ilahi-Tr Forum  

Geri   ilahi-Tr Forum > GENEL > Köşe Yazıları


Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Eski 22-01-2008, 01:22   #1
bengi-su
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan tabiki türbanı tartışacağız(ahmet hakan)

EVET kardeşim, memleketin bunca derdi varken türbanı tartışacağız...

Neden mi?


Eğer memleketin bazı kızları, "Ben ille de başımdaki örtüyle okumak istiyorum" diyorsa...

Buna mukabil...

Memleketimizin bir kesim insanı da, "Hayır! Olamaz! Senin başındaki örtüyü görmeye bile dayanamıyorum, boğuluyorum" diye tepki veriyorsa...

Ve daha o "örtü"nün adında bile anlaşma yoksa...

Bundan daha "hakiki" bir mesele mi olur yahu?

Ne yani?

Ortada böyle yakıcı, sarsıcı, taraf olmaya zorlayıcı bir gündem varken...

Tutup da her sorunlarını halletmiş İsveçliler gibi "Eğitime ayrılan pay yüzde kaç olsun" tartışması mı yapacağız?

Tabii ki türbanı tartışacağız.

* * *

Evet, memleketin bunca sorunu varken türbanı tartışacağız!

Düşünsenize:

Hrant öldürülürken, Şemdinli olurken, rahip katletmek neredeyse milli spor haline gelmişken, ekonomide alarm zilleri çalarken...

Kimsenin "Çekip gideceğim ulan buralardan" diye haykırmak aklının ucundan bile geçmezken...

"Türbanlıların çoğalması", terk-i diyar etmenin en mantıklı, en akılcı ve en haklı gerekçesi olarak sunuluyorsa...

Ve bu sunum, memleketin bir kısım insanı arasında çılgınca aksi seda buluyorsa...

Memleket, türban tartışması dışındaki hiçbir konuda kendinden bu kadar geçmiyorsa...

Ve sadece bu konuda...

Bir oturuşta karşılıklı tam "bin üç yüz otuz tez" çarpışabiliyorsa...

Tabii ki türbanı tartışacağız...

Evet, memleketin bunca derdi varken türbanı tartışacağız!

Görmüyor musunuz?

Adamlar ve kadınlar, çıkıyorlar televizyona...

Önce "Ay içimize fenalıklar geldi bu türbandan..." diye başlıyorlar...

Ama sonra da...

Hiçbir konuda konuşmadıkları kadar bu konuda konuşuyorlar...

Hiçbir konuda vermedikleri kavgayı bu konuda veriyorlar...

Hiçbir konuda yürütmedikleri aklı, bu konuda yürütüyorlar.

Bıkmadan, usanmadan...

27 yıldır aynı lakırdıları, ilk defa söylüyorlarmış edasıyla söylüyorlar...

Şu mavi göğün altında türban konusunda söylenmedik söz kalmadığı halde...

Çıkınlarında bu kadar laf biriktirenlerin olduğu bir memlekette...

Türbanın tartışması yapılmaz da neyin tartışması yapılır?

* * *

Evet, memlekette başka dert yokmuş gibi türbanı tartışacağız...

İktidar, "türban" adı verilen işaret fişeğini çakacak...

Gönlünü türbana kaptırmış kalabalıklar, bu işareti "Tamam, mesaj alınmıştır" diye karşılayarak iktidarın arkasında hizalanacak...

Buna mukabil...

Muhalefet de "Aman kimselere kaptırmayalım" diyerek türban karşıtı duyarlılığı kaşıyacak...

Ve bu oyun...

Her dem taze, her dem heyecan verici şekilde...

Bıkmadan, usanmadan sahnelenecek...

Oyunun gişesi de hep yok satacak...

Bu durumda...

Türbanı tartışmayacağız da neyi tartışacağız Allah’ınızı severseniz?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-01-2008, 01:43   #2
derdest
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Varsayılan



Cumartesi nüshamızda bir fotoğraf dikkat çekiciydi. Gündem sayfamızda yer alan seçim otobüsü fotoğrafında CHP "El ele verelim, iktidara gidelim" diyordu."Güzel günler gelecek" sloganının da kullanıldığı otobüste her kesimden insanı temsil edecek bir kurgu gözetilmişti. Başörtülü bir bayanın varlığı dikkat çekiyordu o fotoğrafta. Doğru bir yaklaşım bu. Çünkü şu ana kadar yapılan bütün kamuoyu araştırmaları gösteriyor ki; halk arasında başı örtülüler-başı açıklar diye bir kavga yok. Ve halkın ezici bir çoğunluğu yasakçı tavırların devam etmesinden yana değil. Halk arasında sorun olmayan bir konu, niçin çeyrek asrı aşacak bir hadise haline geliyor? Ya da halkın desteği istenirken gözetilen nezaket, başörtüsüne çözüm aranırken niçin göz ardı ediliyor? Bu sağduyu otobüsü neden konaklayacak bir yer bulamıyor?..

Maalesef başörtüsü üzerinden herkes bir çeşit iktidar kavgası yapıyor. Sadece siyasî iktidar kavgası değil maksadım. Sınıf kavgası sayılabilecek derecede ilkel yaklaşımlar sergileniyor. Elitist yaklaşımların buyurgan cenderesi kime, nasıl giyinmesini adeta emrediyor. "Şöyle bağlarsan başörtüsü, böyle bağlarsan türban, şu şekilde düğümlersen eşarp, bu şekilde kıvırırsan bone..." Her şey tamam da kim, hangi hakla bir başkasının giyim kuşamına karışabiliyor? Diyelim ki karışma dirayeti ve salahiyeti birilerine verildi; o zaman "öteki" de kalkıp etek boyu ölçmeye yeltenirse bu işin sonu nereye varır? Sokakta var olmayan bir sorun niçin devlet nezdinde sürdürülüyor; bunu anlamak mümkün değil.
Başörtüsü dendi mi bir anda herkes kendini bir siperin arkasına atıveriyor. Siyasî partiler, devlet kurumları, sivil toplum örgütleri; hatta yargı! Tabii ki herkesin, her konuda fikri olabilir ve bunu kamuoyuyla paylaşma hakkına sahiptir; ancak karşı tarafı bir kerecik olsun dinlemeyen, dinlemek istemeyen ve "Ya benim dediğim gibi, yahut hiçbiri" diyerek kendi kafasındakini herkese dikte eden anlayış ne kadar çağdaş, ne kadar moderndir acaba?
Medya, başörtüsü üzerinden yapılan vahim bir cepheleşmenin neferi gibi görüyor kendini. Yazık! Hiç mi orta yolu yok bunun, hiç mi soğukkanlılıkla yaklaşılamayacak bu meseleye? Diyelim ki herkes sağduyusunu yitirdi, özgürlüğün kalesi sayılan, çok sesliliğin yılmaz savunucusu addedilen basına ne oluyor ki yasakçılar safında kendine yer arıyor? Medya, buradaki mağduriyeti ısrarla görmezden geliyor. İnsanların eğitim hakkı engelleniyor. Meselenin en çarpıcı, en tartışılmaz ve en acı gerçeği budur. İnsanların feryadına kulak tıkayarak gazetecilik yapılmaz ki!
Niyet sorgulamaya bayılıyor medya. Birileri de kalkıp medyanın niyetini sorgulayınca asabı bozuluyor bazı meslektaşlarımızın. Sinir bozucu bir durum olduğunda şüphe yok; çünkü niyetinizin sorgulanması, sürekli zan altında tutulmak demektir. Sadece başörtüsü için söylemiyorum bunu. Her konuya semboller üzerinden yaklaşanlar var. Geçenlerde Ahmet Hakan, 'Paranoya sevgilim' başlığıyla bir yazı kaleme aldı. Lüküs Hayat adlı oyunda eteğin boylarının uzadığını düşünen bir adamın "AKP iktidarı geldi de o yüzden mi etekler uzadı?" diye serzenişini anlattı. Olayın aslına bakıyorsunuz; oyun aynı oyun, kostüm aynı kostüm... Ortada paranoyaya dönüşen bir şüphecilik var. Yakında masa örtüsüne bile itirazlar yükselecek, "örtü istemezük" diye feryat edilecek.
Merkez Bankası taşınacak; rejim krizi. Başörtüsü ile ilgili AK Parti ve MHP arasında uzlaşma aranıyor, rejim krizi... Türkiye yoruldu, bu saçma sapan kavgalar yüzünden. Sosyal gerçekliği olmayan endişeleri köpürte köpürte korku tellalı haline gelmiş siyasetçiler, son seçimlerde "bindirilmiş kıtalar"ın demokraside çok büyük bir anlam ifade etmediğini gördü. Şimdi "Yüzde 47'ye mi güveniyorsunuz?" deyip efelenmek kolay geliyor onlara.
Seçim sonucu sadece bir göstergedir; ma'şerî vicdanın temayüllerini ortaya koyar. Ve son gösterge diyor ki; "Rejim krizi ile beni korkutma, suni gündemlerle beni oyalama, yasakçı zihniyetle beni sindirme..."
Hakkını teslim etmeliyim ki siyasetçiler bu mesajın önemini anladı. O yüzden bugün Mehmet Ağar siyaset sahnesinden çekildi, Erkan Mumcu ortalıkta gözükmüyor, CHP'nin sivri söylemini marjinal vekiller üstlendi, MHP yapıcı, tamir edici hamleler peşinde. AK Parti, muhtemel bir şımarıklığı önleme gayretinde. O yüzden valiler davet ediliyor, "Halkın arasına karışın" deniyor, "Pprotokol valisi olmayın" deniyor ve parti yetkilileri seçim bölgelerine sevk ediliyor. Çünkü halkın son iradesi hem iktidara hem muhalefete şunu söyledi: Artık sembolik dalaşmalardan yoruldum, hizmet ve icraat istiyorum. Muhalefet de semboller üzerinden prim yapma yerine icraat denetimine dönmek zorunda.
Peki ya medya! Sosyal değişim rüzgârını karşısına alarak toplumsal taleplere kulak tıkayarak; daha ötesi vatandaşla inatlaşarak gazetecilik yapıl(a)maz. Halk özgürlük istiyor, medya yasakçılık peşinde, halk istikrar ve huzur istiyor, medya kışkırtıcılık sevdasında, halk dünyayla entegre olmak istiyor, medya Türkiye'yi içine kapamak derdinde... Böyle bir şey düşünülebilir mi?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-01-2008, 09:46   #3
Forum Yöneticisi
 
Katılım Tarihi: May 2007
Yaş: 26
Mesajlar: 8,469
Varsayılan

Medya Maymunu HeRif....YaZar müsfetteSi
  Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla

Konu Araçları

Gönderme Kuralları
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum saati Türkiye saatine göredir. Şu an saat 09:41


vBulletin® Version 3.7.3, Telif Hakkı ©2000 - 2008 Jelsoft Enterprises Ltd.
Content Relevant URLs by vBSEO 3.2.0
© 2005 - 2008 ilahi-Tr Forumları
Web Stats