![]() |
| | #1 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Ahmet Altan, "birinci seçildiği yarışmada kürsüden indirilen türbanlı kız" hakkında sertlik dozu çok yüksek bir yazı kaleme aldı. O kaymakam ve binbaşıyı yere soktu. Ahmet Altan/Taraf Türbanlı kız Hollanda resminin büyük ustalarından Vermeher’in tablolarını andırıyor genç kız. Başını üzüntüyle öne eğmiş. Resim çekilirken, saçlarını örten beyaz başörtünün yanağına değen kısmının gölgesi yansımış yüzüne. Henüz on altı, on yedi yaşında. Büyükçe bir salonun önündeki sahnede duruyor. Ve ağlıyor. Öğretmenler Günü için yapılan kompozisyon yarışmasını kazandığı için davet etmişler onu oraya. Ödülünü alması için sahneye çağırmışlar. Tam ödülünü alacağı sırada, aşağıda oturan kaymakamla binbaşı “İndirin onu oradan” demişler. Herkesin önünde, “bu ödülü almaya layık birisi olmadığı” yüzüne vurularak aşağıya indirilmiş. “Neden” diyebilmiş sadece genç kız, “Neden?” Böylesine aşağılanmasının, herkesin önünde utandırılmasının nedenini öğrenmek istemiş. Bunun insanlığa, adalete, vicdana uyan bir cevabı yok elbette. Kendini bir an o kızın yerine koyabilecek kadar duygu ve zeka sahibi biri, o kızın orada nasıl bir acı hissettiğini anlayabilir. Ve, aynan o kız gibi sormak ister: “Neden?” “Neden bu kadar insafsız, bu kadar vahşi, bu kadar barbarsınız?” “Neden çocuklarınızı böyle aldırmazca üzüyorsunuz?” Bu kötü kalplilik mi bilmiyorum ama o çocuğa öyle davrananların da aynı muameleye uğramasını istiyorum. Vali, kaymakamı aynı tavırla herkesin önünde sahneden indirtsin, o binbaşıyı “İndirin onu oradan” diyerek komutanı utandırsın. Ama tabi böyle şeyler olmayacak. “Devletimizin görevlilerinin” başına gelmez bunlar. Başörtülülerin, Kürtlerin, Alevilerin, solcuların, demokratların, milliyetçilerin, kısacası bu ülkete yaşayan halkın başına gelir. Bu devlet, öylesine tuhaf davranıyor ki insanlara, normal hiçbir devlet için akla gelmeyecek şeyler düşündürüyor. Biliyorsunuz, bizim köy kahvelerinde bile tekrar edilen bir laf vardır, “İngilizler bölerek yönetir:” Bu lafı çok tekrarlarız. Bu sözü böylesine benimsememizin başka bir sebebi olabileceğin düşünüyorum artık. Osmanlı’dan bu yana bizim devletimiz kendi halkına bu “böl, yönet” yöntemini uyguladığına aklım yatıyor. Huzursuzluğu sürekli olarak “devlet” çıkartıyor çünkü. Birilerine “solcu diyor mesele çıkartıyor, birilerine “Kürt” diyor mesele çıkartıyor, birilerine “Alevi” diyor mesele çıkartıyor, birilerine “türbanlı” diyor mesele çıkartıyor. Birisi solcu olunca birisi de sağcı oluyor elbette, birisi Kürt olunca diğeri Türk oluyor, biri Alevi olunca öbürü Sünni oluyor, birisi dinci olunca beriki laik oluyor. Ve çatışma başlıyor. Devlet bu işlere karışmamış, herkesi birbirine düşman edecek kadar hoyrat davranmamış, bütün propaganda araçlarını insanları bölmek için kullanmamış olsa, bu ülkede bu kadar düşmanlık olmazdı gibi geliyor bana. Değişik ırklardan, değişik mezheplerden, değişik inançlardan, değişik fikirlerden insanlar, birbirimizle tartışarak yaşar giderdik. Normal bir ülkemiz olurdu. Ama sanırım sorun da burada. Bugünkü devlet kadroları, “normal” bir devlette bugün bulundukları mevkilerde olabilirler miydi? O küçük kızı sahneden indiren kaymakam Kanada’da kaymakamlık, o binbaşı İsveç’te komutanlık yapabilir miydi? Tekmeyle adam öldüren polisler İsviçre’de polis, onların müdürleri İngiltere’de polis amiri, bakanları Hollanda’da bakan olarak kalabilir miydi? Harekete uğrayan profesör, “Sen şüphelisin, sana her şey söylenebilir” diyen savcı hangi ülkede savcılık görevini sürdürebilirdi? Devletin halka karşı benimsediği bu hoyratlığın, insafsızlığın, saldırganlığın geçerli bir sebebi olduğuna kaniyim artık. Bu ülkenin normalleşmesini istemiyorlar. Hiçbir zaman istemediler. Osmanlı’nın son döneminde de, cumhuriyette de… Hep bir mesele olsun, hep insanlar bölünsün, hep huzursuzluklar yaşasın, hep çatışmalar olsun istiyorlar. Halk bölünüp kendi içinde çatıştığı sürece kimse devlet görevlilerinin birikimini, yeteneğini, zekasını, entelektüel kapasitesini sorgulamayı akıl edemiyor. Birbirimizle uğraşmaktan başımızı çevirip devlete bakamıyoruz. Ama bir düşünün, sağcısıyla solcusuyla, Alevisiyle Sünnisiyle, Kürdüyle Türkiyle, bu ülkede hapisten, işkenceden, baskıdan geçmemiş hiçbir kesim yok. Devlet, en çok “milliyetçileri” severdi, onlara bile neler yaptı… Çünkü aslında hiç kimseden yana değiller, sadece gerginliğin sürmesini istiyorlar. “Bölüyorlar, yönetiyorlar.” İngilizler bunu “sömürgelerine” yapardı.. Onlar kendi halklarına yapıyorlar. |
| |
| | #2 |
| Yarbay Katılım Tarihi: Mar 2007
Mesajlar: 2,424
| “Neden bu kadar insafsız, bu kadar vahşi, bu kadar barbarsınız?” “Neden çocuklarınızı böyle aldırmazca üzüyorsunuz?” Haber vaktinde okumustum yaziyi...Gercekten cok guzel bi yazi...Kalemine saglik Ahmet Altan...Paylasim icin tesekkurler abi... Devlet, en çok “milliyetçileri” severdi, onlara bile neler yaptı… Çünkü aslında hiç kimseden yana değiller, sadece gerginliğin sürmesini istiyorlar. “Bölüyorlar, yönetiyorlar.” İngilizler bunu “sömürgelerine” yapardı.. Onlar kendi halklarına yapıyorlar. |
| |
| | #3 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Rica ederim kardeşim işte bir tane daha ... Şamil Tayyar/Star O küçük Tevhide'ye nasıl kıydınız? Kozan İmam Hatip Lisesi 11. sınıf öğrencisi Tevhide Kütük, öğretmenler günü nedeniyle düzenlenen kompozisyon yarışmasında birinci oluyor. Törende ödülünü almak üzere sahneye çıktığında kaymakam ve garnizon komutanı talimat veriyor: 'İndirin onu.' Suçu neydi? Dağlıca baskınını mı gerçekleştirdi? Gabar'da askerlerimize pusu mu kurdu? Yeni terhis olmuş 33 askerimizi Bingöl'de otobüsten indiren o muydu? 'Ben Tümgeneral Yılmaz' deyip komutandan istihbarat mı zarfladı? Hayır... Başörtülüymüş. Sahneden inerken gözyaşlarına boğuluyor küçük Tevhide: 'İniyorum ama neden?' Cevap arıyor, bu anlamsızlığa. Aldığı cevap karşısında büsbütün yıkılıyor: 'Senin kılık kıyafetin uygun değil.' Göz yaşları sel olup akıyor. Kozan Belediye Başkanı Kazım Özgan devreye giriyor: 'Yapmayın, sırası değil. Gerekirse soruşturma açarız.' Dinleyen yok. Biliyorum, bu sahnelere aşina gözlerimiz. Sırf eşi baş örtülü diye cumhurbaşkanının önünde köşe kapmaca oynayan paşalara bile tanık olmadık mı, yakın tarihte? Bu komedi daha ne kadar sürecek, bilmiyorum. Ama artık birilerinin kafasına 'dank' etmeli. Çünkü; Ötekileştirici, ayrıştırıcı, farklılaştırıcı, itici, kırıcı ve çatıştırıcı yaklaşımlar, toplumun birleşme yerlerini kanatıyor. Kanama devam ettikçe, buna en çok sevinenler kuşkunuz olmasın Türkiye'nin kaosa sürüklenmesi ve parçalanmasını isteyenlerdir. Geçenlerde Dağlıca yazılarım üzerine arayan bir emekli subay anlattı: '5 yıl Doğu'da görev yaptım. Bir gün elimize bir bildiri geçti. T.C komutanlarına diye başlıyordu. PKK, oturmuş subaylara hitaben bir bildiri hazırlamış.' 'Nasıl yani?' diye sordum. İbret vericiydi: 'Subaylara şöyle sesleniyorlardı: Sizin ne kadar zor şartlarda çalıştığınızı biliyoruz. Başörtüsü yüzünden çoğunuz dışlanıyorsunuz. Eğer bize katılırsanız kesinlikle başörtüsü sorun olmayacaktır. Çok özgür çalışırsınız.' Düşünebiliyor musunuz? Bebek katilleri, Türk subayına 'Gel bize katıl, bizde başörtüsü sorunu yok' diyebilecek kadar cüretkar davranabiliyor. Öfkem büyük ama ne çare. Önemli olan, bundan ders çıkarmasını bilmektir. Merak edenler için eklemeliyim, bildirinin örneği emekli subayın arşivindeymiş. Tahminim odur, Genelkurmay'ın arşivinde de vardır. Ayrıca, yorum yapanlara kolaylık olsun. Birinci kuşak akrabalarımda ve etrafımda türbanlı bir kişi bile yok. Hani, bazıları türbana tepki gösterirken ' Benim annem de başörtülüdür...' diye söze başlar ya, o misal... Temel hak ve özgürlük alanları genişletip ortak paydada buluşabilirsek, inanıyorum ki, doğacak sinerjinin önünde kimse duramaz. 84. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti'ni kimse yıkamaz, kimse öyle numara falan da veremez. Yeter ki, 'Benim cumhuriyetim' değil, 'Bizim cumhuriyetimiz' diyebilelim.. |
| |
| | #4 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,456
| evet Her ikiside çok güzel yazmış ellerine saglık ama bu ve bunun gibi yazılara binlerce örnek var peki sonuç ..Sonuç Hiç bir zaman değişmedi.. Bakınız : Türban konusundaki görüşlerimi daha önce yazmıştım. Dini sembol olarak kabul edilen bir sorunun Anayasa ile çözülmesine karşıyım.... Tahmin Edin kim |
| |
| | #5 |
| Binbaşı Katılım Tarihi: Sep 2007
Mesajlar: 1,795
| Neticede herkesin fikri kendine tabii Bende kızların okumasına karşıyım mesela ![]() Bu arada bu yazılarla tabii ki sonuç değişmeyecek ülkemizde sonuç sadece topla değişiyor. 2 sağduyulu yazarın! tıngırtısıyla hiçbirşey değişmez. Peki yazılmasın mı ? Yazılsın tabii herkes elinden geleni yapsın neticede seferden sorumluyuz zaferden değil... |
| |
| Konu Araçları | |
| |