![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,469
| BOĞALAR NİÇİN FİRARDA? Prof. Dr. Hamit Okur Çocuk Cerrahisi Uzmanı 24/12/2007 Bu kurban bayramını da milletçe büyük çoşku ve huzur içinde kutladık. Her bayram gündemi meşgul eden trafik terörü bu bayram çok şükür adından fazla söz ettirmedi. Bayramı bayram yapan ve bayramların vazgeçilmezleri arasında olan sıla ve dost ziyaretleri, gönül almalar, yardımlaşmalar bu bayramda da milli kültürümüzün özellikleri olarak gerçekleştirdiğimiz adetler arasında medyadaki yerini buldu. Ancak her kurban bayramında olduğu gibi bu bayram da kurban edilecek masum hayvanlara cahilcesine çektirdiğimiz acı ve eziyetler yine gündemin baş köşesine oturdu. “Boğalar firarda” manşetiyle verilen haberler belki de geçmiş bayramlarda olduğu gibi bu bayram da reytingi en yüksek haberler arasına girdi. Boğalar niçin firarda? Kurban gibi en kutsal ve Allah’a takdim edeceğimiz hediyemize gösterdiğimiz bu muamele reva mıdır? Dini bir vecibeyi dinimizin bu hususta koyduğu kuralları çiğneyerek yerine getirmek ne ölçüde o vecibenin kabulüne vabestedir? İsterseniz gelin yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ve “alemlere rahmet olarak gönderilen” peygamberimizin hayatından örneklerle bu konuyu açalım: İSLAM DİNİ’NDE HAYVAN HAKLARI Kur’an-ı Kerim’de “ Yedi sema, yer ve bunlarda bulunanlar O’nu tesbih ederler, O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur, fakat siz onların tesbihlerini anlayamazsınız” ayet-i kerimesiyle yeryüzünde yaşayan bütün canlıların kendi dilleri ile Allah’ı tesbih ettiği belirtilmektedir. Bu nedenle dinimizce, gereksiz yere herhangibir canlının öldürülmesi hoş görülmemiştir. Çevresinde bulunan bütün varlıklara karşı iyi davranma ve merhametli yaklaşım her insanda ve müslümanda bulunması gereken güzel huylardandır. Bunun hayvanlara karşı da gösterilmesi özellikle belirtilmektedir. "Merhametli olanlara Rahman merhamet eder. Yerde olanlara merhametli olun ki, gökte olanlar da (melekler) size rahmet etsinler" uyarısı mucibince hareket etmemiz emrolunmaktadır. Peygamberimizin hayatında ve sözlerinde hayvanlara karşı da merhametli olunması ve güzel davranılmasının örnekleri mevcuttur. Kedisini hapsederek açlıktan ölmesine sebep olan bir kadının cehennemde azaba maruz bırakılacağı, hayvanlara eziyet eden insanlara Allah’ın lanet edeceği beyan edilmektedir. Yine peygamberimizin ifadelerinde, ısırdığı için karınca yuvasını yaktıran bir peygamberin, “seni ısıran bir tek karınca idi, sen ise tesbih eden bir ümmeti helak ettin” diye vahiy gelerek, Allah tarafından azarlandığı hatırlatılır. Peygamberimizin karıncalara karşı son derece şefkatli olduğu, hatta onların yuvalarının yakınlarında ateş yakılmasını yasakladığı bildirilmektedir. Hayvanlara eziyet ve işkence de dinimizce yasaklanan işlerdendir. Canlı hayvanların hedef alınarak atış yapılması, dövülmesi, yüzleri, kulakları ve burunlarının işeret amacı ile kesilmesi, yüzlerine dövme yapılması ve hayvanların dövüştürülmesi dinimizce yasaklanmış işlerdendir. Yine hayvanların yuvalarının bozulmaması ve yuvalarındaki yumurtalarının alınmaması konularında peygamberimizin uyarılarını görebiliriz. Hayvanlara fazla yük yüklenmemesi, binek hayvanlarını durdurup üzerinde iken sohbet edilmemesi konularında da zaman zaman dikkat çekici uyarıları mevcuttur. Hayvanı keserken bile ona merhamet etmeyi ve şefkatli olunmasını emretmiştir. “Kesilene merhamet edene, Allah Kıyamet günü merhamet eder” müjdesi ile bizlere tatlı uyarılarda bulunmuştur. Hayvanı kesecek bıçağın bilenerek keskinleştirilmesini, hayvanın gözünden saklanmasını ve kesilecek hayvanın hızlı bir şekilde yatırılarak kesilmesini emretmiştir. Hayvanı kesmek üzere yatırıp bıçağını bilemeye başlayan birisine rastladığı vakit, “sen onu iki kere mi öldürmek istiyorsun, niye yatırmadan önce bıçağını bilemedin” sözleriyle ikaz etmiştir. Benzeri hadise ve ifadelerin örnekleri peygamberimizin hayatını anlatın siyer kitapları ve hadis külliyatlarında görebiliriz. OSMANLILARDA HAYVAN HAKLARI Hayatında ilahi esasları ve peygamberimizin hayatını rehber edinmiş ecdadımızda hayvan hakları konusunda tarihte başka milletlerde görülmeyecek kadar çok ve güzel örnekleri görmekteyiz. Hatta Osmanlı Kanunlarında hayvanları koruma konusunda birçok kanun çıkarıldığını, hayvanlara yardım konusunda birçok vakıf kurulduğunu ve bu vakıfların daimi gelirlerle desteklendiğini görmekteyiz. Bu konuyu da birkaç örnekle açmak istiyorum: Yük hayvanlarının kullanım şeklini belirleyen kanun ve nizamnameler: Hayvanlara eziyet eden kişilere ait kadıların verdiği karar örneklerine Osmanlı şer’iyye sicillerinde rastlamak mümkündür. Hayvanlar yararına vakıflar: Avrupa ve Balkanlar’da olduğu kadar üzerinde yaşadığımız topraklarda da Osmanlı’dan bize miras kalan ve ayakta kalabilen eserlerin birçoğunun vakıf eserleri olduğunu görmekteyiz. İnsan yararı ve sağlığı için geçmişte yapılmış olan hastaneler, camiler, külliyeler, aşevleri, kervansarayların çoğunun birer vakıf eseri olduğu kayıtlardan anlaşılmaktadır. Bunun yanısıra hayvanların bakım ve barınmaları, hasta hayvanların tedavileri, aç hayvanların beslenmeleri, kışın göç edemeyen göçmen kuşlar ve özellikle leyleklerin barınmaları, zayıf ve sahipsiz hayvanların beslenmeleri için barınak, çayır ve otlaklar vakfetmişler ve bu vakıfların idamesi için de belli bir miktar tahsisat çıkarmışlardır. Günümüzde de köşebaşlarında kedileri besleyen kadınlar bu geleneğin temsilcisi olarak hayvanseverlikleri devam ettirmektedirler. Kuşevleri: Osmanlı mimarisinde kuşevlerinin mimariye zevk ve zerafet katan ve üzerinde barındırdığı hayvanlarla sadece üzerinde bulunduğu taş binaya hayat vermekle kalmayıp aynı zamanda hayatımızın bir parçası olarak mahalle hayatına hayat katan ayrı bir yeri vardır. Cami, han, okul, konak gibi yapıların duvarlarında çok zarif olarak kuşevleri inşa edilip , güvercin, kumru gibi hayvanların buralarda barınmaları sağlanmıştır. Günümüz mimarisinde bu türlü kuşevlerine rastlamak mümkün değildir. Bu nedenle kuşlar da mahalle aralarından uzaklaşıp sadece tarihi camilerde ve yapılarda mesken tutmaya devam etmektedirler. SONUÇ OLARAK “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” düşüncesinin makes bulması gereken ve yukarıda örneklerini saydığım şefkat ve merhamet timsali ecdadımızın torunları ve yüce dinimizin mensubu olan bizlere “boğalar firarda” dedirtecek hoş olmayan manzaralar yakışmıyor. Her kurban bayramında medyamıza malzeme olan ve bu bayramda da benzerlerini izlediğimiz manzaralar umarım son olur. Kurban gibi, bizlerin Allah’a yaklaşmasına vesile olabilecek bir ibadet, hayvanlara uyguladığımız, Allah’ın da hoşnut olmayacağı davranışlarla bizi Allah’tan uzaklaştıracak bir duruma düşürmez. |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| “Merhamet etmeyene merhamet edilmez” düşüncesinin makes bulması gereken ve yukarıda örneklerini saydığım şefkat ve merhamet timsali ecdadımızın torunları ve yüce dinimizin mensubu olan bizlere “boğalar firarda” dedirtecek hoş olmayan manzaralar yakışmıyor. Her kurban bayramında medyamıza malzeme olan ve bu bayramda da benzerlerini izlediğimiz manzaralar umarım son olur. Kurban gibi, bizlerin Allah’a yaklaşmasına vesile olabilecek bir ibadet, hayvanlara uyguladığımız, Allah’ın da hoşnut olmayacağı davranışlarla bizi Allah’tan uzaklaştıracak bir duruma düşürmez. maalesef bunlar her bayram yaşanıyor inşallah bu son olur |
| |
| Konu Araçları | |
| |