![]() |
| | #1 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| Çarpıtma ve kışkırtma Başörtüsü - türban karşıtlığı çok kötü bir mugalata - çarpıtma ve kışkırtma ortamına bir kere daha geldi. Pusuya yatmış bir öfke ve saldırı projesi, Başbakan'ın sözlerini malzemeye dönüştürüp harekete geçti. Bu işin koç - başılığını da ne yazık ki ana muhalefet lideri Baykal yapıyor. İnsaf. Mugalata - çarpıtma nerede bakın: Başbakan ne dedi? "Başörtüsüne özgürlük getireceğiz. "Siyasal simge" itirazı var, siyasal simge olmuş olsa bile yasaklanması mı gerekir? Her partinin içinde başörtülü siyaset yapan kadın bulunuyor." Bu söz şöyle okunabilir mi? "Başörtüsü bir siyasal simgedir ve biz onu serbest bırakacağız." Başbakan bunu mu söylüyor? Elbette ki hayır. Ama siz önce onu bunu söyler hale, yani yumruklamaya hazır hale getireceksiniz, ondan sonra da "Seni gidi... İşte siyasal simge itirafında bulundun..." diyerek yumruğu çakacaksınız. İnsaf. Ve ahlak! Feveranın bir boyutu, bu çarpıtma ikliminde giderken, bir başka boyutu, gerçeğin inkarına sapıyor. Bakın CHP lideri Baykal ne diyor? "-Türkiye'de başörtüsü diye bir sorun yoktur; hiçbir yerde yoktur; üniversitede de yoktur. Geçmişte olmamıştır, bugün yoktur, gelecekte de olmayacaktır. Herkes kılık kıyafetini istediği gibi tanzim eder." Baykal'a göre sorun "türban" dan sonra başlıyor. Çünkü türban "siyasal simge" oluyor. İnsaf ve ahlak! Türkiye gerçeği bu mu? Baykal'ın ifadesiyle "Kadınlarımızın tarihî geleneksel kılık kıyafetiyle" üniversite kapısından içeri girilebilir mi? Değil öğrenci, "öğrenci velisi bir anne" olarak girilebilir mi? Milletvekili olunabilir, TBMM'de temsil edilebilir mi? Evet, anamızın başörtüsü ile, başka değil. Üniversite kapısında yasak uygulanırken hangi güvenlik görevlisi ya da rektör, başörtüsü - türban ayrımı yapıyor? "Yasak hemşerim" yaklaşımı, anaların başörtüsüne de, genç kızlarınkine de uygulanmıyor mu? Sayın Baykal, üniversite kapısından kovulan genç kızlar için "analarımızın geleneksel kıyafeti"nden bir örnek başörtüsü ha zırlatabilir mi? Yapmaz, yapamaz, çünkü bu da yasağı sürdürmek için geliştirilen bir mugalata - çarpıtmadır. Gelelim kışkırtma faslına... Baykal doğrusu bu işi iyi yapıyor. "Yüzde 47'ye mi güveniyorsun" tonunda bir öfke salvosu... Hele şu sözlere bakın bir: " Şimdi birdenbire 'siyasi simge olsa ne çıkar, dinî simge olsa ne çıkar' derken ne değişti? Bunun altında yatan neden, yüzde 47 mi? Yüzde 47'nin pek çok çevreyi pıstırdığı, teslim aldığı düşüncesiyle karşı çıkacak babayiğidin kalmadığını düşündüğü için mi yapıyor? Haklı da olabilir, ama bu, bu yanlış istikamete hiç demokratik tepki gösterilmeden devam edebileceği anlamına gelmez. Demokratik güçler karşısına çıkacaktır." "Ey pıstırılmışlar! "Ey teslim alınmışlar! "Ey ortadan kaybolmuş babayiğitler!" Bu, yeterince aşağılama niteliği taşıyan sözlerin peşinden ne demek gerekir? -Öldünüz mü heeyyy! Kalkın ey ehl-i vatan! Sayın Baykal, "Demokratik güçler harekete geçecektir" buyuruyor. Geçtiler netekim! Medya salvolarıyla... Acaba yeterli mi? Yoksa başka pıstırılmış, ortadan kaybolmuş babayiğitler arasında "demokratik!" güçler de var mıydı? Baykal oynuyor. Sandıkla hesabı olmayan bir siyasetçi gibi oynuyor. "Başörtüsü konusunda hiçbir sorun olmadı" düşüncesinde samimi olduğuna inansam, "Hadi öyleyse, başörtüsüne özgürlüğün önünü açalım, türbanı unutalım" diyeceğim ama, bu söylemin mugalatadan başka bir şey olmadığını neredeyse adım gibi biliyorum. Çok yazık! |
| |
| | #2 |
| Üye Değil
Mesajlar: n/a
| dinimize bu kadar düşmanlık eden varken türban yasağının kalktığı günleri görebilecekmiyiz acaba? Rabbim hepimize batıl kaşında duracak gücü verir inş.Peylaşımınız için Allah razı olsun. |
| |
| Konu Araçları | |
| |