![]() |
| | #1 |
| Forum Yöneticisi Katılım Tarihi: May 2007 Yaş: 26
Mesajlar: 8,469
| TAMER KORKMAZ'ın yazısı... Bu kadar "kıvırtmaya" hangi arşiv dayanabilir ki? DSP lideri Zeki Sezer, Başbakan Erdoğan'la yaptığı görüşmede �uzlaşma sağlamak için türban sürecinin durdurulmasını� önermişti� Sezer, anayasa değişikliği sürecinin �toplumsal mutabakat sağlanana kadar ertelenmesini� istiyordu� Erdoğan'ın DSP liderine verdiği karşılık ise hayli manidardı: �Annelerin başörtüsü isteniyordu ya, biz de onu getiriyoruz�� * * * Kimi laikçilerimizin diline doladığı �annelerimizin başörtüsü�ne üniversitelerde özgürlük getiriliyor� Bu başlı başına �uzlaşma� adımı demektir� Demek ki, neymiş? �Annelerimizin örtüsü� söylemi bir taktikten ibaretmiş� Başka? Aslında �annelerimizin örtüsü�ne de, eşarba da özgürlük istemiyorlarmış! DSP liderinin �uzlaşma�dan anladığı yasağın devam etmesidir� 2008 Türkiye'sinde �üniversitelerdeki türbana özgürlük� hususunda �toplumsal mutabakat� asgari yüzde 70'ler seviyesinde sağlanmış durumdadır� Hal böyle iken, �toplumsal uzlaşma sağlanana kadar bekleyelim� demek yasağın hiç bitmemesi için ucuz numaralara tevessül etmekten başka bir şey değildir� Lafı hiç uzatmayalım: Laikçi kesimin �uzlaşma� dediği hadise öğrencilerin başlarını açmasından ibarettir! 28 Şubat sürecinin �İkna Odaları� zulmü bunun en bariz örneğiydi� Sonraki yıllarda kimi emekli paşalar çıkıp �başlar açılacak başka yolu yok� dediler� Günümüzde de Laikçi Cephe'de aynı nakaratı seslendirenlere rastlıyoruz� Mesela, Cumhuriyet yazarı Oktay Akbal �Çözüm Hayrünnisa Hanım'da!� diyerek aklınca dalga geçiyor� �Çözümün öncüsü olsun, çıkarsın türbanını, açsın başını�� Gördünüz mü, �Uzlaşma�yı! Bol kepçeden �toplumsal uzlaşma� lakırdısı; devam etmesini arzuladıkları hadisenin �faşizm�in ta kendisi olduğu gerçeğini örtemiyor, örtemez� * * * Sezer-Erdoğan görüşmesinin haberi, Hürriyet'in salı günkü manşetinde �Uzlaşma kapıdan çevrildi� başlığıyla verilmişti� Hürriyet, böylesi ince gözbağcılık numaralarında pek mahirdir� E.Ö'nün Hürriyet'i �uzlaşma� söyleminin izini sürerek kamuoyunu yanıltmaya çabalıyor� Getirilmekte olan �annelerin başörtüsü�; ayrıca bu yasal düzenleme �üniversitelerle� sınırlı: E.Ö. bütün bunları gayet iyi bildiği halde hala hiç sıkılmadan �bakın uzlaşmıyorlar� kirli propagandasına devam ediyor� Kendisine �Hani türbanlı kızların üniversiteye girmesinden yanaydın?� diye soranlara şu karşılığı veriyormuş: �Kıvırtmadan hep aynı şeyi söylüyorum. Hala buna taraftarım. Karşı olduğum bunun yöntemidir�� Acaba öyle mi? E.Ö. gerçekten kıvırtmıyor mu? Hemen E.Ö.'nün 1 Ağustos 2000 tarihli yazısını açıyor ve başlığına bakıyoruz: �Türban Sorununu İşte Bu Çocuklar Çözecek� Hangi çocuklar? Yazısının ilgili kısmını okuyoruz: �Türbanlı genç kız, bir saniye bile tereddüt etmeden kafasında bin tilki dolaştırıp politik bir formül aramadan cevabını patlatıyor: Başımdaki örtüyü çıkarır, okuluma giderim�� Bir süre sonra, 19 Ocak 2001'de �Üniversitelerde türban yasağı kalksa ne olur? Türkiye artık bu kompleksinden kurtulmalıdır� diye yazan da E.Ö.! Sonrasında bir daha dönüp 6 Ağustos 2005'te �Gittikçe daha fazla sırıtan o siyasi sembolden başka ne kalıyor geriye? 70'lerin solcu parkası gibi o da yok olup gidecek�� diye yazan da, aynı E.Ö! Bu kadar �kıvırtmaya� hangi arşiv dayanabilir ki? Söz konusu gelgitler �kafasında bin tilki dolaşan� E.Ö.'nün türban yasağı konusunda �ben de kalksın� diyorum yollu söyleminin samimi değil �taktik� olduğunun kanıtıdır. ![]() Yeni Şafak |
| |
| Konu Araçları | |
| |