türkiye Malezya’ya dönmez” gibi açıklamaları gördüğünüz gibi toplumun geniş kesimine yayılan endişeleri, tedirginliği gidermeye yetmiyor. Birçok kişi ve kurumun, sivil toplum örgütlerinin, medyanın son gelişmeler, özellikle Anayasa’da yapılmak istenen değişiklikler nedeniyle gösterdiği tepki aynı hızıyla devam etmekte... Son olarak Güler Sabancı da “Laiklik ve demokrasi bizim DNA’mıza işlemiştir. Ben ve benim gibi çalışan kadınlar 83 yıllık cumhuriyetin eseriyiz” demiş. Peki neden birdenbire AKP’yi ekonomik istikrar bozulmasın diye destekleyenler veya ona güvenenler bile laiklik ve demokrasi vurgusu yapmaya başladı? Çünkü Başbakan ve Cumhurbaşkanı sözle garanti verirken aynı anda bir AKP milletvekili çıkıp “Müteahhidin iş alabilmesi için karısı türbanlı olmalı, yaşamı İslâmi şartlara uymalı” açıklaması yapıyor. Cumhurbaşkanı Sezer’in, gerici faaliyette bulunduğu için veto ettiği isimlere ait kararnameler seçimden sadece birkaç hafta sonra hemen imzalanıyor ve bu kişiler bürokrasinin zirvesine oturtuluyor. Yeni anayasa taslağını tartışan sivil toplum kurumları susturuluyor, aşağılanıyor... Demokrasilerde gerekli olan denetim mekanizmalarının tümü ortadan kaldırılmaya çalışılıyor ve iktidar giderek tek güç ve karar mercii haline geliyor. Seçimde açıkça AKP’yi destekleyen Fethullah Gülen birdenbire AB ve ABD tarafından büyük takdir ve taltif görmeye başlıyor. Ve bu arada bazı meslektaşlarımız “gidişte hiçbir yanlışlık veya sıra dışı durum olmadığını” yazmayı ve bunu teorik, kalıplaşmış tanım ve anlatımlarla desteklemeyi sürdürüyorlar. Şimdi bazıları ise AKP iktidarı döneminde şeriat isteyenlerin oranının düştüğünü rakamlarla vererek korkuların nedensiz olduğunu anlatmaya başladılar. Oysa bırakın anketleri, hatta halkın çoğunluğunun ne düşündüğünü, korkuların nedeni müsait ortam oluştuktan sonra kontrolün hükümetin elinden de çıkabilecek olmasıdır. Bu İslâmi baskı rejimine, şeriat yönetimine geçen her ülkede, tekrarlıyorum koskoca 150 milyonluk Endonezya’da bile böyle olmuş, mahalle mahalle, şehir şehir baskı yayılmış, kontrolden çıkmıştır. Dünkü yazımda Malezya ve İran’da şeriata geçiş öncesi gelişmelerle Türkiye’de olanlar arasındaki benzerlikten söz etmiş, vatandaşlarının da bunu anlattığını söylemiştim. Aynı gün Hürriyet’te Soner Yalçın da “İran’a şeriat, demokrasi ve özgürlük vaatleriyle geldi” başlıklı yazısında Türkiye’nin İran benzerliğinin çok şaşırtıcı olduğunu ve İran’daki değişimi belgelerle anlatmıştı. Türkiye’deki gelişmelere tepki gösterenleri dine, dindarlığa, İslâm’ın kurallarına tepki gösteriyor zannedenlerin “itirazların nedeninin din değil sonunda teröre varan bir din baskısı oluşmasının, rejiminde bu yönde değiştirilmesinin engellenmesine yönelik olduğunu” anlamaları için Soner Yalçın’ın Pazar yazısını okumaları gerçekten iyi olur. İran’da Humeyni yönetimine geçiş döneminde bu değişimi destekleyen liberal (!) gazetecilerin kendi ağzından ifadeler de o kadar güzel ki! Bizim liberallerin de alacağı dersler var... Belki AKP’nin de! Su kadını kaale aldıgımdan değilde ne kadar gerzek oldugunu bilin diye koyuyorum yazılarını ve bunun kafasındakilerinn |
| |
| Konu Araçları | |
| |