![]() |
| | #1 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 790
| Vahdettin Atatürk'e küfür mü etti? 26 Kasım 2007 08:28 Vahdettin, Kurtuluş Savaşı’nda Mustafa Kemal’e destek oldu mu? İngliz kaynaklarını inceleyen Prof. Hüagü; ‘Ne desteği! Mektuplarında Atatürk’e küfür bile ediyor’dedi. Profesör Metin Hülagü, Londra’daki Foreign Office’te (Yabancılar Ofisi) yıllar sonra gün ışığına çıkan belgeleri inceledi. İngiliz kayıtlarına dayanarak son Osmanlı Padişah’ı Vahdettin ile Atatürk’ün ilişkisini kaleme aldı İngiliz belgelerini incelediniz. Tüm bu çalışmaların ışığı altında en çok tartışılan soruyla başlamak istiyorum. Vahdettin bir hain miydi? İngiltere, Kurtuluş Savaşı ile Osmanlı Hanedanı’nın ve Vahdettin’in kaçışında baş aktörlerden biriydi. O yüzden İngiliz belgelerinde yazılanlar çok önemli. Şunu söyleyerek başlayalım. II. Abdülhamit’ten sonra tüm şehzadelere yönelik bir siyaset yasağı var. Bir bakıma şehzadeler apolitik yetiştiriliyor. Vahdettin de böyle. Çengelköy’de yaşıyor, besteler yapıyor, İslam hukuku üzerine kafa yoruyordu. Dünya nereye gidiyor, Avrupa nereye koşuyor, Osmanlı’nın geleceği ne olacak gibi sorular Vahdettin’in gündeminde büyük yer kaplamıyordu. VATAN HAİNİ DEĞİLDİ AMA SİYASETEN BİLGİSİZDİ, YETENEKSİZ VE BAŞARSIZDI Böyle bir adam 1918 yılında, ağır şartların yaşandığı bir dönemde tahta çıktı. Evet... Ve Vahdettin’den çok şey bekleniyor. Vahdettin hain değildi ama siyaset, özellikle dünya siyasetini bilmeyen bir adamdı zaten. Ama Vahdettin’in tecrübesizliği kadar Osmanlı’nın da zaafları var. Siyaset bilmeyen birinin tahta çıkması onun vatan haini olduğunu göstermez. Çünkü padişahlara Osmanlı tebaası, toprakları bir mirastır. İnsan mirasına ihanet eder mi? Çiftlik sahibi kendi çiftliğinin yok olmasını bile bile ister mi? İstemez herhalde... O da istemiyor. Ama yeteneksiz, başarısız. Çevresindeki sözde siyaset bilenlerin oyuncağı oluyor. Oyuna getiriyorlar onu. Ve şartlar geliyor, geliyor... Vahdettin 17 Kasım 1922’de, yani bundan 85 yıl önce İngiliz Malaya gemisiyle Malta’ya kaçıyor. Ama Mustafa Kemal günler öncesinden Vahdettin’in kaçacağını biliyor. ATATÜRK, VAHDETTİN'İN KAÇACAĞINI BİLİYORDU SARAYDA CASUSLARI VARDI Nasıl biliyor? Çünkü sarayda bir casusu var! Vahdettin’in en yakınındaki kişilerden biri bu. Ama kim olduğunu bilmiyoruz. Bildiğimiz Atatürk’ün o dönemde gazetelere yansıyan açıklamalarında söylediği, “Vahdettin’in kaçacağını günler öncesinden biliyordum” açıklaması... Atatürk Saray’daki gelişmelerden gün be gün haberdar. Neler oluyor, biliyor. İngiliz belgelerine de bu durum aynen yansımış. PADİŞAH İDDİA EDİLDİĞİ GİBİ KAÇARKEN YANINDA BİR SERVET GÖTÜRMÜYOR Vahdettin söylendiği gibi sürgüne bir servet mi gitti? Hayır. Vahdettin’in İstanbul’dan ayrılırken yanına oğlu Ertuğrul’u, hizmetlilerinin bir kısmını ve sultan aylığı olan 50 bin Osmanlı Lira’yı alıyor. Bu da o günün parasıyla 20 bin İngiliz Sterlini ediyor. Paranın bugünkü değeri ise yaklaşık 215 bin YTL. Ayrıca bu paranın tümü nakit de değil. Aralarında Fransız ve İngiliz bonoları var. Bu para bonolarla mı birlikte 20 bin lira ediyor? Evet. Zaten para da İstanbul Merkez Bankası’nda yatıyor. Ancak mevduat Londra’daki BTC Bank’a havale ediliyor. Belgelerde paranın nereden nereye aktarıldığı, hangi tarihlerde ne kadarı çekildiği belli. Bu para 1924 yılına kadar idare ediyor. İngilizler Vahdettin’i Malta’ya bıraktıktan sonra ’bizden bu kadar’ diyor, gerisine karışmıyorlar. Vahdettin sonraki tüm yolculuklarının parasını, harcamalarını kendi cebinden yapıyor. Ve istediği zaman da parasını çekemiyor. İngiliz yetkililerden izin aldıktan sonra parça parça parasını çekebiliyor. Bonoları bozduruyor ve beş parasız kalıyor, sefil düşüyor. Zaten beş parasız kaldıktan sonra da gerek Vahdettin gerekse Osmanlı hanedanı için son çırpınışlar başlıyor. ATATÜRK, ARKASINDA SARAY'DA SAYIM YAPTIRDI? Atatürk’ün Vahdettin için, ’Namuslu adamdı, isteseydi giderken Topkapı Sarayı’nı götürürdü’ diye bir açıklama yaptığı iddia ediliyor. Gerek Atatürk’ün bu açıklamalarını gerekse Vahdettin’in Atatürk için, “O bir Osmanlı Paşası’ydı. Kimse onun hakkında kötü bir söz söyleyemez’türünde yaptığı iddia edilen açıklamaları gerçekçi bulmuyorum. Bunların tümü Atatürk ile Vahdettin’in arasını bulma çabaları. Gerçeği yansıtmıyor. Vahdettin kaçar kaçmaz Ankara hükümeti ne yapıyor? Ne yapıyor? Topkapı Sarayı’ndaki değerli hazinelere ve Kutsal Emanetler’e baktırıyor, sayımları yapılıyor. Acaba kaçırmış mı diye? Özellikle kutsal emanetlere Ankara Hükümeti büyük önem veriyor. Çünkü onlar bir bakıma halifeliğin simgesi. Padişah’ın kullandığı ifadeleri yazsam başım hakaretten belaya girer Yani siz son günlerin hakim görüşünün aksine Atatürk ile Vahdettin’in arasının kesinlikle iyi olmadığını söylüyorsunuz. Bakın, öyle belgeler var ki, ben kitaba koyamadım. Niçin biliyor musunuz? Vahdettin’in İngiliz yetkililerine yazdığı kimi mektuplarda Atatürk için küfre varacak kadar sözleri var. Ben bu belgeleri yazsam hakaretten mahkemeler yakama yapışır. Sadece Vahdettin’in bu tür mektupları olduğunu belirttim ama belgeleri kelimesi kelimesine yazmadım. Vahdettin Atatürk’e bir bakıma düşman. Çünkü onu tahtından indirdi, saltanatına son verdi. Zaten Atatürk de Nutuk’ta Vahdettin için, ’sefil, aciz, anlayıştan yoksun, yaratık’ gibi kelimeleri kullanmış. Atatürk ile Vahdettin arasında en büyük çatışma birinin gelenekçi diğerinin yenilikçi olmasından kaynaklanıyor. “TAHTTAN GEÇİCİ FERAGAT ETTİM ” DEMİŞ Peki Vahdettin kaçtıktan sonra kaderine razı mı oluyor yoksa tekrar bir gün İstanbul’a geri dönerim umudum taşıyor mu? Bakın burası çok önemli. Vahdettin son nefesini verene kadar tahtından vazgeçmiyor. Bir gün şartların olgunlaşacağını ve saltanatının başına geçeçiğini umut ediyor. 1923 yılında Hicaz’da Mekke Beyanname’sini açıklıyor. Orada diyor ki: ”Akıllı ve münevver kimseler fiilen, irsen ve istihkâken hilafet ve saltanat makamında bulunan (ki bu dünyadaki en büyük ve en ehemmiyetli makamdır) bir sultanın vatana hıyanet etme emel ve hırsına kapılmasını nasıl izah edebilirler? Bu makamın ve özellikle hilafetin şeref ve haysiyetini muhafaza etmek için tahtımı muvakkaten (geçici olarak) terk ettim, refah ve rahatımı bir kenara attım.’ YILLARCA ANKARA'DAN GENEL AF BEKLEMİŞ Geçici olarak... Evet aynen öyle diyor. Ve ekliyor: ’Saltanattan ve vatandan ayrılmamın sebebi uyguladığım siyasetin hesaba çekilmesinden korktuğum için değil, canımı, şerefimi kurtarmak içindir. Güç yetiştirilmeyecek şeylerden uzak durmak peygamberimizin sünnetidir.’ Peygamber sünneti derken? Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye Hicret etmesine atıfta bulunuyor. Vahdettin açıklamasında, hilâfet meselesinde Ankara ve İstanbul’un almış olduğu kararı hiçbir surette kabul etmiyor. ’Aziz vatanına avdet edinceye kadar Hicaz’da kalacağını’ beyan ediyor ve tahtını geçici olarak terk ettiğini söylüyor. Sultan Vahdettin aynı zamanda genel bir af ilanının kısa bir süre içerisinde gerçekleşeceğine, kendi adının da söz konusu listenin başında yer alacağına ve bu af dolayısıyla Lozan Antlaşması’na uygun olarak Türkiye’de Ankara Hükümeti tarafından müsadere edilen malların kendisine tekrar iade edileceğine inanıyor. Bülent Günal / VATAN |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 790
| bu yazıyı vahdettini karalama çalışmalarından bir örnek olarak ekledim benim yazı hakkındaki bi kaç satırım vahdettin bizzat kendisi ufukta beliren tehlikelere karşı bi mukavemet düşünmüş bunu en ince ayrıntısıyla planlamış ve başınada mustafa kemali geçirmiştir yunan-türk muharebesi olan ve milli mücadele adı verilen bu zafer vahdettin sayesinde olmuştur kendisi sırf mustafa kemalin masraflarını karşılamak adına eskiden beri beslediği şahsi yarış atlarını satarak 40 bin altını ona vermiştir siyasetten bilgisizdi kısmı ise iftiradan ibarettir kendisine bırakılmış olan tahtalevlerle neredeyse yanmaktaydı durum o kadar ince ve nazikti böyle olmasına rağmen ileri görüşlülüğü sayesinde bazı felketlere birazda olsa dur diyebilmiştir atatürk hakkında milli mücadele sırasında ingilizlerin şüphelenmemesi içn ve bir takım sebeplerden dolayı bazı şeyler söylenmiş olabilr ama tahtan ayrıldıktan sonra türklerin aleyhine hiç bir faaliyette bulunmamıştır yanında giderken devlet haznesinden hiç birşey almadığı gibi şahsına ait olan altın çekmeceyi hazineye bırakmıştır öldüğünde bakkala olan borcundan dolayı tabutuna haciz konulmuş ancak kızınn temin etmesiyle defin tammlanmıştır.. malesef tarih kitaplarımızda vatan haini olrak geçip insanları yanlış düşüncelere sevk etmektedirler |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1,479
| teşekkürler betüllal.. vahdettini bilmiyordum.. ama ben ll. Abdulhamit'e yapılan iftiralara benzettim durumu.aynı suçlamalar Abdulhamite de yapılmamışmıydı... |
| |
| | #4 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 790
| bişey değil abdulhamidede benzeri şekilde karalamalar olmuştur hatta kızıl sultan lakabı çokça duyulmaktadır ender rastlann zekalardan birisiydi ve devlete oynanan oyunları farkedip engelleme yönünde becerikliydi devlete 33 yıl rahat nefes aldırmıştır birasda son padişahların çokça karalanması yerine gelen yeni rejimi benimsetmek içndir Düzenleyen: betullal , 26-11-2007 - 23:58. |
| |
| | #5 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1,479
| Alıntı:
Osmanlı Devletinde en uzun tahtta kalan 2. padişahtır. 33 yıllık bu döneme İstibdak dönemi ( Abdulhamit dönemi) denir.. bu 33 yıllık zamanda Osmanlı nın parçalanmasını önlemiştir. Gelmiş geçmiş en ileri görüşlü siyasetçi padişahmış.. ve bir o kadarda alim bir insandır.. kıvrak zekasıyla ülkenin bütünlüğünü sağlamış ve ilerisi için önemli adımlar atrmıştır.. iyilik yaptıklarını sanan İttihatçılar en büyük düşmanlarıydı.. belkide Osmanlı'ya en büyük zararı onlar vermiştir... ve dilime dolanan bir şiirr Abdulhamit ile ilgili... Abdülhamid düşmanı olan fakat İttihatçılar dönemini yaşadıktan sonra "Tarihler ismini andığı zaman / Sana hak verecek ey koca sultan. Bizdik utanmadan iftira atan / Asrın en siyasi padişahına." diye şiir yazarak Abdülhamid Han ın ruhundan özür dileyen Rıza Tevfik Bölükbaşı Düzenleyen: Esad , 26-11-2007 - 23:56. | |
| |
| | #6 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Ahh ahh konuşacamda forumun selameti için susuyorum ... ![]() |
| |
| | #7 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Jan 2007 Yaş: 20
Mesajlar: 4,659
| ne bu yav, amma forumun selametini düşünen varda yazmıyor. madem yazmıyacaksın kahramanlık yapma selamet melamet. tc yasalarına ters düşmedik, saçma sapan, kaynaksız delilsiz, küfür etmedikten sonra yazmakta ne gibi beis olabilir. |
| |
| | #8 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Alıntı:
fasulyeden nedenden konuyu kilitlersen niye yazım ki boşuna... | |
| |
| | #9 | |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: May 2007
Mesajlar: 790
| Alıntı:
şuan vahdettinle alakalı bi kitap okuyorum son dönemleri çok güzel anlatmış okullarda anlatılann yalancı tarih oldunu bir kere daha kanıtlamış lisanı biras ağır, bu tür kitaplar okuyanlara normalde gelebilir biras da ben takıntılıyım kelimeyi cümle içinde kavrasamda illa tam manasını için sözlüğe bakarım abdulhamdi tamamen kavramak içnde abdulhamidin kurtlarla dansını okumak istiyorum kaynaklı olduğu takdirde konuyla alakalı cvplarınızdan memnun olurum | |
| |
| | #10 | |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Dec 2006 Yaş: 23
Mesajlar: 1,479
| Alıntı:
Albdulhamit'ten bahsettiğim konu Hüsamettin ERtük'ün "Son Devrin Perde Arkası" adlı kitabını okuyun. ben okuyamadım bulamadığım için ama içeriği hakkında biraz bilgim var... ve sizin bahsettiğiniz Abdulhamit'in Kurtlarla Dansı adlı kitabı okuyabilirsiniz.. Peki sizin okuduğunuz kitabı öğrenebilir miyim ? | |
| |
| Konu Araçları | |
| |