![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,367
| Son zamanlarda aydınlar, sanatçılar, gazetecileri ikiye ayrıldı: AKP’ye biat edenler ve etmeyenler! Bu iki grup Türkiye’deki gelişmeler karşısında geceyle gündüz kadar farklı düşünüyor. Bir kısmı diyor ki: “Türkiye demokratikleşiyor. Her şey çok güzel gidiyor. Harika!” Ötekiler ise kaygılı: “Türkiye dönüşüyor, ilkellik yüceltiliyor, kadrolar kalitesizleşiyor, her yere tarikatlar egemen oluyor.” İlk grup hemen itiraz ediyor: “O zaman sen ordu diktasını mı savunuyorsun? CHP militarizminden mi yanasın?” “Yoo” diyor ikinci grup. “Ben tarafsızım, objektifim, siz ise artık tarafsızlığınızı yitirdiniz, AKP’lisiniz.” “Hadi hadi yapma. Madem AKP’yi eleştiriyorsun sen elitistsin, militarizmden yanasın!” İkinci grup yine itiraz ediyor. “Hiç de değilim. İlla bir gruptan birine mensup olmam mı gerekiyor. Bağımsız bir kafaya sahip olamaz mıyım?” *** Fazıl Say’ın, gelecekle ilgili derin kaygılarını açıkladığı sözleri tam da bu gündemin ortasına düştü. Şimdi kimileri Fazıl’ı eleştirecek, türban sözünü, davet meselesini dillerine dolayacaklar. Oysa söylediklerini arasında bu, sadece bir ayrıntı. Bence öyle yapacaklarına; Türkiye’nin uluslararası sanatçısının duyduğu kaygıyı anlamaya çalışsınlar. Fazıl Say sadece bir müzisyen değil; Nâzım besteleriyle, politik duruşuyla tanınan, sorumlu, yurtsever bir insan. Her yerde alkışlanıyor, konserleri tıklım tıklım doluyor, hep manşetlerde yer alıyor. Peki ne oldu da bu durumdaki Fazıl Say, ülkesini terk etmekten söz edecek kadar kaygılı. Herkesin şapkasını, kepini, takkesini, külahını, türbanını önüne koyup ciddi ciddi bu sorunun cevabını araştırması gerekiyor. Çünkü Fazıl, kaygılarında yalnız değil. Bu sözlerde dile getirilen endişe; milyonlarca namuslu insanın, yurtseverin, ilericinin, zamanında cuntalara direnmiş insanın yüreğini kemiriyor. Bakın size bir örnek vereyim. Bana gelen binlerce mesaj içinden gelişigüzel seçtiğim biri şöyle: “Çocuğum ve ben Ankara’da yaşamaktayız. X bankasında görev yapmaktayım. Binlerce mail içinden benimkini okuyabilecek misiniz, bilemiyorum. Şu an gazetelere bakıyorum, bir taraftan da TV izliyorum. Tam anlamıyla dehşet içerisindeyim. Ülkemizin haline seyirci kalmak beni dehşete düşürüyor. Bu kadar çaresiz olmamalıyız, bir yol bulmalıyız, bir yolu olmalı diye düşünüyorum. Çocuğumu köktendinci bir ülkede yetiştirmek ve Atatürk Devrimleri’nin yok olmasını görmek istemiyorum. Bizlere yol gösterin lütfen, benim gibi düşünenlere. Vatandaş olarak ne yapmalıyız? Yoksa hiç umut yok mu? Yakında TSK’yı da ele geçirecekler, o zaman ne olacak? Lütfen bizleri aydınlatın, ve lütfen ne yapmamız gerektiğini söyleyin. Çaresiz bir biçimde beklemek istemiyorum, bir şeyler yapmalıyım ama ne yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmiyorum. Bankanın içi bunlarla doldu, adeta küçük Türkiye, artık dayanamıyorum. Lütfen, yardım!” İnanın, Türkiye’de bu çığlığı paylaşan milyonlarca kişi var. Zülfü Livaneli |
| |
| | #2 |
| Yüzbaşı Katılım Tarihi: Feb 2007 Yaş: 23
Mesajlar: 972
| ben niye bunlar gibi düşünemiyorum. bende bir sorun var galiba. iyi ki fazıl aabi bişey dedi bunlarda hazırmış galiba peşini getiriyorlar. fazıl aabi istediği yere gitsin. ülkede bu kadar sorun varken vay efendim fazıl aabi niye gitmek istemiş onu oturup düşünüyolar. ben anlamıyorum yine |
| |
| Konu Araçları | |
| |